Psikoloji Blogu

Sık sık güncellenen psikoloji blogumuzda çocuk, ergen, çift ve aile, yetişkin ve sporculara yönelik güncel psikoloji haberleri ve araştırmaları yayınlamaktayız.
Psikoloji dünyasından en son haberler ve gelişmeler. @psidanismanlik

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Hırslı Robotlar Yerine Yaratıcı Çocukları Nasıl Yetiştirebiliriz?

Yaratıcılık kelimesini düşündüğümüzde çoğu insanın aklına sanat, spor, müzik, dans gibi aktiviteler geliyor. Fakat yaratıcılık sadece bu aktivelerden ibaret değil, yaratıcılık aynı zamanda toplumun yapı taşlarından biri ve aklınıza gelebilecek her alanı kapsıyor. Yaratıcılık olmasaydı, şuan bulunduğumuz noktada olmamız imkansızdı. Başka bir deyişle yaratıcılık geleceğimizin anahtarı ama onu yavaşça öldürüyoruz.

Yaratıcılık genine sahip ve gelecek için çok fazla ümit vaat eden her çocuğun yaratıcılığı bir şekilde öldürülüyor. Okullar çocukları yaratıcı olmaya değil uyumlu bireyler olmaya zorluyor. Aynı şekilde ebeveynler çocuklarının hiçbir zaman ilgisini çekmeyen aktiviteleri bir görev gibi yaptırırken, toplum da yaratıcı çocukları ayrıştırıyor.

Dahi, harika olarak adlandırdığımız çocuklar ileride dünyayı değiştirebilecek bireyler olma ihtimaline sahipken maalesef bu yetenek sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalıyor. Bunun sebebi de toplumun çocukların özgün kalmasına izin vermemesi.

Yaratıcı gücün yerini sürekli tekrar eden görevler alıyor, öğretmenler itaatkâr çocukları onaylıyor. Bizler çocukların iyi oldukları konularda gelişmelerini desteklemiyor, tam tersine onları sınırlıyoruz.

Toplum, yaratıcı akıllara kurallar öğretilmesi ve kurallara uymaya mecbur edilmesinden dolayı durağanlaştı. Bu durum yaratıcı yetişkin zihinlerin baskılandığı anlamına gelmiyor, toplumun kuralları ve beklentileri nedeniyle yaratıcı zihinler zamanla soluyor.

Peki, yaratıcı çocukların yaratıcı kalmaları için ne yapmalıyız? Dünyanın çaresizce ihtiyacı olan yaratıcılığı korumak için ne yapabiliriz?

Yaratıcılığı öldüren en büyük etken çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilen kurallar. Bu kurallar çocukların düşünme özgürlüğünü, benzersiz zihniyetlerini ve gelişmeleri için gerekli olan alanı kısıtlıyor.

Yapılan bir araştırmada bir okuldaki en yaratıcı çocukların ve sıradan yaratıcılığa sahip çocukların aileleri karşılaştırıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre bu iki tip aile arasındaki temel farkın çocuklara kaç kural koyulduğu oldu. En yaratıcı çocuklara neredeyse bir ya da daha az kural koyulurken sıradan yaratıcılığı olan çocuklara ortalama 6 kural koyulduğu ortaya çıktı. Psikolog Teresa Amabile, en yaratıcı çocuklara koyulan bir kuralın da spesifik kurallardansa ahlaki değerlere vurgu yaptığını belirtti.

Kurallar yaratıcılığı baskılar. Elbette ki toplumun düzen içerisinde işleyebilmesi için kurallar gereklidir. Fakat koyulan çoğu kural günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Kurallar ahlaki ve etik değerlerin olmadığı yerde işleve girer, bu da demek oluyor ki bireylerin etik anlayışları üzerinde çalışmak günümüzde geçerliliğini yitirmiş kurallara bağlı kalmaktan daha önemli.

Yaratıcı bireylerin ilgilendikleri konu hakkında özel eğitimler almasına gerek yok. Tam tersine onların ihtiyacı olan; yakınındaki insanların desteği ve çalışabilmeleri için gerekli alan. Başka bir deyişle, ebeveynler çocuklarını yaratıcı olmaları için programlayamazlar. Eğer çocukları bir alanda başarılı olmaları için zorlarsak, en iyi ihtimalle hırslı robotlar yaratmış oluruz.

