Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenir.

Okullar Açıldı….

Okullar Açıldı...

Okullar açıldı ve öğrenciler için olduğu kadar veliler için de yeni bir dönem başladı. Hepimizin sorunları ise hemen hemen aynı. Tablet ya da TV başında geçirilen uzun saatler, yapılırken bin dereden su getirilen ödevler, bitmeyen telefon mesajlaşmaları, evdeki yemeklere tercih edilen şekerli ve unlu atıştırmalıklar...

Süreci daha iyi yönetebilmek için bazı çözüm önerileri neler olabilir?

  • Kuralları senenin başında ilişkiler gerilmemişken koymak ve öncelikle kendimiz uymak.
  • Çocuk eve gelince onu bir yetişkinin karşılaması, uygun bir dinlenme aralığından sonra ödevlere sakin bir şekilde yönlendirmesi.
  • Uyumak için önceden belirlenmiş bir saatin olması ve olumlu duygularla günün kapatılması.
  • Çocuk okuldan gelince onun da tercih edeceği sağlıklı atıştırmalıkların yahut öğünün hazır edilmesi.
  • Ödev yapılan zaman dilimi içinde telefona ve tablete erişimin kısıtlanması.
  • Aile içinde yapılması gerekenlerin dışında oyun ve eğlence sürelerinin de düzenlenmesi ve hayattan keyif almaya devam etmek.....
1
  621 Hits

Ergenlikte Depresyon

Ergenlikte Depresyon

Kendimi sürekli yorgun hissediyorum. İçimden hiçbirşey yapmak gelmiyor. Boynum ve başım devamlı ağrıyor...

Etrafımdaki herkese kızgınım, devamlı neyin var diyorlar, bu beni çok rahatsız ediyor, kimseyle konuşmak içimden gelmiyor.

Sabahları uyanmak içimden gelmiyor. Hiçbirşey ilgimi çekmiyor.

Ergenlik çocuklukla yetişkinlik arasında bir geçiş dönemidir. Yoğun duygusal, fiziksel ve sosyal değişimlerin yaşandığı bu dönem hem ergen hem de ailesi için zor ve çalkantılı bir süreçtir. Çocuk olmakla yetişkin olmak arasında kalan ergenin kaygı,üzüntü, korku, çaresizlik, umutsuzluk gibi duyguları zaman zaman yaşaması normal gelişimin bir parçasıdır.

Ancak bu duygular bazen daha yaygın bir hale bürünüp, kişinin gündelik hayatını ve işlevselliğini etkileyebilir. Genetik yatkınlık,biyolojik, çevresel ve psikolojik etkenler ve büyüme hormone depresyonun ortaya çıkışında rol oynayan başlıca etmenler arasındadır. Ayrıca, aile içinde rollerin değişmesi, sorumluluğun ve geleceğe yönelik beklerin artması da depresyonu tetikleyen nedenler arasında olabilir.

Ergenlikte depresyon tanısı koymak yetişkinlerdekine göre daha zor olabilir. Çevresiyle duyguları hakkında konuşmak istemeyen ergen içe kapanabilir. Ergenlerde beden dili, jestler mimikler depresyon tanısını koyarken sözel iletişim kadar önemlidir. Gencin aile ilişkileri kadar, yakın çevresiyle ve arkadaşlarıyla kurduğu ilişkilerin niteliği de önemli bir ipucu sağlayabilir. Okuldaki başarısı ve genel tutumu kadar doyurucu bir soyal çevrenin içinde olup olmaması da depresyonu neden olan etkenler arasında yer alabilir.

0
  750 Hits

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Yaratıcılık kelimesini düşündüğümüzde çoğu insanın aklına sanat, spor, müzik, dans gibi aktiviteler geliyor. Fakat yaratıcılık sadece bu aktivelerden ibaret değil, yaratıcılık aynı zamanda toplumun yapı taşlarından biri ve aklınıza gelebilecek her alanı kapsıyor. Yaratıcılık olmasaydı, şuan bulunduğumuz noktada olmamız imkansızdı. Başka bir deyişle yaratıcılık geleceğimizin anahtarı ama onu yavaşça öldürüyoruz.

Yaratıcılık genine sahip ve gelecek için çok fazla ümit vaat eden her çocuğun yaratıcılığı bir şekilde öldürülüyor. Okullar çocukları yaratıcı olmaya değil uyumlu bireyler olmaya zorluyor. Aynı şekilde ebeveynler çocuklarının hiçbir zaman ilgisini çekmeyen aktiviteleri bir görev gibi yaptırırken, toplum da yaratıcı çocukları ayrıştırıyor.

Dahi, harika olarak adlandırdığımız çocuklar ileride dünyayı değiştirebilecek bireyler olma ihtimaline sahipken maalesef bu yetenek sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalıyor. Bunun sebebi de toplumun çocukların özgün kalmasına izin vermemesi.

Yaratıcı gücün yerini sürekli tekrar eden görevler alıyor, öğretmenler itaatkâr çocukları onaylıyor. Bizler çocukların iyi oldukları konularda gelişmelerini desteklemiyor, tam tersine onları sınırlıyoruz.

Toplum, yaratıcı akıllara kurallar öğretilmesi ve kurallara uymaya mecbur edilmesinden dolayı durağanlaştı. Bu durum yaratıcı yetişkin zihinlerin baskılandığı anlamına gelmiyor, toplumun kuralları ve beklentileri nedeniyle yaratıcı zihinler zamanla soluyor.

Peki, yaratıcı çocukların yaratıcı kalmaları için ne yapmalıyız? Dünyanın çaresizce ihtiyacı olan yaratıcılığı korumak için ne yapabiliriz?

Yaratıcılığı öldüren en büyük etken çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilen kurallar. Bu kurallar çocukların düşünme özgürlüğünü, benzersiz zihniyetlerini ve gelişmeleri için gerekli olan alanı kısıtlıyor.

Yapılan bir araştırmada bir okuldaki en yaratıcı çocukların ve sıradan yaratıcılığa sahip çocukların aileleri karşılaştırıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre bu iki tip aile arasındaki temel farkın çocuklara kaç kural koyulduğu oldu. En yaratıcı çocuklara neredeyse bir ya da daha az kural koyulurken sıradan yaratıcılığı olan çocuklara ortalama 6 kural koyulduğu ortaya çıktı. Psikolog Teresa Amabile, en yaratıcı çocuklara koyulan bir kuralın da spesifik kurallardansa ahlaki değerlere vurgu yaptığını belirtti.

Kurallar yaratıcılığı baskılar. Elbette ki toplumun düzen içerisinde işleyebilmesi için kurallar gereklidir. Fakat koyulan çoğu kural günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Kurallar ahlaki ve etik değerlerin olmadığı yerde işleve girer, bu da demek oluyor ki bireylerin etik anlayışları üzerinde çalışmak günümüzde geçerliliğini yitirmiş kurallara bağlı kalmaktan daha önemli.

Yaratıcı bireylerin ilgilendikleri konu hakkında özel eğitimler almasına gerek yok. Tam tersine onların ihtiyacı olan; yakınındaki insanların desteği ve çalışabilmeleri için gerekli alan. Başka bir deyişle, ebeveynler çocuklarını yaratıcı olmaları için programlayamazlar. Eğer çocukları bir alanda başarılı olmaları için zorlarsak, en iyi ihtimalle hırslı robotlar yaratmış oluruz.

Sonuç olarak, çocuklarımızı birer dahi olarak ya da sürüye katılmış başka bir koyun olarak yetiştirmek bizim elimizde. Dünya her zaman olduğu gibi yine gelecek yeni nesillere bağlı.

Yaratıcı çocuklar yetiştirin - hırslı robotlar değil.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: Curious Mind Magazine

0
  857 Hits

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatiller; dinlenmek, rahatlamak, aileyle zaman geçirebilmek adına kullanılan keyifli zamanlardır. Ancak okul kapıları kapandığında öğrenmeyi durdurmak gerekmez... Tatil boyunca çocuklarınızın öğrenmeye olan ilgisini, hevesini arttırmaya yardımcı olabilirsiniz

1. Müzeleri gezin.

Çocuklar, müzelerde öğrenmenin etkileşimli, dokunsal ve üç boyutlu deneyimini severler. Birkaç yıl önce yapılan bir araştırma da, müze ziyaretlerinin eğitimsel ve kişisel getirileri olduğunu doğruladı.

Müze gezen çocukların:

  • Kritik düşünme becerilerinin daha güçlü olduğu,
  • Sosyal toleransın daha yüksek seviyelerde olduğu bulunmuştur.

Küçük çocuklar, deneyimsel oyunu ve problem çözmeyi teşvik eden odaklanmış sergilerden yararlanabilir. Ayrıca, büyük çocuklar ve gençler, sanat, tarih, kültür, çevre, bilim ve diğer şeyleri okul ortamının dışında, değerlendirilme baskısı olmadan öğrenme fırsatı bulurlar.

2. Onları markete götürün.

Doğru okudunuz!

