Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenir.

Çocuk Gelişimine Yakından Bakmak

Çocuk Gelişimine Yakından Bakmak

Uzmanların son yıllarda gelişimsel tarama ve değerlendirmelere dikkat çekmelerinin nedeni, gelişimsel geriliklerin erken dönemde tespit edilmemesinin, güçlüklerin artarak devam etmesine ve çocuk ile ailenin hayatını olumsuz etkilemesine neden olmasıdır. Ne yazık ki, çoğunlukla önemsenmeyen ya da fark edilmeyen gelişimsel geriliğe sahip çocukların güçlükleri okul dönemine kadar devam etmekte, artarak devam etmiş bu güçlükler ise çocuğun uyum ve öğrenme süreçlerini son derece olumsuz etkilemektedir.

Elbette anne-baba olarak gelişimi; çocuğunuzun oyunlarına, konuşmalarına, davranışlarına ve öğrendiklerine yakından bakarak takip edebilirsiniz. Şüphesiz anne-babalar ve çocuğa bakım veren diğer yetişkinler çocuğa en yakında olmaları açısından pek çok yeni adımı gözlemleyebilmek adına avantajlıdırlar. Fakat, bazen bu kadar yakın olmak objektif olarak gelişimi değerlendirmemizi ya da bazı aksamaları görmeyi güçleştirebilir. Unutmayalım ki, çocuğunuzun gelişimini takip etmek, yalnızca bedensel (boy, kilo, fiziksel sağlık) gelişimini izlemek değildir. Sağlıklı bir çocuk, hem fiziksel hem de zihinsel, dil, sosyal, duygusal ve öz-bakım alanlarında yaşına uygun becerileri edinebilen çocuktur.

Çocuk gelişimini değerlendirmek için bu alanda çalışan psikologlar, ‘gelişimsel tarama’ ya da ‘gelişimsel değerlendirme’ den yararlanırlar. Gelişimsel tarama ve değerlendirme, çocukların içinde bulundukları yaşa ait temel becerileri edinip edinmediğini ve olası bir gelişimsel gecikmeyi değerlendirmek amacıyla kullandıkları araçlardır. Gelişim değerlendirmesi uygulayan uzman çocuğunuzla doğrudan iletişime geçip gelişimsel düzeyini anlamaya yönelik standartları olan özel olarak tasarlanmış oyunlar oynayarak bir değerlendirme yapabilir, anne-baba, bakım veren veya çevredeki diğer kişiler ve nesneler ile nasıl ilişki kurduğunu gözlemleyebilir ve anne-babaya çocuğunuzun gelişimi ile ilgili çeşitli sorular sorabilir. Edinilen bilgiye göre çocuğun gelişiminin genel olarak ve spesifik gelişim alanlarında normal sınırlarda seyredip seyretmediği değerlendirilir ve gerekirse gelişimi destekleyici bir plan oluşturulabilir.

0
  2703 Hits

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Söz oyuncaklara gelince, gelişim ve yaratıcılık açısından, azı karar çoğu zarar denilebilir. Tatiller anılar oluşturma zamanıdır fakat çoğu evde tatiller çocukların dilek listelerinde bulunan mutlaka alınması gereken heves duyduğu bir şeyi, oyuncağı veya herhangi bir şeyi aceleyle kapmak anlamına gelir.

Alışveriş merkezlerindeki uzun kuyruklardan ve tuhaf kalabalıklardan bıkan ebeveynlere iyi bir haber var. Ohio'daki Toledo Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre oyuncaklardaki bolluk çocukların oyun kalitesini azaltıyor. Daha az sayıda oyuncağa sahip olmak küçük çocuğun odaklanmasını ve daha yaratıcı bir şekilde, hayali oyuna angaje olmasını sağlayabiliyor. Bebek Davranış ve Gelişimi adlı dergide yayınlanan Ortamda Bulunan Oyuncak Sayısının Çocukların Oyununa Etkisini inceleyen çalışmaya göre daha az sayıda oyuncağa sahip olmak daha mutlu bir oyun ve en sonunda da daha derin bir bilişsel gelişimle sonuçlanıyor.

Araştırmacılar, yaşları 18 ila 30 ay arasında bulunan 36 çocuk katılımcıyı serbest oyun seanslarında gözlemlemişlerdir. Çocuklara ya 4 ya da 16 oyuncak verilmiştir. Çalışmanın sonucunda iki oyuncak grubu arasında çocukların oyunlarının kalitesinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Sürdürülebilir oyun ve diğer çeşitli oyun tavırlarıyla değerlendirildiğinde, 4 oyuncak grubunda yer alan çocukların 16 oyuncak grubunda yer alan çocuklara göre daha kaliteli bir oyuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Esasen, daha az sayıda oyuncak verildiğinde, çocuklar onlarla daha çeşitli biçimlerde ve daha uzun zaman dilimlerinde oynamışlardır.