Sonuç olarak, çocuklarımızı birer dahi olarak ya da sürüye katılmış başka bir koyun olarak yetiştirmek bizim elimizde. Dünya her zaman olduğu gibi yine gelecek yeni nesillere bağlı.

Yaratıcı çocuklar yetiştirin - hırslı robotlar değil.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: Curious Mind Magazine

0
  804 Hits

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatilde Öğrenmeye Devam

Tatiller; dinlenmek, rahatlamak, aileyle zaman geçirebilmek adına kullanılan keyifli zamanlardır. Ancak okul kapıları kapandığında öğrenmeyi durdurmak gerekmez... Tatil boyunca çocuklarınızın öğrenmeye olan ilgisini, hevesini arttırmaya yardımcı olabilirsiniz

1. Müzeleri gezin.

Çocuklar, müzelerde öğrenmenin etkileşimli, dokunsal ve üç boyutlu deneyimini severler. Birkaç yıl önce yapılan bir araştırma da, müze ziyaretlerinin eğitimsel ve kişisel getirileri olduğunu doğruladı.

Müze gezen çocukların:

  • Kritik düşünme becerilerinin daha güçlü olduğu,
  • Sosyal toleransın daha yüksek seviyelerde olduğu bulunmuştur.

Küçük çocuklar, deneyimsel oyunu ve problem çözmeyi teşvik eden odaklanmış sergilerden yararlanabilir. Ayrıca, büyük çocuklar ve gençler, sanat, tarih, kültür, çevre, bilim ve diğer şeyleri okul ortamının dışında, değerlendirilme baskısı olmadan öğrenme fırsatı bulurlar.

2. Onları markete götürün.

Doğru okudunuz!

Çocuklarda öğrenme ile ilgili yapılan bir araştırmada market içerisine, oradaki nesneler, yiyecek-içeceklerle ilgili soru levhaları konulmuş. "Süt nereden gelir"; "bir inekten başka neler elde edebiliriz" gibi sorular, çocuklarda diyalog kurmayı teşvik etmek ve merak uyandırmak için tasarlanmış. Sonuçlara göre, ebeveynler ve çocuklar arasındaki konuşmalarda üçte bir artış olduğu gözlenmiş. Çalışma 8 yaşın altındaki çocuklarla yapılırken, doğasında olan ilkelerden ötürü her yaştan çocuklar (hatta yetişkinler) için de kullanılabilir.

Bu yöntemin altında yatan ana fikir, okul ortamının dışında ve gerçek dünyada öğrenme fırsatları yaratmaktır.

Dünyayla ilgili olarak günlük anlamda ilginç ve potansiyel olarak cevaplayamayacağınız soruları düşünün. Sokağınızda ne tür ağaçlar yer alıyor, yiyeceklerinizin mutfağınıza gelmeden önce nasıl yetişiyor, nerelerden geliyor veya evinizdeki teknolojinin nasıl geliştirildiği üzerine sorular sorup, üzerine konuşabilirsiniz.

Çocuklarınızı bu sıradan şeylerin nasıl ve neden olduğunu sorgulamaya teşvik ederek, onlardaki öğrenme aşkı ve merak duygusunu arttırıyorsunuz.

3. Kitap okumayı rutin haline getirin.

Okul zamanında belli bir düzene oturmuş rutinler okul durduğunda pencereden dışarı atılıyor… Ancak, tatil boyunca günlük rutinlerinizi sürdürebilmek sizin elinizde.

Okuma, tüm çocuklar için öğrenmenin en iyi yollarından biridir; onlara kitap okumak da buna dahildir:

Küçük çocuklar dil becerilerini, okuryazarlıklarını geliştirir ve hayal güçlerini kullanırlar...

Kurgu kitapları büyük çocukların yazma becerilerini desteklerken, diğer türler okul ortamında öğretilen veya öğretilmeyen, onların ilgisini çekebilecek konuları öğrenmelerine fırsat sağlarlar. Okuma, aynı zamanda gevşemeye de yardımcı olabilir; stres ve kaygıyı azaltır, empati kurma kapasitesini arttırır ve uyku alışkanlığının düzene girmesine yardımcı olur.