Çocuklarda öğrenme ile ilgili yapılan bir araştırmada market içerisine, oradaki nesneler, yiyecek-içeceklerle ilgili soru levhaları konulmuş. "Süt nereden gelir"; "bir inekten başka neler elde edebiliriz" gibi sorular, çocuklarda diyalog kurmayı teşvik etmek ve merak uyandırmak için tasarlanmış. Sonuçlara göre, ebeveynler ve çocuklar arasındaki konuşmalarda üçte bir artış olduğu gözlenmiş. Çalışma 8 yaşın altındaki çocuklarla yapılırken, doğasında olan ilkelerden ötürü her yaştan çocuklar (hatta yetişkinler) için de kullanılabilir.

Bu yöntemin altında yatan ana fikir, okul ortamının dışında ve gerçek dünyada öğrenme fırsatları yaratmaktır.

Dünyayla ilgili olarak günlük anlamda ilginç ve potansiyel olarak cevaplayamayacağınız soruları düşünün. Sokağınızda ne tür ağaçlar yer alıyor, yiyeceklerinizin mutfağınıza gelmeden önce nasıl yetişiyor, nerelerden geliyor veya evinizdeki teknolojinin nasıl geliştirildiği üzerine sorular sorup, üzerine konuşabilirsiniz.

Çocuklarınızı bu sıradan şeylerin nasıl ve neden olduğunu sorgulamaya teşvik ederek, onlardaki öğrenme aşkı ve merak duygusunu arttırıyorsunuz.

3. Kitap okumayı rutin haline getirin.

Okul zamanında belli bir düzene oturmuş rutinler okul durduğunda pencereden dışarı atılıyor… Ancak, tatil boyunca günlük rutinlerinizi sürdürebilmek sizin elinizde.

Okuma, tüm çocuklar için öğrenmenin en iyi yollarından biridir; onlara kitap okumak da buna dahildir:

Küçük çocuklar dil becerilerini, okuryazarlıklarını geliştirir ve hayal güçlerini kullanırlar...

Kurgu kitapları büyük çocukların yazma becerilerini desteklerken, diğer türler okul ortamında öğretilen veya öğretilmeyen, onların ilgisini çekebilecek konuları öğrenmelerine fırsat sağlarlar. Okuma, aynı zamanda gevşemeye de yardımcı olabilir; stres ve kaygıyı azaltır, empati kurma kapasitesini arttırır ve uyku alışkanlığının düzene girmesine yardımcı olur.

Çocuklarınızın tatillerini sevmelerine izin verin; ancak öğrenmenin, en eğlenceli tatil etkinliklerinden biri olabileceğini de gösterin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Melbourne Child Psychology & School Psychology Services

0
  772 Hits

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Bu günlerde çocuğunuz üzerinde pek fazla etkiniz yokmuş gibi hissedebilirsiniz, ancak gençlerin davranışları ebeveynleriyle olan bağlarının gücü ile büyük oranda ilişkilidir. Gençler ve ebeveynleri arasındaki iyi ilişkiler, okul başarısı ve bireylerin genel mutluluklarıyla pozitif ilişkilidir.

1. Unutmayın siz bir ebeveyn ve arkadaşsınız.

Gençler, ebeveynlerinin onları anlamalarını, takdir etmelerini ve koşulsuz sevmelerini bekliyorlar; yani aslında ilişkilerinin bir dostluk formunda olmasını istiyorlar. Ama aynı zamanda biraz bağımsızlıkları olsun da isterler, bu yüzden bazı zamanlar kendinizi dışarda kalmış hissedebilirsiniz. Ebeveyn rolünüzü, çocuğunuza ne yapacağınızı söylemek için değil de çocuğunuzla yakınlık kurmak için kabul edilebilir bir şekilde kullanırsanız, size kendini daha fazla açıp, paylaşmaya daha yatkın olacaktır.

Yakın arkadaşlığınız çocuğunuzun size olan saygısını azaltır mı? Hayır. Arkadaşlarınıza saygı duymuyor musunuz? Duygusal olarak gerçekten yanınızda olanlara değer vermiyor musunuz? Eğer çocuğunuza saygı, düşünce ve özgünlük sunarsanız karşılığında sizde aynılarını çocuğunuzdan alacaksınız.

Çocuğunuza olmak istediğiniz kadar yakın olduğunuz da bazen otoritenizi kullanıp, hayır demeniz gerekir. Bazen gençlerin kendileri için belirleyemedikleri sınırları belirlemek için sizlere ihtiyaçları olacaktır. Bazen değerlerinize sadık kalmaya ve hayır demeye ihtiyacınız olacaktır.

2. Güvenli paylaşım zamanı belirleyin.

Her akşam yemeğinden sonra masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce birkaç dakika baş başa görüşme yapmak, birbirinizden haberdar olmanıza ve açık iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Günde 23 saat boyunca anne ve babalarının kim olduğunu unutan gençler bile, iyi geceler sarılması ve gece konuşmasına güzel karşılık verirler. Kısa, günlük konuşmalara ek olarak, genç çocuğunuzla özel bir şeyler yapmak için haftalık düzenli bir rutin oluşturun; bu dondurma yemek için dışarı çıkmak ve ya birlikte kısa bir yürüyüş yapmak bile olabilir.

3. Aktif bir ebeveyn olun.

Oğlunuzun veya kızınızın büyüdüğünü ve daha fazla özgürlüğe ihtiyacı olduğunu kabul etmeyi reddederek, çocuğunuzu isyan ettirmeyin. Ancak çocuklarınızın nereye gideceğini, kimin yanında olacağını ve ne yapacaklarını sormaya çekinmeyin. Çocuklarınızın arkadaşlarını ve ebeveynlerini tanımaya çalışın, böylece yaptıkları aktiviteler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

4. Çocuğunuza hedeflerini belirlerken destek olun.

Genç çocuğunuz, elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor. Ebeveyn olarak işimiz gençlerimizi desteklemektir. Ancak çocuğunuzun, onlar için belirlediğiniz hedeflere ulaşmasını beklemeyin. Çocuğunuz, kendisini olduğu gibi seven ve amaçladığı her şeyi yapabileceğine inanan bir ebeveynin desteği ile kendi hedeflerini kendi belirlemelidir. Kendi sesini bulmaya çalışırken, çocuğunuzun tutkularını ve araştırmalarını destekleyin.

5. Çocuğunuz hazır olana kadar onu bağımsızlığa zorlamayın.

Her gencin bağımsız bir bireye dönüşmek için kendi zaman çizelgesi vardır. Gerçek bağımsızlık, başkalarıyla olan yakın ilişkileri içerir. Çocuğunuzun onu, bağımsızlığa ittirdiğinizi hissetmesi sağlıklı DEĞİLDİR – bu çocuğunuzu onaylandığını, değer gördüğü akran grubuna fazlasıyla bağımlı hale getirir. Genç çocuğunuz er ya da geç, bağımsız hale gelecek, onun zaman çizelgesine saygı gösterin.

Bu aralar genç çocuğunuzun listesinin en üstünde olmayabilirsiniz, ancak yakın durmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun sizi uzaklaştıracağını varsaymayın, pes etmeyin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Aha! Parenting

0
  971 Hits

Çocukları brokoli yemeye zorlamalı mısınız?

Çocukları brokoli yemeye zorlamalımısınız?

Yemek masasında bir tür savaşta gibi hissedebilirsiniz. Brokoli yemeği tabaktadır. Çocuğunuz gözlerinizin içine bakıyor ve kararlılıkla gözlerini aşağıya indiriyor ve size açıkça bir mesaj veriyor. Bu sebzeler zorlanmadan yenmeyecek !!! Günümüzde sağlıklı beslenme üzerine odaklanılması, ebeveynlerin çocuklarının ne yediğiyle ilgili daha fazla baskı ve endişe hissetmelerine neden olabilir. Soru o zaman şu : Ne kadar zorlarsanız o yemeği yer? Yemek saatlerinde çocuklarınızı ne kadar sıkıştırıyorsunuz?

Aşağıdakiler, sağlıklı beslenmeyi hayatımızda öncelikli olmasına yardımcı olabilecek, ancak akşam yemeğini mutlu bir yerde tutabilecek bazı önerilerdir.

Zorlamayın:

Kendinizi yemek sırasında çocuklarınızın gözünde korkutucu buluyorsanız, geri çekilme zamanı geldi. Yemek masasını bir savaş alanına çevirmek, daha sonraki yaşamında yemekle ilgili sorunlara yol açabilir. Doğru gıdaları yemeyi, bir emir değil keyifli bir deneyim haline getirmek daha uygundur. Bu konuda hayal kırıklığınızı ve kaygılarınızı azaltın ve çocuklarınıza daha rahat ve daha iyi davranma şansı verin.

Yeni Gıdaları Tanıtmaya Devam Edin:

Çocukların, sağlıklı yemek yemeye alışmalarından önce birçok yeni yiyecekler sunun. İlk etapta bir şeyden hoşlanmazlarsa vazgeçmeyin. Sebzeden bir iki ısırık  bile sizin için bir zafer olabilir, çünkü çocuk yavaş yavaş bu tadı kabul eder.

