Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenir.

Okullar Açıldı….

Okullar Açıldı...

Okullar açıldı ve öğrenciler için olduğu kadar veliler için de yeni bir dönem başladı. Hepimizin sorunları ise hemen hemen aynı. Tablet ya da TV başında geçirilen uzun saatler, yapılırken bin dereden su getirilen ödevler, bitmeyen telefon mesajlaşmaları, evdeki yemeklere tercih edilen şekerli ve unlu atıştırmalıklar...

Süreci daha iyi yönetebilmek için bazı çözüm önerileri neler olabilir?

  • Kuralları senenin başında ilişkiler gerilmemişken koymak ve öncelikle kendimiz uymak.
  • Çocuk eve gelince onu bir yetişkinin karşılaması, uygun bir dinlenme aralığından sonra ödevlere sakin bir şekilde yönlendirmesi.
  • Uyumak için önceden belirlenmiş bir saatin olması ve olumlu duygularla günün kapatılması.
  • Çocuk okuldan gelince onun da tercih edeceği sağlıklı atıştırmalıkların yahut öğünün hazır edilmesi.
  • Ödev yapılan zaman dilimi içinde telefona ve tablete erişimin kısıtlanması.
  • Aile içinde yapılması gerekenlerin dışında oyun ve eğlence sürelerinin de düzenlenmesi ve hayattan keyif almaya devam etmek.....
1
  708 Hits

Okul Öncesi Dönemindeki (3,5-5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

okul-oncesi-donemindeki-3-5-5-yas-cocugunuzun-gozunden-bosanma Okul Öncesi Dönemindeki (3,5-5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Gelişimlerinin bu evresindeki çocuklar birçok yeni beceri edinirler. Artık konuşabilirler, kendi arkadaşlıklarını kurarlar ve özbakım becerilerinin merdivenlerini adım adım tırmanmaya başlarlar. Kendi kişiliklerini geliştirip, bağımsızlıklarını ilan ederler. Okul öncesi çocukları başkalarına yardımcı olmaktan büyük keyif alırlar. Onlar için herşey bir oyundur. Hayaller ve gerçekler arasındaki çizgi onların için hala bulanıktır. Her ne kadar birçok beceriyi kazandıklarından artık bizlere epeyce yakın gözükseler de, bu dönem çocukları henüz zaman, gerçeklik veya neden-sonuç gibi kavramlarını anlayabilecek bilişsel becerilere sahip değillerdir. Okul öncesi dönemindeki çocuklar dünyanın hala kendi etraflarında döndüğüne ve birçok şeyi yaptırma güçleri olduğuna (tümgüçlülük) inanırlar.

Bu dönemdeki çocuğunuz boşanmayı nasıl deneyimler?

  • Boşanmanın sebebi olarak kendini suçlayabilir.
  • Boşanmanın getireceği büyük değişiklikler onun için ürkütücü olabilir. Ebeveynlerinden bir ya da her ikisi tarafından terk edileceğinden korkabilir.
  • Evden taşınan ebeveyni bir daha hiçbir zaman göremeyeceğini düşünüp bundan endişelenebilir.
  • Anne-babasının tekrar birleşmelerini diler ve bunu yapabileceğine inanır.

Stres belirtileri nelerdir?

  • Boşanmanın sorumluluğunu kendi üstüne alan konuşmalarda bulunabilir.
  • Dünyayı keşfetmek yerine ebeveynine yapışık bir hale gelebilir.
  • Gelişiminde gerilemeler gözlemlenebilir. Yatak ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma, öfke patlamaları gibi.
  • Herşeyi ve herkesi kontrol etmeye çalışıp, patronluk taslamaya çalışabilir. Bu, aslında boşanmanın yarattığı kaos ve belirsizlikte çocukların kendilerine güvenlik hissi yaratma çabasıdır.
  • Öfkesi büyük ölçüde artabilir.
  • Arkadaşları ile oynamada isteksizlik, üzüntü ve/ya yalnızlık görülebilir.

Ebeveynler yardımcı olmak için neler yapmalı?

  • Bu yaş aralığındaki çocuklar basit ve somut açıklamalara ihtiyaç duyarlar. Hangi ebeveynin evden ayrılacağını, çocuğun kiminle yaşayacağını, ona kimin bakacağını ve diğer ebeveyni ne sıklıkla göreceğini ona mutlaka anlatın. Bunlar birkaç kez konuşulması gerekebilecek konuşmalardır. Tek konuşmanın işleri çözmesini beklemeyin.
  • Öngörülebilir olun ve rutinlere sadık kalın. Aynı anda çok fazla şeyi değiştirmek çocukları ürkütebilir.
  • Çocuğunuzu bakıcısıyla bıraktığınızda geri geleceğinizin güvencesini ve saat kaçta döneceğinizi ona mutlaka anlatın. Verdiğiniz bu sözü tutacağınızdan emin olun.
  • Duyguları hakkında konuşabilmesi için ona alan açın. Birlikte kitap okumak ve oyunlar oynamak bu konuşmaları başlatabilmek için yararlı yöntemlerdendir.
  • Çocuğunuza onu çok sevdiğinizi ve bunu hiçbir şeyin değiştirmeyeceğini söyleyin.
  • Kabuslar görmeye başladıysa bunlar hakkında mutlaka onunla konuşun. Onun sizinle güvende olduğunu ve ona her zaman iyi bakacağınızı söyleyerek onu rahatlatın. Bu güvenceye boşanma ile çok daha fazla ihtiyacı var.
  • Diğer ebeveyni çocuğunuzun hayatında olan olaylar ile ilgili haberdar edin. Özel günlere her iki ebeveynin de katılacağından emin olun.
  • Çocuğunuzun öğretmenlerini ve hayatındaki diğer yetişkinleri boşanmanız konusunda bilgilendirin. Onlarla geçirdikleri vakitlerdeki davranışsal ya da duygusal değişimleri hakkında bilgi edinin ve birlikte bu büyük hayat olayı geçişinde yararlı olabilecek stratejiler belirleyin.

Makalede ele alınan sıkıntı belirtileri araştırmaların bize gösterdiği o yaş grubundaki ortalama çocukların verdiği tepkilerdir. Unutulmamalıdır ki aslında her çocuk biriciktir ve sizin çocuğunuz boşanmanızı çok farklı deneyimliyor olabilir.

Okuma Tavsiyesi

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

0 - 3 Yaş Arası Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

Boşanma Çocuklar İçin Kötü Mü?

Boşanma Ergenlere Nasıl Anlatılmalıdır?

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri 

2
  1035 Hits

Çocuklarda Bilgisayar Kullanımı

Çocuklarda Bilgisayar Kullanımı

Sosyal ve elektronik oyunlara erişimin her koşulda önemli kriterlerinden biri çocuğun yaşı olduğu unutulmamalıdır. Yetişkin denetimi küçük bir çocuğa İnstagram hesabı açtıktan sonra nasıl sağlanır bir düşünelim. 


Hadi paylaşalımı denetledik diyelim, erişim için ebeveyn  elimiz nereye kadar erişebilir ki... Pek çoğumuz kendi erişimlerimizi denetleyebiliyor muyuz? 



Gelin önce yetişkin duruşlarımızın farkına varalım; yasaklar yerine öğrenme ve alternatif paylaşımlar üzerine kafa yoralım. 
Daha sonra oyun saatlerini alternatif tekliflerle sınırlayalım. 
Beynin derin uyku için uygun koşulları sağlamasına fırsat verebilmek için uykudan iki saat önce hep birlikte oyunlardan ve sosyal medyadan uzaklaşalım.

2
  747 Hits

Çocuk Gelişimine Yakından Bakmak

Çocuk Gelişimine Yakından Bakmak

Uzmanların son yıllarda gelişimsel tarama ve değerlendirmelere dikkat çekmelerinin nedeni, gelişimsel geriliklerin erken dönemde tespit edilmemesinin, güçlüklerin artarak devam etmesine ve çocuk ile ailenin hayatını olumsuz etkilemesine neden olmasıdır. Ne yazık ki, çoğunlukla önemsenmeyen ya da fark edilmeyen gelişimsel geriliğe sahip çocukların güçlükleri okul dönemine kadar devam etmekte, artarak devam etmiş bu güçlükler ise çocuğun uyum ve öğrenme süreçlerini son derece olumsuz etkilemektedir.

