Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenen psikoloji blogumuzda çocuk, ergen, çift ve aile, yetişkin ve sporculara yönelik güncel psikoloji haberleri ve araştırmaları yayınlamaktayız.

Otizmde Eğitimsel Bakış Açıları

Otizm spektrumu Leo Kanner 1943 ve Hans Asperger'in 1944 yıllarında yayınladıkları makalelerle bilimsel gerçeklik kazanmış nörolojik bir bozukluktur. Bu nörolojik bozukluğun bir spektrum olarak adlandırılmasının nedeni yıllar içerisinde incelenilen vakalarda hastalığın seyrinin çok farklı yönlere kayabildiğinin görülmesidir. Tüm vakaları bu spektrumunun altında toplayan faktörler toplumsal ilişkilerde, iletişimde, ilgi alanları ve aktivitelerde, dil gelişimde, imajinatif düşüncede bozukluklar olsa da otistik çocuklar ya da yetişkinler de birey olmayı sürdürürler. Bu çocukların yaklaşık %20'si hiç konuşamazken diğerleri konuşabilir. Zeka düzeyleri bireyden bireye değişir. Bazıları fiziksel kontağa ve kişilerarası iletişime tamamen kapalı gözükürken diğerleri daha açık olabilir. Bazı çocuklarda tekrarlayıcı, stereotipik hareketler gözlenebilirken bazılarında gözlenmez.

Bütün bu sebeplerden dolayı otizmle çalışılırken tüm eğitim sürecini bireyin ihtiyaçlarına göre yapılandırmak çok önemlidir. Eğitimdeki amaç genel eğitim anlayışında olduğu gibi çocuğun üniversiteyi okuma ve bitirme seviyesine gelmesi değil fonksiyonelliğin artması olmalıdır. Örneğin otistik çocuklar gözlemleyerek öğrenmekte güçlük çekerler. Bu sebeple normal gelişimde sadece gözleme dayalı öğrenilen öz bakım becerilerinin otistik çocuklara öğretilmesi gerekmektedir. Bunun yanında konuşmayan çocuklar için sözel olmayan iletişim yollarının ve sosyallikle ilgili kuralların da öğretilmesi gereklidir. Dolayısıyla eğitim sadece artimetik ve okuma gibi bilişsel öğeleri değil sosyal ve iletişimsel öğeleri de içermelidir.

Otizmde duyusal entegrasyon normal çocuklara kıyasla farklı olduğundan eğitim içerisinde farklı duyusal öğeleri kullanmak yararlı olacaktır. Bazı otistik çocuklar görsel, bazıları işitsel , bazıları ise dokunsal öğelerin kullanıldığı ortamlarda daha iyi öğrenebilir. Çocuğun yatkınlığının belirlenmesi eğitimin çok daha etkili ve sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Örneğin çoğu otistik çocuğun işitsel komutları çok iyi takip edemediği ancak görsel ipuçlarını kolaylıkla takip edebildiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu sebeple görsel olarak düzenlenen programlar ya da resimli çizelgeler çocukların eğitimi takip etmesini kolaylaştırabilir.

Dünyada yıllar içerisinde otizmle baş etmek için pek çok eğitimsel sistem geliştirilmiştir. Bu sistemlerin hiç biri otizmi tamamen tedavi edemez ancak bireylerin bilişsel, duygusal gelişimlerini ve fonksiyonelliklerini olumlu etkiledikleri bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Edimsel (operant) koşullanmayı temel alan eğitimsel müdahaleler ödülleri kullanarak davranışı değiştirmeyi hedefler. Hedef davranışlar ödüllerle pekiştirilir. Eğitmenin çocuğa uyum sağlamasından çok çocuğun eğitmene uyum sağlaması esas alınır. Bu eğitim sistemi en çok dil ve bilişsel gelişimi normal çocuklara yakın küçük otistik çocuklarla işe yarar.

Taklidin esas alındığı eğitimsel sistemlerde çocuğun lider olmasına izin verilir. Özellikle oyun içerisinde, eğitmen çocuğun yaptıklarını taklit ederek gelişimi destekler. Bu yaklaşımın yeterliliği üzerinde kuvvetli bilimsel veriler mevcut değildir. Ancak bu sistemden yarar sağlamış pek çok aile ve çocuk mevcuttur. İş-uğraş terapileri ve duyusal bütünleme yöntemleri otistik bireylerin "duyusal defansları" üzerinde çalışırlar. Çocukları rahatsız eden seslerin, kokuların ve dokuların onların öğrenmesini zorlaştırdığı düşünülür. Bu sebeple bu uyaranların üzerinde çalışılarak onlara alışılması hedeflenir. İletişimi esas alan terapilerde ise hem sözel olmayan hem de sözel olan iletişim çalışılır. Hedef çocuğun iletişim kurmak zorunda olduğunu keşfetmesidir. Bunu keşfederken çocuk aynı zamanda bazen başkalarının yardımına ihtiyaç duyabileceğini, isteklerini belirtmek için işaretlere ve sinyallere ihtiyaç duyduğunu ve bağırmanın ya da ağlamanın işe yaramadığını da öğrenecektir. Özet olarak, otizmle çalışırken çocuğun bireysel ihtiyaçları ve güçlü yanları belirlenerek onun fonksiyonelliğini arttıracak hedefler belirlenmeli ve gerekirse entegratif bir bakış açısı oluşturulmalıdır. Motivasyon normal bireylerde olduğu gibi otistik bireylerde de öğrenmenin temelini oluşturur. Dikkat edilmesi gereken ilk nokta çocuğun dünyasının tanımlanmasıdır. Ancak çocuğa göre adapte edilen bir eğitim programıyla gelişimi sağlıklı bir biçimde desteklenebilir.

1
Oyun Oynamanın Karşı Konulmaz Gücü
Sporda Psikolojik Program

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120