Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenir.

Sonbahar Depresyonu

Sonbahar Depresyonu

Sonbahar depresyonu olarak da adlandırdığımız “mevsimsel depresyon” her yılın aynı dönemi görülür. Çoğu kişide bu semptomlar sonbaharda başlar ve kışın da devam eder. Mevsimsel depresyonda, kişi olumlu olaylar yaşadığı halde kendini depresif hissedebilir. Bunun nedeni azalan güneş ışınlarıdır. Güneş ışınları azalınca kişinin biyolojik saati bozulabilir, duygu durumunu etkileyen hormon olan serotonin (mutluluk hormonu) azalır. Bu değişiklikler mevsimsel depresyona zemin hazırlayan en önemli unsurlardır.

Sonbahar Depresyonun Belirtileri (Semptomları)  Nelerdir?

  • Enerjide düşüklük
  • Çok ya da az uyumak
  • İştah değişiklikleri. Genellikle karbonhidratlı gıdalara yönelmek
  • Konsantrasyon bozuklukları
  • Gergin ruh hali
  • Umutsuzluk hissi 

Bu semptomlar, bir depresyon habercisi olabileceği gibi, bipolar bozukluğu olan kişilerde de görülebilir.

Ne zaman bir uzmana başvurulmalıdır?

Bu semptomlar çalışmayı zorlaştırabilir, kişinin işine veya ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirmesini engelleyebilir veya ilişkilerinde zorluklar yaratabilir. Bu durumlarda, bir uzmana başvurmak gerekmektedir.

Peki, bugün ne yapabiliriz?

  • Gün ışığından maksimum faydalanmak için, hava aydınlandığında uyanmış olup, melatonin hormonunun salgılanma saatleri olan 22:00-02:00 aralığında uykuda olmaya gayret edin.
  • Hormon salgısını düzenlendiğinde, vücut kendi kendini önemli ölçüde onarır. Bu onarımı desteklemek için, uyumadan birkaç saat önce yemek yemeyi, ve mavi ışık yayan elektronik aletlerle zaman geçirmeyi bırakın.
  • Havanın aydınlık olduğu saatlerde 45 dakikalık egzersizler yapmak hormon döngüsünü pozitif anlamda destekler.
  • Karbonhidratlar anlık bir enerji artışı getirse dahi, aynı hızda bir düşüşe sebep oldukları için sonrasında kişiyi daha depresif hissettirirler. Bunun yerine güne kahvaltıyla başlayıp, ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıklarla destekleyerek enerji seviyenizi belli bir noktada tutmaya gayret edin.
  • Bu günlük takviyeler yeterli gelmezse, terapi desteği ve ilaç tedavisi için bir uzmana başvurun.
1
  585 Hits

Okullar Açıldı….

Okullar Açıldı...

Okullar açıldı ve öğrenciler için olduğu kadar veliler için de yeni bir dönem başladı. Hepimizin sorunları ise hemen hemen aynı. Tablet ya da TV başında geçirilen uzun saatler, yapılırken bin dereden su getirilen ödevler, bitmeyen telefon mesajlaşmaları, evdeki yemeklere tercih edilen şekerli ve unlu atıştırmalıklar...

Süreci daha iyi yönetebilmek için bazı çözüm önerileri neler olabilir?

  • Kuralları senenin başında ilişkiler gerilmemişken koymak ve öncelikle kendimiz uymak.
  • Çocuk eve gelince onu bir yetişkinin karşılaması, uygun bir dinlenme aralığından sonra ödevlere sakin bir şekilde yönlendirmesi.
  • Uyumak için önceden belirlenmiş bir saatin olması ve olumlu duygularla günün kapatılması.
  • Çocuk okuldan gelince onun da tercih edeceği sağlıklı atıştırmalıkların yahut öğünün hazır edilmesi.
  • Ödev yapılan zaman dilimi içinde telefona ve tablete erişimin kısıtlanması.
  • Aile içinde yapılması gerekenlerin dışında oyun ve eğlence sürelerinin de düzenlenmesi ve hayattan keyif almaya devam etmek.....
1
  708 Hits

Çocuklarda Bilgisayar Kullanımı

Çocuklarda Bilgisayar Kullanımı

Sosyal ve elektronik oyunlara erişimin her koşulda önemli kriterlerinden biri çocuğun yaşı olduğu unutulmamalıdır. Yetişkin denetimi küçük bir çocuğa İnstagram hesabı açtıktan sonra nasıl sağlanır bir düşünelim. 


Hadi paylaşalımı denetledik diyelim, erişim için ebeveyn  elimiz nereye kadar erişebilir ki... Pek çoğumuz kendi erişimlerimizi denetleyebiliyor muyuz? 



Gelin önce yetişkin duruşlarımızın farkına varalım; yasaklar yerine öğrenme ve alternatif paylaşımlar üzerine kafa yoralım. 
Daha sonra oyun saatlerini alternatif tekliflerle sınırlayalım. 
Beynin derin uyku için uygun koşulları sağlamasına fırsat verebilmek için uykudan iki saat önce hep birlikte oyunlardan ve sosyal medyadan uzaklaşalım.

2
  748 Hits

Aldatmak

Aldatmak

Burada aldatmak kavramını, başkalarıyla romantik, duygusal ve cinsel ilişki yaşamayacaklarına dair birbirine söz vermiş çiftler için kullanıyorum. Eğer ilişkide böyle bir söz verilmemişse aldatma da olmaz.

Aldatma, insanın kendisini ve yaptıklarını olduğundan farklı göstermesidir, başka türlü olduğunu söyleyip başka türlü davranması ve karşısındakinde gerçeklikten farklı bir algı oluşturmaya çalışması yani onu yanıltmasıdır. Birlikte yaşadığı kişi, başkalarının giremeyeceği bir ikiliğin içinde olduğunu, bir birliğin parçası ve birisi için biricik olma durumu yaşadığını sanırken aslında partneri başkalarıyla da romantik, cinsel, duygusal paylaşımlarda bulunuyordur. Ne olur insan aldatıldığını öğrendiğinde? Biz olma duygusu zedelenir. Daha da önemlisi, gerçek olarak yaşadıklarının bir yanılgı olduğunu öğrenmenin hayal kırıklığı yaşanır.

Dünyanın her yerinde genel olarak yıkıcı olduğu düşünülen ve tüm dinlerce yasaklanmış olan aldatma, istatistiklere göre en yaygın insan davranışından biridir. İnsanların neden aldattığı ise aldatan kişinin iç dünyası ve çift ilişkisinin dinamikleriyle bağlantılıdır. Aldatma ve nedenleri tıpkı parmak izi gibi her ilişki için farklı bir nedene bağlı olarak değişir. Çünkü ilişkiler ruhsal yapılarla belirlenir ve iç dünya çok katmanlı bir yapıdır. Aldatmanın ortak bilinçdışı anlamları ise her ilişkinin kendi dinamiklerine özgüdür.

Örneğin, eşler arasında yetişkin ilişkisindeki gibi bir karşılılık yerine birinin ebeveyn diğerinin çocuk rolünde olduğu bir ilişki yapısında, diğer partner onu yalnızca bakım veren, ihtiyaçları karşılayan, kendisini anlayan ve rahatlatan bir anne veya baba konumuna getirir. Eşiyle cinsellik ya da romantik duygular içeren bir yakınlaşma yaşamayı bilinçdışı olarak “bir tabu” gibi görmeye başlayabilir. Özellikle bir bebekleri olduğunda bu konumları daha net hissedebilir ve eşi cinsel ve romantik olarak arzulamaz hale gelebilir. Büyük olasılıkla bebeği bir bariyer gibi aralarına alırlar Artık cinsellik ve romantik yakınlık, evlilik dışında tatmin edilecek bir ihtiyaç haline gelir.

Bazen de içinde var olan kökleri çocukluğundan, kendi anne babasıyla çatışmalı ve baskıya dayalı bir ilişkiden gelmiş kişi, böyle bir çatışmayı var olan ilişkisine taşır. Bu da çocuklukta ebeveynle yaşanan ilişkideki psikolojik etkenlerin güncel ilişkiye yansımalarından biridir.

Çoğunlukla, insanların farklı heyecan ve deneyimler yaşamak, tutarlılık, devamlılık, toplumsal kabul ve güven duygusu veren ilişkisini kaybetmeden farklı , heyecan ve deneyimler yaşamak için aldattığını görürüz. Çünkü var olan ilişki, günden güne, tutku, oyun, merak, yenilenme pahasına aynılığı ve tekdüzeliği sürdürmektedir. Tekdüzelik, muhtemelen karşılıklı olarak devam ettirilen bir yapıdır çünkü aslında kişiler içten içe, ilişkilerin zamanla böyle olacağına ve heyecanın ancak başka kaynaklardan karşılanabileceğine inanır. İlişkiyi böyle bilenler için, partner güvenli limandır ama gemiler limanda durmak için yapılmamışlardır. Dolayısıyla aslında aldatma kaçınılmaz bir sonuçtur. Dönüp dolaşıp gelecek olsalar da gemiler limandan ayrılarak başka sulara açılırlar.

