All Her Fault Dizisi: Annelikle Beraber Gelen Yükler

All Her Fault Dizisi: Annelikle Beraber Gelen Yükler

All Her Fault Dizisi: Annelikle Beraber Gelen Yükler

“Kadın çocuklarıyla birlikteyken kendi değildir; onlardan ayrıyken kendi değildir; dolayısıyla çocuğunu bırakmak, onunla kalmak kadar zordur.”

— Rachel Cusk, Bir Ömrün Emeği: Anne Olmaya Dair

Bir çocuk kaybolduğunda ilk suçlanan kim olur? Çoğu zaman anne.

Bir çocuğun günlük planlarını kim yapar? Çoğu zaman anne.

All Her Fault dizisi, çalışan bir annenin oğlunu almaya gittiğinde onun kaybolduğunu fark etmesiyle başlıyor. Bir kaçırılma hikayesi çözülürken, yavaş yavaş bir şeyler belirginleşir.

 

Anne Olmak Kendinden Vazgeçmek mi?

“Evden bir kişi olarak çıktım, iki kişi olarak dönüyorum…”

— Rachel Cusk

 

Dizideki üç kadın bunu farklı biçimlerde yaşar. Marissa başarılı ve güçlü görünen bir kadındır. Jenny iş hayatına dönmüş, denge kurmaya çalışan bir annedir. Carrie ise kaybın ardından kimliğini yeniden kurmaya çalışan genç bir kadındır. Koşulları farklı olsa da ortak noktaları aynıdır: annelik onları hem tanımlar hem de kendilerinden uzaklaştırır.

Anne olan bir kadından anneliği çıkardığımızda geriye kim kalır?

Kendisi olmak; yemek yerken, çalışırken, film izlerken yalnızca kendi ihtiyaçlarına odaklanabilmek demektir. Sabah kahvesini çocuğun uyanma saatine göre planlamamak, hobilerine zaman ayırabilmek, arkadaşlarıyla buluşabilmek demektir. Ama sadece bunları yapmak değil; yaparken gerçekten keyif alabilmek.

Cusk’a göre annelik suçluluğu da beraberinde getirir ve bu yüzden o suçluluğu bir taksimetreye benzetir, çocuktan uzaklaşıldığında çalışan bir taksimetreye.

Dizide anneliği bi nebze olsun kolaylaştıran bazı destekler görünür: halaların amcaların varlığı, benzer yaştaki çocuklara sahip annelerin dostluğu, sorumluluk alan bir eş ve her şey rağmen iyi giden bir çift ilişkisi.

 

Görünmez Emek: Takvimde Yazılı Olmayanlar

1989 tarihli İkinci Vardiya kitabında Arlie Hochschild, kadınların en büyük ihtiyacının “evde bir karım olması” şeklinde cevap bulduğunu aktarıyor. Rachel Cusk, çocuk sahibi olduktan sonra kadın ve erkeğin hayatının çoğu zaman zıt yönlerde genişlediğini söylüyor. Geleneksel düzende baba dış dünyada ilerlerken, anne çalışsa dahi evin içinden ve aileden sorumlu olur.

Çalışan ailelerde bir sorun çıktığında da ilk aranan çoğu zaman annedir. İş gününü bölmesi beklenen de odur.

Marissa’nın hikâyesi buna iyi bir örnek. Çocuğunun oyun buluşmasını ayarlar, diğer veliyle iletişim kurar, çocuğunu almaya gider, güvenliği değerlendirir, aksilik olursa çözmeye hazırlanır.

Bu görevlerin çoğu hiçbir ajandada yazmaz. Yapılmış olması beklenir. Hiç kimse -bazen anne de dahil- zihnindeki ajandanın doluluğunun farkında olmaz.

Klinikte de benzer bir sahne sık tekrar eder. Ebeveyn görüşmesinde içeri çoğu zaman anne girer. Bazen “eşim bugün gelemedi” der, bazen de bundan hiç söz edilmez. Süreç ilerledikçe görüşmeleri takip eden, randevuları ayarlayan, “bir şeyler ters mi gidiyor?” diye düşünen kişi yine çoğunlukla annedir.

Bu sahne çoğu zaman ailedeki kimseyi şaşırtmaz. Sanki çocuğun duygusal ihtiyaçlarını takip etmek, süreci taşımak ve yardım aramak annenin doğal sorumluluğuymuş gibi kabul edilir.

Böylece ebeveynlik, fark edilmeden ikiye ayrılır: Biri taşıyan ve takip eden, diğeri ise daha uzakta kalan. Oysa bir çocuğun gelişimi, ancak yük paylaşıldığında gerçekten mümkün olur.

 

Bir Şeyler Ters Gittiğinde: Anne Her Zaman Suçlu

Bir şeyler ters gittiğinde ailede ilk kim sorgulanır? Toplumun cevabı çoğu zaman hazırdır: anne.

All Her Fault’ta da aynı refleks işler. Çocuklarını güvende tutamadıklarını düşündüklerinde kadınlar kendilerini suçlar. Babalar ise daha seyrek biçimde aynı muhasebeye girer.

Marissa bir sahnede şöyle der: “Maratonda müşterimin orada olacağını biliyordum. O yüzden oğlum da bakıcısıyla gelsin istedim.”

Anneler çocukla ilgili aldıkları her kararı sonradan yargılanacakmış gibi yaşayabilirler. Oysa maratonda koşan kişi kocasıdır. Ama o hiçbir zaman “Ben o maratonda koşmasaydım bunlar olmazdı” demez. Risk değerlendirmesi anneden beklenir; baba çoğu zaman denklemin dışında kalır.

Jenny’nin evlilik sahnesinde bu daha da görünür olur. Eşi bağımsız olmaya ihtiyacı olduğunu söyler. Jenny ise “Özür dilerim, daha fazla çabalayacağım” diye karşılık verir.

Haksızlığa uğrayan tarafın özür dilemesi, anneliğin duygusal yükünü çarpıcı biçimde gösterir.

 

Başka Bir Ebeveynlik Mümkün mü?

Dizi yine de başka bir ihtimali gösterir. Kaybolan çocuğun dosyasına bakan polis ve eşi daha dengeli bir ebeveyn ortaklığı örneğidir. Anne çalışır, baba da bakım sorumluluğunu doğal biçimde üstlenir. Baba için çocuğuyla ilgilenmesi “yardım” değil, ebeveynliktir.

Bu baba “ilgili baba” değildir; sadece gerçek bir babadır.

İlgili babalık övgü gerektiren istisna olmaktan çıktığında, annelik de belki ilk kez nefes alabilir.

 

Sonuç

Winnicott “yeterince iyi anne” kavramından söz eder: Mükemmel olmayan ama çocuğuna yeniden dönebilen anne. Bu fikir özgürleştiricidir. Ama All Her Fault şunu da hatırlatır: Yeterince iyi olmanın önündeki en büyük engel, annenin yetersizliği değil; yükü tek başına taşımak zorunda kalması olabilir. Ve bu yük çoğu zaman görünmez olduğu için yeterince konuşulmaz.

 

Uzman Klinik Psikolog Cansu Torun

Kaynakça:

Cusk, R. (2019). Bir Ömrün Emeği: Anne Olmaya Dair. Yapı Kredi Yayınları.

Hochschild, A. (1989). İkinci Vardiya.

Bazı cesur annelerin hikayeleri.