Elbette anne-baba olarak gelişimi; çocuğunuzun oyunlarına, konuşmalarına, davranışlarına ve öğrendiklerine yakından bakarak takip edebilirsiniz. Şüphesiz anne-babalar ve çocuğa bakım veren diğer yetişkinler çocuğa en yakında olmaları açısından pek çok yeni adımı gözlemleyebilmek adına avantajlıdırlar. Fakat, bazen bu kadar yakın olmak objektif olarak gelişimi değerlendirmemizi ya da bazı aksamaları görmeyi güçleştirebilir. Unutmayalım ki, çocuğunuzun gelişimini takip etmek, yalnızca bedensel (boy, kilo, fiziksel sağlık) gelişimini izlemek değildir. Sağlıklı bir çocuk, hem fiziksel hem de zihinsel, dil, sosyal, duygusal ve öz-bakım alanlarında yaşına uygun becerileri edinebilen çocuktur.

Çocuk gelişimini değerlendirmek için bu alanda çalışan psikologlar, ‘gelişimsel tarama’ ya da ‘gelişimsel değerlendirme’ den yararlanırlar. Gelişimsel tarama ve değerlendirme, çocukların içinde bulundukları yaşa ait temel becerileri edinip edinmediğini ve olası bir gelişimsel gecikmeyi değerlendirmek amacıyla kullandıkları araçlardır. Gelişim değerlendirmesi uygulayan uzman çocuğunuzla doğrudan iletişime geçip gelişimsel düzeyini anlamaya yönelik standartları olan özel olarak tasarlanmış oyunlar oynayarak bir değerlendirme yapabilir, anne-baba, bakım veren veya çevredeki diğer kişiler ve nesneler ile nasıl ilişki kurduğunu gözlemleyebilir ve anne-babaya çocuğunuzun gelişimi ile ilgili çeşitli sorular sorabilir. Edinilen bilgiye göre çocuğun gelişiminin genel olarak ve spesifik gelişim alanlarında normal sınırlarda seyredip seyretmediği değerlendirilir ve gerekirse gelişimi destekleyici bir plan oluşturulabilir.

0
  1091 Hits

Televizyon Gerçekten Sihirli Bir Kutu Mu?

Televizyon Gerçekten Sihirli Bir Kutu Mu?

Günümüzde televizyon, çocuklarımızın en çok tercih ettiği iletişim ve eğlence araçlarından biridir. Rengarenk, sürekli değişen görüntüler ve sesler örüntüsü sunan bu "sihirli kutu" kimi zaman çocuklarımızın hayatında oyun vaktinden bile daha fazla zaman almakta.

Elbette, çocukların televizyon izleme alışkanlıkları ailelerin günlük alışkanlıkları ve seçimleriyle doğrudan ilişkili. Bos zamanlarını televizyon izleyerek geçiren ailelerin çocukları bos zamanlarında farklı aktiviteler ile ilgilenen ailelerin çocuklarına göre daha uzun saatler televizyon izlemekte. Bunun yani sıra, çalışma hayati, ev isleri, kalabalık aile ortamı, hastalık gibi farklı nedenlerle çocuklarına zaman ayıramayan anne-babaların, televizyonu çocuklar için "oyalayıcı" veya "çocuk bakıcı" bir araç olarak kullanmaları yine çocukların televizyon karşısında geçirdikleri zamanı arttırmakta.

Bu nedenle, anne-babaların televizyon yayınlarının içeriği ve süreleri konusunda sınırlamalar getirmeleri çok önemlidir. Araştırmalar, gün içinde devamlı olarak (ara vermeden) televizyon izlemek yerine, yarım saatlik süreyi aşılmaması gerektiğini vurgulamışlar, bu sürenin uzamasının öğrenmeyi olumsuz etkilediğini ortaya koymuşlardır. Anne-babanın çocuğun izlediği programa hakim olması, içerik hakkında çocuğa sorular yöneltmesi ve yorumlar yapması, çocuğun gerçek ve fanteziyi ayırt etmesi kadar izlediklerini anlamlandırması açısından son derece önemlidir.

Detaylı Makale:

Televizyon Gerçekten Sihirli Bir Kutu Mu?

Okuma Tavsiyesi:

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Çocuklarda Konsantrasyonu Artırmak İçin Etkili İpuçları

Çocukların Başarısız Olmasına Yol Açan 9 Neden

0
  907 Hits

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Bu dönem çocukları artık annelerinden ayrı birer birey olduklarını fark eden ve keşfeden çocuklardır. Bu hem çocuklar hem de anneleri için zorlayıcı bir süreç olabilir çünkü bu çocuklar bir yandan dünyayı ve çevrelerini keşfetmeyi arzularlarken, diğer yandan halen annelerinin sıcaklığına ve korumalarına muhtaçtırlar. Ebeveynlerinin ilgi ve onaylarını almak için yoğun bir çaba sarfederler.

Bu dönemdeki çocuğunuz boşanmayı nasıl deneyimler?

Erken çocukluk dönemi olarak adlandırılabileceğimiz 1,5-3 yaş aralığındaki bir çocuğun gözünden boşanmaya baktığımızda, bu çocuk artık anne-babasının kavgalarının tamamıyla farkındadır ve bunları anlamlandırabilir. Bu kavgalara öfkesini dışa vurarak veya yetişkinlerin tartışmalarını durdurmaya çalışarak tepki verebilir. İhtiyaçlarının karşılanmasında hala yetişkinlere bağlı olduğundan, ebeveynleri ona yeterince iyi bakımı sağlayamazsa kendisini güvenliksiz ve stres altında hisseder.

Çocuğun anne-baba arasındaki tartışmaların kendisinden kaynaklandığını ve bu boşanmanın sorumlusunun kendisi olduğunu düşünmesi oldukça olasıdır. Bu tümgüçlü düşünce yapısı, gelişimin bu evresi için normal ve beklenen bir durumdur.

Rutinler ve öngörülebilir davranışlar çocuklara güvenlik hissi verdiklerinden, boşanma sürecinde bunların aksamasıyla çocuklar huzursuz, gerilmiş ve hatta korkmuş hissedebilirler.

Stres belirtileri nelerdir?

  • Gelişimlerinde gelişimin önceki evrelerine gerileme görülebilir. Örneğin alt ıslatma veya tekrar beze dönme, biberon veya emzik kullanmaya geri dönme gibi arzuları belirebilir.
  • İçlerine kapanıp, üzgün veya yalnızlaşabilirler.
  • Uyku ve beslenme alışkanlıklarında önemli değişikliklere rastlanabilir.
  • Normalde korkmayacakları şeylere karşı korku veya endişe geliştirebilirler.

Ebeveynler yardımcı olmak için neler yapmalı?

  • Rutinlerinize düzenli bir şekilde devam edin.
  • Karı-koca olarak ayrılsanız da, onun anne-babası olmaya devam edip onu çok sevmeye ve ona bakmaya devam edeceğinizi anlatın.
  • Bebeksi davranışlarını cezalandırmaktan kaçının. Bunun yerine ona büyümenin güzel yanlarını göstermeye çalışın.
  • Çocuğunuz kendini sizden çekiyorsa ona zorla sarılmaya çalışmayın. Sizden sevgi isteyebileceği anları fark edin ve onu bu zamanlarda öpün ve sarılın.
  • Sınır koymayı unutmayın. Boşanma sürecinde çoğu ebeveyn çocuklarına karşı duydukları suçluluktan sınırları ve kuralları askıya alabilirler. Unutmayın ki sınır ve kurallar çocuklara kendilerini güvende ve korunmuş hissettirir.
  • Çocuğunuzun evden ayrılan ebeveyniyle de zaman geçirdiğinden emin olun.

İlgili Diğer Yazılar:

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

0 - 3 Yaş Arası Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma Çocuklar İçin Kötü Mü?