Çocuklarınızın tatillerini sevmelerine izin verin; ancak öğrenmenin, en eğlenceli tatil etkinliklerinden biri olabileceğini de gösterin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Melbourne Child Psychology & School Psychology Services

0
  694 Hits

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocukların yalan söylemesi ebeveynleri en çok endişelendiren davranışlardan bir tanesidir. Ancak, günümüzdeki araştırmalar bu endişenin yersiz olduğunu göstermenin yanı sıra yalan söylemenin zekâ belirtisi olduğunu kanıtlamaktadır.

Michael Lewis'in 2-4 yaşları arasında çocuklarla yaptığı araştırmada çocukların saklanan bir oyuncağa bakmamaları istenmiştir. Fakat araştırmacı odadan çıkar çıkmaz neredeyse bütün çocukların saklanan oyuncağa baktığı tespit edilmiştir. Araştırmacı odaya geri döndüğünde ise oyuncağa bakan çocukların büyük bir çoğunluğu bu konu hakkında yalan söylerken, çocukların geri kalanının oyuncağa baktığını itiraf ettiği gözlemlenmiştir.

Peki, neden bazı çocuklar yalan söylerken diğerleri söylemez? Lewis'e göre yalan söyleyen çocuklar diğer çocuklara göre daha zekidir. Lewis'in bu kanıya varmasının sebebi araştırmalarının sonucunda yalan söyleyen çocukların diğer çocuklara göre IQ seviyelerinin 10 puan daha yüksek olmasıdır. Bu konuda yapılan başka araştırmalar ise zekânın yanında yalan söyleyen çocuklarda beyindeki yürütücü işlevlerin ve sosyal becerilerinin daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ancak, çocukların 2-3 yaşlarında yalan söyleyememesi ebeveynleri endişelendirecek bir durum olmamalıdır. Yalan söyleme kapasitesi interaktif oyunlar ve rol yapma oyunlarıyla geliştirilebilir.

Çocukların yalan söylemesi ebeveynler için çelişkili bir durum oluşturabilir. Bu çelişkiyi ebeveynlerin çocuklarının hem yalan söyleyebilecek kadar zeki, hem de yalan söylemeyecek kadar ahlaklı olmalarını istemeleri yaratır. İyi yalan söyleyebilen çocukların aynı zamanda yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış bir davranış olduğunu anlaması için yalan söylemenin yanlış olduğunu vurgulamak yerine dürüst olmanın yararları ön plana çıkarılmalıdır. Araştırmalara göre, yalan söyleyen çocukları cezalandırmaktansa doğru söyleyen çocukları ödüllendirmek daha etkili bir yöntemdir.

Her zaman inanılanın tersine, iyi yalan söyleyebilen çocuklar zekidir. Ancak, burada unutulmaması gereken önemli nokta çocuklara yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış olduğunu aşılamaktır.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: The New York Times

0
  973 Hits

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Ebeveynlerin çocuklarına spor yapmakla ilgili verdikleri mesajlar, çocukların spora bakış açılarının şekillenmesini büyük ölçüde etkiler.

Çocuklarınıza verdiğiniz mesajlar sonuç, beklenti ve baskı içerikliyse bazı kötü sonuçlara neden olabilir. İlk olarak, çocuklarınız bu külfetli mesajların ağırlığı altında ezilip, kötü performans gösterebilir ve hedeflerine ulaşamayabilirler. İkincisi, spor yaşantıları çocuklarınızın stres, olumsuzluk ve korku kaynakları haline dönüşebilir. Üçüncüsü, çocuğunuz bu tatsız deneyimleri sizlerle bağdaştırabilir ve sporlarını itici bir hale dönüştürdüğünüz için size karşı öfke, hatta nefret duyguları beslemeye başlayabilirler.

Buna karşılık, aşağıda bahsedilen mesajları çocuğunuza iletirseniz, genç sporcularınızın spor deneyimleri için kesinlikle farklı bir başlangıç noktası oluşturursunuz. Birincisi, korku, şüphe veya endişe olmaksızın cesaret, güven ve taahhüt ile ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. İkinci olarak, spor hayatlarını eğlenceli ve zenginleştirici bir deneyim olarak algılarlar. Üçüncüsü, çocuklarınız bu heyecan verici deneyimleri sizinle paylaşacak, onlara böyle bir fırsat sunduğunuz için sizlere minnet duyacaklardır.