Kimi zaman da kişi tıpkı anne babası için yaptığı gibi karşı taraftan sevgi görmek ve onay almak için varını yoğunu ortaya koyar. Sevilmek için öyle büyük bir enerji sarf eder ki bu yatırımının karşılığını göremediğinde geçmişten de gelen hayal kırıklığının izleriyle büyük bir öfke duyar. Hak ettiği alamayan, sevgisine karşılık görmeyen, mahrum ve tatminsiz kalmış küçük bir çocuk gibi hissettiğinde de onu bu duygulara maruz bırakan kişiye misilleme yapar. Hissettiği gibi hissettirmek aldatır. Bu durumda aldatmayı, iyice dolaşmış ve içinden çıkılmaz haline gelmiş sorunlar yumağından sıyrılmak için bir yardım çığlığı olarak da duyulabiliriz.

Yukarıda altını çizdiğim gibi eşler arasında aldatmanın nedenleri her ilişkinin kendi dinamiğine özgüdür. Ancak klinikte en çok karşılaştığım durumlardan biri kendilerini ayrılmaz bir bütün olarak hissetmek için kendi kişilik sınırlarından vazgeçerek ilişki içinde kaybolmuş, adeta bir düğüm haline gelmiş çiftlerin yaşadığı zorluklardır. Birbirinin yanından hiç ayrılmayan, her şeyi birlikte yapan, aynı dost, hatta iş çevresinin dışına çıkamayan, kendilik sınırları ve mahremiyeti olmayan çiftler, kendilik duygusunu ve kimliğini muhafaza edemez ve yalnızca çift ilişkisi üzerinden kendisini tanımlayabileceğini düşünür. Kişisel varlığının devamı diğerine bağlı olduğundan onu sürekli kontrol altında tutarak, üzerinde baskı kurarak, ayrışmayı engellemeye ve sembiyotik ilişki yapısını korumaya çalışır. Buradaki bir ve bütün olma yanılgısı vazgeçilmesi zor bir güvenlik duygusu yaratsa da ilişkinin gardiyanlığını üstlenen partner de dahil olmak üzere herkes hapis hayatı yaşar. Çıkış yolu, bu duygusal bağımlılıktan daha fazla rahatsız olan partner tarafından ilişki dışında aranır. Özetle, aldatma, nedenleri ne olursa olsun, ortak olarak yaratılmış bilinçdışı çatışmaların yasak ilişki ile dışlanmasıdır.

Okuma Tavsiyesi:

Aldatma nedir? İnsanlar neden aldatır?

 

1
  1044 Hits

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Bu dönem çocukları artık annelerinden ayrı birer birey olduklarını fark eden ve keşfeden çocuklardır. Bu hem çocuklar hem de anneleri için zorlayıcı bir süreç olabilir çünkü bu çocuklar bir yandan dünyayı ve çevrelerini keşfetmeyi arzularlarken, diğer yandan halen annelerinin sıcaklığına ve korumalarına muhtaçtırlar. Ebeveynlerinin ilgi ve onaylarını almak için yoğun bir çaba sarfederler.

Bu dönemdeki çocuğunuz boşanmayı nasıl deneyimler?

Erken çocukluk dönemi olarak adlandırılabileceğimiz 1,5-3 yaş aralığındaki bir çocuğun gözünden boşanmaya baktığımızda, bu çocuk artık anne-babasının kavgalarının tamamıyla farkındadır ve bunları anlamlandırabilir. Bu kavgalara öfkesini dışa vurarak veya yetişkinlerin tartışmalarını durdurmaya çalışarak tepki verebilir. İhtiyaçlarının karşılanmasında hala yetişkinlere bağlı olduğundan, ebeveynleri ona yeterince iyi bakımı sağlayamazsa kendisini güvenliksiz ve stres altında hisseder.

Çocuğun anne-baba arasındaki tartışmaların kendisinden kaynaklandığını ve bu boşanmanın sorumlusunun kendisi olduğunu düşünmesi oldukça olasıdır. Bu tümgüçlü düşünce yapısı, gelişimin bu evresi için normal ve beklenen bir durumdur.

Rutinler ve öngörülebilir davranışlar çocuklara güvenlik hissi verdiklerinden, boşanma sürecinde bunların aksamasıyla çocuklar huzursuz, gerilmiş ve hatta korkmuş hissedebilirler.

Stres belirtileri nelerdir?

  • Gelişimlerinde gelişimin önceki evrelerine gerileme görülebilir. Örneğin alt ıslatma veya tekrar beze dönme, biberon veya emzik kullanmaya geri dönme gibi arzuları belirebilir.
  • İçlerine kapanıp, üzgün veya yalnızlaşabilirler.
  • Uyku ve beslenme alışkanlıklarında önemli değişikliklere rastlanabilir.
  • Normalde korkmayacakları şeylere karşı korku veya endişe geliştirebilirler.

Ebeveynler yardımcı olmak için neler yapmalı?

  • Rutinlerinize düzenli bir şekilde devam edin.
  • Karı-koca olarak ayrılsanız da, onun anne-babası olmaya devam edip onu çok sevmeye ve ona bakmaya devam edeceğinizi anlatın.
  • Bebeksi davranışlarını cezalandırmaktan kaçının. Bunun yerine ona büyümenin güzel yanlarını göstermeye çalışın.
  • Çocuğunuz kendini sizden çekiyorsa ona zorla sarılmaya çalışmayın. Sizden sevgi isteyebileceği anları fark edin ve onu bu zamanlarda öpün ve sarılın.
  • Sınır koymayı unutmayın. Boşanma sürecinde çoğu ebeveyn çocuklarına karşı duydukları suçluluktan sınırları ve kuralları askıya alabilirler. Unutmayın ki sınır ve kurallar çocuklara kendilerini güvende ve korunmuş hissettirir.
  • Çocuğunuzun evden ayrılan ebeveyniyle de zaman geçirdiğinden emin olun.

İlgili Diğer Yazılar:

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

0 - 3 Yaş Arası Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma Çocuklar İçin Kötü Mü?

1
  1152 Hits

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Bebeklik Dönemindeki (0 - 1,5 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

Her çocuğun kendine has bir iç dünyası ve dünya algısı olduğundan, boşanmayı nasıl deneyimlediği de elbette bambaşka ve biriciktir. Fakat bu algıların oluşmasında ve şekillenmesinde çocukların kişisel özellikleri ve deneyimleri kadar gelişimsel özelliklerin de rolü büyüktür. Örneğin henüz bir yaşında olan bir bebek karmaşık bir yaşam olayı olan boşanmayı henüz anlamlandıracak ve bunu ifade edecek zihinsel donanımda olmadığından, neler olup bittiğini tam anlamıyla anlayamaz ve bunun üzerine konuşamaz.

Ebeveynlerine her konuda bağımlı olduğundan, bu süreçte ona yeterli bakım sağlanamazsa bu durum onda stres ve rahatsızlık yaratacaktır. Gündelik rutinlerinde değişiklik olur ya da alıştığı kişiler artık çevresinde bulunmazsa, bebek kendisini güvensiz hissedebilir. Bu dönemdeki bebeklerin duygu durumları üzerinde onlara sağlanan fiziksel koşullar kadar, ebeveynlerinin duygusal süreçleri de belirleyicidir.

Bu dönemdeki stres belirtilerini nasıl anlayabilirim?

  • Bebeğiniz bu süreçte tedirgin veya öfkeli olabilir. Bu duygudurumu kendini aşırı mızmızlık veya tam tersi olağandışı durgunluk şeklinde gösterebilir.
  • İştah, uyku düzeni ve/ya kişiliğinde bu gelişim evresine uymayan önemli değişikliklerle karşılaşabilirsiniz.
  • Sizin yaşadığınız stres ve sıkıntıya ağlayarak veya huysuzlanarak tepki verebilir.
  • Bu dönemde tamamlanmasını beklediğimiz gelişim basamaklarında gecikme yaşayabilir (ör: yuvarlanma, oturma, bir nesneye uzanma veya yürümede gecikme gibi).

Ebeveyni olarak çocuğuma bu dönemde yardımcı olmak için neler yapabilirim?

  • Onun rutinlerine tutarlı bir şekilde sadık kaldığınızdan emin olun.
  • Hem fiziksel hem de duygusal bağınızı devam ettirmek için onu kucağınıza alın, sallayın, sarılın ve onunla konuşmayı ihmal etmeyin.
  • Bebeğinize sevgi ve sıcaklıkla yaklaşmayı ve ona gülümsemeyi aksatmayın.
  • Bebeğinizin diğer ebeveyni görmeden 2 veya 3 günden fazla gün geçirmediğinden emin olun.
  • Bu süreçte kendinize de bakmayı ve zaman ayırmayı unutmayın.