1
  1152 Hits

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Her çocuğun kendine has bir iç dünyası ve dünya algısı olduğundan, boşanmayı nasıl deneyimlediği de elbette bambaşka ve biriciktir. Fakat bu algıların oluşmasında ve şekillenmesinde çocukların kişisel özellikleri ve deneyimleri kadar gelişimsel özelliklerin de rolü büyüktür. Örneğin henüz bir yaşında olan bir bebek karmaşık bir yaşam olayı olan boşanmayı henüz anlamlandıracak ve bunu ifade edecek zihinsel donanımda olmadığından, neler olup bittiğini tam anlamıyla anlayamaz ve bunun üzerine konuşamaz.

Ebeveynlerine her konuda bağımlı olduğundan, bu süreçte ona yeterli bakım sağlanamazsa bu durum onda stres ve rahatsızlık yaratacaktır. Gündelik rutinlerinde değişiklik olur ya da alıştığı kişiler artık çevresinde bulunmazsa, bebek kendisini güvensiz hissedebilir. Bu dönemdeki bebeklerin duygu durumları üzerinde onlara sağlanan fiziksel koşullar kadar, ebeveynlerinin duygusal süreçleri de belirleyicidir.

Bu dönemdeki stres belirtilerini nasıl anlayabilirim?

  • Bebeğiniz bu süreçte tedirgin veya öfkeli olabilir. Bu duygudurumu kendini aşırı mızmızlık veya tam tersi olağandışı durgunluk şeklinde gösterebilir.
  • İştah, uyku düzeni ve/ya kişiliğinde bu gelişim evresine uymayan önemli değişikliklerle karşılaşabilirsiniz.
  • Sizin yaşadığınız stres ve sıkıntıya ağlayarak veya huysuzlanarak tepki verebilir.
  • Bu dönemde tamamlanmasını beklediğimiz gelişim basamaklarında gecikme yaşayabilir (ör: yuvarlanma, oturma, bir nesneye uzanma veya yürümede gecikme gibi).

Ebeveyni olarak çocuğuma bu dönemde yardımcı olmak için neler yapabilirim?

  • Onun rutinlerine tutarlı bir şekilde sadık kaldığınızdan emin olun.
  • Hem fiziksel hem de duygusal bağınızı devam ettirmek için onu kucağınıza alın, sallayın, sarılın ve onunla konuşmayı ihmal etmeyin.
  • Bebeğinize sevgi ve sıcaklıkla yaklaşmayı ve ona gülümsemeyi aksatmayın.
  • Bebeğinizin diğer ebeveyni görmeden 2 veya 3 günden fazla gün geçirmediğinden emin olun.
  • Bu süreçte kendinize de bakmayı ve zaman ayırmayı unutmayın.

İlgili Diğer Yazılar:

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

0 - 3 Yaş Arası Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

Boşanma Ergenlere Nasıl Anlatılmalıdır?

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Okul Öncesi Dönemdeki Çocuğunuza Boşanmayı Nasıl Açıklarsınız?

Boşanma Çocuklar İçin Kötü Mü?

1
  948 Hits

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Yaratıcılık kelimesini düşündüğümüzde çoğu insanın aklına sanat, spor, müzik, dans gibi aktiviteler geliyor. Fakat yaratıcılık sadece bu aktivelerden ibaret değil, yaratıcılık aynı zamanda toplumun yapı taşlarından biri ve aklınıza gelebilecek her alanı kapsıyor. Yaratıcılık olmasaydı, şuan bulunduğumuz noktada olmamız imkansızdı. Başka bir deyişle yaratıcılık geleceğimizin anahtarı ama onu yavaşça öldürüyoruz.

Yaratıcılık genine sahip ve gelecek için çok fazla ümit vaat eden her çocuğun yaratıcılığı bir şekilde öldürülüyor. Okullar çocukları yaratıcı olmaya değil uyumlu bireyler olmaya zorluyor. Aynı şekilde ebeveynler çocuklarının hiçbir zaman ilgisini çekmeyen aktiviteleri bir görev gibi yaptırırken, toplum da yaratıcı çocukları ayrıştırıyor.

Dahi, harika olarak adlandırdığımız çocuklar ileride dünyayı değiştirebilecek bireyler olma ihtimaline sahipken maalesef bu yetenek sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalıyor. Bunun sebebi de toplumun çocukların özgün kalmasına izin vermemesi.

Yaratıcı gücün yerini sürekli tekrar eden görevler alıyor, öğretmenler itaatkâr çocukları onaylıyor. Bizler çocukların iyi oldukları konularda gelişmelerini desteklemiyor, tam tersine onları sınırlıyoruz.

Toplum, yaratıcı akıllara kurallar öğretilmesi ve kurallara uymaya mecbur edilmesinden dolayı durağanlaştı. Bu durum yaratıcı yetişkin zihinlerin baskılandığı anlamına gelmiyor, toplumun kuralları ve beklentileri nedeniyle yaratıcı zihinler zamanla soluyor.

Peki, yaratıcı çocukların yaratıcı kalmaları için ne yapmalıyız? Dünyanın çaresizce ihtiyacı olan yaratıcılığı korumak için ne yapabiliriz?

Yaratıcılığı öldüren en büyük etken çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilen kurallar. Bu kurallar çocukların düşünme özgürlüğünü, benzersiz zihniyetlerini ve gelişmeleri için gerekli olan alanı kısıtlıyor.

Yapılan bir araştırmada bir okuldaki en yaratıcı çocukların ve sıradan yaratıcılığa sahip çocukların aileleri karşılaştırıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre bu iki tip aile arasındaki temel farkın çocuklara kaç kural koyulduğu oldu. En yaratıcı çocuklara neredeyse bir ya da daha az kural koyulurken sıradan yaratıcılığı olan çocuklara ortalama 6 kural koyulduğu ortaya çıktı. Psikolog Teresa Amabile, en yaratıcı çocuklara koyulan bir kuralın da spesifik kurallardansa ahlaki değerlere vurgu yaptığını belirtti.

Kurallar yaratıcılığı baskılar. Elbette ki toplumun düzen içerisinde işleyebilmesi için kurallar gereklidir. Fakat koyulan çoğu kural günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Kurallar ahlaki ve etik değerlerin olmadığı yerde işleve girer, bu da demek oluyor ki bireylerin etik anlayışları üzerinde çalışmak günümüzde geçerliliğini yitirmiş kurallara bağlı kalmaktan daha önemli.

Yaratıcı bireylerin ilgilendikleri konu hakkında özel eğitimler almasına gerek yok. Tam tersine onların ihtiyacı olan; yakınındaki insanların desteği ve çalışabilmeleri için gerekli alan. Başka bir deyişle, ebeveynler çocuklarını yaratıcı olmaları için programlayamazlar. Eğer çocukları bir alanda başarılı olmaları için zorlarsak, en iyi ihtimalle hırslı robotlar yaratmış oluruz.

Sonuç olarak, çocuklarımızı birer dahi olarak ya da sürüye katılmış başka bir koyun olarak yetiştirmek bizim elimizde. Dünya her zaman olduğu gibi yine gelecek yeni nesillere bağlı.

Yaratıcı çocuklar yetiştirin - hırslı robotlar değil.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: Curious Mind Magazine

0
  935 Hits

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatiller; dinlenmek, rahatlamak, aileyle zaman geçirebilmek adına kullanılan keyifli zamanlardır. Ancak okul kapıları kapandığında öğrenmeyi durdurmak gerekmez... Tatil boyunca çocuklarınızın öğrenmeye olan ilgisini, hevesini arttırmaya yardımcı olabilirsiniz

1. Müzeleri gezin.

Çocuklar, müzelerde öğrenmenin etkileşimli, dokunsal ve üç boyutlu deneyimini severler. Birkaç yıl önce yapılan bir araştırma da, müze ziyaretlerinin eğitimsel ve kişisel getirileri olduğunu doğruladı.

Müze gezen çocukların:

  • Kritik düşünme becerilerinin daha güçlü olduğu,
  • Sosyal toleransın daha yüksek seviyelerde olduğu bulunmuştur.

Küçük çocuklar, deneyimsel oyunu ve problem çözmeyi teşvik eden odaklanmış sergilerden yararlanabilir. Ayrıca, büyük çocuklar ve gençler, sanat, tarih, kültür, çevre, bilim ve diğer şeyleri okul ortamının dışında, değerlendirilme baskısı olmadan öğrenme fırsatı bulurlar.