1. Elinden gelenin en iyisini yap
Genç sporcularınıza bir alışkanlık kazandırmak istiyorsanız bu, sıkı çalışmak ve her fırsatta elinden gelen her şeyi yapmaya çalışmak olmalıdır. Bu basit alışkanlık, spor ve yaşamda başarı için gereklidir.
2. İyi bir sporcu ol
Atletik hayatlarında bir derece, başarı elde etmelerinin yanı sıra çocuklarınızın spor yaşamlarından güzel değerler edinmelerini istersiniz; kurallara uymak ve başkalarına saygılı olmak gibi
3. İyi Eğlenceler
Çocuklarınız sporla ilgilenmekten hoşlanmıyorsa, onları kendilerini daha çok besleyecek başka bir etkinlik bulmaları için teşvik etmelisiniz.
4. Takım arkadaşlarını destekle
Bir takımın parçası olma; sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek anlamına gelir. Çocuklarınızın iyi bir takım arkadaşı olmaktan öğrenecekleri.
5. Kazanmak sporun getirilerinden sadece bir tanesidir
Genç sporcularınızın başarılı olması herkes için keyif verici ve değerli olsa da kazanmak sporun amacı değildir. Bu nedenle, kazanmayı önemsememelisiniz. Çocuklarınızın spor yapmaktan öğrenebilecekleri güzel değerler, tutumlar, inançlar, beceriler ve alışkanlıklara odaklanmalısınız ki bunlar da hayatlarının her alanında onlara çok şey kazandıracaktır.
6.Seni seviyoruz!
Asla yeteri kadar "Seni seviyorum" diyemezsiniz. Yarışmalardan önce ve sonra, kazansalar da kaybetseler de çocuklarınıza sevginizi ifade edin. Bu mesaj tek başına, onların kendilerine olan güvenlerini arttıracak ve kendilerini güvende hissetmelerine neden olacaktır.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

1
  821 Hits

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Söz oyuncaklara gelince, gelişim ve yaratıcılık açısından, azı karar çoğu zarar denilebilir. Tatiller anılar oluşturma zamanıdır fakat çoğu evde tatiller çocukların dilek listelerinde bulunan mutlaka alınması gereken heves duyduğu bir şeyi, oyuncağı veya herhangi bir şeyi aceleyle kapmak anlamına gelir.

Alışveriş merkezlerindeki uzun kuyruklardan ve tuhaf kalabalıklardan bıkan ebeveynlere iyi bir haber var. Ohio'daki Toledo Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre oyuncaklardaki bolluk çocukların oyun kalitesini azaltıyor. Daha az sayıda oyuncağa sahip olmak küçük çocuğun odaklanmasını ve daha yaratıcı bir şekilde, hayali oyuna angaje olmasını sağlayabiliyor. Bebek Davranış ve Gelişimi adlı dergide yayınlanan Ortamda Bulunan Oyuncak Sayısının Çocukların Oyununa Etkisini inceleyen çalışmaya göre daha az sayıda oyuncağa sahip olmak daha mutlu bir oyun ve en sonunda da daha derin bir bilişsel gelişimle sonuçlanıyor.

Araştırmacılar, yaşları 18 ila 30 ay arasında bulunan 36 çocuk katılımcıyı serbest oyun seanslarında gözlemlemişlerdir. Çocuklara ya 4 ya da 16 oyuncak verilmiştir. Çalışmanın sonucunda iki oyuncak grubu arasında çocukların oyunlarının kalitesinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Sürdürülebilir oyun ve diğer çeşitli oyun tavırlarıyla değerlendirildiğinde, 4 oyuncak grubunda yer alan çocukların 16 oyuncak grubunda yer alan çocuklara göre daha kaliteli bir oyuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Esasen, daha az sayıda oyuncak verildiğinde, çocuklar onlarla daha çeşitli biçimlerde ve daha uzun zaman dilimlerinde oynamışlardır.