İlgili Diğer Yazılar:

Erken Çocukluk Dönemindeki (1,5 - 3 Yaş) Çocuğunuzun Gözünden Boşanma

0 - 3 Yaş Arası Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

Boşanma Ergenlere Nasıl Anlatılmalıdır?

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Okul Öncesi Dönemdeki Çocuğunuza Boşanmayı Nasıl Açıklarsınız?

Boşanma Çocuklar İçin Kötü Mü?

1
  949 Hits

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatiller; dinlenmek, rahatlamak, aileyle zaman geçirebilmek adına kullanılan keyifli zamanlardır. Ancak okul kapıları kapandığında öğrenmeyi durdurmak gerekmez... Tatil boyunca çocuklarınızın öğrenmeye olan ilgisini, hevesini arttırmaya yardımcı olabilirsiniz

1. Müzeleri gezin.

Çocuklar, müzelerde öğrenmenin etkileşimli, dokunsal ve üç boyutlu deneyimini severler. Birkaç yıl önce yapılan bir araştırma da, müze ziyaretlerinin eğitimsel ve kişisel getirileri olduğunu doğruladı.

Müze gezen çocukların:

  • Kritik düşünme becerilerinin daha güçlü olduğu,
  • Sosyal toleransın daha yüksek seviyelerde olduğu bulunmuştur.

Küçük çocuklar, deneyimsel oyunu ve problem çözmeyi teşvik eden odaklanmış sergilerden yararlanabilir. Ayrıca, büyük çocuklar ve gençler, sanat, tarih, kültür, çevre, bilim ve diğer şeyleri okul ortamının dışında, değerlendirilme baskısı olmadan öğrenme fırsatı bulurlar.

2. Onları markete götürün.

Doğru okudunuz!

Çocuklarda öğrenme ile ilgili yapılan bir araştırmada market içerisine, oradaki nesneler, yiyecek-içeceklerle ilgili soru levhaları konulmuş. "Süt nereden gelir"; "bir inekten başka neler elde edebiliriz" gibi sorular, çocuklarda diyalog kurmayı teşvik etmek ve merak uyandırmak için tasarlanmış. Sonuçlara göre, ebeveynler ve çocuklar arasındaki konuşmalarda üçte bir artış olduğu gözlenmiş. Çalışma 8 yaşın altındaki çocuklarla yapılırken, doğasında olan ilkelerden ötürü her yaştan çocuklar (hatta yetişkinler) için de kullanılabilir.

Bu yöntemin altında yatan ana fikir, okul ortamının dışında ve gerçek dünyada öğrenme fırsatları yaratmaktır.

Dünyayla ilgili olarak günlük anlamda ilginç ve potansiyel olarak cevaplayamayacağınız soruları düşünün. Sokağınızda ne tür ağaçlar yer alıyor, yiyeceklerinizin mutfağınıza gelmeden önce nasıl yetişiyor, nerelerden geliyor veya evinizdeki teknolojinin nasıl geliştirildiği üzerine sorular sorup, üzerine konuşabilirsiniz.

Çocuklarınızı bu sıradan şeylerin nasıl ve neden olduğunu sorgulamaya teşvik ederek, onlardaki öğrenme aşkı ve merak duygusunu arttırıyorsunuz.

3. Kitap okumayı rutin haline getirin.

Okul zamanında belli bir düzene oturmuş rutinler okul durduğunda pencereden dışarı atılıyor… Ancak, tatil boyunca günlük rutinlerinizi sürdürebilmek sizin elinizde.

Okuma, tüm çocuklar için öğrenmenin en iyi yollarından biridir; onlara kitap okumak da buna dahildir:

Küçük çocuklar dil becerilerini, okuryazarlıklarını geliştirir ve hayal güçlerini kullanırlar...

Kurgu kitapları büyük çocukların yazma becerilerini desteklerken, diğer türler okul ortamında öğretilen veya öğretilmeyen, onların ilgisini çekebilecek konuları öğrenmelerine fırsat sağlarlar. Okuma, aynı zamanda gevşemeye de yardımcı olabilir; stres ve kaygıyı azaltır, empati kurma kapasitesini arttırır ve uyku alışkanlığının düzene girmesine yardımcı olur.

Çocuklarınızın tatillerini sevmelerine izin verin; ancak öğrenmenin, en eğlenceli tatil etkinliklerinden biri olabileceğini de gösterin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Melbourne Child Psychology & School Psychology Services

0
  850 Hits

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin öğle uykusu sizin için günün en huzurlu ve sessiz saati olabilir. Bu öğle uykusu, kendinize ayırabileceğiniz çok değerli birkaç saat olabilir. Çocuğunuzla ilgilenmeniz gerekmeyen bu süre zarfı, dinlenebileceğiniz, yarım kalan işlerinizi bitirebileceğiniz veya keyif alacağınız aktiviteleri yapabilmek için güzel bir fırsattır.

Fakat bir gün bebeğinizin sabah veya öğle uykusuna artık ihtiyacı kalmayacaktır. Yürümeye yeni başlayan çoğu çocuk sabah uykusunu bıraksa da hala öğle uykusuna yatar. 3-4 yaşlarına geldiklerinde uyumamaya başlayabilirler.

Bebeğiniz uyumamaya başladığında bu durumla başa çıkabilmek için birkaç önerimizden yararlanabilirsiniz:

1. Uyku vaktini düzenleyin

Artık gün içindeki uykular kesildiğinde çocuğunuzun akşam uyku saatini normalden daha erkene çekmeniz işine yarayabilir. Bu şekilde hem çocuğunuz yeterince uykusunu alabilecek hem de siz kendinize gün içerisinde daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

2. “Sessizlik Vakti”ni kullanın.

Bebeğiniz eğer gün içinde uyumak istemiyorsa, uyku vakti yerine “sessizlik vakti”ni devreye sokabilirsiniz. Bu “sessizlik vakti”nde bebeğiniz sessizce yatağında uzanabilir veya ses çıkarmayan oyuncaklarla oynayabilir. Bu şekilde çocuğunuz sakinleşecek ve günün kalanı için enerji toplayabilecektir ve siz bu süre içinde kendi istediklerinizi yapabileceksiniz.

3. Birlikte bir aktivite yapın.

Çocuğunuz uyumak istemediğinde, çocuğunuza uygun ve çocuğunuzun hoşuna giden bir kitabı birlikte oturup birkaç bölümünü ona okuyabilirsiniz.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: EverydayFamily

0
  828 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  967 Hits

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Amerikan Pediatri Akademisi, 2011 yılında 2 yaşın altındaki çocukların hiçbir şekilde televizyon izlememesini ve biraz daha büyük çocukların ekran zamanının günde 2 saat ile sınırlandırılması gerektiğini önermiştir. Ebeveynlere göre bu öneri gerçekçi bulunmamıştır. Öyle ki, Amerikan Pediatri Akademisi önerisini yakın bir tarihte yeniden düzenlemiş ve ebeveynlerin mümkün olabildiğince, akrabalarla görüntülü görüşmeler dışında, 18 ayın altındaki çocuklarını ekranlardan uzak tutmasını önermiştir. Bu önerinin yeniden düzenlenmesi, ekranların günlük yaşantımızın bir parçası olduğu gerçeğini kabul etmemizi ve çocukların ne zaman ve nasıl ekran zamanı kullanması gerektiğinin yönetilmesi gerektiğini gündeme getirmiştir.