2. Onları markete götürün.

Doğru okudunuz!

Çocuklarda öğrenme ile ilgili yapılan bir araştırmada market içerisine, oradaki nesneler, yiyecek-içeceklerle ilgili soru levhaları konulmuş. "Süt nereden gelir"; "bir inekten başka neler elde edebiliriz" gibi sorular, çocuklarda diyalog kurmayı teşvik etmek ve merak uyandırmak için tasarlanmış. Sonuçlara göre, ebeveynler ve çocuklar arasındaki konuşmalarda üçte bir artış olduğu gözlenmiş. Çalışma 8 yaşın altındaki çocuklarla yapılırken, doğasında olan ilkelerden ötürü her yaştan çocuklar (hatta yetişkinler) için de kullanılabilir.

Bu yöntemin altında yatan ana fikir, okul ortamının dışında ve gerçek dünyada öğrenme fırsatları yaratmaktır.

Dünyayla ilgili olarak günlük anlamda ilginç ve potansiyel olarak cevaplayamayacağınız soruları düşünün. Sokağınızda ne tür ağaçlar yer alıyor, yiyeceklerinizin mutfağınıza gelmeden önce nasıl yetişiyor, nerelerden geliyor veya evinizdeki teknolojinin nasıl geliştirildiği üzerine sorular sorup, üzerine konuşabilirsiniz.

Çocuklarınızı bu sıradan şeylerin nasıl ve neden olduğunu sorgulamaya teşvik ederek, onlardaki öğrenme aşkı ve merak duygusunu arttırıyorsunuz.

3. Kitap okumayı rutin haline getirin.

Okul zamanında belli bir düzene oturmuş rutinler okul durduğunda pencereden dışarı atılıyor… Ancak, tatil boyunca günlük rutinlerinizi sürdürebilmek sizin elinizde.

Okuma, tüm çocuklar için öğrenmenin en iyi yollarından biridir; onlara kitap okumak da buna dahildir:

Küçük çocuklar dil becerilerini, okuryazarlıklarını geliştirir ve hayal güçlerini kullanırlar...

Kurgu kitapları büyük çocukların yazma becerilerini desteklerken, diğer türler okul ortamında öğretilen veya öğretilmeyen, onların ilgisini çekebilecek konuları öğrenmelerine fırsat sağlarlar. Okuma, aynı zamanda gevşemeye de yardımcı olabilir; stres ve kaygıyı azaltır, empati kurma kapasitesini arttırır ve uyku alışkanlığının düzene girmesine yardımcı olur.

Çocuklarınızın tatillerini sevmelerine izin verin; ancak öğrenmenin, en eğlenceli tatil etkinliklerinden biri olabileceğini de gösterin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Melbourne Child Psychology & School Psychology Services

0
  849 Hits

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocukların yalan söylemesi ebeveynleri en çok endişelendiren davranışlardan bir tanesidir. Ancak, günümüzdeki araştırmalar bu endişenin yersiz olduğunu göstermenin yanı sıra yalan söylemenin zekâ belirtisi olduğunu kanıtlamaktadır.

Michael Lewis'in 2-4 yaşları arasında çocuklarla yaptığı araştırmada çocukların saklanan bir oyuncağa bakmamaları istenmiştir. Fakat araştırmacı odadan çıkar çıkmaz neredeyse bütün çocukların saklanan oyuncağa baktığı tespit edilmiştir. Araştırmacı odaya geri döndüğünde ise oyuncağa bakan çocukların büyük bir çoğunluğu bu konu hakkında yalan söylerken, çocukların geri kalanının oyuncağa baktığını itiraf ettiği gözlemlenmiştir.

Peki, neden bazı çocuklar yalan söylerken diğerleri söylemez? Lewis'e göre yalan söyleyen çocuklar diğer çocuklara göre daha zekidir. Lewis'in bu kanıya varmasının sebebi araştırmalarının sonucunda yalan söyleyen çocukların diğer çocuklara göre IQ seviyelerinin 10 puan daha yüksek olmasıdır. Bu konuda yapılan başka araştırmalar ise zekânın yanında yalan söyleyen çocuklarda beyindeki yürütücü işlevlerin ve sosyal becerilerinin daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ancak, çocukların 2-3 yaşlarında yalan söyleyememesi ebeveynleri endişelendirecek bir durum olmamalıdır. Yalan söyleme kapasitesi interaktif oyunlar ve rol yapma oyunlarıyla geliştirilebilir.

Çocukların yalan söylemesi ebeveynler için çelişkili bir durum oluşturabilir. Bu çelişkiyi ebeveynlerin çocuklarının hem yalan söyleyebilecek kadar zeki, hem de yalan söylemeyecek kadar ahlaklı olmalarını istemeleri yaratır. İyi yalan söyleyebilen çocukların aynı zamanda yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış bir davranış olduğunu anlaması için yalan söylemenin yanlış olduğunu vurgulamak yerine dürüst olmanın yararları ön plana çıkarılmalıdır. Araştırmalara göre, yalan söyleyen çocukları cezalandırmaktansa doğru söyleyen çocukları ödüllendirmek daha etkili bir yöntemdir.

Her zaman inanılanın tersine, iyi yalan söyleyebilen çocuklar zekidir. Ancak, burada unutulmaması gereken önemli nokta çocuklara yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış olduğunu aşılamaktır.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: The New York Times

0
  1111 Hits

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Ebeveynlerin çocuklarına spor yapmakla ilgili verdikleri mesajlar, çocukların spora bakış açılarının şekillenmesini büyük ölçüde etkiler.

Çocuklarınıza verdiğiniz mesajlar sonuç, beklenti ve baskı içerikliyse bazı kötü sonuçlara neden olabilir. İlk olarak, çocuklarınız bu külfetli mesajların ağırlığı altında ezilip, kötü performans gösterebilir ve hedeflerine ulaşamayabilirler. İkincisi, spor yaşantıları çocuklarınızın stres, olumsuzluk ve korku kaynakları haline dönüşebilir. Üçüncüsü, çocuğunuz bu tatsız deneyimleri sizlerle bağdaştırabilir ve sporlarını itici bir hale dönüştürdüğünüz için size karşı öfke, hatta nefret duyguları beslemeye başlayabilirler.

Buna karşılık, aşağıda bahsedilen mesajları çocuğunuza iletirseniz, genç sporcularınızın spor deneyimleri için kesinlikle farklı bir başlangıç noktası oluşturursunuz. Birincisi, korku, şüphe veya endişe olmaksızın cesaret, güven ve taahhüt ile ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. İkinci olarak, spor hayatlarını eğlenceli ve zenginleştirici bir deneyim olarak algılarlar. Üçüncüsü, çocuklarınız bu heyecan verici deneyimleri sizinle paylaşacak, onlara böyle bir fırsat sunduğunuz için sizlere minnet duyacaklardır.

1. Elinden gelenin en iyisini yap
Genç sporcularınıza bir alışkanlık kazandırmak istiyorsanız bu, sıkı çalışmak ve her fırsatta elinden gelen her şeyi yapmaya çalışmak olmalıdır. Bu basit alışkanlık, spor ve yaşamda başarı için gereklidir.
2. İyi bir sporcu ol
Atletik hayatlarında bir derece, başarı elde etmelerinin yanı sıra çocuklarınızın spor yaşamlarından güzel değerler edinmelerini istersiniz; kurallara uymak ve başkalarına saygılı olmak gibi
3. İyi Eğlenceler
Çocuklarınız sporla ilgilenmekten hoşlanmıyorsa, onları kendilerini daha çok besleyecek başka bir etkinlik bulmaları için teşvik etmelisiniz.
4. Takım arkadaşlarını destekle
Bir takımın parçası olma; sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek anlamına gelir. Çocuklarınızın iyi bir takım arkadaşı olmaktan öğrenecekleri.
5. Kazanmak sporun getirilerinden sadece bir tanesidir
Genç sporcularınızın başarılı olması herkes için keyif verici ve değerli olsa da kazanmak sporun amacı değildir. Bu nedenle, kazanmayı önemsememelisiniz. Çocuklarınızın spor yapmaktan öğrenebilecekleri güzel değerler, tutumlar, inançlar, beceriler ve alışkanlıklara odaklanmalısınız ki bunlar da hayatlarının her alanında onlara çok şey kazandıracaktır.
6.Seni seviyoruz!
Asla yeteri kadar "Seni seviyorum" diyemezsiniz. Yarışmalardan önce ve sonra, kazansalar da kaybetseler de çocuklarınıza sevginizi ifade edin. Bu mesaj tek başına, onların kendilerine olan güvenlerini arttıracak ve kendilerini güvende hissetmelerine neden olacaktır.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

1
  977 Hits

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Söz oyuncaklara gelince, gelişim ve yaratıcılık açısından, azı karar çoğu zarar denilebilir. Tatiller anılar oluşturma zamanıdır fakat çoğu evde tatiller çocukların dilek listelerinde bulunan mutlaka alınması gereken heves duyduğu bir şeyi, oyuncağı veya herhangi bir şeyi aceleyle kapmak anlamına gelir.