Toledo çalışmasının araştırmacılarından biri olan Alexia Metz, her katılımcının her iki grupta da - 4 oyuncak ve 16 oyuncak- farklı günler ve rastgele sıra ile oynadıklarını böylece farkın sadece ortamdaki değişiklikten (oyuncak sayısı) kaynaklandığını ve çocuklardaki çeşitliliği bir ölçüde kontrol ettiklerini belirtmiştir. Çocuklara 16 oyuncak verildiğinde, Metz ve diğer araştırmacılar dikkatin dağılmasını ve dezavantajı doğrulayabilmiştir. Bu çalışmanın sonucu oyuncak sayısındaki bolluğun ne tarz bir dikkat dağılımı yarattığını göstermiştir. Daha az oyuncak verildiğinde katılımcılar daha uzun süreli bir şekilde oyun oynamışlardır.

4 oyuncak grubunda olan çocuklar oyuncaklarla 1 buçuk kat daha fazla etkileşime sergilemiştir. Bu durum, küçük çocukların daha az oyuncak verildiğinde daha karmaşık, daha gelişmiş şekillerde oynama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oyuncağa karşı artmış bir ilgi gelişimin pek çok yönüne (Örneğin hayali ve mış gibi oyun oynama, kendini ifade etme, ince motor koordinasyonu gibi fiziksel özelliklere ve problem çözme becerilerine) pozitif olarak etki etmektedir.

Çocuklarınıza hediye olarak oyuncak alırken, özellikle de küçük yaştaki çocuklarınıza, kendinize şu soruları sormanızda fayda var: Çocuğumun gerçekten bu oyuncağa ihtiyacı var mı? Bu oyuncak onun oyun zamanını zenginleştirecek mi yoksa sadece öylesine bir iki hafta kullanılacak ve sonra yok sayılacak mı?

Tatil alışverişinizi yaparken yeni bir oyuncak yerine yaratıcı ve bağ kurabileceğiniz ritüeller yaratmayı bir düşünün. Yıllık film izleme tarihleri belirlemek, yılda bir pişirilen bir kurabiye hazırlamak veya tatil menüsünü birlikte hazırlamak gibi planları uygulayabilirsiniz. Araştırmalar ailelerin materyal veya eşyalar yerine aktivitelere yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Psikolog Thomas Gilovich, insanların geriye dönüp baktıklarında satın aldıkları materyallerden çok deneyimlerini daha büyük bir doyumla hatırladıklarını bulmuştur. Deneyimsel şeyleri satın alan insanların, örneğin kayak pistine giriş kartı veya konser bileti gibi, maddesel şeylere para harcayan insanlara oranla daha fazla mutlu olduklarını göstermiştir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  2504 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  1896 Hits

Çocuk Gelişimiyle İlgili Unutmamanız Gereken 8 Şey

Çocuk Gelişimiyle İlgili Unutmamanız Gereken 8 Şey
  1. Çocuklar ve hatta bebekler ailelerini ya da bakımveren veren çevrelerini tehdit edici bir strese maruz kaldıklarında bu durumdan olumsuz olarak etkilenirler. Olumsuz erken dönem çocukluk deneyimleri beyinde fiziksel ve kimyasal bozukluğa sebep olabilir.
  2. Gelişim etkileşimsel bir işleyiştir ve yaşamın akıbeti yalnızca genler tarafından belirlenmez. Çocuklar dürtülerini kontrol etme, odaklanma ve bilgileri hafızada tutma kapasitelerine sahip olarak dünyaya gelirler. Ancak erken dönem deneyimleri bu kapasitelerin nasıl gelişeceğinin temelini oluşturur.
  3. Ebeveyn ve çocuk arasındaki bağlanma birincil düzeyde önemli olmasının yanında, küçük yaştaki çocuklar aile içinde ya da dışında bakım veren diğer bir kişiyle kurduğu ilişkiden de faydalanabilir.
  4. Beyin yapısı doğumdan ilk üç yıla kadar önemli derecede şekillenmesine rağmen, gelişimi ergenlik ve genç yetişkinlik dönemine kadar devam eder.
  5. Çocuğun yaşadığı ihmal çocuğun gelişimini etkileyen ciddi bir tehdittir. Hatta bu durum fiziksel istismardan bile daha etkilidir. İhmal deneyimleri bilişsel bozukluklara, akademik zorluklara, dikkat problemlerine, dil gelişimindeki aksaklıklara neden olabilir, sosyal ilişkileri etkileyebilir.
  6. Şiddete ve olumsuz deneyimlere maruz kalan küçük çocuklar bundan olumsuz şekilde etkilenmelerine karşın, sunulan güvenilir ve destekleyici çevreden yararlanabilirler.
  7. Çocuğu onu tehdit edici çevreden uzaklaştırmak, yaşadığı olumsuz deneyimleri otomotik olarak tersine çevirmez. Çevresinin güven, kontrol, öngörülebilir ve destekleyici bakım etrafında restore edilmesi gerekir.
  8. Olumsuzluklara rağmen gelişme, büyüme ve uyum sağlama becerileri destekleyici ilişkiler yoluyla gelişir. Araştırmalar çocuğun güvenebileceği bir ilişkinin içinde olmasının (en azından bir ilişki) birçok becerisinin gelişimi için fırsat olduğunu söylemektedir.