Sağlıklı Yemek Ödülü:

Bazı ebeveynler yemek yeme olayını rüşvete çevirirler. Bunu doğru değildir. Çocuğunuzun sağlıklı gıdaları tüketme davranışının desteklenmesini istiyorsanız bunu olumlu takviye olarak adlandırın.

En iyi ödüllerden birinin övgü olduğunu unutmayın. Onlara sağlıklı ve güçlü olmasını sağlayacak lezzetli yemek yemeleri için, kendilerinden gurur duymalarına yardımcı olun.

Çocuklara Kontrol ve Seçim Duygusu Verin:

Zihinsel sağlık uzmanları arasında popüler bir görüş, çocuklara ayrı yemek önerilmemesi gerektiğidir. Herkesin yemesi gereken yemeği yemeliler. Sonuçta, tüm aile için ayrı yemekler hazırlamak pratik  olmayabilir. Ancak, bu stratejiyi ılımlılıkla uygulanmalı.

Bazı günler aile yemekleri olarak belirlenir, ancak bazıları serbest günlerdir. Aile yemek günlerinde, çocukların kesinlikle nefret etmediği bir kaç şeyi yapmaya ve mümkün olduğunca çok seçenek sunmaya çalışın. Atıştırmalıklarda, çocuklar için seçim yapabileceğiniz çeşitli sağlıklı seçenekler sunun.

Çocuklarınızla sağlıklı yemek yeme savaşını kazanmanın gerçek yolu ,yemeği onun kendisinin yemesidir. Yemek yemesinde tutarlı davranırsanız, sonunda yemek yiyecektir. Yavaş olacak. Sabrınız sınanacak, ancak sağlıklı yemek yeme gerçekleşecektir.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychyology Today

0
  922 Hits

Diğer Çocuklardan Gelen Öfke

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Bir anne danışmanına “Birkaç gün önce iki tane kız büyükanneleriyle yürüyüp geçerken 2 yaşındaki çocuğum ve ben su birikintilerinde sıçrıyorduk. 3 yaşında olan oğluma doğru yürüdü ve “seni öldüreceğiz” dedi. Kızın su birikintilerinin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüğü açıktı ve düşmanlıkla bağırıyordu Ya öfkeli olan sizin kendi çocuğunuz değil de başka çocuklarsa? diye sordu.” Danışman ise “Diğer 3 yaşındaki zor bir zamandan geçiyor gibi görünüyor. Ve tabi ki bu sizin çocuğunuz için travmatik bir deneyim olabilir. Hepimiz çocuklarımızı bu gibi olaylardan korumayabilmeyi dileriz. Fakat bunu yapamayacağımız için, haydi çocuklarımıza seslerini çıkartıp diğerlerine saldırmadan kendilerini savunmaları için yardım edelim. Hepimizin kaçınılmaz olarak yolumuz çıkan mutsuz insanlarla baş ederken kendi oturmuş haysiyetimiz ve merhametimizle kalmayı öğrenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde hem biz hem de çocuklarımız acı yerine sevgi ekleyerek yaşadığımız dünyanın dönüşmesine yardım edebiliriz.

1. Diğer çocuğa verilebilecek uygun bir tepki için model olun

“Delirdin mi! Diğer çocukların su birikintilerinde oynamalarını istemediğini mi söylüyorsun?”

Besbelli ki, genellikle öfkeli bir yabancıyla etkileşimde bulunmayacaksınız. Fakat kaba insanların çoğu pozisyonlarının kabul edilmesini ister. Bir kez onların endişelerini anladığını belli ettiğinizde, genellikle daha az tehdit edilmiş hissederler ve bu nedenle daha az tehditkâr olurlar. Mutsuz hissetmesi için bir nedeni varmış gibi görünen bir çocukla konuşuyor olduğunuzdan, onun bakış açısını kabul ederek bir şeyleri basitçe çözümleyebilirsiniz.

“Sanırım su birikintilerini paylaşmak zor olmalı, değil mi? Merak etme, hepimizin eğlenmesi için bol bol su birikintisi var!”

Siz daha kibar ve empatik olabildikçe, diğer çocuk daha da yumuşayacaktır. Kim bilir hatta belki gülümseyebilir ve beraber oynamaya başlayabilir. En sonunda çoğu çocuk omuz silkip devam eder.

2. Çocuğunuzun güvende olduğuna dair güvenini tazeleyin.

Çocuğunuza dönün ve “O kız su birikintilerinde oynadığımız için kızgın, merak etme, ben herkesi güvende tutacağım, herkes için bol bol su birikintisi var.” gibi bir şey söyleyin. Eğer diğer çocuk buna kulak misafiri olduysa bu çok iyi. O çocuk için de bu kadar kendi öfkesinin kurbanı gibi hissetmek muhtemelen korkutucudur.

3. Eğer diğer çocuk “Hayır! Bunlar BİZİM su birikintilerimiz!” gibi uygunsuz bir şey söylerse veya çocuğunuza doğru fiziksel olarak hareket ederse,

Aralarına girerek çocuğunuzu korumalısınız. Model yüksek sesle sınırınızı yeniden ifade etmenizle güçleniyor. Örneğin, kesin bir dille “Paylaşmak zor biliyorum, fakat bunlar HERKESİN su birikintileri. Biz burada kalacağız böylece sen de o su birikintilerine sahip olabilirisin.” diye söyleyebilirsiniz.

4.Çocuğunuzu sesini çıkartması için destekleyin.

Başka bir çocuğun, sizin çocuğunuzu iterek, ondan bir şey çekip alarak hak ihlali gerçekleştirdiği durumlarda, acil bir durummuş gibi davranmayarak, kendisi adına konuşması için açıkça izin verin. Nazikçe çocuğunuza “Sen iyi misin?” diye sorduktan sonra “Bedenimi itme” veya” Hey, bununla ben oynuyorum, benim işim bittiğinde bunu sana vereceğim” demesi için destekleyebilirsiniz.

5. Eğer gerekliyse, diğer çocuğa eşlik eden yetişkinden yardım isteyin.

Başka bir yetişkinle kavga eden bir duruma düşmeyi veya kötü bir iş yaptıklarını ima etmek istemezsiniz. Bunun yerine onlara gülümseyin, direkt olarak adım atmaları için yardımlarını isteyin ve şöyle bir şey söyleyin ”Kızınız bu su birikintilerini seviyor ve kendine özel bir su birikintisine ihtiyaç duyuyor gibi! Bizim ailemiz şuanda bu su birikintisini kullanıyor. Bu su birikintisinde bizim işimiz biter bitmez kızının kullanmasına mutlu oluruz.” Bu noktada, yetişkinlerin çoğu çocuklarını başka bir su birikintisine doğru hareket ettirecektir.

Başka bir yetişkine ebeveynlik konusunda nasıl daha iyi iş çıkaracaklarını “öğretmeli” misiniz? Evet! Modelleme her zaman en güçlü öğretme yoludur. Sevgi ise her zaman en güçlü öğretmendir.

6. Duygularını çalışması için çocuğunuza yardım edin.

Başka birinin öfkesinin nesnesi gibi hissetmek çocuğunuz için korkutucu bir durum. Diğer aile gittiği zaman, “Bu zordu, değil mi? Bence o kız zorlu bir gün geçiriyor olmalı. Sen ne düşündün?” diye konuşun. Eğer üzgün görünüyorsa, “Affedersin, bu su birikintisinde ben oynuyordum! Ben bitirir bitirmez sen bununla oynayabilirsin.” diye konuşma deneyimi yaşaması için birazcık rol yapma oyunu oynamayı isteyebilirsiniz. Yüksek ve kuvvetli bir ses kullanması için onu teşvik edin.

Ya sonra? Şakacı bir şekilde ona su birikintisini paylaşıp paylaşmayacağını sorarak veya kendinizinkini paylaşmak için onu davet ederek ikinizin de hissettiği kaygıyı gidermek için çocuğunuzu olayla ilgili güldürün.

Derleyen: Dily Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1038 Hits

Ödev Motivasyonuna Sahip Olmak İçin 10 Strateji

Ödev Motivasyonuna Sahip Olmak İçin 10 Strateji

Ev ödevi söz konusu olduğunda, ‘Şu ana kadar ödev vermediler.’, "Okulumda yaptım", "Bugün ödev vermediler", "Ödevler, benim notumu etkilemiyor.", "Öğretmenim hiç bakmıyor" dediler. Anne-babalar olarak, bu kelimeleri çocuğunuzdan dinlemek sizi sinir etmek için yeterlidir. Aşağıdaki stratejiler çocuğunuza yardımcı olmak veya çocuğunuzun ödevlerle ilgili bir noktada sıkışıp kalmamasına yardımcı olmak içindir.

1. Eleştirmeyin

Çocuğunuza destekleyici bir biçimde "Seni öfkeli görüyorum." Ödevler ve okul çalışmalarını yapmana yardımcı olacak birlikte yeni yollar düşünelim "diyerek çocuğu nazikçe güçlendirin.