Toledo çalışmasının araştırmacılarından biri olan Alexia Metz, her katılımcının her iki grupta da - 4 oyuncak ve 16 oyuncak- farklı günler ve rastgele sıra ile oynadıklarını böylece farkın sadece ortamdaki değişiklikten (oyuncak sayısı) kaynaklandığını ve çocuklardaki çeşitliliği bir ölçüde kontrol ettiklerini belirtmiştir. Çocuklara 16 oyuncak verildiğinde, Metz ve diğer araştırmacılar dikkatin dağılmasını ve dezavantajı doğrulayabilmiştir. Bu çalışmanın sonucu oyuncak sayısındaki bolluğun ne tarz bir dikkat dağılımı yarattığını göstermiştir. Daha az oyuncak verildiğinde katılımcılar daha uzun süreli bir şekilde oyun oynamışlardır.

4 oyuncak grubunda olan çocuklar oyuncaklarla 1 buçuk kat daha fazla etkileşime sergilemiştir. Bu durum, küçük çocukların daha az oyuncak verildiğinde daha karmaşık, daha gelişmiş şekillerde oynama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oyuncağa karşı artmış bir ilgi gelişimin pek çok yönüne (Örneğin hayali ve mış gibi oyun oynama, kendini ifade etme, ince motor koordinasyonu gibi fiziksel özelliklere ve problem çözme becerilerine) pozitif olarak etki etmektedir.

Çocuklarınıza hediye olarak oyuncak alırken, özellikle de küçük yaştaki çocuklarınıza, kendinize şu soruları sormanızda fayda var: Çocuğumun gerçekten bu oyuncağa ihtiyacı var mı? Bu oyuncak onun oyun zamanını zenginleştirecek mi yoksa sadece öylesine bir iki hafta kullanılacak ve sonra yok sayılacak mı?

Tatil alışverişinizi yaparken yeni bir oyuncak yerine yaratıcı ve bağ kurabileceğiniz ritüeller yaratmayı bir düşünün. Yıllık film izleme tarihleri belirlemek, yılda bir pişirilen bir kurabiye hazırlamak veya tatil menüsünü birlikte hazırlamak gibi planları uygulayabilirsiniz. Araştırmalar ailelerin materyal veya eşyalar yerine aktivitelere yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Psikolog Thomas Gilovich, insanların geriye dönüp baktıklarında satın aldıkları materyallerden çok deneyimlerini daha büyük bir doyumla hatırladıklarını bulmuştur. Deneyimsel şeyleri satın alan insanların, örneğin kayak pistine giriş kartı veya konser bileti gibi, maddesel şeylere para harcayan insanlara oranla daha fazla mutlu olduklarını göstermiştir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  993 Hits

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin öğle uykusu sizin için günün en huzurlu ve sessiz saati olabilir. Bu öğle uykusu, kendinize ayırabileceğiniz çok değerli birkaç saat olabilir. Çocuğunuzla ilgilenmeniz gerekmeyen bu süre zarfı, dinlenebileceğiniz, yarım kalan işlerinizi bitirebileceğiniz veya keyif alacağınız aktiviteleri yapabilmek için güzel bir fırsattır.

Fakat bir gün bebeğinizin sabah veya öğle uykusuna artık ihtiyacı kalmayacaktır. Yürümeye yeni başlayan çoğu çocuk sabah uykusunu bıraksa da hala öğle uykusuna yatar. 3-4 yaşlarına geldiklerinde uyumamaya başlayabilirler.

Bebeğiniz uyumamaya başladığında bu durumla başa çıkabilmek için birkaç önerimizden yararlanabilirsiniz:

1. Uyku vaktini düzenleyin

Artık gün içindeki uykular kesildiğinde çocuğunuzun akşam uyku saatini normalden daha erkene çekmeniz işine yarayabilir. Bu şekilde hem çocuğunuz yeterince uykusunu alabilecek hem de siz kendinize gün içerisinde daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

2. “Sessizlik Vakti”ni kullanın.

Bebeğiniz eğer gün içinde uyumak istemiyorsa, uyku vakti yerine “sessizlik vakti”ni devreye sokabilirsiniz. Bu “sessizlik vakti”nde bebeğiniz sessizce yatağında uzanabilir veya ses çıkarmayan oyuncaklarla oynayabilir. Bu şekilde çocuğunuz sakinleşecek ve günün kalanı için enerji toplayabilecektir ve siz bu süre içinde kendi istediklerinizi yapabileceksiniz.