Araştırmalara göre:

  • 1.Ekranlar, içerik öğretici olduğunda çocuklar için bir öğrenme aracıdır. Fakat bu sadece büyük çocuklar için geçerlidir ve 2 yaşın altındaki çocukların ekranlardan öğrendiklerini gösteren çok az bulgu vardır ki bu durum Amerikan Pediatri Akademisi’nin Bebekler için Ekran Zamanına Hayır prensibinin harekete geçmesine neden olmuştur. Aslında bebeklerin ve küçük çocukların ekranlarda gördükleri şeylerin içeriklerini bile anlayıp anlamadıkları konusunda şüpheler vardır. Dolayısıyla, bebeklerinize nasıl okuması gerektiğini öğretmesini beklemediğiniz sürece çok az ekran zamanına izin verebilirsiniz.
  • 2.Ekranlar aslında çocuklarınız için kötü değildir. Televizyon izleme eyleminin veya Ipad ile oynamanın çocukları daha aptal yaptığına, kelime veya okuma becerilerine zarar verdiğine veya matematikte başarısız olmalarına sebep olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Eğer çocuğunuz dışarıda oynamak yerine veya ödevini yapmak yerine sadece televizyon izliyorsa bu durum ekran zamanın başka eylemlerin yerine geçerek zararlı olabileceği anlamına gelmektedir. Uzun bir araba yolculuğunda, kardeş ile potansiyel bir kavganın yerine ekran zamanı kullanılıyorsa bu iyi bir araç olabilir. Fakat eğer çocuğunuzun arkadaşlarıyla dışarıda oynama zamanının yerine geçiyorsa büyük ihtimalle iyi bir araç değildir. Sözün özü, aktif oyun her zaman ekran kullanımından iyidir. O yüzden eğer ekran zamanı oyun zamanının yerine geçiyorsa Ipad’i kaldırmanın zamanı gelmiştir.
  • 3. Ekranlar arka planda açık bırakıldığında çocukların dikkatini dağıtabilir. Bir araştırmaya göre arka planda açık bırakıldığında çocukların diğer aktiviteleri sergilerken (örneğin oyuncaklarla oynamak veya ebeveynlerle konuşmak gibi) dikkatleri dağılmaktadır. Ekranların dikkat dağıtıcı doğası çocuğun oyunun kalitesini düşürmektedir. Eğer çocuğunuz o anda özellikle oturup bir şey izlemiyorsa, televizyonu kapatmak en iyisidir.
  • 4. Ekranlar çocuğunuza sizden daha fazla bir şey öğretemez. Çocukların ekran zamanından veya eğitimsel televizyon programlarından da bir şeyler öğrenebildiklerini gösteren araştırmalar olmasına rağmen, çocukların ebeveynleriyle, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle etkileşimlerinde çok daha iyi öğrendiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Ayrıca çocuklar sizinle birlikte izledikleri zaman ekranlardan daha fazla şey öğrenmektedir.
  • 5. Çocukların ekran zamanının içeriği önemlidir. Şiddet içerikli medya (hem televizyon ve hem de bilgisayar oyunları) ile meşgul olan çocukların agresif davranışlarının arttığı güçlü bir şekilde kanıtlanmıştır. Günümüzde çocuklara uygun pek çok eğitimsel program ve uygulama varken, yetişkin odaklı programları özellikle de şiddet içerikli olan şeyleri izlemeleri için herhangi bir neden yoktur.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1266 Hits

Bakıcıya Veda Etmek

Dadıya Veda Etmek

Bakıcıya veda etmek bütün aileyi derinden etkileyebilir.

Artık evde görevli bakıcınızın gitmesi gerektiğinde, çocuğunuzun deneyimleyeceği duygular bakıcı/ebeveyn ilişkisinin sağlığıyla yakından ilgilidir. Ebeveynler bakıcının rolü konusunda kararsız olduğunda, çocuklarının bakıcı ile olan ilişkisinin etkisini azımsayabilir. Birçok ebeveynden “Bakıcımıza veda etme vakti geldiğinde, aslında kendisinin nasıl da ailemizin bir parçası haline gelmiş olduğunu fark ettim.” gibi cümleler duymak mümkündür.

Eğer ebeveynler bakıcının ayrılmasıyla fazlasıyla strese girmişler ise çocukların duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilirler. Araştırmalar, çocuğunuzun ayrılığı sırasındaki duygusal ihtiyaçlarına cevap verirken kendi duygularızı kontrol etmenizi tavsiye eder. Çocuğunuzun hüznüne empati yaptığınızda çocuğunuz daha güvende ve önemsenmiş hisseder. Bunun için de ebeveynin, çocuğun duygusal yaşamında bakıcının ne ölçüde odakta olduğu konusunda rahat hissetmelidir.

Ayrılığa hazırlanmak için bu öneriler yardımcı olacaktır:

“Valizinizi” değerlendirin.

Bakıcı/Ebeveyn ilişkisini karmaşıklaştıran etkenler şu şekildedir; çocuğunuzu bırakmak zorunda kalmanın verdiği suçluluk duygusu, acımasız şartları olan işinize olan öfke, ekonomik sıkıntılardan doğan dargınlıklar, çocuğunuzun bakıcısını sizi sevdiğinden daha çok sevmesinden korkmak ve kendinizin çocukluğunuzda yaşadığınız ayrılık travmaları. Eğer bu sorunlar çözülemezse, “valizinizde” taşıdıklarınız ortaya çıkabilir ve gerçekçi olmayan beklentilere girebilirsiniz.

Adil işe alım gerçekleştirin.

İş verenler ve çocuk bakımı çalışanları beklentileri konusunda açık olmalılar. İki tarafa da saygılı olacak şekilde yazılı bir anlaşma yapılmalıdır. Karşılıklı güven ve saygı olduğunda birlikte çalışmanız daha kolay olacaktır.

İletişiminiz açık ve direkt olsun.

Çalışanınızın iş memnuniyeti ve ihtiyaçları konusunda sizinle açıkça konuşabileceği rahat bir ortam sağlayın. Zor sorular sormaktan veya artık bir bakıcıya ihtiyacınız olmadığını söylemekten çekinmeyin. Artık bakıcınız işten ayrılacağı vakit geldiğinde, kendisinden çocuğunuza nasıl destek olabileceğiniz konusunda tavsiyeler alın.

Geçiş dönemlerinde bakıcılar, ebeveynler ve çocuklar rekabet, suçluluk, rahatlama, terk edilmişlik ve sevgi gibi çeşitli duygular deneyimleyebilir. Herkesi içine alan açık ve yansıtmalı diyaloglar ise vedaları kolaylaştırabilir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: “The Emotional Impact of a Nanny’s Leaving” (Alexandra Sacks, M.D.)

0
  1195 Hits

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Bu günlerde çocuğunuz üzerinde pek fazla etkiniz yokmuş gibi hissedebilirsiniz, ancak gençlerin davranışları ebeveynleriyle olan bağlarının gücü ile büyük oranda ilişkilidir. Gençler ve ebeveynleri arasındaki iyi ilişkiler, okul başarısı ve bireylerin genel mutluluklarıyla pozitif ilişkilidir.

1. Unutmayın siz bir ebeveyn ve arkadaşsınız.

Gençler, ebeveynlerinin onları anlamalarını, takdir etmelerini ve koşulsuz sevmelerini bekliyorlar; yani aslında ilişkilerinin bir dostluk formunda olmasını istiyorlar. Ama aynı zamanda biraz bağımsızlıkları olsun da isterler, bu yüzden bazı zamanlar kendinizi dışarda kalmış hissedebilirsiniz. Ebeveyn rolünüzü, çocuğunuza ne yapacağınızı söylemek için değil de çocuğunuzla yakınlık kurmak için kabul edilebilir bir şekilde kullanırsanız, size kendini daha fazla açıp, paylaşmaya daha yatkın olacaktır.

Yakın arkadaşlığınız çocuğunuzun size olan saygısını azaltır mı? Hayır. Arkadaşlarınıza saygı duymuyor musunuz? Duygusal olarak gerçekten yanınızda olanlara değer vermiyor musunuz? Eğer çocuğunuza saygı, düşünce ve özgünlük sunarsanız karşılığında sizde aynılarını çocuğunuzdan alacaksınız.

Çocuğunuza olmak istediğiniz kadar yakın olduğunuz da bazen otoritenizi kullanıp, hayır demeniz gerekir. Bazen gençlerin kendileri için belirleyemedikleri sınırları belirlemek için sizlere ihtiyaçları olacaktır. Bazen değerlerinize sadık kalmaya ve hayır demeye ihtiyacınız olacaktır.

2. Güvenli paylaşım zamanı belirleyin.

Her akşam yemeğinden sonra masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce birkaç dakika baş başa görüşme yapmak, birbirinizden haberdar olmanıza ve açık iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Günde 23 saat boyunca anne ve babalarının kim olduğunu unutan gençler bile, iyi geceler sarılması ve gece konuşmasına güzel karşılık verirler. Kısa, günlük konuşmalara ek olarak, genç çocuğunuzla özel bir şeyler yapmak için haftalık düzenli bir rutin oluşturun; bu dondurma yemek için dışarı çıkmak ve ya birlikte kısa bir yürüyüş yapmak bile olabilir.

3. Aktif bir ebeveyn olun.

Oğlunuzun veya kızınızın büyüdüğünü ve daha fazla özgürlüğe ihtiyacı olduğunu kabul etmeyi reddederek, çocuğunuzu isyan ettirmeyin. Ancak çocuklarınızın nereye gideceğini, kimin yanında olacağını ve ne yapacaklarını sormaya çekinmeyin. Çocuklarınızın arkadaşlarını ve ebeveynlerini tanımaya çalışın, böylece yaptıkları aktiviteler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

4. Çocuğunuza hedeflerini belirlerken destek olun.