Çeviren: Sevde Amil
Kaynak: Center on the Developing Child, Harvard Üniversitesi.

0
  2359 Hits

At Biniciliği Çocuğunuzun Zekâsını Fazlasıyla Geliştirebilir

At Biniciliği Çocuğunuzun Zekâsını Fazlasıyla Geliştirebilir

Çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmak istediğiniz bir sonraki seferde bu kitap dışı aktiviteyi dikkate almalısınız. Kitaplar ve özel öğretmenler iyidir peki ya at binmeye ne dersiniz? Tokyo Tarım Üniversitesi’nden bilim adamları, at binmenin çocukların bilişsel yeteneklerinin büyük ölçüde gelişmesine yardımcı olduğunu keşfettiler.

Araştırmalarında, bu aktivitenin hafızaya, öğrenmeye ve problem çözmeye katkıda bulunduğunu keşfetmişlerdir. Deneylerinde (10-12 yaşlarında) 34 erkek ve 72 kızdan oluşan grubu 3’e bölmüşlerdir (ata binme, yürüme ve dinlenme). Deney boyunca Yap/Yapma görevlerini yerine getirmişler ve aritmetik problemler çözmüşlerdir.

Yap/Yapma görevi çalışan bellek kapasitesiyle ilişkilidir ve üç önemli konsepti ölçtüğü iddia edilir:

  1. Engellenme, “tepkinin veya düşüncenin baskılandığı süreç”
  2. Davranışsal engellenme (bilişsel), “eylemlerin baskılanması”
  3. Tepkisel engellenme veya “belirli bir ortamda amaca yönelik davranışa karışan uygunsuz olan eylemlerin baskılanması”.

Her iki görevin de (Yap / Yapma ve aritmetik) çalışan bellek kapasitesiyle, öğrenmeyle ve problem çözmeyle ilişkisi vardır.

Büyüleyici sonuca göre, at binme aktivitesiyle uğraşan çocuklar bu görevlerde oldukça gelişmiş sonuçlar almışlardır. Araştırma, atlar tarafından üretilen titremelerin sempatik sinir sistemini (otonom sinir sistemi olarak da bilinir) uyarabildiğini göstermiştir. Beynin bu tarafı çoğu zaman savaş veya kaç tepkisi olarak adlandırılan kısmı aktive eder. Ayrıca istemsiz fonksiyonları (kalp atışı, nefes alma, sindirim gibi) da kontrol eder ve yeni araştırmalar bu sistemin büyük ölçüde bilişsel yeteneklere de katkıda bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.

Yarı melez veya midilli atlarının üzerine binme Yap/Yapma görevlerini ve aritmetiği gerçekleştirme yeteneklerine katkıda bulunurken, araştırma Japon Kiso atının otonom sinir sistemindeki aktivite vasıtasıyla iyileştirme etkisi sağladığını ortaya çıkarmıştır. Bu keşif çocuğunuzu at binmeye götürmeniz için bir başka iyi neden. Eğlence kendiliğinden ödül ve etkileri hayat değiştirici olabilir.

Çeviren: Dilay Celasun 
Kaynak: Curious Mind Magazine

1
  2842 Hits

Çocukların İş Birliği Yapmasına Yardımcı Olacak 5 Etkili Yöntem

Çocukların İş Birliği Yapmasına Yardımcı Olacak 5 Etkili Yöntem

Onlardan bir şey yapmalarını istemeden önce bir çocukla ilişki kurmak, iş birliğini başlamasına yardımcı olur.

  • Uyumak için yatağa gitmek,
  • Tuvalete gitmek,
  • Akşam yemeğini yemek,
  • Giyinmek,
  • Oyuncakları toplamak,

Çocuğunuza bunları daha kolay bir şekilde yaptırmaya mı ihtiyacınız var?