2. İyi Yapacağına Dair Çocuğunuzu Teşvik Edin

Çocuklar,bazen "Bunu yapamam" gibi kendi kendileriyle olumsuz konuşmaya girebilirler. Çocuklar gerçekten bu şekilde düşündükleri zaman, dışarıdan ebeveynler "Bundan nefret ediyorum" gibi yorumları çocuklarından dinleyebilir, veya "Bu saçmalık." gibi. Çocuğunuza en iyi çaba harcamanın hiç yapmamaktan daha iyi olduğunu hatırlatın.

3. Öncelikler

Ödevin aciliyet, karmaşıklık ve zorluk temelinde düzenlendiğine koçluk edin ve teşvik edin.Aynı zamanda, bazı öğrencilerin daha kolay görevlerle başlayarak daha iyi yaptıklarını ve bunun daha zorlayıcı görevleri üstlenmelerine de yardımcı olabileceğini unutmayın.

4. Molalar

Ödev süresinin yönetilebilir parçalara bölünmesinin önemi ve mola vermeye teşvik edilmesi. Mola verdiğinizde hareket etmeye teşvik edin,çevrede dolaşın ve biraz uzaklaşın

5. Zorlayıcı 15 Dakika

Çocuğunuzun 15 dakika zaman tutmasına izin verin.Zorlayıcı da olsa o ödeve 15 dakika devam etmesini ,15 dakika sonra mola verebileceğini söyleyin.Yaşamda da bu böyledir,biri bazen arkadan destekler bizi itekler ve bir şekilde başladığımız şeye devam ederiz, bu kötü bir yöntem değildir.

6. Sert Davranma

Ödevlerin yapılmamasından dolayı olumsuz sonuçları çocuğa karşı uygulamak, çocuğun meydan okuyan davranışlarıyla geri tepebilir. Sonuçları uygularken, sonuçları bağırmayla sunmayın. Onları mantıklı tutun ve öğrenciden, ödüllere doğru hareket edebilmesine yardımcı olmasını ve olumsuz sonuçları en aza indirgemesine yardım etmesini isteyin. Unutmayın ki gerçek, doğal sonuçlar en iyi motivasyon kaynağıdır.

7. İlişkiyi Cesaretlendirin

Öğrenciyi öğretmeniyle bağlantı kurmaya veya yeniden ilişkilerini geliştirmelerine teşvik edin. Öğretmenleriyle iyi bir ilişkiye sahip olması çocuğu olumlu yönde etkileyecektir.

8. Ödev ve Çalışma Ortamını Değiştirin:

Masanıza ilham verici bir posteri koymayı, farklı bir odaya geçmeyi veya cep telefonunu susturmayı deneyin. Yeni değişiklikler daha fazla olumlu değişiklik yaratabilir.

9. Ortak Çalışma Alanları

Ortak çalışma alanı kullanımı için çocuğunuzu teşvik edip,cesaretlendirin. Okulda yaptıklarından ya da evde yaptıklarından daha fazla performans gösterebiliyorlar.

10. Biraz Eğleneceye İzin Verin

Öğrencinizin veya çocuğunuzun ödevlerini yaparken sadece eğlenmek için yarıştığına dikkat edin. Eğlence; TV, telefon saati veya web'de gezinme gibi eğlenceli vakit geçirmek hoş karşılanıyor, ancak sınır koyduğunuzdan emin olun.

Derleyen. Duygu Ballı
Kaynak. Psychology Today

0
  1359 Hits

Zorbalığı 4 Yöntem ile Yenin! Kontrolü Ele Alın

Zorbalığı 4 Yöntem ile Yenin! Kontrolü Ele Alın

Kontrolü 4 yöntem ile geri alın.

Ebeveynlerine kötü sözler kullanarak, bağırarak ve onlara vurarak saygısızlık yapan çocuklara tanık olmuşsunuzdur. Kendi çocuğunuzun bu tür çocuklarla görüşmesini yasaklamış olabilirsiniz. Oysa sorun daha büyüktür. Ebeveynlerine zorbalık eden çocuklar aslında her yerde!

Müdahale edilmemiş zorbalığın sonuçları

Evde çocuğunuzun zorbalıklarına müdahale etmezseniz bu davranış türü dış dünyaya yayılacaktır. Ebeveynlerine zorbalık yapan çocuklar tüm ilişkilerine olumsuz özellikler getirebilir.

Çocuklarda:

  • Anlık tatmin için şiddetli açlık
  • Hüsranla başa çıkmada yetersizlik
  • Dürtü kontrolsüzlüğü
  • Sabitleşmiş narsisizm
  • Az empati ve şefkat
  • Fedakarlık veya hayırseverlik gibi konularda ilgisiz olma
  • Sorunlu sosyal ilişkiler
  • Akranlarına karşı potensiyel şiddet ve taciz içeren davranışlar

Yetişkinlerde:

  • Eşine karşı sözel, duygusal veya fiziksel taciz
  • Bağımlılık veya alkolizm
  • Obezite ile bağlantılı sağlık problemleri
  • Dengesiz veya başarısız parasal durum
  • İnsanları, birini günahkeçisi yapmaya ve suçlamaya teşvik etmek
  • İstediğini elde etmek için yalan söylemek ve manipule etmek

Ebeveynler için sonuçlar:

Çocuklarının kendilerine zorbalık yapmasına göz yuman ebeveynler uzun dönemli etkilerden muzdarip olurlar. Zorbalık yapan çocuklar genellikle aşağıdaki davranışlarda bulunurlar.

  • Yaşlı ebeveynlerin bakımını üstlenmemek
  • Finansal olarak ebeveynlere bağımlı kalmak
  • Finansal durumlarını yönetememek ve ebeveynlerden para çalmak
  • Akrabalar arasında sorunlarına yol açmak
  • Ebeveynlerine karşı sözel, duygusal ve fiziksel taciz

Eğer çocuğunuz size zorbalık yapıyorsa…

Bu davranışlar ne kadar uzun süre devam ederse, bunlardan kurtulmak o kadar zor olacaktır. Zorbalıktan kurtulmak için doğru desteği almanız gerekir. Durumunuzu, yaşadıklarınızı başkalarına danışmanız, onlara hikayelerinizi anlatmanız yararlı olacaktır. Çocukları tarafından zorbalığa maruz kalan ebeveynler genellikle utanç duyarlar. Bu sebeple durumlarını saklı tutmak isterler. Oysa zorbalık direkt müdahale gerektiren bir davranıştır. Durdurmak için cesaretinizi toplamadıkça, ne yazık ki çocuğunuzun zorbalığı devam edecektir.

Zorbalığı durdurmak için 4 yöntem

1) Eşinizle birlik olun.

Ebeveynler arasındaki birlik çocuğunuzla güven ve saygı bağını tekrardan kurabilmek için çok önemlidir. Eşinizle her konuda anlaşmanız gerekmiyor. Anlaşmazlıklara rağmen birlik olabilirsiniz. Eşinizle farklı ebeveynlik stilleriniz olabilir. Bir çocuğun duygusal sağlığı için birbirini yiyen bir anne-babanın arasında kalmak kadar kötü bir şey yoktur.

Ebeveynler, ebeveynlik stillerinde ayrım yaşadıklarında, bu dengesizlik ailenin dinamiğini bozar. Çocuğun anne ve babasına karşı farklı duygular geliştirmesine sebep olabilir. Birbiriyle çatışan ebeveynleri anlamaya çalışmak stres ve içsel çatışmalara neden olabilir.

Çocuğunuz, zayıf ebeveyn modelinden sevdiği birine zorbalık etmenin kabul edilebilir bir şey olduğu çıkarımını yapabilir, değer verdiği birini incitmenin veya ona bağırmanın sorun olmayacağını düşünebilir, sözel saldırıların (isim takma) problem olmadığı kanısına varabilir.

2) Arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım isteyin.

Durumunuzla ilgili utanç duymanız gerekmiyor. Çocukları tarafından zorbalığa uğrayan ebeveynler aslında her yerde. Çevrenizdeki yakınlarınız muhtemelen durumunuzun farkındadırlar ve yardım etmeye istekli olacaklardır. Yardımları sayesinde ne kadar daha iyi hissedeceğinize şaşıracaksınız.

3) Okul yetkililerini dahil edin.

Genellikle yardıma ihtiyaç duyan anne-babalar yardım istemekten kaçınırlar. Fakat izole olmak, durumlarını daha da kötüleştirecektir.

Okul psikologları, rehber öğretmenler ve diğer okul yetkilileri hem okulda hem de okul dışında yardım hizmetleri ile bağlantı içerisindedirler. Onlardan yardım almak, zorbalık yapan bir çocuk için çok yararlıdır.

4) Profesyonel yardım isteyin.

Psikoterapistler, sosyal hizmetler çalışanları ebeveynlik konusunda uzmanlardır. Eğer bir terapist ile görüşmeye karar verirseniz aklınızda tutmanızın yararlı olacağı iki önemli önerimiz var.

  • Okul rehberliği ile konuşun.

Okul rehberlik çalışanları birçok çocuk ve ergen vakalarıyla karşılaştıkları için size bölgenizdeki güvenilir terapistleri önereceklerdir.

  • Ebeveynlik çalışmalarına ve derslerine katılın.