Genç çocuğunuz, elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor. Ebeveyn olarak işimiz gençlerimizi desteklemektir. Ancak çocuğunuzun, onlar için belirlediğiniz hedeflere ulaşmasını beklemeyin. Çocuğunuz, kendisini olduğu gibi seven ve amaçladığı her şeyi yapabileceğine inanan bir ebeveynin desteği ile kendi hedeflerini kendi belirlemelidir. Kendi sesini bulmaya çalışırken, çocuğunuzun tutkularını ve araştırmalarını destekleyin.

5. Çocuğunuz hazır olana kadar onu bağımsızlığa zorlamayın.

Her gencin bağımsız bir bireye dönüşmek için kendi zaman çizelgesi vardır. Gerçek bağımsızlık, başkalarıyla olan yakın ilişkileri içerir. Çocuğunuzun onu, bağımsızlığa ittirdiğinizi hissetmesi sağlıklı DEĞİLDİR – bu çocuğunuzu onaylandığını, değer gördüğü akran grubuna fazlasıyla bağımlı hale getirir. Genç çocuğunuz er ya da geç, bağımsız hale gelecek, onun zaman çizelgesine saygı gösterin.

Bu aralar genç çocuğunuzun listesinin en üstünde olmayabilirsiniz, ancak yakın durmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun sizi uzaklaştıracağını varsaymayın, pes etmeyin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Aha! Parenting

0
  1039 Hits

Çocuğunuz üzgün olduğunda duygu koçluğu yapmak

Çocuğunuz Üzgün Olduğunda Duygu Koçluğu Yapmak

Duygu koçluğu duygusal olarak zeki çocuklar yetiştirmenize, çocuğunuz üzgün olduğunda sakin kalabilmenize ve çözümler üretebilmenize yardımcı olur. Peki duygu koçluğu nasıl yapılır?

1. Önce kendinizi sakinleştirin.

  • Mola düğmenize basın: durun, şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili değil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla, onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

2. Bağlantı kurun ve güvenli bir ortam yaratın.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

3. Empati kurun.

  • Çocuğunuzun sesiyle eşleşin. Çocuklar ne kadar üzgün olduklarını anladığınızı hissettikleri zaman, seslerini daha fazla yükseltmezler
  • Duygularını hoş karşılayın ve yansıtın, çocuğunuzun sesini aynalayın. “Çok kızmış görünüyorsun!” veya “Bu yatıya kalma olayı için biraz endişeli görünüyorsun.”
  • Eğer çocuğunuz size bir problem tanımlıyorsa, duyduğunuz şeyi ona tekrar edin: “Seni açık ve net bir şekilde duydum. Ağabeyinin odana girip sakızını çalmasından bıkmışsın.”
  • Eğer çocuğunuz size öfke gösteriyorsa, ona uygun olmasını söyleme dürtünüze direnç gösterin. Bunun yerine, duygularını kabul edin ve ne ile ilgili üzgün hissettiğini size söylemesi için davet edin. “O şekilde benimle konuşmak için çok üzgün olmalısın. Neler oluyor hadi bana anlat.”
  • Çocuğunuzun ne hissettiğini bilmiyorsanız veya onun duygularını “isimlendirdiğinizde” öfkeleniyorsa, “üzgün” çok amaçlı güzel bir kelimedir: “Bununla ilgili ne kadar üzgün olduğunu duyuyorum.”
  • Çocuğunuzun fiziksel olarak dışa vurduğu şeyi tanımlamak onu duyulmuş ve görünmüş hissettirir ve aynı zamanda duyguları isimlendirme veya kasıtlı olarak kaçınmanıza yardımcı olur: “Dudağını ısırdığını görüyorum. Endişeli görünüyorsun.” veya “Kolların göğsünün üzerinde şöyle bağlı ve kaşların şöyle sıkı. Neler oluyor merak ediyorum?”
  • Çocuğunuzun bakış açısını kabul edin. “Arzu ettiğin şey…” veya “İstediğin şey bu değildi…”
  • Eğer çocuğunuz ağlıyorsa, kelimeler avuntu olabilir. Onları güvenli bir ortam yaratmak ve duyguları hoş görmek için tutumluca kullanın: “Herkes bazen ağlamaya ihtiyaç duyar. Bu gözyaşlarını hissetmek ve gitmelerine izin vermek güzeldir. Ben buradayım ve sen güvendesin.”

4. Çifte kontrol edin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir. 

5. Problemi çözün.

  • Çoğu zaman, çocuklar (ve yetişkinler) duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettiklerinde, duygular yükünü kaybeder ve dağılmaya başlar. Bu problemi çözmek için bir fırsat yaratır.
  • Eğer çocuğunuz hala üzgün ve negatif görünüyorsa ve problemi çözmeye açık değilse bu duygularıyla yeterince çalışmadığını gösterir ve daha önceki adımlara geri dönmeniz gerekir.
  • Çocuğunuz problem çözmeye hazır olduğunda, onlar sizden istemeden problemi çözme dürtünüze karşı gelin; bu onların üstesinden gelme becerilerine güvendiğinizin mesajını verir. Takılıp kalmış hissederlerse, beyin fırtınası yapmalarına ve seçenekleri keşfetmelerine yardım edin: “Hımm sanırım … yapabileceğini düşündün. Daha sonra ne olabilir diye merak ediyorum?”

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

1
  1200 Hits

Çocukları brokoli yemeye zorlamalı mısınız?

Çocukları brokoli yemeye zorlamalımısınız?

Yemek masasında bir tür savaşta gibi hissedebilirsiniz. Brokoli yemeği tabaktadır. Çocuğunuz gözlerinizin içine bakıyor ve kararlılıkla gözlerini aşağıya indiriyor ve size açıkça bir mesaj veriyor. Bu sebzeler zorlanmadan yenmeyecek !!! Günümüzde sağlıklı beslenme üzerine odaklanılması, ebeveynlerin çocuklarının ne yediğiyle ilgili daha fazla baskı ve endişe hissetmelerine neden olabilir. Soru o zaman şu : Ne kadar zorlarsanız o yemeği yer? Yemek saatlerinde çocuklarınızı ne kadar sıkıştırıyorsunuz?

Aşağıdakiler, sağlıklı beslenmeyi hayatımızda öncelikli olmasına yardımcı olabilecek, ancak akşam yemeğini mutlu bir yerde tutabilecek bazı önerilerdir.

Zorlamayın:

Kendinizi yemek sırasında çocuklarınızın gözünde korkutucu buluyorsanız, geri çekilme zamanı geldi. Yemek masasını bir savaş alanına çevirmek, daha sonraki yaşamında yemekle ilgili sorunlara yol açabilir. Doğru gıdaları yemeyi, bir emir değil keyifli bir deneyim haline getirmek daha uygundur. Bu konuda hayal kırıklığınızı ve kaygılarınızı azaltın ve çocuklarınıza daha rahat ve daha iyi davranma şansı verin.

Yeni Gıdaları Tanıtmaya Devam Edin:

Çocukların, sağlıklı yemek yemeye alışmalarından önce birçok yeni yiyecekler sunun. İlk etapta bir şeyden hoşlanmazlarsa vazgeçmeyin. Sebzeden bir iki ısırık  bile sizin için bir zafer olabilir, çünkü çocuk yavaş yavaş bu tadı kabul eder.

Sağlıklı Yemek Ödülü:

Bazı ebeveynler yemek yeme olayını rüşvete çevirirler. Bunu doğru değildir. Çocuğunuzun sağlıklı gıdaları tüketme davranışının desteklenmesini istiyorsanız bunu olumlu takviye olarak adlandırın.

En iyi ödüllerden birinin övgü olduğunu unutmayın. Onlara sağlıklı ve güçlü olmasını sağlayacak lezzetli yemek yemeleri için, kendilerinden gurur duymalarına yardımcı olun.

Çocuklara Kontrol ve Seçim Duygusu Verin:

Zihinsel sağlık uzmanları arasında popüler bir görüş, çocuklara ayrı yemek önerilmemesi gerektiğidir. Herkesin yemesi gereken yemeği yemeliler. Sonuçta, tüm aile için ayrı yemekler hazırlamak pratik  olmayabilir. Ancak, bu stratejiyi ılımlılıkla uygulanmalı.

Bazı günler aile yemekleri olarak belirlenir, ancak bazıları serbest günlerdir. Aile yemek günlerinde, çocukların kesinlikle nefret etmediği bir kaç şeyi yapmaya ve mümkün olduğunca çok seçenek sunmaya çalışın. Atıştırmalıklarda, çocuklar için seçim yapabileceğiniz çeşitli sağlıklı seçenekler sunun.