Alışveriş merkezlerindeki uzun kuyruklardan ve tuhaf kalabalıklardan bıkan ebeveynlere iyi bir haber var. Ohio'daki Toledo Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre oyuncaklardaki bolluk çocukların oyun kalitesini azaltıyor. Daha az sayıda oyuncağa sahip olmak küçük çocuğun odaklanmasını ve daha yaratıcı bir şekilde, hayali oyuna angaje olmasını sağlayabiliyor. Bebek Davranış ve Gelişimi adlı dergide yayınlanan Ortamda Bulunan Oyuncak Sayısının Çocukların Oyununa Etkisini inceleyen çalışmaya göre daha az sayıda oyuncağa sahip olmak daha mutlu bir oyun ve en sonunda da daha derin bir bilişsel gelişimle sonuçlanıyor.

Araştırmacılar, yaşları 18 ila 30 ay arasında bulunan 36 çocuk katılımcıyı serbest oyun seanslarında gözlemlemişlerdir. Çocuklara ya 4 ya da 16 oyuncak verilmiştir. Çalışmanın sonucunda iki oyuncak grubu arasında çocukların oyunlarının kalitesinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Sürdürülebilir oyun ve diğer çeşitli oyun tavırlarıyla değerlendirildiğinde, 4 oyuncak grubunda yer alan çocukların 16 oyuncak grubunda yer alan çocuklara göre daha kaliteli bir oyuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Esasen, daha az sayıda oyuncak verildiğinde, çocuklar onlarla daha çeşitli biçimlerde ve daha uzun zaman dilimlerinde oynamışlardır.

Toledo çalışmasının araştırmacılarından biri olan Alexia Metz, her katılımcının her iki grupta da - 4 oyuncak ve 16 oyuncak- farklı günler ve rastgele sıra ile oynadıklarını böylece farkın sadece ortamdaki değişiklikten (oyuncak sayısı) kaynaklandığını ve çocuklardaki çeşitliliği bir ölçüde kontrol ettiklerini belirtmiştir. Çocuklara 16 oyuncak verildiğinde, Metz ve diğer araştırmacılar dikkatin dağılmasını ve dezavantajı doğrulayabilmiştir. Bu çalışmanın sonucu oyuncak sayısındaki bolluğun ne tarz bir dikkat dağılımı yarattığını göstermiştir. Daha az oyuncak verildiğinde katılımcılar daha uzun süreli bir şekilde oyun oynamışlardır.

4 oyuncak grubunda olan çocuklar oyuncaklarla 1 buçuk kat daha fazla etkileşime sergilemiştir. Bu durum, küçük çocukların daha az oyuncak verildiğinde daha karmaşık, daha gelişmiş şekillerde oynama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oyuncağa karşı artmış bir ilgi gelişimin pek çok yönüne (Örneğin hayali ve mış gibi oyun oynama, kendini ifade etme, ince motor koordinasyonu gibi fiziksel özelliklere ve problem çözme becerilerine) pozitif olarak etki etmektedir.

Çocuklarınıza hediye olarak oyuncak alırken, özellikle de küçük yaştaki çocuklarınıza, kendinize şu soruları sormanızda fayda var: Çocuğumun gerçekten bu oyuncağa ihtiyacı var mı? Bu oyuncak onun oyun zamanını zenginleştirecek mi yoksa sadece öylesine bir iki hafta kullanılacak ve sonra yok sayılacak mı?

Tatil alışverişinizi yaparken yeni bir oyuncak yerine yaratıcı ve bağ kurabileceğiniz ritüeller yaratmayı bir düşünün. Yıllık film izleme tarihleri belirlemek, yılda bir pişirilen bir kurabiye hazırlamak veya tatil menüsünü birlikte hazırlamak gibi planları uygulayabilirsiniz. Araştırmalar ailelerin materyal veya eşyalar yerine aktivitelere yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Psikolog Thomas Gilovich, insanların geriye dönüp baktıklarında satın aldıkları materyallerden çok deneyimlerini daha büyük bir doyumla hatırladıklarını bulmuştur. Deneyimsel şeyleri satın alan insanların, örneğin kayak pistine giriş kartı veya konser bileti gibi, maddesel şeylere para harcayan insanlara oranla daha fazla mutlu olduklarını göstermiştir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1156 Hits

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin öğle uykusu sizin için günün en huzurlu ve sessiz saati olabilir. Bu öğle uykusu, kendinize ayırabileceğiniz çok değerli birkaç saat olabilir. Çocuğunuzla ilgilenmeniz gerekmeyen bu süre zarfı, dinlenebileceğiniz, yarım kalan işlerinizi bitirebileceğiniz veya keyif alacağınız aktiviteleri yapabilmek için güzel bir fırsattır.

Fakat bir gün bebeğinizin sabah veya öğle uykusuna artık ihtiyacı kalmayacaktır. Yürümeye yeni başlayan çoğu çocuk sabah uykusunu bıraksa da hala öğle uykusuna yatar. 3-4 yaşlarına geldiklerinde uyumamaya başlayabilirler.

Bebeğiniz uyumamaya başladığında bu durumla başa çıkabilmek için birkaç önerimizden yararlanabilirsiniz:

1. Uyku vaktini düzenleyin

Artık gün içindeki uykular kesildiğinde çocuğunuzun akşam uyku saatini normalden daha erkene çekmeniz işine yarayabilir. Bu şekilde hem çocuğunuz yeterince uykusunu alabilecek hem de siz kendinize gün içerisinde daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

2. “Sessizlik Vakti”ni kullanın.

Bebeğiniz eğer gün içinde uyumak istemiyorsa, uyku vakti yerine “sessizlik vakti”ni devreye sokabilirsiniz. Bu “sessizlik vakti”nde bebeğiniz sessizce yatağında uzanabilir veya ses çıkarmayan oyuncaklarla oynayabilir. Bu şekilde çocuğunuz sakinleşecek ve günün kalanı için enerji toplayabilecektir ve siz bu süre içinde kendi istediklerinizi yapabileceksiniz.

3. Birlikte bir aktivite yapın.

Çocuğunuz uyumak istemediğinde, çocuğunuza uygun ve çocuğunuzun hoşuna giden bir kitabı birlikte oturup birkaç bölümünü ona okuyabilirsiniz.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: EverydayFamily

0
  828 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  966 Hits

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Amerikan Pediatri Akademisi, 2011 yılında 2 yaşın altındaki çocukların hiçbir şekilde televizyon izlememesini ve biraz daha büyük çocukların ekran zamanının günde 2 saat ile sınırlandırılması gerektiğini önermiştir. Ebeveynlere göre bu öneri gerçekçi bulunmamıştır. Öyle ki, Amerikan Pediatri Akademisi önerisini yakın bir tarihte yeniden düzenlemiş ve ebeveynlerin mümkün olabildiğince, akrabalarla görüntülü görüşmeler dışında, 18 ayın altındaki çocuklarını ekranlardan uzak tutmasını önermiştir. Bu önerinin yeniden düzenlenmesi, ekranların günlük yaşantımızın bir parçası olduğu gerçeğini kabul etmemizi ve çocukların ne zaman ve nasıl ekran zamanı kullanması gerektiğinin yönetilmesi gerektiğini gündeme getirmiştir.