Okullar, terapi merkezleri gibi yerler size ebeveynlik dersleri ve çalışmaları sunabilir. Diğer ailelerin deneyimlerini duymak, terapistleri dinlemek size önemli bilgiler katabilir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Psychology Today

1
  1153 Hits

Babalar Hakkında Çok Özel Olan Şey Nedir?

Babalar Hakkında Çok Özel Olan Şey Nedir?

Babaları biricik yapan şeyin bilimi

İş çocuk yetiştirme ve ebeveyn olmaya geldiğinde genellikle gözler annelere döner? Bu oldukça doğaldır Anneler hamilelik sürecine, doğuma, emzirmeye sabreder ve çoğu anne çocuk yetiştirme sorumluluklarının en az yarısını ve hatta fazlasını üstlenir. Anneliğin önemini düşündüğümüzde, kadınların erkeklerden bağımsız olarak da annelik yapabildiklerini ve çocuk büyütebildiklerini söyleyebiliriz. Peki bu babalar önemli değil anlamına mı geliyor?

Araştırmaya göre babaların da pek çok şekilde önemli oldukları bulunmuştur. Babaların ev içindeki varlıkları çocuklardaki davranış problemlerinin azlığı ile ilişkilidir. Örneğin, babaların olmadığı evlerde yetiştirilen çocuklar, babaların olduğu evlerde yetiştirilen çocuklara göre yıkıcı davranışlar ve suç işleme konularında daha riskli bulunmuşlardır.

Babaların önemli oluklarıyla ilgili en ikna edici kanıt, babaların çocuklarıyla nasıl etkileşim kurduklarıyla ve özellikle de babaların etkileşimlerinin annelerinkilerden nasıl farklı olduğuyla ilgili yapılan bir araştırmadan gelmektedir. İlk olarak babalar çocuklarıyla daha farklı oynuyorlar ve annelere göre daha fiziksel bir biçimde oynama eğilimi gösteriyorlar. Siz hiç bebeği havaya fırlatma oyununa şahit oldunuz mu? Bu oyunda siz bebeği havaya fırlattığınızda bebek hemen neşeli bir kahkaha patlatır.

Araştırmaya göre bu tarz fiziksel oyunlar da çocuklar için yararlıdır ve babayla oynanan fiziksel oyun çocuklar için yararlı sonuçlarla ilişkilidir. İkinci olarak, babalar annelere göre çocukları risk alma konusunda daha fazla cesaretlendirmektedir. Örneğin, babalar çocukları kendi başlarına bisiklet sürmeyi denemeleri konusunda veya yüksekten bir havuza atlama konusunda cesaretlendirebilirler. Babalar riskli davranışı umursamaz bir şekilde cesaretlendirmiyorlar; çocukları yeni şeylerden korkmamaları konusunda cesaretlendirirken gözeterek denetleyip güvenli ve sağlam bir çevre sağlama eğilimi gösteriyorlar. Bu anneler çocuklarını korkutucu olabilecek yeni şeyler denemeleri konusunda cesaretlendirmiyorlar demek değildir, sadece babalar buna daha fazla yatkınlar demektir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1247 Hits

Ebeveynlerin Karneyle Mücadelesi

Ebeveynlerin Karneyle Mücadelesi

Karneleri çocuklarınız için bir ödül ya da cezadan ziyade bir öğrenme deneyimine dönüştürebilirsiniz.

Birçok ebeveyn çocuklarından yüksek akademik performans beklentisi içindedir. Bazı anne-babalar ise bu durumdan kendilerini sorumlu tuttuklarından nerede yanlış yaptıklarını sorgular.

Karnelerin asıl amacı çocuğunuzu iyi notlara ulaşmadaki sürece dahil edebilmektir. Karneler birer yol haritası olmalıdır, suç delili değil.

Çocuğunuzun notlarının yanı sıra tutumu da okul hayatında çok önemlidir. Notlarında yükselme olmasa dahi çocuğunuzun okula karşı tutumunda olumlu bir değişiklik varsa ve derslerindeki çabası arttıysa bu bir ilerlemedir. Çocuğunuzun getirdiği karne yüksek notlarla dolu bile olsa çocuğunuzun ne kadar çok şey öğrendiğine değil, sadece aldığı yüksek notlara odaklanırsanız onun öğrenme zevkini alevlendirmemiş olursunuz.

Sadece 3 öneri ile çocuğunuzu motive edebilir ve endişelerden arınabilirsiniz.

1. Derin bir nefes alın.

İlk tepkiniz çocuğunuzun odasına apar topar girmek ise derin bir nefes alıp düşünmek için durmanız gerekir. “İlerleme”nin tanımını gerçekçi bir bakış açısı ile düşünün ve gelecek dönem çocuğunuzdan ne beklediğinizi ona söyleyin.

2. Çocuğunuzun konuşmasına izin verin.

Çocuğunuz karnesi karşısında öfkeleneceğinizi öngörecektir. Bahanelerle ve açıklamalarla sizi hazır bekleyecektir. Bu fırsatı farklı bir yol denemek için kullanın.

Telefonunda bu kadar vakit geçirirsen olacağı budur! demek yerine Haydi, karnene birlikte göz atalım. demeniz daha yararlı olacaktır. Karneyi tek tek okumasına izin verin ve notları hakkında fikirlerini sorun. Öğretmeninin verdiği not ve yaptığı yorum ile ilgili ne düşünüyorsun? şeklinde bir soru yöneltebilirsiniz. Çocuğunuz bu durumda söylenebilir, öğretmenini adil olmamakla suçlayabilir. Eksik ödevlerim olduğunu bilmiyordum gibi bir cümle ile karşılaştığınızda onu neyin engellediğini, ödevin zorluğunu, dikkatinin kolay dağılıp dağılmadığını tartışabilirsiniz. Notları düşük olduğu derslerde başarısını nasıl arttırabileceğiniz (sessiz bir çalışma odası, yardımcı öğretmen vb.) üzerine fikir alış verişi yapın. Notlarında ani düşüşler var ise altında yatan sebepleri bulmak yararlı olacaktır.

Eğer, ona bağırır, eleştirir ve emir verirseniz, onu bu sürece dahil etmezsiniz ve bir değişiklik yaratamazsınız. Çocuğunuzun savunmaya geçmesini sağlamadan konuşursanız birlikte bir hedef ve plan oluşturmanız daha kolay olacaktır. Ayrıca çocuğunuzun düşük notlarının sebebi çaba göstermemek olmayabilir. Bu durumda okul ile görüşüp daha iyi bir plan oluşturabilirsiniz.

3. Onu teşvik edin.

Teşvik, motivasyon yaratmak için kısa dönemli hedeflere ulaşmakta başarılı olan güzel bir yöntemdir. Yılın sonunda iyi bir karne getirmesi karşılığında son model bir bilgisayar alma sözünüz çok uzun dönemli bir teşviktir. Çocuklar an-merkezli bireylerdir. Kısa dönemli teşviklere örnek, yeni bir giysi, izlemek istediği bir film olabilir. Kısaca çocuğunuzun hoşuna gidebilecek herhangi bir şey teşvik olarak kullanılabilir.

Önemli olan çocuklarınızı tembel, motivasyonsuz olarak etiketlemek değil, onlara motivasyon, yapı ve anlayış ile cevap vermektir. Ancak bu, bir değişiklik yaratabilir.

Çeviren: Talia Molina
Kaynak: Psychology Today

0
  1118 Hits

Yönetici işlevler nasıl desteklenir?

Yönetici işlevler nasıl desteklenir?

Yönetici fonksiyonlar günlük hayatımızda hedefi koymak, bir şeyi yaparken nasıl yapacağımızı planlamak, öncelik sırasına koymak, hatırlamak, zaman yönetimi ve başladığımız işi bitirmek için kullandığımız zihinsel becerilerdir. Bazı çocuklar bilişsel açıdan parlak olmasına rağmen, yönetici işlevleri zayıf olabilir. Bu çocuklar, ödev yapmakta, yapacağı işlerin üzerinde durmakta zorlanabilirler. Yönetici işlevler sıklıkla dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile yakından ilişkili olsa da bunun dışında olan çocuklar da mevcuttur.

Yönetici işlevlerde zorluk yaşamanın belirtileri;

  • Önemli şeyleri düzenli olarak kaybetmek ya da unutmak.
  • Odayı, masayı, dolabı temiz tutmakta zorluk.
  • Organize olmakta yaşanan güçlükten dolayı zamanında yetiştirmekte zorluk ya da zayıf planlama.
  • Bir görevden diğerine vaktinde geçmekte zorluk.
  • Hatırlamakta, yazarken düşünceleri organize etmekte, önemli bilgileri sindirmekte, çok aşamalı problemleri çözmekte, ödevleri tamamlamakta güçlük.

Nasıl yardım edilmeli?

  • Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve zorlandığı şeylerle ilgili size kısa bir bilgi vermesini isteyin.
  • Okuldaki rehber öğretmeninin çocuğunuzu eğer mümkünse sınıfta gözlemlemesini isteyin. Böylece çocuğunuzu teste tabi tutmanın uygun olup olmadığı kararlaştırılmış olur.
  • Bir profesyonel tarafından yönetici işlevleri değerlendiren nöropsikolojik testler uygulanabilir.
  • Çocuğunuzun yaşadığı spesifik mesele belirlendikten sonra, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmeni sınıfta çocuğunuzu desteklemek, zorluklarına odaklanmak ve ihtiyaç duyduğunda yardım edebilmek için birlikte çalışabilirler. Yapılacak işler listesi, organizasyon ve zaman yönetimi için kullanılabilecek araçlar evde ve okulda organize olmakta çocuğunuza yardımcı olabilir.

Çeviren: Sevde Amil
Kaynak: Child Mind Institute

0
  1736 Hits

Çocuğunuzun öfkesi normal mi?

Çocuğunuzun öfkesi normal mi?

Birçok çocuk hayal kırıklığına uğradığında ya da istemediği bir şeyi yapması istediğinde öfke nöbetleri geçirebilir. Ancak bu durum aralıksız olarak ve çoğu zaman öfkesini kontrol edememek şeklinde gerçekleşiyorsa bu, normal bir davranış olarak değerlendirmenin ötesine geçer.

  • Eğer çocuğunuzun öfke patlamaları gelişimsel olarak beklenilen yaşları geçtiyse (7-8 yaş ve üstü),
  • Davranışları kendisi ya da başkaları için tehlike oluşturuyorsa,
  • Okulda ciddi zorluklar yaşıyorsa,
  • Diğer çocuklarla anlaşmakta zorluk yaşıyor ve oyunlar, doğumgünü partileri gibi aktivitelerin dışında tutuluyorsa,
  • Öfkesi aile hayatında fazlaca çatışmaya neden oluyorsa,
  • Çocuğunuz öfkesini kontrol edemediği için kendisini kötü hissediyorsa aile bu konuyu ciddi şekilde ele almalıdır.

Çocuklarda Öfkeyi Anlamak

Çocuklar sıkça duygusal patlamalar yaşıyorsa bu genelde stresin bir belirtisidir. İlk adım öfkeye neden olan tetikleyicileri anlamaktır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Bu tanıyı almış birçok çocuk dürtüsel olduğu için davranışlarını kontrol etmekte zorlanabilir. Talimatlara uyum sağlamak onlar için çoğu zaman zordur ve bu durum öfke olarak dışarı çıkabilir.

 

Kaygı

Öfkeli olan çocuklar çoğunlukla kaygı düzeyleri yüksek olan çocuklardır. Kaygılı olan bir çocuk -özellikle bunu gizleyen- bazı durumlarda bununla baş etmekte zorlanır ve bu strese yol açar. Bu durumda çocuğunuzda savaş ya da kaç sistemi devreye girer, ya öfke patlaması yaşar ya da korkunun kaynağından kaçmak için birşey yapmayı reddeder.

 

Travma ya da ihmal

Evde kendini güvende hissetmeyen çocuklar, okulda terörist gibi davranabilir.

 

Öğrenme güçlüğü

Özellikle okulda ve ödev zamanlarında öğrenmekle ilgili güçlükleri olan çocuklar hayal kırıklığı yaşayıp hırçın olabilir.

 

Duyu işlem problemleri ve otizm

Eğer çocuğunuz sese, ışığa, kıyafetlerin dokusuna aşırı duyarlıysa ya da tam tersi durum söz konusuysa kendisini rahatsız, kaygılı ve bunalmış hissedebilir. Öfke patlamasıyla bu durumun üstesinden gelmeye çalışabilir.

 

Ebeveynler için bazı öneriler;

  • Öfke patlamasının sona ermesi için çocuğunuz ne istiyorsa onu yapmamaya karşı kararlı olun.
  • Kendi duygularınızı kontrol edebildiğinizde ve sakin kaldığınızda onda görmek istediğiniz davranışlar için iyi bir model olmuş olursunuz.
  • Çocuğunuz gösterdiği olumsuz davranışın bedelini görmek ister. Örneğin, mola, gibi. Bununla birlikte olumlu davranışları için de hangi ödülleri alacağını bilmeye ihtiyacı vardır. Tüm bu sonuçlar tutarlı olmalıdır.
  • Öfke patlaması sona erene kadar bekleyin. Psikiyatrist Dr. Stephen Dickstein’in belirttiği gibi “ Çocuğunuz ulaşılabilir olana kadar onunla konuşmayın.”
  • Hem kendiniz hem de çocuğunuz adına sakinleşmek için takım çantası oluşturun. Örneğin, ağır ve derin nefes almak.

Çeviren: Sevde Amil
Kaynak: Childmind

0
  1790 Hits

Çocuğunuz Olmadan Seyahat Etmek

Çocuğunuz Olmadan Seyahat Etmek

Seyahat ederken çocuğunuzu evde bırakmak, daha önce hiç yapmadığınız takdirde ve hatta yaptıysanız bile, biraz korkutucu ve stresli olabilir! Ancak ayrılmadan önce çocuğunuzu hazırlayabilirsiniz, böylece ikiniz de daha rahat hissedersiniz.

Çocuklar hazır mı?

Çocukların evde kalmaya hazır olmaları büyük oranda yaşlarına bağlıdır. Ayrılma kaygısı, 6 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklar arasında yaygındır. Onlar için, konfor çok önemlidir. Siz gittiğinizde, çocuklarınızın bir bakıcıyla rahat hissedeceğinden ve normal günlük rutinlerini devam ettireceklerinden emin olun. Mümkünse ebeveynleri uzaktayken, bu dönemdeki çocuklar için kendi evlerinde kalmaları daha iyidir.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar, bir ebeveynin neden gittiğini anlayamayabilirler; bunun sebebi olarak yanlış bir şey yaptıklarından endişe edebilir ve ebeveynin gitmesinin bir tür ceza olduğunu düşünebilirler. Bu nedenle, bunun aslında böyle olmadığını ve yolculuklarının asıl nedenini açıklanmak önemlidir. Çoğu kez, okul öncesi çocuklar, biberon isteyerek veya sızlanarak daha küçük yaş davranışlara geri dönebilirler, bu şekilde ebeveynlerinin gezisine tepki gösterirler. Çocuğunuz bu şekilde tepki gösteriyorsa, davranışının uygun olmadığını ve seyahat planlarınızı değiştirmeyeceğinizi hatırlatmanız etkili olabilir.

Okul çağındaki çocuklar, ebeveynin gidişiyle ilgili üzüntü, öfke gibi duygularını daha doğrudan gösterebilirler. 6 ila 8 yaş arası çocuklar, yokluğunuzda size ait bir şeyi saklayarak kendilerini rahatlatabilirler.

Daha büyük çocuklar bir ebeveynin gezisi hakkında aşırı duygusallık gösterebilirler ve bir dakika öfkeli davranıp, daha sonrasında yapışkanlık davranışı sergileyebilirler. Gitmeden önce, yokluğunuzda yapabilecekleri eğlenceli aktiviteler planlayın. Uzaktayken onları özleyeceğiniz konusunda çocuklarınızı ikna etmek önemlidir ve bebek bakıcısının onlara iyi bakacağına güvendiğinizi vurgulayın.

Gençler siz seyahatteyken bakıcıya ihtiyaç duymadıklarını hissedebilirler. Eğer küçük çocuklarınız varsa bakım verenin onlar için orada olduğunu açıklayabilir ve çocuğunuzdan bakıcıya küçük çocuklara bakması konusunda yardım etmesini isteyebilirsiniz. Evde yalnızca bir genç çocuğunuz varsa ve onu yalnız bırakmaktan hoşlanmıyorsanız, endişelerinizden bahsetmek ve neden evde başka birinin olmasının sizi daha rahat hissettireceğini açıklamak önemlidir. Eğer çocuğunuzu yalnız bırakmaya karar verirseniz, uzak olduğunuz zaman için açık kurallar koyun. Ayrıca gittiğinizde bir arkadaşınızın veya komşunuzun çocuğunuza göz kulak olmasını istemeniz iyi bir fikirdir.

Bakıcıyı hazırlama

Mümkünse, siz evden ayrılmadan önce çocuklarınızın bakımını üstlenecek kişinin evinizi ziyaret etmesini sağlayın. Bu, çocukların kendilerini o kişiyle daha rahat hissetmelerine yardımcı olur. Ayrıca bu ziyaret bakıcı ile birlikte ev kurallarının, çocukların günlük rutinlerinin ve diğer önemli konuların üstünden birlikte geçilmesi için de iyi bir fırsat olur.