3. Birlikte bir aktivite yapın.

Çocuğunuz uyumak istemediğinde, çocuğunuza uygun ve çocuğunuzun hoşuna giden bir kitabı birlikte oturup birkaç bölümünü ona okuyabilirsiniz.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: EverydayFamily

0
  696 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  850 Hits

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Amerikan Pediatri Akademisi, 2011 yılında 2 yaşın altındaki çocukların hiçbir şekilde televizyon izlememesini ve biraz daha büyük çocukların ekran zamanının günde 2 saat ile sınırlandırılması gerektiğini önermiştir. Ebeveynlere göre bu öneri gerçekçi bulunmamıştır. Öyle ki, Amerikan Pediatri Akademisi önerisini yakın bir tarihte yeniden düzenlemiş ve ebeveynlerin mümkün olabildiğince, akrabalarla görüntülü görüşmeler dışında, 18 ayın altındaki çocuklarını ekranlardan uzak tutmasını önermiştir. Bu önerinin yeniden düzenlenmesi, ekranların günlük yaşantımızın bir parçası olduğu gerçeğini kabul etmemizi ve çocukların ne zaman ve nasıl ekran zamanı kullanması gerektiğinin yönetilmesi gerektiğini gündeme getirmiştir.

Araştırmalara göre:

  • 1.Ekranlar, içerik öğretici olduğunda çocuklar için bir öğrenme aracıdır. Fakat bu sadece büyük çocuklar için geçerlidir ve 2 yaşın altındaki çocukların ekranlardan öğrendiklerini gösteren çok az bulgu vardır ki bu durum Amerikan Pediatri Akademisi’nin Bebekler için Ekran Zamanına Hayır prensibinin harekete geçmesine neden olmuştur. Aslında bebeklerin ve küçük çocukların ekranlarda gördükleri şeylerin içeriklerini bile anlayıp anlamadıkları konusunda şüpheler vardır. Dolayısıyla, bebeklerinize nasıl okuması gerektiğini öğretmesini beklemediğiniz sürece çok az ekran zamanına izin verebilirsiniz.
  • 2.Ekranlar aslında çocuklarınız için kötü değildir. Televizyon izleme eyleminin veya Ipad ile oynamanın çocukları daha aptal yaptığına, kelime veya okuma becerilerine zarar verdiğine veya matematikte başarısız olmalarına sebep olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Eğer çocuğunuz dışarıda oynamak yerine veya ödevini yapmak yerine sadece televizyon izliyorsa bu durum ekran zamanın başka eylemlerin yerine geçerek zararlı olabileceği anlamına gelmektedir. Uzun bir araba yolculuğunda, kardeş ile potansiyel bir kavganın yerine ekran zamanı kullanılıyorsa bu iyi bir araç olabilir. Fakat eğer çocuğunuzun arkadaşlarıyla dışarıda oynama zamanının yerine geçiyorsa büyük ihtimalle iyi bir araç değildir. Sözün özü, aktif oyun her zaman ekran kullanımından iyidir. O yüzden eğer ekran zamanı oyun zamanının yerine geçiyorsa Ipad’i kaldırmanın zamanı gelmiştir.
  • 3. Ekranlar arka planda açık bırakıldığında çocukların dikkatini dağıtabilir. Bir araştırmaya göre arka planda açık bırakıldığında çocukların diğer aktiviteleri sergilerken (örneğin oyuncaklarla oynamak veya ebeveynlerle konuşmak gibi) dikkatleri dağılmaktadır. Ekranların dikkat dağıtıcı doğası çocuğun oyunun kalitesini düşürmektedir. Eğer çocuğunuz o anda özellikle oturup bir şey izlemiyorsa, televizyonu kapatmak en iyisidir.
  • 4. Ekranlar çocuğunuza sizden daha fazla bir şey öğretemez. Çocukların ekran zamanından veya eğitimsel televizyon programlarından da bir şeyler öğrenebildiklerini gösteren araştırmalar olmasına rağmen, çocukların ebeveynleriyle, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle etkileşimlerinde çok daha iyi öğrendiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Ayrıca çocuklar sizinle birlikte izledikleri zaman ekranlardan daha fazla şey öğrenmektedir.
  • 5. Çocukların ekran zamanının içeriği önemlidir. Şiddet içerikli medya (hem televizyon ve hem de bilgisayar oyunları) ile meşgul olan çocukların agresif davranışlarının arttığı güçlü bir şekilde kanıtlanmıştır. Günümüzde çocuklara uygun pek çok eğitimsel program ve uygulama varken, yetişkin odaklı programları özellikle de şiddet içerikli olan şeyleri izlemeleri için herhangi bir neden yoktur.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  1099 Hits