Çocuklarınıza daha fazla iş birliğiyle ve daha kolay bir şekilde bir şey yaptırmak için "istek öncesinde ilişki kurmak” kullanılabilecek çok güçlü bir araçtır. Onlardan bir şeyler yapmalarını istemeden önce çocuğunuzla bir kaç dakika bağlantı kurun. Bu sadece gününüzü daha kolay bir hale getirmekle kalmaz aynı zamanda çocuğunuzla yakınlık kurmanızı ve aranızdaki bağı güçlendirmenizi sağlar.

Bir istekte bulunmadan önce ilişki kurabilmenin birkaç yolu:

1. Dur ve Gözlemle: Çocuğunuzu sessizce izleyin

Siz “Yemeğe gel” demeden önce, bir süre durun ve çocuğunuzun ne ile meşgul olduğuna dikkat edin. oyuncaklarıyla yemek mi pişiriyor? Arabalarıyla mı oynuyor? Kumbarasındaki paraları mı sayıyor? Onları bir süre izleyip, bir şeylerle nasıl derinden meşgul olduklarını fark edin.

2. Yorum yap/Sor: Görüyorum ki meşgulsün. . . "ve ya" Ne yaptığını bana anlatır mısın?

Çocuklarınızın ne yaptığını anladığınızı onlara gösterin. Görüyorum ki anneannen için bir çizim kitabı yapıyorsun, ya da, tren setindeki köprüyü bir araya getiriyorsun, ya da, şeritlerle bir şeyler yaptığını görüyorum, ya da, Bana ne yaptığından / oynadığından bahseder misin?

3. "Sana Katılabilir miyim?" diye sorun

Çocuklar yaptıkları şeylere daldıklarında, "Size katılabilir miyim?" sorusunu sorduktan sonra çocuğun oyununa onu liderliğinde dahil olun (oyundan onları sorumlu tutun). Beş dakika boyunca (ya da ne kadar zamanınız varsa) onlarla bir puzzle yapın, yakalamaca oynayın, bloklarla bir şeyler inşa edin, boncuklarla kolye yapıp, onları renklendirin, birlikte kitap okuyun, ya da yaptıkları her neyse onunla uğraşmaya devam edin. Bazı çocuklar, oyuna katılmanız konusunda istekli olabilirler; bazıları ise sadece izlemenizi tercih edebilir. oyunlarına girdikten beş dakika sonra dişlerini fırçalama ve ya kitaplarını toplama konusunda daha istekli olacaklardır.

4. Kontrolü ona verin

Çocuklar güç ve kontrol hissini severler. Onlara bir süre sonra kontrolü vererek (bir sonraki işi yapmak için) iş birliği yapma ihtimallerini arttırabilirsiniz.

Kontrolü onlara vermeyi önerebilmek için örnek sorular:

  • Bunu hangi özel bölüme koymak istersin(sabaha kadar, biz gelene kadar, vb.)?
    Bir çocuk yatmadan önce bir şeyle oynuyorsa ya da bir yere gitmek için ayrılırken, eşyalarını sonradan bulabilecekleri özel bir yere koymaları, sonradan o eşyayı bulmalarına yardımcı olabilir.
  • Oraya nasıl gitmek istersin?
    Bisiklete binmek ister misin yoksa oraya birlikte mi gitmek istersin ?

5. Planlanan Şeyleri Öncesinde Çocuklarla Paylaşın

Çocukların günlük planı önceden bilmelerine izin verin. "Kütüphaneye gidiyoruz, sonra yüzme dersine gidiyoruz, sonra parkta bir saat duruyoruz." Onlara bir kontrol listesi yazınız (veya henüz okunamıyorsa resimli kontrol listesi) ve yaptığınızı şeyleri kontrol etmesini isteyin. Bir etkinlik için özel şeyler hazırlamanıza veya paketlemenize yardım etmelerini isteyin. Bu "nereye gidiyoruz, neyse bir önemi yok zaten" sorusundan ziyade; onlara kontrol ve güvenlik hissi verir.

Çocuklardan bir şeyler yapmalarını istemeden önce sadece 5 dakika ilişki kurmaya çabalamanız, çocuğunuzun istediğiniz bir sonraki şeyi daha fazla iş birliği ve daha az dirençle tamamlamasına yardımcı olacaktır. Bu ayrıca “hassas ebeveynliğin” bir şeklidir, araştırmaya göre, “hassas ebeveynlik” bireyin sosyal yeterliliğinin ve akademik başarısının güçlü bir öngördürücüsüdür (Science Daily, 2014).

Çeviren: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  3060 Hits

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120


0
Paylaşım