Üstünden geçilmesi gereken konular:

  • Araç koltuğunun doğru kullanılması
  • Çocuğunuzu rahatlatmak için ipuçları
  • Evinizde alınan çocuk koruma önlemleri
  • Yangın durumunda ne yapılması gerektiği, yangın söndürücülerin ve yangın detektörlerinin evde nerede olduğunu da içeren bilgiler
  • Acil tıbbi bir durumda neler yapılması gerektiği ve size nasıl ulaşılacağına dair bilgiler
  • Önemli telefon numaralarının bir listesi
  • Çocukların alerjileri, ilaçları, aşıları ve tıbbi öykülerinin bir kaydı
  • Ulaşılamayacağınız zamanları da içeren seyahat güzergahınız

Yapılması gereken diğer şeyler:

  • Yiyecek harcamaları ve herhangi bir acil durum için gerekebilecek nakit para
  • Dolu bir buzdolabı ve gıda kileri
  • Çocuğunuzun en sevdiğiniz oyuncakları, filmler, müzik ve kitaplar ,çocuğunuzun dikkatini başka bir yöne çekebilecek veya rahatlamasına yardımcı olacak yeni bir kitap ya da oyuncak
  • İyi stoklanmış bir ecza dolabı; Çocuğunuz düzenli olarak ilaç kullanıyorsa, yeterli miktarda ilacı olduğundan ve bakım verenin bunu nasıl yapacağını bildiğinden emin olun.
  • Seyahat bilgilerinizin yanı sıra çocuğunuzun tıbbi bilgileri ve telefon numaralarını içeren bir klasör bırakın (Çocuğunuzun doktorunun, hastanenin, eczanenin, diş hekiminizin, komşunuzunuz, yakınınızın, okulunun telefon numaraları)

Siz uzaktayken

Mümkünse bakıcı ile düzenli olarak iletişim kurun ve kontrol edin. Gittiğiniz süre boyunca çocuğunuzu rahatlatacak temas konusunda dikkatlice düşünün. Bazı çocuklar kartpostallara ya da günlük bir telefon görüşmesine, e-posta mesajına ihtiyaç duyabilirken bazıları, özledikleri ebeveynden haber alırlarsa daha fazla üzülebilirler. Gitmeden önce çocuklarınızla birlikte seyahat planlarınızla ilgili temel ayrıntıları gözden geçirin. Seyahat tarihlerinizi bir takvimde işaretleyerek, ne kadar süre kalacağınızı anlamalarına yardımcı olabilirsiniz, bakıcıdan da her geçen güne bir çizik atmasını isteyebilirsiniz.

Döndüğünüzde çocuğunuzdan gelebilecek değişik tepki ve davranışlara hazır olun. Küçük çocuklar bazen ebeveynleri onları bıraktıklarında onlara kızarlar ve geri döndüklerinde onları görmezden gelirler. Böyle bir durum meydana gelirse, diğer durumlarda takındığınız tavrı takının ve kullandığınız disiplin yöntemlerini uygulayın. Tabii ki, geri döndüğünüzde çocuğunuza sarılmaya ya da öpmeye çalışmalısınız, ancak çocuğunuz hâlâ kızgınsa zorlamayın.

Çeviren: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Kids Health

0
  1368 Hits

Ergenlikte Kaygı Bozuklukları

Ergenlikte Kaygı Bozuklukları

Ergenlik, hem fiziksel hem de psikolojik olarak önemli değişimlerin bir arada yaşandığı sancılı bir dönemdir. Ergenlik aynı zamanda gençlerin kaygı bozuklukları geliştirmeye yatkın oldukları bir dönemdir. Ergenlik bir geçiş dönemi olması nedeniyle kaygının da yoğun olarak yaşantılandığı bir dönemdir. Gencin ebeveynlerinden bağımsızlaşmak için verdiği mücadele, kimlik oluşumu ve sosyal ilişkilerdeki artış bazı gençler için büyük bir stres kaynağına dönüşebilir.

  • Yapılan bazı araştırmalara göre ergenlik dönemine giriş yaşı, kaygı bozuklukları riskini artıran bir faktördür. Ergenliğe erken giren çocukların -özellikle kız çocukları- zamanında ya da daha geç ergenliğe girenlere göre kaygı bozukluk belirtisi göstermeye daha yatkın olduğu bulunmuştur. Kızlar için beden algısı özellikle önem kazanırken stres düzeyinde artış ve öz saygıda düşüş olduğu da, bulgular arasındadır.
  • Ergenlik döneminde önem kazanan akran ilişkilerinde yaşanan zorlukların kronik strese sebep olduğuna ilişkin yapılan çalışmalarda, olumlu akran ilişkilerinin ergeni kaygı bozukluklarına karşı koruduğu ortaya konmuştur.
  • Ergenlik dönemindeki kaygı bozukluklarının tedavisinde ergenin hangi gelişimsel evrede olduğu önemlidir. Bazı ergenlerin değerlendirme süreci ve tedavisinde ebeveyn desteği gerekirken, bazı ergenler için bu durum tedaviyi engelleyici bir durum olabilir. Ergenin çevresi, sosyal destek formları, tanımladığı yakın ilişkileri tedavide büyük önem taşır. Psikoeğitim, gevşeme teknikleri ve bilişsel yeniden yapılandırma ve psikoterapi için kullanılan tekniklerden bazılarıdır.

Çeviren: Sevda Amil
Kaynak: Handbook of adolescent health psychology, Anxiety in adolescence, 519, 507-509

1
  2577 Hits

Çocuğumun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarım?

Çocuğumun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarım?

Ergenlerde depresyonun tanı ve teşhisi yetişkinlere göre daha zor olabilir. Bunun nedeni, ergenin, özellikle de yaşına ve sözel becerilerine bağlı olarak, duygularını aktarmadaki güçlüğü olabilir. Sözel becerileri yeterince gelişmiş olanlar ise, duyguları hakkında konuşmak konusunda isteksiz olabilir.

Gençlerde depresyon kendisini farklı şekillerde gösterebilir. Depresyonda olan genç sadece duygusal değil davranışsal olarak da birtakım sorunlar yaşayabilir. Bu durum evde ve okul ortamında sorunlara yol açabildiği gibi, aile, arkadaş ve yakın çevreyle olan ilişkilerin de bozulmasına da yol açabilir.

Aşağıdaki durumlar iki haftadan uzun sürdüğünde depresyon riskinden söz edilebilir:

  • Özgüven düşüklüğü.
  • Çaresizlik, umutsuzluk hissi, endişe, ağlama isteği.
  • Nedensiz yere suçluluk hissi.
  • Sosyal faaliyetlere ilgisizlik
  • Yorgunluk ve enerjisizlik hali
  • Öfke ve kızgınlık
  • İştah kaybı ya da aşırı yeme
  • Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık
  • Uyuku problemleri (artış ya da azalış)
  • Bedensel şikayetler (baş ağrısı, boyun ağrısı ve benzeri ağrılar.)
  • İntihar ya da kendine zarar verme düşünceleri
1
  2588 Hits

Ergenlerde Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı: Bir Problem mi Yoksa Bir Efsane mi?

Ergenlerde Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı: Bir Problem mi Yoksa Bir Efsane mi?

Son yıllarda bilgisayar oyunu oynamanın ne kadar zararlı olduğu konuşuluyor. Bilgisayar oyunlarını belirli bir sürenin üstünde oynamanın bağımlılığa yol açacağı üzerinde durulan konulardan biri. Ancak bilgisayar oyunu oynamanın mı olumsuz sonuçlara yol açtığı (çok oyun oynamanın depresyona neden olması gibi) yoksa, ergenleri çeşitli olumsuz koşulların mı bilgisayar oynamaya yönlendirdiği (depresyonun bilgisayar oyunu oynamaya neden olması gibi) hakkında bir fikir birliği yok. 

Singapur’da 2007 ile 2009 yılları arasında yapılan bir araştırmada, patolojik boyutta bilgisayar oyunu oynama durumu şöyle açıklanmıştır; “Düzenli olarak veya tekrarlayıcı bir şekilde aşağıdaki maddelerden beşine veya daha fazlasına sahip olmak:

  • Kafası sürekli oyunla meşguldur.
  • İstediği heyecan durumuna ulaşmak için daha fazla oyun oynama ihtiyacı duyar.
  • Oyuna ara vermek veya oyunu bırakmak istese de sürekli başarısız olur.
  • Oyunu bırakabildiği zamanlarda huzursuz ve rahatsızdır.
  • Problemleri önlemek ve rahatlamak için oyun oynar.
  • Oyunları kaybettiğinde, kazanmak için tekrar oynar.
  • Fazla oyun oynadığını gizlemek için ailesine yalan söyler.
  • Oyun oynamak için yasal olmayan yollar dener.
  • Oyun yüzünden önemli ilişkilerini, işini, kariyer fırsatlarını kaybeder.
  • Kendi parasını oyunlara harcadığı için maddi açıdan başkalarına güvenir.

Araştırmada, dürtüselliğin ve sosyal ilişkilerde yaşanan zorlukların bilgisayar bağımlılığını arttıran en önemli iki neden olduğu bulunmuştur. Ayrıca oyun bağımlılığı olan çocukların, aynı zamanda bazı psikolojik sorunlarının ve okul problemlerinin de olduğu saptanmıştır.

Çeviren: Cansu Akay
Kaynak: Child-Psych

3
  3523 Hits

Boşanma Ergenlere Nasıl Anlatılmalıdır?