Bakıcıya Veda Etmek

Dadıya Veda Etmek

Bakıcıya veda etmek bütün aileyi derinden etkileyebilir.

Artık evde görevli bakıcınızın gitmesi gerektiğinde, çocuğunuzun deneyimleyeceği duygular bakıcı/ebeveyn ilişkisinin sağlığıyla yakından ilgilidir. Ebeveynler bakıcının rolü konusunda kararsız olduğunda, çocuklarının bakıcı ile olan ilişkisinin etkisini azımsayabilir. Birçok ebeveynden “Bakıcımıza veda etme vakti geldiğinde, aslında kendisinin nasıl da ailemizin bir parçası haline gelmiş olduğunu fark ettim.” gibi cümleler duymak mümkündür.

Eğer ebeveynler bakıcının ayrılmasıyla fazlasıyla strese girmişler ise çocukların duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilirler. Araştırmalar, çocuğunuzun ayrılığı sırasındaki duygusal ihtiyaçlarına cevap verirken kendi duygularızı kontrol etmenizi tavsiye eder. Çocuğunuzun hüznüne empati yaptığınızda çocuğunuz daha güvende ve önemsenmiş hisseder. Bunun için de ebeveynin, çocuğun duygusal yaşamında bakıcının ne ölçüde odakta olduğu konusunda rahat hissetmelidir.

Ayrılığa hazırlanmak için bu öneriler yardımcı olacaktır:

“Valizinizi” değerlendirin.

Bakıcı/Ebeveyn ilişkisini karmaşıklaştıran etkenler şu şekildedir; çocuğunuzu bırakmak zorunda kalmanın verdiği suçluluk duygusu, acımasız şartları olan işinize olan öfke, ekonomik sıkıntılardan doğan dargınlıklar, çocuğunuzun bakıcısını sizi sevdiğinden daha çok sevmesinden korkmak ve kendinizin çocukluğunuzda yaşadığınız ayrılık travmaları. Eğer bu sorunlar çözülemezse, “valizinizde” taşıdıklarınız ortaya çıkabilir ve gerçekçi olmayan beklentilere girebilirsiniz.

Adil işe alım gerçekleştirin.

İş verenler ve çocuk bakımı çalışanları beklentileri konusunda açık olmalılar. İki tarafa da saygılı olacak şekilde yazılı bir anlaşma yapılmalıdır. Karşılıklı güven ve saygı olduğunda birlikte çalışmanız daha kolay olacaktır.

İletişiminiz açık ve direkt olsun.

Çalışanınızın iş memnuniyeti ve ihtiyaçları konusunda sizinle açıkça konuşabileceği rahat bir ortam sağlayın. Zor sorular sormaktan veya artık bir bakıcıya ihtiyacınız olmadığını söylemekten çekinmeyin. Artık bakıcınız işten ayrılacağı vakit geldiğinde, kendisinden çocuğunuza nasıl destek olabileceğiniz konusunda tavsiyeler alın.

Geçiş dönemlerinde bakıcılar, ebeveynler ve çocuklar rekabet, suçluluk, rahatlama, terk edilmişlik ve sevgi gibi çeşitli duygular deneyimleyebilir. Herkesi içine alan açık ve yansıtmalı diyaloglar ise vedaları kolaylaştırabilir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: “The Emotional Impact of a Nanny’s Leaving” (Alexandra Sacks, M.D.)