Araştırmalara göre:

  • 1.Ekranlar, içerik öğretici olduğunda çocuklar için bir öğrenme aracıdır. Fakat bu sadece büyük çocuklar için geçerlidir ve 2 yaşın altındaki çocukların ekranlardan öğrendiklerini gösteren çok az bulgu vardır ki bu durum Amerikan Pediatri Akademisi’nin Bebekler için Ekran Zamanına Hayır prensibinin harekete geçmesine neden olmuştur. Aslında bebeklerin ve küçük çocukların ekranlarda gördükleri şeylerin içeriklerini bile anlayıp anlamadıkları konusunda şüpheler vardır. Dolayısıyla, bebeklerinize nasıl okuması gerektiğini öğretmesini beklemediğiniz sürece çok az ekran zamanına izin verebilirsiniz.
  • 2.Ekranlar aslında çocuklarınız için kötü değildir. Televizyon izleme eyleminin veya Ipad ile oynamanın çocukları daha aptal yaptığına, kelime veya okuma becerilerine zarar verdiğine veya matematikte başarısız olmalarına sebep olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Eğer çocuğunuz dışarıda oynamak yerine veya ödevini yapmak yerine sadece televizyon izliyorsa bu durum ekran zamanın başka eylemlerin yerine geçerek zararlı olabileceği anlamına gelmektedir. Uzun bir araba yolculuğunda, kardeş ile potansiyel bir kavganın yerine ekran zamanı kullanılıyorsa bu iyi bir araç olabilir. Fakat eğer çocuğunuzun arkadaşlarıyla dışarıda oynama zamanının yerine geçiyorsa büyük ihtimalle iyi bir araç değildir. Sözün özü, aktif oyun her zaman ekran kullanımından iyidir. O yüzden eğer ekran zamanı oyun zamanının yerine geçiyorsa Ipad’i kaldırmanın zamanı gelmiştir.
  • 3. Ekranlar arka planda açık bırakıldığında çocukların dikkatini dağıtabilir. Bir araştırmaya göre arka planda açık bırakıldığında çocukların diğer aktiviteleri sergilerken (örneğin oyuncaklarla oynamak veya ebeveynlerle konuşmak gibi) dikkatleri dağılmaktadır. Ekranların dikkat dağıtıcı doğası çocuğun oyunun kalitesini düşürmektedir. Eğer çocuğunuz o anda özellikle oturup bir şey izlemiyorsa, televizyonu kapatmak en iyisidir.
  • 4. Ekranlar çocuğunuza sizden daha fazla bir şey öğretemez. Çocukların ekran zamanından veya eğitimsel televizyon programlarından da bir şeyler öğrenebildiklerini gösteren araştırmalar olmasına rağmen, çocukların ebeveynleriyle, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle etkileşimlerinde çok daha iyi öğrendiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Ayrıca çocuklar sizinle birlikte izledikleri zaman ekranlardan daha fazla şey öğrenmektedir.
  • 5. Çocukların ekran zamanının içeriği önemlidir. Şiddet içerikli medya (hem televizyon ve hem de bilgisayar oyunları) ile meşgul olan çocukların agresif davranışlarının arttığı güçlü bir şekilde kanıtlanmıştır. Günümüzde çocuklara uygun pek çok eğitimsel program ve uygulama varken, yetişkin odaklı programları özellikle de şiddet içerikli olan şeyleri izlemeleri için herhangi bir neden yoktur.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1266 Hits

Bakıcıya Veda Etmek

Dadıya Veda Etmek

Bakıcıya veda etmek bütün aileyi derinden etkileyebilir.

Artık evde görevli bakıcınızın gitmesi gerektiğinde, çocuğunuzun deneyimleyeceği duygular bakıcı/ebeveyn ilişkisinin sağlığıyla yakından ilgilidir. Ebeveynler bakıcının rolü konusunda kararsız olduğunda, çocuklarının bakıcı ile olan ilişkisinin etkisini azımsayabilir. Birçok ebeveynden “Bakıcımıza veda etme vakti geldiğinde, aslında kendisinin nasıl da ailemizin bir parçası haline gelmiş olduğunu fark ettim.” gibi cümleler duymak mümkündür.

Eğer ebeveynler bakıcının ayrılmasıyla fazlasıyla strese girmişler ise çocukların duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilirler. Araştırmalar, çocuğunuzun ayrılığı sırasındaki duygusal ihtiyaçlarına cevap verirken kendi duygularızı kontrol etmenizi tavsiye eder. Çocuğunuzun hüznüne empati yaptığınızda çocuğunuz daha güvende ve önemsenmiş hisseder. Bunun için de ebeveynin, çocuğun duygusal yaşamında bakıcının ne ölçüde odakta olduğu konusunda rahat hissetmelidir.

Ayrılığa hazırlanmak için bu öneriler yardımcı olacaktır:

“Valizinizi” değerlendirin.

Bakıcı/Ebeveyn ilişkisini karmaşıklaştıran etkenler şu şekildedir; çocuğunuzu bırakmak zorunda kalmanın verdiği suçluluk duygusu, acımasız şartları olan işinize olan öfke, ekonomik sıkıntılardan doğan dargınlıklar, çocuğunuzun bakıcısını sizi sevdiğinden daha çok sevmesinden korkmak ve kendinizin çocukluğunuzda yaşadığınız ayrılık travmaları. Eğer bu sorunlar çözülemezse, “valizinizde” taşıdıklarınız ortaya çıkabilir ve gerçekçi olmayan beklentilere girebilirsiniz.

Adil işe alım gerçekleştirin.

İş verenler ve çocuk bakımı çalışanları beklentileri konusunda açık olmalılar. İki tarafa da saygılı olacak şekilde yazılı bir anlaşma yapılmalıdır. Karşılıklı güven ve saygı olduğunda birlikte çalışmanız daha kolay olacaktır.

İletişiminiz açık ve direkt olsun.

Çalışanınızın iş memnuniyeti ve ihtiyaçları konusunda sizinle açıkça konuşabileceği rahat bir ortam sağlayın. Zor sorular sormaktan veya artık bir bakıcıya ihtiyacınız olmadığını söylemekten çekinmeyin. Artık bakıcınız işten ayrılacağı vakit geldiğinde, kendisinden çocuğunuza nasıl destek olabileceğiniz konusunda tavsiyeler alın.

Geçiş dönemlerinde bakıcılar, ebeveynler ve çocuklar rekabet, suçluluk, rahatlama, terk edilmişlik ve sevgi gibi çeşitli duygular deneyimleyebilir. Herkesi içine alan açık ve yansıtmalı diyaloglar ise vedaları kolaylaştırabilir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: “The Emotional Impact of a Nanny’s Leaving” (Alexandra Sacks, M.D.)

0
  1195 Hits

Çocuğunuz üzgün olduğunda duygu koçluğu yapmak

Çocuğunuz Üzgün Olduğunda Duygu Koçluğu Yapmak

Duygu koçluğu duygusal olarak zeki çocuklar yetiştirmenize, çocuğunuz üzgün olduğunda sakin kalabilmenize ve çözümler üretebilmenize yardımcı olur. Peki duygu koçluğu nasıl yapılır?

1. Önce kendinizi sakinleştirin.