Çocuklarınızla sağlıklı yemek yeme savaşını kazanmanın gerçek yolu ,yemeği onun kendisinin yemesidir. Yemek yemesinde tutarlı davranırsanız, sonunda yemek yiyecektir. Yavaş olacak. Sabrınız sınanacak, ancak sağlıklı yemek yeme gerçekleşecektir.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychyology Today

0
  989 Hits

Diğer Çocuklardan Gelen Öfke

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Bir anne danışmanına “Birkaç gün önce iki tane kız büyükanneleriyle yürüyüp geçerken 2 yaşındaki çocuğum ve ben su birikintilerinde sıçrıyorduk. 3 yaşında olan oğluma doğru yürüdü ve “seni öldüreceğiz” dedi. Kızın su birikintilerinin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüğü açıktı ve düşmanlıkla bağırıyordu Ya öfkeli olan sizin kendi çocuğunuz değil de başka çocuklarsa? diye sordu.” Danışman ise “Diğer 3 yaşındaki zor bir zamandan geçiyor gibi görünüyor. Ve tabi ki bu sizin çocuğunuz için travmatik bir deneyim olabilir. Hepimiz çocuklarımızı bu gibi olaylardan korumayabilmeyi dileriz. Fakat bunu yapamayacağımız için, haydi çocuklarımıza seslerini çıkartıp diğerlerine saldırmadan kendilerini savunmaları için yardım edelim. Hepimizin kaçınılmaz olarak yolumuz çıkan mutsuz insanlarla baş ederken kendi oturmuş haysiyetimiz ve merhametimizle kalmayı öğrenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde hem biz hem de çocuklarımız acı yerine sevgi ekleyerek yaşadığımız dünyanın dönüşmesine yardım edebiliriz.

1. Diğer çocuğa verilebilecek uygun bir tepki için model olun

“Delirdin mi! Diğer çocukların su birikintilerinde oynamalarını istemediğini mi söylüyorsun?”

Besbelli ki, genellikle öfkeli bir yabancıyla etkileşimde bulunmayacaksınız. Fakat kaba insanların çoğu pozisyonlarının kabul edilmesini ister. Bir kez onların endişelerini anladığını belli ettiğinizde, genellikle daha az tehdit edilmiş hissederler ve bu nedenle daha az tehditkâr olurlar. Mutsuz hissetmesi için bir nedeni varmış gibi görünen bir çocukla konuşuyor olduğunuzdan, onun bakış açısını kabul ederek bir şeyleri basitçe çözümleyebilirsiniz.

“Sanırım su birikintilerini paylaşmak zor olmalı, değil mi? Merak etme, hepimizin eğlenmesi için bol bol su birikintisi var!”

Siz daha kibar ve empatik olabildikçe, diğer çocuk daha da yumuşayacaktır. Kim bilir hatta belki gülümseyebilir ve beraber oynamaya başlayabilir. En sonunda çoğu çocuk omuz silkip devam eder.

2. Çocuğunuzun güvende olduğuna dair güvenini tazeleyin.

Çocuğunuza dönün ve “O kız su birikintilerinde oynadığımız için kızgın, merak etme, ben herkesi güvende tutacağım, herkes için bol bol su birikintisi var.” gibi bir şey söyleyin. Eğer diğer çocuk buna kulak misafiri olduysa bu çok iyi. O çocuk için de bu kadar kendi öfkesinin kurbanı gibi hissetmek muhtemelen korkutucudur.

3. Eğer diğer çocuk “Hayır! Bunlar BİZİM su birikintilerimiz!” gibi uygunsuz bir şey söylerse veya çocuğunuza doğru fiziksel olarak hareket ederse,

Aralarına girerek çocuğunuzu korumalısınız. Model yüksek sesle sınırınızı yeniden ifade etmenizle güçleniyor. Örneğin, kesin bir dille “Paylaşmak zor biliyorum, fakat bunlar HERKESİN su birikintileri. Biz burada kalacağız böylece sen de o su birikintilerine sahip olabilirisin.” diye söyleyebilirsiniz.

4.Çocuğunuzu sesini çıkartması için destekleyin.

Başka bir çocuğun, sizin çocuğunuzu iterek, ondan bir şey çekip alarak hak ihlali gerçekleştirdiği durumlarda, acil bir durummuş gibi davranmayarak, kendisi adına konuşması için açıkça izin verin. Nazikçe çocuğunuza “Sen iyi misin?” diye sorduktan sonra “Bedenimi itme” veya” Hey, bununla ben oynuyorum, benim işim bittiğinde bunu sana vereceğim” demesi için destekleyebilirsiniz.

5. Eğer gerekliyse, diğer çocuğa eşlik eden yetişkinden yardım isteyin.

Başka bir yetişkinle kavga eden bir duruma düşmeyi veya kötü bir iş yaptıklarını ima etmek istemezsiniz. Bunun yerine onlara gülümseyin, direkt olarak adım atmaları için yardımlarını isteyin ve şöyle bir şey söyleyin ”Kızınız bu su birikintilerini seviyor ve kendine özel bir su birikintisine ihtiyaç duyuyor gibi! Bizim ailemiz şuanda bu su birikintisini kullanıyor. Bu su birikintisinde bizim işimiz biter bitmez kızının kullanmasına mutlu oluruz.” Bu noktada, yetişkinlerin çoğu çocuklarını başka bir su birikintisine doğru hareket ettirecektir.

Başka bir yetişkine ebeveynlik konusunda nasıl daha iyi iş çıkaracaklarını “öğretmeli” misiniz? Evet! Modelleme her zaman en güçlü öğretme yoludur. Sevgi ise her zaman en güçlü öğretmendir.

6. Duygularını çalışması için çocuğunuza yardım edin.

Başka birinin öfkesinin nesnesi gibi hissetmek çocuğunuz için korkutucu bir durum. Diğer aile gittiği zaman, “Bu zordu, değil mi? Bence o kız zorlu bir gün geçiriyor olmalı. Sen ne düşündün?” diye konuşun. Eğer üzgün görünüyorsa, “Affedersin, bu su birikintisinde ben oynuyordum! Ben bitirir bitirmez sen bununla oynayabilirsin.” diye konuşma deneyimi yaşaması için birazcık rol yapma oyunu oynamayı isteyebilirsiniz. Yüksek ve kuvvetli bir ses kullanması için onu teşvik edin.

Ya sonra? Şakacı bir şekilde ona su birikintisini paylaşıp paylaşmayacağını sorarak veya kendinizinkini paylaşmak için onu davet ederek ikinizin de hissettiği kaygıyı gidermek için çocuğunuzu olayla ilgili güldürün.

Derleyen: Dily Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1106 Hits

Bencillikten Kurtulun

Bencillikten Kurtulun: Çocuklarda Bencillik ve Çözüm Önerileri

Çocuklar belli dönemlerde bencil bir döngüye girerler. Bazen bu döngüler oldukça uzun olabilir. Çocukların oyuncakları veya özel eşyaları için mesafeli bir sınır koymaları son derece normaldir; fakat çocuklar davranışlarının ve seçimlerinin akranları ve kardeşleri üzerinde etkisi olabileceğini anlamaları gereklidir.

Çoğu çocuk bencilliğin ne olduğunu bilmezler. Kullandıkları kelimelerin başkalarının duygularını etkileyebileceğini düşünmezler. Çocuklar hangi oyunları oynayacaklarını kararlaştırırken sinirlenebilirler, bağırabilirler veya tepinebilirler; fakat bu davranışlarının bencilce olduğunun ve başkalarını duygusal olarak etkilediğinin farkına varmazlar.

Nedenini sorgulayın.

Çocuklar çeşitli sebeplerden ötürü bencil dönemlerden geçerler. Bu dönemdeki davranışların altında yatan sebepleri anlamak yararlı olacaktır. Bu davranış yeni mi? Çocuğunuz kardeşleriyle anlaşamıyor mu? Evde konulan sınırlar keskin değil mi? Okulda sorunlar mı yaşanıyor? Son zamanlarda stresi artıran veya başka bir şekilde bencil davranışlara neden olabilecek değişen olayların listesini oluşturun.

Etiketleyin

Çocuğunuz bencilliğin ne olduğunu bilmiyorsa ona “Bu bencilce davranış hoşuma gitmiyor.” gibi bir cümle kurmanız anlamsız olacaktır. Bir davranışı düzeltmeyi amaçlarken çocuğunuz ebeveynlerinin söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. Bencil olmak başkalarını incitecek bile olsa kendini onların önüne koymaktır. Bu tanımı küçük çocukların anlaması biraz zor olabilir. O nedenle onlara somut örnekler vermek yararlı olacaktır. Bencillik hakkında, bencil bir davranış yapılırken değil, sakin zamanlarda konuşun. Çocuklar sakin zamanlarda yeni bilgileri daha verimli anlayıp içselleştirebilirler. Evde bencilce bir davranış yapıldığında sakin kalın ve davranışı etiketleyin. Sakin kalmak, duygusal tepkileri önler ve çocuğunuzun daha iyi öğrenmesine olanak sağlar.