  • Tüm aile bir aradayken konuşulmalıdır. Eşlerin birlikte konuşması ergenin anne babasının kararının kesin olduğunu kabul etmesine yardımcı olur.
  • Ergenler genellikle, inkar (tekrar barışırsınız), öfke (hayatımı mahvettiniz), pazarlık (söz veriyorum bir daha her dediğinizi yapacağım), depresyon (hayat berbat) ve kabul (bu sizin için en iyisi) döngüsünü izlerler.
  • “Bütün alternatifleri değerlendirdik ve başka bir çözüm yolu olmadığına karar verdik” açıklaması çabalamadığınızı düşünen ergen için önemlidir.
  • Hangi ebeveyn ile yaşayacağı ergenin kendisine sorularak karar verilmemelidir.
  • Ergenler için bazencumartesi akşamı arkadaşlarıyla görüşmek diğer ebeveyni görmekten daha önemli olabilir. Planlar onunla konuşularak kesinleştirilmelidir.
  • Eğer finansal değişiklikler olacaksa bundan ne şekilde etkileneceği kesin olarak anlatılmalıdır. Aynı şekilde okul değiştirme ve taşınma planları kesinleştiğinde vakit kaybetmeden söylenmelidir.
  • “Baban beni sinirlendiriyor, fakat öfkemin seninle hiçbir ilgisi yok. Canım sıkkın olabilir ama ben de, baban da seni çok seviyoruz. Bu bizim aramızda” gibi hatırlatmalar sıklıkla yapılmalıdır.

Derleyen: Serra Ababay

Kaynak: Schaefer, C. E. & DiGeronimo, T. F. (1999) How to Talk to Teens About Really Important Things. San Francisco: Jossey-Bass Publishers

4
  2023 Hits

Ebeveyn Ergen Çatışması

Ebeveynler ve büyümekte olan çocukları, ergenlik döneminde sık sık ciddi çatışmalar yaşayabilir. Ergenlik döneminde “ayrılma”, “farklılaşma” ve “karşı olma” durumları çatışmaların asıl kaynağıdır.

Ayrılma”; çocuğun sosyal dünyasında kendi bağımsızlığını yaratma çabasıyla ailesinden uzaklaşması, gizli bir alan oluşturması, yaşıtları içinde daha fazla etkiye sahip olma isteğiyle aileyle daha az iletişim içinde olmasıdır.

Farklılaşma” ise kendi bireyselliğini deneyimleme ve kendi kimliğini oluşturma sürecidir. Ebeveynin alışık olmadığı bir kimlik çatışmaya sebep olacaktır.

Karşı olma” durumu ise çocuğun ebeveyn otoritesinden çok, kendi iradesini kullanma isteğidir. Ebeveynin talep, istek ve kuralları anlaşmazlıkları doğurabilir. Peki aileler bunun için ne yapmalıdır?

  • ·Çocuğunuzu suçlamaktan kaçının! Karşı tarafı suçlamak anlaşmazlığı çözmez, şiddetlendirir. ·Çocuğunuzun düşünceleriyle ilgilendiğinizi ve anlamaya çalıştığınızı gösterin- “ Bana ne düşünüyorsun biraz daha anlatır mısın?”
  • Çocuğunuzla empati kurarak duyarlılığınızı ifade edin-“ İkimiz arasında geçen bu konu sende ne gibi duygular uyandırıyor, seni nasıl hissettiriyor?”
  • Onu yargılamadan tartışmanızı sürdürün- “Seninle aynı fikirde olmamam seni onaylamıyorum anlamına gelmez.” ·Spesifik bir şekilde objektif olarak durumu değerlendirin.-“ Ne olacağını düşündük, şimdi ne olmasını istiyoruz, bunun hakkında konuşalım.”
  • Ebeveyn olmanın sorumluluklarını katı ve sert bir şekilde dile getirmeyin. “Sert durmam gereken yerlerde sert olacağım, nerede esnek olabilirsem orada da esnek olacağım.”
  • Çocuğunuzla bir konuda anlaşamamak ya da çatışmak ilişkinizde bir şeylerin ters gittiğini göstermez. Bunun anlamı, iki tarafın da duyurmak, tartışmak ve çözmek için var olan istekleri, değerleri, algıları ve inançlarının var olduğudur.

Çeviren: Sevda Amil

Kaynak: Carl Pickhardt, Ph.D., Parent/Adolescent Conflict, ,Psychology Today.

2
  3445 Hits

Ergenlik ve Bağımsızlığa Ulaşma Efsanesi

Ergenlik ve Bağımsızlığa Ulaşma Efsanesi

Ergenler bağımsızlıklarına eriştiklerinde zafer ve pişmanlıkla karşılaşıyor.

Yaşın ilerlemesiyle hayat, hayallerin yerini uyanmalara bırakır. Kişilerin kendi geliştirdikleri ya da başkaları tarafından öğretildikleri inançların gerçek olmadıklarının ortaya çıkmasıyla büyük hayal kırıklıkları yaşanabiliyor.

Küçüklüğünden beri diş perisi ve Noel Baba ile ilgili hikayeler anlatılan bir çocuğun, bu hikayelerin güvendiği yetişkinler tarafından yaratılmış hayal ürünleri olduğunu anladığı anı bir düşünün. Bu küçük çocuğun anne-babasının kasten ona yalanlar söyleyebileceğinin farkına varmasıyla beraber, onu hep koruyacaklarına inandığı ebeveynlerine karşı güveni sarsılır.

Çocuğun aklında taşıdığı “Annem ve babam beni kötülüklere karşı hep koruyacaklar” düşüncesi bu tip deneyimlerle birlikte yerini “Yardıma ihtiyacım olduğumda hep orada olamayacaklar. Artık bir başımayım.”, “Beni her zaman kötülüklerden koruyamayacaklar. Başıma kötü şeyler gelecek”, “Benim için hep doğru kararları vermeyecekler. Bazen onların hatalarının zararını ben çekeceğim.”,”Her zaman ne yapmaları gerektiğini bilemeyecekler. Artık başımın çaresine kendim bakmalıyım. ” gibi düşüncelere bırakır. Büyümenin can yakan noktalarından biri, çocuğun anne-babasının her zaman onun güvenliğini sağlayacağı inancından vazgeçmesidir.

Şimdi, ergenliğin sonunda ortaya çıkan büyük göz açılmasını düşünün: “Nihayet bağımsızlığıma ulaştığımda hayatımı kendim yürütebileceğim.”Zaten ergenliğin tüm bu çalkantılı süreçlerinin amacı yetişkinler gibi kendi kendine yetebilmek değil midir? 20li yaşlarının ortalarındaki genç yetişkinlerle çalışan psikoterapist Carl E. Pickhardt’ın da fark ettiği gibi, bu kişilerden “Sonunda özgürüm” gibi zaferin çığlıklarını değil, çaresizliğin initilsini duyarız: “Şimdi hayatım tamamıyla benim elimde! Ne yapacağım?”

Üzücü gerçek şu ki, anne-baba otoritesi ortadan kalktığında yerini “asıl sistem” devralır. Anne-baba korumasının aslında o güne kadar onu sosyal otoritenin daha karmaşık ve keyfi taleplerinden uzak tutan bir sığınak sağladığını genç kişi zamanla fark edecektir. Bu farkındalık gençlerde hayal kırıklığına neden olur. Sosyal otoritenin kurallara uygun davranma ve itaat gibi güçleri ile karşılaştırıldığında, anne-baba tutumlarının daha şefkatli, taleplerinin çok daha az ve kurallarının daha hoşgörülü olduğu anlaşılır.

Faturaları ödemek, iş sahibi olmak, kararlarını kendileri vermek ergenlerin heyecanla bekledikleri temel özgürlüklerin bazılarıdır. Fakat zamanla genç yetişkinler fark edeceklerdir ki, bu idealler gerçekdışıdır. Zamanla deneyimledikçe, söz konusu hareket özgürlüğü olduğunda, "Tamamıyla yapmak istediğim şeyleri yapmakta özgür değilim". Bireyselliğe geldiğinde, "Tamamıyla bireysel olmakta özgür değilim". Düşünce özgürlüğüne geldiğinde, " Aklımdan geçenleri özgürce belirtmekte özgür değilim". Ya da anlamlı bir iş sahibi olma özgürlüğüne geldiğinde, "Hem çok para kazandırıp, hem de beni kişisel anlamda doyuran bir işe sahip olamıyorum" gibi düşüncelere girerler.

Yetişkinlikte diğerleriyle anlaşabilmek ya da ortama uyum sağlayabilmek için aynı fikirde olmak zorunda kalınan, iletişim kurmak için sessiz kalınan zamanlar olur. Genç bir adamin belirttiği gibi, "yetişkinlikte sahip olunan tek gerçek özgürlük, kişinin kendi başına sardığı bir beladan kendisini kurtarabilmesidir".

Bu genç adamın bir çok kelimede anlattığı şey özetle şudur: "Hiç bir zaman ergenlikte olduğum şekilde yetişkinlikte özgür olamayacağım. O zamanlar baş kaldırıp, otoriteyi sorgulayabiliyor, bazı ev kurallarını kulak ardı edebiliyordum. Fark etmesem de annem-babam beni yetişkin sorumluluklarından koruyordu."

Ergenlikten yetişkinliğe geçiş, beklenildiği gibi zafer dolu değildir.

Kaynak: Adolescents achieve independence with triumph and regret. Carl E. Pickhardt, Ph.D.

2
  2856 Hits

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120