Ergenlerde Sınav Kaygısı Nasıl Aşılır?

Ergenlerde Sınav Kaygısı Nasıl Aşılır?

Sınavı kazanamazsam her şey biter…

Sınavı düşündükçe elim ayağım birbirine karışıyor…

Endişelenmekten çalışmaya vaktim kalmıyor…”

Örneğin, bir yılanın bize doğru yaklaştığını gördüğümüzde korku duyarız. Oysa kaygı söz konusu olduğunda tehdit ya da tehlike potansiyeldir. Kişi zorlandığını ya da başa çıkma mekanizmalarının yetersiz kaldığını hissettiğinde kaygılanır. Yani kaygıda kişinin yaşamını tehdit eden bir dış tehlikeden çok, benliğini tehdit eden içsel bir tehlike söz konusudur. Öyleyse kaygının aslında kişiye rahatsızlık veren olayın ya da durumun kendisinden çok, o olayın/durumun taşıdığı anlamdan kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Sınav kaygısını, sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşanan bedensel, duygusal ve davranışsal değişimlerle kendisini gösteren bir uyarılmışlık hali olarak tanımlayabiliriz. Sınav kaygısı aslında içinde korkuyu da barındıran ama onunla sınırlı kalmayan bir duygudur. Sınav kaygısı, hem sosyal fobi, hem de performans kaygısıyla yakından ilişkilidir. Sınava hazırlanan gencin kaygısı yalnızca sınavda başarısız olabilme olasılığıyla ilgili değil, bu gencin çevresine ilişkin duyduğu endişeyle de ilgilidir.

Ergen kendi değerlerini ve kişiliklerini çevrelerinin kendilerine yönelik atıflarıyla oluşturur; o yüzden kendi kişiliğini arayan ergen için diğerlerinin gözünde kötü bir duruma düşme, başarısız görünme olasılığı çok kaygı vericidir. Ergenin burada yaşadığı sadece başarısızlık değil, başarısızlığın beraberinde getirdiği değersizlik duygusu ve küçük düşme endişesidir.

Sınav kaygısının belirtilerini bedensel, duygusal ve davranışsal belirtiler olarak üç gruba ayırabiliriz. Bedensel olanların arasında, solunumun hızlanması, titreme, bulantı, ishal, çarpıntı ya da kalp hızında artışı sıralayabiliriz. Çaresizlik, giderilmeyen sıkıntı hissi, güvensizlik, gerginlik, endişe ve panik hali başlıca duygusal belirtilerdir. Kaygının davranışsal belirtileri arasında ise en belirgin olanları, uyku sorunları, agresif davranışlar, kaçma/kaçınma, erteleme davranışlarıdır.

Aslında makul düzeyde kaygı ve gerilim kişiyi motive eder, harekete geçirir. O yüzden sınava çalışmak için de gencin belirli bir ölçüde kaygıya ihtiyacı vardır. Ancak bu kaygı aşırıya vardığında gencin çalışmasını, öğrenmesini, sınav başarısını olumsuz yönde etkiler. Yoğun kaygı yaşayan genç, geleceği düşünmekten bugünü yaşayamaz hale gelir Eğer çocuğunuz sürekli olarak kaygılıysa, kaygısı dikkatini ve zaman içinde hafızasını zayıflatacaktır. Çünkü, biliyoruz ki, duygusal problemler nörogelişimsel işlevleri de olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca kaygı yaşayan gençler nötr bir durumu da tehlikeli olarak algılayabilmektedir. Örn: Öğretmen dersten sonra öğrenciyi yanına çağırdığında kaygılı olmayan bir çocuk “umarım arkadaşlarımla bahçeye çıkmaya vaktim kalır” diye düşünürken, kaygılı çocuk “eyvah, başım belada galiba” diye düşünebilir.

Sınav kaygısıyla baş ederken ailenin yaklaşımı çok önemlidir. Aile içinde başarıya yüklenen anlam, genç üzerindeki beklentileri belirlediği gibi gencin endişesini de arttırır. Anne babaların sınav ve okul başarısını hayat başarının önkoşulu olarak görmeleri gencin üzerindeki baskıyı artıran önemli etkenler arasındadır. Sürekli bir başarı beklentisi çocuğunuz kadar sizin için de yorucu ve yıpratıcıdır. Anne babanın, sınavın önemli olsa da tek önemli olay olmadığını sık sık gençlere hatırlatmaları önemlidir. Ayrıca, başkalarıyla yapılan kıyaslamalar da sizi ve çocuğunuzu olumsuz yönde etkileyecektir: onun bireysel özelliklerini unutarak, çocuğunuzu hep yetersiz ve eksik görmenize neden olacaktır.



× WhatsApp İletişim