Sınırları belirleyin

Çocuklarınız kendilerinden ne beklendiğini bilmezlerse o beklentilere bağlı kalamazlar. Koyduğunuz kurallar sıkça değişiyorsa veya sınırlara uyması zorunlu kılınmıyorsa çocuğunuzun kurallara uymasını bekleyemezsiniz. Evinizde yaşa uygun spesifik kurallar belirleyin. Koyduğunuz sınırları ve kuralları zaman zaman gözden geçirmeniz gerekir ve yaptığınız değişiklikleri nedenleri ile birlikte çocuğunuza açıklamanız gerekir. Sınırları keskince dayatmak zor olabilir. Bazen bazı kurallardan ödün vermek gerekecek sebepler olduğunu düşünebilir veya taviz vermenin güç savaşına girmekten daha cazip geldiğini hissedebilirsiniz. Tutarlılık çok önemlidir. Tutarlılık olmadığı zamanlar çocuklar kafa karışıklığı yaşarlar. Çocuğunuzun pozitif davranışları içselleştirmesi için sınır ve kuralları tutarlı ve sakin bir tutumla uygulayın.

Başkalarını düşünerek davranmaya teşvik edin.

Olumlu seçimlere ve davranışlara dikkat çekerek çocukların olumlu temel inançlara sahip olmasını ve gelecekte olumlu seçimlere eğilmesini sağlarsınız. Bencil olmayan davranışlar hakkında konuşun, tartışın ve neşelendirin. Başkalarını düşünerek davranmasının digger insanlara nasıl olumlu etkileri olduğunu anlamasına yardımcı olun. Bu şekilde davranışları ile duygular arasında bir bağlantı kurabilecek ve davranışlarından sonuç çıkarabilecektir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Everyday Family “Got Selfish Kids? Tips to Break the Habit” (Katie Hurley)

1
  4525 Hits

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Destek Olmak İçin 5 Öneri

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Yardımcı Olmak İçin 5 Öneri

İlk defa okula başlamak büyük bir dönüm noktasıdır. Anaokulu veya ilkokul olmasına bakılmaksızın, ilk okul deneyimi hem heyecan verici, hem korkutucu olabilir. Bu başlangıç ebeveynler için de büyük bir değişim olabilir! Çocuğunuzla, okula başlamak hakkında konuşun. Diğer okul hazırlıkları şu şekilde olabilir:

1. Okula başlamak hakkında konuşun.

Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğinde neler yapacağı hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

2. Birlikte alışverişe gidin

Okulu daha heyecanlı hale getirmek için sırt çantası, kıyafet gibi eşyaları beraber alabilirsiniz. Alınan çantalar, kıyafetler okul başlayana kadar bir yerde tutulmalı ve okula başlandığı zaman kullanılmalıdır ki, çocuk o eşyaların daha özel olduğunu fark edebilsin.

3. Çocuğunuzun okul zamanı için bir uyku programı hazırlayın

Bu çok önemli bir konudur ancak birçok aile bu programı yapmaya çok geç başlıyor (ya da hiç yapmıyor). Çocuğunuz tercihen her gece 9 ila 10 saat uyumalıdır. Bu yüzden, okula gitmek için kaçta kalkması gerektiğine karar verip, 10 saat geri sayılmalı ve 1 saat öncesinden ekranlar kapatılmalı ve sakinleştirici rutinlere başlanmalıdır. Örneğin, çocuğunuzun sabah 7'de kalkması gerekiyorsa, en geç saat 9'da yatakta olunmalıdır – yani saat 7.30’dan sonra tüm ekranlar kapalı olmalı ve sadece hikâye okumak, sessizce oynamak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapılmalıdır. Çocuğunuzun bu rutine alışılabilmesi için okul başlamadan en az bir, tercihen iki veya daha fazla hafta önce bu programı uygulamaya başlamalısınız.

4. Rutininizdeki tüm değişiklikleri önceden planlayın.

Oturun ve her şeyi detaylıca düşünün. Bir haftanızı ne kadar çok planlarsanız ve o haftaya dair hazırlıklar yaparsanız, okul günleri de o kadar kolay olur. Olası tüm senaryoları düşünmek zorunda değilsiniz, ancak bazen ileri düzey planlamalar yapmak büyük farklar yaratabilir.

4. Çocuğunuzun (ya da kendinizin) üzerine çok fazla etkinlik yüklemeyin

Çocuğunuzu bir sürü etkinliğe kaydettirmek kulağa cazip geliyor olabilir. Etkinlikler faydalı ve eğlenceli olabilir ancak özellikle okulun ilk zamanlarında aşırı yükleme yapmak çocuğunuzun yıpranmasına neden olabilir. Çocukların dinlenmesi gerektiği gerçeğinin yanı sıra, okula geçiş, her zaman stresli bir süreç olabilir. Herkes bulunduğu yere ve duruma alışıncaya kadar programınızı olabildiğince hafif tutmaya çalışın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Deborah Gilboa, Everyday Family

0
  1447 Hits

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Yetişkinler genellikle çocuklarla ölüm hakkında konuşmaktan rahatsızlık duyarlar. Bu ağır kavramı anlamak için yaşları çok küçük olanları koruduklarını varsayarak, bilinçli veya bilinciz olarak gözyaşlarına ya da diğer duygularına ket vurabilirler. Ancak ölümle ilgili yaşa uygun konuşmalar, çocukların tanıdıkları bir kişi öldükten sonra kaçınılmaz olarak sahip olduğu duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verir. Bunları normalize etmelerini sağlamak için çeşitli gelişim basamaklarında çocukların ölümü nasıl algıladıklarını bilmemiz gerekir.

Ölümü Anlamak

1948 yılında psikolog Maria Nagy’nin yaptığı bir araştırmada çocukların yaşlarına göre ölümü algılayışları incelenmiştir. Buna göre: 3-5 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu inkâr ederken, ölümü birinin geri döneceği bir seyahatle ilişkilendirme eğilimindedir; 5-9 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu anlarken bu bilgiyi uzakta bir yerde tutmaktadır. Eğer bu konuda zeki olurlarsa, ölümü kandırabileceklerini ve ölümden kaçınabileceklerini düşünmektedirler; 9-10 yaş arası çocuklar ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kendileri dâhil herkesi etkilediğini anlamaktadır. Nagy’nin araştırması Jean Piaget’in çocukların düşünme süreçlerini anlamak için ortaya çıkardığı Bilişsel Gelişim Evreleriyle (Duyusal Motor Dönem (0-2 yaş), İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş), Somut İşlem Dönemi (6-7 ile 11-12 yaş), Soyut İşlem Dönemi (11-12 yaş ve üstü) yakından ilgilidir.

Çocukların Ölümü İşlemelerine Yardımcı Olmak

Kayıp yaşamış çocukların ebeveynleriyle ölümlerinin ertesi yılında bağlantılarını nasıl sürdürdüklerini inceleyen bir araştırmada, çocukların%74’ü ebeveynlerinin cennet adı verilen yerde olduğuna inandıkları bulunmuştur. Bu sonuç çocukların ölen kişiyle ilişkisinin kopması konusunda teşvik edilmeleri yerine ölen kişiyle ilişkilerine yeni bir açıdan bakılmasının önemini göstermiştir. Çocuğun ölen ebeveynini yeniden yapılandırması için ölen kişinin yerinin bilinmesi (yerleştirilmesi), ölen kişinin deneyimlenmesi, ölen kişiye ulaşılması ve bağlantı nesnelerinin kullanılması gibi bağlantı stratejileri gerekmektedir.

Ebeveynlerin yapmaları gereken iki önemli şey vardır:

  1. Ölümle ilgili gerçek çocuğa gelişimsel dönemi ve anlayışı göz önünde bulundurarak söylenmelidir. Örneğin; “Genelde insanlar çok çok yaşlandıkları zaman veya çok çok hastalandıkları zaman veya vücutlarında doktorların ve hastanelerin iyileştiremedikleri yaralar olduğunda ölürler ve bu durumda kişinin vücudu çalışmayı durdurur.” Eğer çocuk çok küçük yaştaysa yas sürecini engelleyen klişelerden kaçınarak somut bir dil ve görseller kullanmak yararlı olacaktır. Eğer biz küçük bir çocuğa anneannesinin uzun bir seyahate çıktığını söylersek, anneannesinin geri döneceğini hayal edebilir veya neden vedalaşmadığını sorgulayabilir.
  2. Çocukların yas tutmalarına, cenazelere ve anma törenlerine katılmalarına izin verilmelidir. Bir araştırmaya göre cenazeye katılmak çocukların ölümü kabullenmelerine ve ölen ebeveyniyle gurur duymalarına yardımcı olmaktadır.