  • Mola düğmenize basın: durun, şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili değil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla, onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

2. Bağlantı kurun ve güvenli bir ortam yaratın.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

3. Empati kurun.

  • Çocuğunuzun sesiyle eşleşin. Çocuklar ne kadar üzgün olduklarını anladığınızı hissettikleri zaman, seslerini daha fazla yükseltmezler
  • Duygularını hoş karşılayın ve yansıtın, çocuğunuzun sesini aynalayın. “Çok kızmış görünüyorsun!” veya “Bu yatıya kalma olayı için biraz endişeli görünüyorsun.”
  • Eğer çocuğunuz size bir problem tanımlıyorsa, duyduğunuz şeyi ona tekrar edin: “Seni açık ve net bir şekilde duydum. Ağabeyinin odana girip sakızını çalmasından bıkmışsın.”
  • Eğer çocuğunuz size öfke gösteriyorsa, ona uygun olmasını söyleme dürtünüze direnç gösterin. Bunun yerine, duygularını kabul edin ve ne ile ilgili üzgün hissettiğini size söylemesi için davet edin. “O şekilde benimle konuşmak için çok üzgün olmalısın. Neler oluyor hadi bana anlat.”
  • Çocuğunuzun ne hissettiğini bilmiyorsanız veya onun duygularını “isimlendirdiğinizde” öfkeleniyorsa, “üzgün” çok amaçlı güzel bir kelimedir: “Bununla ilgili ne kadar üzgün olduğunu duyuyorum.”
  • Çocuğunuzun fiziksel olarak dışa vurduğu şeyi tanımlamak onu duyulmuş ve görünmüş hissettirir ve aynı zamanda duyguları isimlendirme veya kasıtlı olarak kaçınmanıza yardımcı olur: “Dudağını ısırdığını görüyorum. Endişeli görünüyorsun.” veya “Kolların göğsünün üzerinde şöyle bağlı ve kaşların şöyle sıkı. Neler oluyor merak ediyorum?”
  • Çocuğunuzun bakış açısını kabul edin. “Arzu ettiğin şey…” veya “İstediğin şey bu değildi…”
  • Eğer çocuğunuz ağlıyorsa, kelimeler avuntu olabilir. Onları güvenli bir ortam yaratmak ve duyguları hoş görmek için tutumluca kullanın: “Herkes bazen ağlamaya ihtiyaç duyar. Bu gözyaşlarını hissetmek ve gitmelerine izin vermek güzeldir. Ben buradayım ve sen güvendesin.”

4. Çifte kontrol edin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir. 

5. Problemi çözün.

  • Çoğu zaman, çocuklar (ve yetişkinler) duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettiklerinde, duygular yükünü kaybeder ve dağılmaya başlar. Bu problemi çözmek için bir fırsat yaratır.
  • Eğer çocuğunuz hala üzgün ve negatif görünüyorsa ve problemi çözmeye açık değilse bu duygularıyla yeterince çalışmadığını gösterir ve daha önceki adımlara geri dönmeniz gerekir.
  • Çocuğunuz problem çözmeye hazır olduğunda, onlar sizden istemeden problemi çözme dürtünüze karşı gelin; bu onların üstesinden gelme becerilerine güvendiğinizin mesajını verir. Takılıp kalmış hissederlerse, beyin fırtınası yapmalarına ve seçenekleri keşfetmelerine yardım edin: “Hımm sanırım … yapabileceğini düşündün. Daha sonra ne olabilir diye merak ediyorum?”

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

1
  1200 Hits

Dikkat eksikliği olan çocuklar ve evcil hayvanlar

Dikkat Eksikliği Olan Çocuklar ve Evcil Hayvanlar

Dikkat eksikliği için evcil hayvan reçete edilmesi hakkında ne düşünürsünüz? Sonu gelmez okumalar, araştırmalar ve çalışmalar sonunda Dikkat Eksikliği Bozukluğu’nu alt edebilmek için başka bir yol daha keşfedildi. Görünüşe göre Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, evcil hayvanlarla ilgilenmekten ve onlarla oynamaktan son derece fayda sağlayabiliyorlar. Aşağıdaki konuşmayı çocuğunuzla yaptığınızı hayal etsenize:

Baba: “Oğlum, sende Dikkat Eksikliği var ve sana yardımcı olabilmesi için küçük şirin bir yavru köpek almayı düşünüyoruz.
Çocuk: “Yaşasın!”

Çoğu çocuğun kendisine evcil hayvan reçete edilmesi ile ilgili bir problemi olmayacaktır. Çocuğunuzun evcil hayvanına bakarak ve onunla ilgilenerek Dikkat Eksikliği’ni idare etmeyi öğrenmesini sağlayacak birkaç yolu sizinle paylaşıyoruz.

  • Evcil hayvanlar Dikkat Eksikliği olan çocuğunuza ileriyi planlayarak program yapmayı öğretebilir. Evcil hayvanlar beslenme, gezme, yıkanma vb. işler için önceden ayarlanmış bir program gerektirir. Çocuğunuz evcil hayvanın programını takip edebilmeye başladığında, ödevler, ev işleri veya başka faaliyetler için de program takip edebilmesi kolaylaşır.
  • Çocuğunuz fazladan enerjisi varsa, bir evcil hayvan ile oynamak bu sorunu çözebilir. Çocuğunuz köpek gezdirirken veya yavru bir kediyle koşuştururken fazla enerjisini atabilir ve gün içinde daha rahat hissedebilir.
  • DEHB’li çocuklar ebeveynlerin kendilerini sakinleştirmeye çalışmalarına veya azarlamalarına alışıktırlar. Evcil hayvanlar karşılıksız sevgi verirken aynı zamanda çocuğunuzu fazla enerjisi hakkında eleştirmezler. Hayvanlar çok iyi dinleyicilerdir ve çocukların kendine güvenlerini geliştirebilirler.
  • Çocuk psikiyatrları DEHB’li çocuklarla terapi yaparken evcil hayvan kullanabilirler. Örneğin, ebeveyn ve çocuklara davranış değiştirme teknikleri öğretilirken köpekler kullanılabilir.
  • Başkalarının beklentilerine göre yaşamak çocuğunda strese yol açabilir. Bir hayvan sevmek, okşamak veya sadece yakınında oturmak stresi azaltabilir.
  • DEHB’li çocuklar sosyal etkileşimde sıkıntı yaşayabilirler. Çocuğunuz dışarıda evcil hayvanıyla oynarken, diğer çocuklar otomatik bir şekilde katılmak isteyeceklerdir. Evinize arkadaşlık etmesi için bir çocuk çağırdığınızda, evcil hayvan aradaki buzları eritecek çok güzel bir araçtır.
  • DEHB’li çocuklar için açıkhava aktiviteleri çok yararlı olabilir. Temiz hava ve aerobik egzersizlerinden sağlanan iyi dolaşım beyne giden kan akışındaki oksijen miktarını arttırır. Çocuğunuz köpeğini okula gitmeden önce sabah yürüyüşe çıkarırsa sınıfta dikkatini toplama ve odaklanmada daha başarılı olacaktır.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: PsychologyToday: “Pets & Kids with ADD” (Jeff Hamilton)

0
  1940 Hits

Çocukları brokoli yemeye zorlamalı mısınız?

Çocukları brokoli yemeye zorlamalımısınız?

Yemek masasında bir tür savaşta gibi hissedebilirsiniz. Brokoli yemeği tabaktadır. Çocuğunuz gözlerinizin içine bakıyor ve kararlılıkla gözlerini aşağıya indiriyor ve size açıkça bir mesaj veriyor. Bu sebzeler zorlanmadan yenmeyecek !!! Günümüzde sağlıklı beslenme üzerine odaklanılması, ebeveynlerin çocuklarının ne yediğiyle ilgili daha fazla baskı ve endişe hissetmelerine neden olabilir. Soru o zaman şu : Ne kadar zorlarsanız o yemeği yer? Yemek saatlerinde çocuklarınızı ne kadar sıkıştırıyorsunuz?

Aşağıdakiler, sağlıklı beslenmeyi hayatımızda öncelikli olmasına yardımcı olabilecek, ancak akşam yemeğini mutlu bir yerde tutabilecek bazı önerilerdir.

Zorlamayın:

Kendinizi yemek sırasında çocuklarınızın gözünde korkutucu buluyorsanız, geri çekilme zamanı geldi. Yemek masasını bir savaş alanına çevirmek, daha sonraki yaşamında yemekle ilgili sorunlara yol açabilir. Doğru gıdaları yemeyi, bir emir değil keyifli bir deneyim haline getirmek daha uygundur. Bu konuda hayal kırıklığınızı ve kaygılarınızı azaltın ve çocuklarınıza daha rahat ve daha iyi davranma şansı verin.

Yeni Gıdaları Tanıtmaya Devam Edin:

Çocukların, sağlıklı yemek yemeye alışmalarından önce birçok yeni yiyecekler sunun. İlk etapta bir şeyden hoşlanmazlarsa vazgeçmeyin. Sebzeden bir iki ısırık  bile sizin için bir zafer olabilir, çünkü çocuk yavaş yavaş bu tadı kabul eder.

