Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenen psikoloji blogumuzda çocuk, ergen, çift ve aile, yetişkin ve sporculara yönelik güncel psikoloji haberleri ve araştırmaları yayınlamaktayız.

Sınıfta Hiç Konuşmayan O Çocuk

Sınıfta Hiç Konuşmayan O Çocuk

O sessiz çocuğun konuşmama sebeplerinden biri de, korkulu rüyası olan “ilgi” olabilir. Bir kaygı bozukluğu olan seçici konuşma bozukluğu, acı veren bir utangaçlığa benzer, fakat biraz farklı bir şekilde. Bu çocuklar, genellikle konuşurlar, hatta bazıları gevezelik bile ederler. Fakat, okul gibi bazı ortamlara girdiklerinde kapanırlar ve sessizleşirler. Seçici konuşma bozukluğunun seyrek rastlanan bir durum olduğuna inanılmasına karşın, yapılan araştırmalar her ilkokulda en az bir çocuğun bu tanıyı aldığını göstermektedir. Bu çocuklar, sınıfta konuşmayan, oyun alanında 1-2 kelimeden fazla kullanmayan ve neredeyse tuvalete gitmek için izin isteyemedikleri için altlarını ıslatan çocuklardır.

Genellikle okul öncesi veya anaokulu çağında semptomlarını göstermeye başlayan seçici konuşma bozukluğu uzmanların gözünden kaçırılabilir. Bu gibi durumlarda, aileler çocuklarının yerine konuşarak, onların demek istediklerini mimik veya jestlerini anlayarak, çocuklarının “utangaçlıklarını” şaşkınlık içindeki öğretmenlere ve komşulara açıklamak isterler. Fakat, seçici konuşma bozukluğu kolaylıkla unutulup gitmez. Yapılan araştırmalar, birçok çocukta bu bozukluğun 5 seneye kadar devam ettiğini göstermektedir. Psikologlar ve eğitimciler, çocukların sosyal, psikolojik ve akademik gelişimleri için bu bozukluğa müdahale edilmesi gerektiğinde hemfikirlerdir.

Seçici konuşma bozukluğuna sahip çocuklarla geçirdiğiniz bir günün sonunda, onların içlerinde gizli bir açma/kapama düğmesi olduğu fikrine kapılabilirsiniz. Örneğin, Amerika’da bu gibi çocuklar için yaratılmış “Cesaret Kampı’nda”, tanınmayan bir terapistin konuşmaya dahil olma çabasını fark ettiği anda kendini kapayan çocukları düşünebiliriz. Seçici konuşma bozukluğu üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, bu bozukluğun karşı koymaktan çok kaygı odaklı olduğu görülmüştür ve şu anda kaygı bozukluklarının bir alt tipi olarak görülmektedir. Bu kaygı, sıklıkla, sosyal kaygı bozukluğu olduğu görülmektedir. 2002 senesinde yapılan araştırmalarda, 2,256 anaokulu çocuğunun birçoğunun bu tanı kriterlerine uymakta olduğu fakat tanı almamış oldukları görülmüştür. Öğretmenler, genellikle bu çocukların “çok çok utangaç” olduğunu düşünmekte ve sessizliklerden çok kural dışı olan davranışlarla ilgilenmektedirler. Bir diğer hata ise, yanlış tanıdır. Bu gibi çocuklar sıklıkla konuşma ve dil bozukluğu veya otizm tanısı almaktadırlar.

Ebeveynler, genellikle bu karakter özelliklerinin (içe kapanıklık ve konuşmama halinin) erken yaşlardan itibaren görülmekte olduğunu dile getirirler. Buna, içe kapanık mizaç özelliği denebilir. Birçoğu iyi gitse de, içe kapanık mizaçlı çocukların %30’unun kaygı bozukluğu ve özellikle sosyal anksiyete bozukluğu geliştirme riski vardır. Bunun yanı sıra, bu özellikleri gösteren çocukların % 75’inin ebeveynleri de benzer özellikleri göstermiş veya göstermektedir. 2011 yılında yapılan bir araştırma, bir geninin sosyal kaygı bozukluğunun semptomlarıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Yapılan diğer araştırmalar ise, bazı çocukların işitme anormalliği yaşadığı ve kendi seslerini daha kalın veya komik duymaları nedeniyle konuşmadıklarına işaret etmektedir. Bu örnekte de görüldüğü gibi, sözel veya sosyal bir hata yapma, dalga geçilme ihtimali bu çocukların korkulu rüyasıdır.

Bu çocuklar için yardım almaya gelindiğinde, Amerika’da, çocukların grup aktivitelerinde katılım göstererek puan topladıkları “Cesaret Kampı” akla gelmektedir. New York Üniversitesi psikologları ise farklı bir yöntem izlemektedirler. İlk olarak çocukların klinik ortamda aileleri ve terapistler ile konuşmaya başladığı bu sistemde, terapistler, öğretmenler ile iletişim halinde kalarak çocukları sınıfta ses çıkarmaya yüreklendirmektedir. Burada, davranışlar, çocukların konuştukları çemberi genişletmeyi hedefler. Öğretmenler, sınıflarda çocuklara seçenek sunarak (Örn: Cevap 5 mi 7 mi?) sınıf içi konuşmayı desteklerler. Bu çocukların kaygılı tarafları ile çalışırken, küçük dozlarda ilaç kullanımı da terapistlerin tercih ettiği bir yöntem olabilir. Bu bozukluğun tam sebebi veya genetik altyapısı tam olarak bilinmese de, tüm uzmanlar bir konuda hemfikirdir: Öğretmenler, terapistler ve özel eğitimcilerin, bu bozukluğu tanımak ve müdahale etme konusunda bilgilendirilmesi birçok sessiz çocuğa umut olmaktadır.

Derleyen: Serra Ababay

Kaynak: Wallis, C. (2015, May). Beyond Shy: Why Some Kids Clam Up in School. Scientific American Mind, 26 (3), pp.51-55

6
Dikkate İlişkin Problemleri Olan Çocukların Ortak ...
Kaygınızın Çocuğunuza Geçmesine Nasıl Engel Olabil...

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120