Yas sürecinde olan çocukların gösterebileceği yaygın tepkilerin (normal gözükmeyi istemek, tekrar ve tekrar hikâyelerini anlatmak, sevdikleriyle ilgili konuşmak ve onların sağlıklarından endişe duymak gibi) farkında olmak önemlidir.

Ebeveynler çocuklarını yaslarını çalışabilmeleri için bazı alışkanlıklara teşvik edebilirler. Dua okuyabilirler, bir balon uçurabilirler, şarkı söyleyebilirler, çiçek ekebilirler, şiir yazabilirler veya bir köpek kemiği gömebilirler. Yas tutan çocuklar kendilerini anı kitaplarıyla, anı kutularıyla, fotoğraflarla ve hatta anı e-mailleriyle ifade edebilirler.

Çocuklar duygularını paylaşmak için kısıtlı sözel ifadeye sahip olabilirler ve kaybın acısını tolere etmek onlar için zor olabilir fakat duygularını, isteklerini ve korkularını oyun yoluyla iletebilirler. Oyun terapisi hayal gücünü kullanmayı ve oyuncaklarla iletişime geçmeyi sağlamaktadır. Örneğin; oyuncak bir telefon çocuğun sevdiği kişiyle diyaloğunu sembolize edebilir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: The Conversation

0
  1261 Hits

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

"Herhangi bir ilişkideki en önemli 7 kelime:
Seni seviyorum. Seni duyuyorum. Beni affet lütfen."

Çoğu ebeveyn, çocuklarının kardeşlerinden, arkadaşlarından veya bir yetişkinden özür dilemeleri konusunda ısrar etmiştir. Buna rağmen, çocuklarından özür dilemek çoğu ebeveyne garip geliyor olabilir. Bazen çocuklardan özür dilememe konusunu, bize karşı saygılarının azalacağını söyleyerek savunabiliriz. Ancak tam tersi! İnsanlar hata yaptıklarında ve bunu kabullenip, hatalarını düzeltmeye çalıştıklarında başkalarına daha fazla saygı duymaz mısınız? Kendi hatalı davranışınız için özür dilemek, gerektiğinde çocuğunuzu uyaramayacağınız veya düzeltemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Çocuğunuzdan özür dilediğiniz de çocuğunuz bundan ne gibi mesajlar almış olur?

  • Hepimiz bazen hata yaparız ve işleri düzeltmeye çalışabiliriz.
  • Hepimiz bazen başkalarına istemeden de olsa zarar veriyoruz. Önemli olan hata yaptığımızın farkına varıp, ilişkimizi düzeltmek için çaba göstermek.
  • Özür dilediğiniz de, diğer kişi sizin hakkınızda daha iyi düşünür ve hisseder.

Peki, o zaman çocuğunuzdan ne zaman özür dilemeli ve özür dilerken ne söylemelisiniz?

1. Sıklıkla ve kolaylıkla özür dilenmeli.
Sadece büyük hatalar yapıldığın da değil, yaşamın bir parçası olan küçük "hata" anlarında da özür dilenmeli. Çocuğunuzun hoşuna gitmeyen herhangi bir şekilde davrandığınızda, özür dilemelisiniz.

2. Eğer çocuğunuz için önemliyse, size göre önemsiz bir şey olsa bile özür dileyin.
"Size dükkâna gittiğimde yeni bir defter alacağımı söylemiştim ve sonra tamamen unuttum, çok üzgünüm, söz verdiğimi biliyorum, ama bir dahakine unutmamak için elimden geleni yapacağım.".

3. Neler olduğunu açıklayın.
"Hepimiz çok üzüldük, değil mi? Sen bağırıyordun, sonra ben bağırmaya başladım ve sen ağlamaya başladın. Eğer seni korkuttuysam özür dilerim, çok üzgünüm. Bağırmak sevdiğiniz biri ile bir şeyler düzeltmek için hiç de iyi bir yol değil."

4. Davranışınızı açıklayın ama buna bahane bularak iyi bir özrü mahvetmeyin.
"Zor bir gün geçirdim ve bir şeylerin daha yanlış gitmesiyle baş edemeyip sana bağırdım. Ama bu bir mazeret olmamalı, kimse bağırılmayı hak etmez."

5. Durumu düzeltmek için bir plan yapın.
"Sana ne diyeceğim, not defterini almak için sabah okula giderken mağazaya gidelim." Bu özrün önemli bir parçasıdır: "Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim?"

6. Bir dahaki sefere bir plan yapın.
Çocuğunuza bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğiniz sorar ve sakince neler yapılabileceğini konuşursanız, çocuğunuz bu durumdan birçok şey öğrenebilir. Ardından kendinize bir söz verin. "Bir dahaki sefere sakinleşmek için önce duracağım, sonar da derin bir nefes alacağım." Sevdiğiniz biri sürekli size zarar verir ve her defasında özür dilerse, er ya da geç özürlere inanmayı bırakırsınız. Kişinin gerçekten davranışı tekrarlamamaya çalışacağına inanırsanız, işte o zaman özürler daha anlamlı hale gelir.

7. Çocuğunuza uzlaşmaya hazır olup olmadığını sorun.
Bu "Umarım beni affedersin" kadar basit bir cümle olabilir. Bu çocuğa, kızgınlık duygusunu gidermesi ve yeniden duygusal olarak size bağlanabilmesine yardımcı olur. Çocuğunuzu buna zorlamamalısınız, çocuklar kendilerini hazır hissetmeden önce "affetme" konusunda baskı hissetmemelilerdir. Bazı ebeveynler, böyle yaparak gücü çocuklarına verdiğini düşünerek bu adıma direnirler. Oysaki çocuğunuz affetmeye hazır değilse, bunu bilmek; onun hala sizden uzak durmasına neden olan konuyu öğrenmenize ve birlikte çözmeye çalışmanıza yardımcı olur.

8. Suçlu hissetmek ve ya utanç duymak yerine, çocuğunuzla daha iyi şeyler yapmaya odaklanın.
Hata yaptığını Kabul etmek ve özür dilemek cesaret ister. Ancak bu sizi daha iyi bir ebeveyn yapar ve ilişkileri değerlendirecek ve sorumluluk alabilecek daha sağlıklı çocukların yetişmesinde önemli rol oynar.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  2009 Hits

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma çocuklara zarar vermez. Boşanma, sevgiyle başlayan bir evlilik sonrasında biten üzücü bir şey olsa da, boşanmanın çocuklara zarar vermesi gerekmez. Boşanmış ebeveynlerin bu şiddetli, fırtınalı denizlerde çocuklarına yardımcı olmak için yapabilecekleri en önemli 10 şey.

1. Çocuğunuzun bir ebeveyne karşı taraf tutmasına izin vermeyin.

2. Karşıtlığınızı çocuğunuzun yanında frenleyin. Boşanan ebeveynler, çocukların karşılaştığı en yaygın problemin bu olduğunu iddia ediyor.

3. Boşanmadan sonra sağlıklı bir ebeveynlik ilişkisi üzerinde ,yeniden konuşun. Eski eşinizle en yakın arkadaş olmak zorunda değilsiniz, ancak sizin devam eden öfkeniz altında çocuğunuzun sorumluluk hissetmemesi için medeni bir ilişkinizin olması gerekiyor.

4. Eski eşinizi çocuğunuzun önünde kötülemeyin. Hatta , çocuğunuza diğer ebeveyn hakkında iyi şeyler söyleyin.

5. Çocuklarınızla ilgili tüm kurallar hakkında eski eşinizle aynı tutumda olun – yatma zamanı, ödev, bilgisayar zamanı, vb.

6. Çocuğunuzla ilgili koyulan kurallar ve bu kuralların sonucunda doğacak sonuçlar hakkında anlaşmaya varma konusunda sorun yaşıyorsanız, aile terapisine katılın .Eski eşinize karşı kızgınlığınızı doğru yönetmeniz için uzmanlardan yardım alın.

7. Eski eşinizin babası veya diğer aile fertlerini şiddetle eleştirmeyin. Çocuklar dedelerini, teyzelerini ve amcalarını severler; eğer bir ebeveyn onlar hakkında olumsuz şeyler söylerse çocuk bu çatışmayı hissedecektir.

8. Çocuğunuza karşı çocuğun bu boşanmaya sebep olmadığına dair ona güven verin. Anne-babalar boşandıklarında çoğu zaman çocuklar kendilerini suçlu hissediyorlar ve ebeveynlerin, çocukların bu boşanmada bir hatası olmadıklarına dair ikna etmeleri gerekiyor.

9. Çocuğunuza, her iki ebeveynin de onu sevmeye devam edeceğini ve onunla zaman geçireceğini söyleyin.

10. Çocuğunuza, onun kendisini iyi ve mutlu hissetmeye devam etmesini beklediğinizi söyleyin.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychology Today

0
  2822 Hits

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120