Sağlıklı Yemek Ödülü:

Bazı ebeveynler yemek yeme olayını rüşvete çevirirler. Bunu doğru değildir. Çocuğunuzun sağlıklı gıdaları tüketme davranışının desteklenmesini istiyorsanız bunu olumlu takviye olarak adlandırın.

En iyi ödüllerden birinin övgü olduğunu unutmayın. Onlara sağlıklı ve güçlü olmasını sağlayacak lezzetli yemek yemeleri için, kendilerinden gurur duymalarına yardımcı olun.

Çocuklara Kontrol ve Seçim Duygusu Verin:

Zihinsel sağlık uzmanları arasında popüler bir görüş, çocuklara ayrı yemek önerilmemesi gerektiğidir. Herkesin yemesi gereken yemeği yemeliler. Sonuçta, tüm aile için ayrı yemekler hazırlamak pratik  olmayabilir. Ancak, bu stratejiyi ılımlılıkla uygulanmalı.

Bazı günler aile yemekleri olarak belirlenir, ancak bazıları serbest günlerdir. Aile yemek günlerinde, çocukların kesinlikle nefret etmediği bir kaç şeyi yapmaya ve mümkün olduğunca çok seçenek sunmaya çalışın. Atıştırmalıklarda, çocuklar için seçim yapabileceğiniz çeşitli sağlıklı seçenekler sunun.

Çocuklarınızla sağlıklı yemek yeme savaşını kazanmanın gerçek yolu ,yemeği onun kendisinin yemesidir. Yemek yemesinde tutarlı davranırsanız, sonunda yemek yiyecektir. Yavaş olacak. Sabrınız sınanacak, ancak sağlıklı yemek yeme gerçekleşecektir.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychyology Today

0
  989 Hits

Diğer Çocuklardan Gelen Öfke

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Bir anne danışmanına “Birkaç gün önce iki tane kız büyükanneleriyle yürüyüp geçerken 2 yaşındaki çocuğum ve ben su birikintilerinde sıçrıyorduk. 3 yaşında olan oğluma doğru yürüdü ve “seni öldüreceğiz” dedi. Kızın su birikintilerinin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüğü açıktı ve düşmanlıkla bağırıyordu Ya öfkeli olan sizin kendi çocuğunuz değil de başka çocuklarsa? diye sordu.” Danışman ise “Diğer 3 yaşındaki zor bir zamandan geçiyor gibi görünüyor. Ve tabi ki bu sizin çocuğunuz için travmatik bir deneyim olabilir. Hepimiz çocuklarımızı bu gibi olaylardan korumayabilmeyi dileriz. Fakat bunu yapamayacağımız için, haydi çocuklarımıza seslerini çıkartıp diğerlerine saldırmadan kendilerini savunmaları için yardım edelim. Hepimizin kaçınılmaz olarak yolumuz çıkan mutsuz insanlarla baş ederken kendi oturmuş haysiyetimiz ve merhametimizle kalmayı öğrenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde hem biz hem de çocuklarımız acı yerine sevgi ekleyerek yaşadığımız dünyanın dönüşmesine yardım edebiliriz.

1. Diğer çocuğa verilebilecek uygun bir tepki için model olun

“Delirdin mi! Diğer çocukların su birikintilerinde oynamalarını istemediğini mi söylüyorsun?”

Besbelli ki, genellikle öfkeli bir yabancıyla etkileşimde bulunmayacaksınız. Fakat kaba insanların çoğu pozisyonlarının kabul edilmesini ister. Bir kez onların endişelerini anladığını belli ettiğinizde, genellikle daha az tehdit edilmiş hissederler ve bu nedenle daha az tehditkâr olurlar. Mutsuz hissetmesi için bir nedeni varmış gibi görünen bir çocukla konuşuyor olduğunuzdan, onun bakış açısını kabul ederek bir şeyleri basitçe çözümleyebilirsiniz.

“Sanırım su birikintilerini paylaşmak zor olmalı, değil mi? Merak etme, hepimizin eğlenmesi için bol bol su birikintisi var!”

Siz daha kibar ve empatik olabildikçe, diğer çocuk daha da yumuşayacaktır. Kim bilir hatta belki gülümseyebilir ve beraber oynamaya başlayabilir. En sonunda çoğu çocuk omuz silkip devam eder.

2. Çocuğunuzun güvende olduğuna dair güvenini tazeleyin.

Çocuğunuza dönün ve “O kız su birikintilerinde oynadığımız için kızgın, merak etme, ben herkesi güvende tutacağım, herkes için bol bol su birikintisi var.” gibi bir şey söyleyin. Eğer diğer çocuk buna kulak misafiri olduysa bu çok iyi. O çocuk için de bu kadar kendi öfkesinin kurbanı gibi hissetmek muhtemelen korkutucudur.

3. Eğer diğer çocuk “Hayır! Bunlar BİZİM su birikintilerimiz!” gibi uygunsuz bir şey söylerse veya çocuğunuza doğru fiziksel olarak hareket ederse,

Aralarına girerek çocuğunuzu korumalısınız. Model yüksek sesle sınırınızı yeniden ifade etmenizle güçleniyor. Örneğin, kesin bir dille “Paylaşmak zor biliyorum, fakat bunlar HERKESİN su birikintileri. Biz burada kalacağız böylece sen de o su birikintilerine sahip olabilirisin.” diye söyleyebilirsiniz.

4.Çocuğunuzu sesini çıkartması için destekleyin.

Başka bir çocuğun, sizin çocuğunuzu iterek, ondan bir şey çekip alarak hak ihlali gerçekleştirdiği durumlarda, acil bir durummuş gibi davranmayarak, kendisi adına konuşması için açıkça izin verin. Nazikçe çocuğunuza “Sen iyi misin?” diye sorduktan sonra “Bedenimi itme” veya” Hey, bununla ben oynuyorum, benim işim bittiğinde bunu sana vereceğim” demesi için destekleyebilirsiniz.

5. Eğer gerekliyse, diğer çocuğa eşlik eden yetişkinden yardım isteyin.

Başka bir yetişkinle kavga eden bir duruma düşmeyi veya kötü bir iş yaptıklarını ima etmek istemezsiniz. Bunun yerine onlara gülümseyin, direkt olarak adım atmaları için yardımlarını isteyin ve şöyle bir şey söyleyin ”Kızınız bu su birikintilerini seviyor ve kendine özel bir su birikintisine ihtiyaç duyuyor gibi! Bizim ailemiz şuanda bu su birikintisini kullanıyor. Bu su birikintisinde bizim işimiz biter bitmez kızının kullanmasına mutlu oluruz.” Bu noktada, yetişkinlerin çoğu çocuklarını başka bir su birikintisine doğru hareket ettirecektir.

Başka bir yetişkine ebeveynlik konusunda nasıl daha iyi iş çıkaracaklarını “öğretmeli” misiniz? Evet! Modelleme her zaman en güçlü öğretme yoludur. Sevgi ise her zaman en güçlü öğretmendir.

6. Duygularını çalışması için çocuğunuza yardım edin.

Başka birinin öfkesinin nesnesi gibi hissetmek çocuğunuz için korkutucu bir durum. Diğer aile gittiği zaman, “Bu zordu, değil mi? Bence o kız zorlu bir gün geçiriyor olmalı. Sen ne düşündün?” diye konuşun. Eğer üzgün görünüyorsa, “Affedersin, bu su birikintisinde ben oynuyordum! Ben bitirir bitirmez sen bununla oynayabilirsin.” diye konuşma deneyimi yaşaması için birazcık rol yapma oyunu oynamayı isteyebilirsiniz. Yüksek ve kuvvetli bir ses kullanması için onu teşvik edin.

Ya sonra? Şakacı bir şekilde ona su birikintisini paylaşıp paylaşmayacağını sorarak veya kendinizinkini paylaşmak için onu davet ederek ikinizin de hissettiği kaygıyı gidermek için çocuğunuzu olayla ilgili güldürün.

Derleyen: Dily Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1106 Hits

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120