0
  1027 Hits

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Bu günlerde çocuğunuz üzerinde pek fazla etkiniz yokmuş gibi hissedebilirsiniz, ancak gençlerin davranışları ebeveynleriyle olan bağlarının gücü ile büyük oranda ilişkilidir. Gençler ve ebeveynleri arasındaki iyi ilişkiler, okul başarısı ve bireylerin genel mutluluklarıyla pozitif ilişkilidir.

1. Unutmayın siz bir ebeveyn ve arkadaşsınız.

Gençler, ebeveynlerinin onları anlamalarını, takdir etmelerini ve koşulsuz sevmelerini bekliyorlar; yani aslında ilişkilerinin bir dostluk formunda olmasını istiyorlar. Ama aynı zamanda biraz bağımsızlıkları olsun da isterler, bu yüzden bazı zamanlar kendinizi dışarda kalmış hissedebilirsiniz. Ebeveyn rolünüzü, çocuğunuza ne yapacağınızı söylemek için değil de çocuğunuzla yakınlık kurmak için kabul edilebilir bir şekilde kullanırsanız, size kendini daha fazla açıp, paylaşmaya daha yatkın olacaktır.

Yakın arkadaşlığınız çocuğunuzun size olan saygısını azaltır mı? Hayır. Arkadaşlarınıza saygı duymuyor musunuz? Duygusal olarak gerçekten yanınızda olanlara değer vermiyor musunuz? Eğer çocuğunuza saygı, düşünce ve özgünlük sunarsanız karşılığında sizde aynılarını çocuğunuzdan alacaksınız.

Çocuğunuza olmak istediğiniz kadar yakın olduğunuz da bazen otoritenizi kullanıp, hayır demeniz gerekir. Bazen gençlerin kendileri için belirleyemedikleri sınırları belirlemek için sizlere ihtiyaçları olacaktır. Bazen değerlerinize sadık kalmaya ve hayır demeye ihtiyacınız olacaktır.

2. Güvenli paylaşım zamanı belirleyin.

Her akşam yemeğinden sonra masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce birkaç dakika baş başa görüşme yapmak, birbirinizden haberdar olmanıza ve açık iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Günde 23 saat boyunca anne ve babalarının kim olduğunu unutan gençler bile, iyi geceler sarılması ve gece konuşmasına güzel karşılık verirler. Kısa, günlük konuşmalara ek olarak, genç çocuğunuzla özel bir şeyler yapmak için haftalık düzenli bir rutin oluşturun; bu dondurma yemek için dışarı çıkmak ve ya birlikte kısa bir yürüyüş yapmak bile olabilir.

3. Aktif bir ebeveyn olun.

Oğlunuzun veya kızınızın büyüdüğünü ve daha fazla özgürlüğe ihtiyacı olduğunu kabul etmeyi reddederek, çocuğunuzu isyan ettirmeyin. Ancak çocuklarınızın nereye gideceğini, kimin yanında olacağını ve ne yapacaklarını sormaya çekinmeyin. Çocuklarınızın arkadaşlarını ve ebeveynlerini tanımaya çalışın, böylece yaptıkları aktiviteler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

4. Çocuğunuza hedeflerini belirlerken destek olun.

Genç çocuğunuz, elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor. Ebeveyn olarak işimiz gençlerimizi desteklemektir. Ancak çocuğunuzun, onlar için belirlediğiniz hedeflere ulaşmasını beklemeyin. Çocuğunuz, kendisini olduğu gibi seven ve amaçladığı her şeyi yapabileceğine inanan bir ebeveynin desteği ile kendi hedeflerini kendi belirlemelidir. Kendi sesini bulmaya çalışırken, çocuğunuzun tutkularını ve araştırmalarını destekleyin.

5. Çocuğunuz hazır olana kadar onu bağımsızlığa zorlamayın.

Her gencin bağımsız bir bireye dönüşmek için kendi zaman çizelgesi vardır. Gerçek bağımsızlık, başkalarıyla olan yakın ilişkileri içerir. Çocuğunuzun onu, bağımsızlığa ittirdiğinizi hissetmesi sağlıklı DEĞİLDİR – bu çocuğunuzu onaylandığını, değer gördüğü akran grubuna fazlasıyla bağımlı hale getirir. Genç çocuğunuz er ya da geç, bağımsız hale gelecek, onun zaman çizelgesine saygı gösterin.

Bu aralar genç çocuğunuzun listesinin en üstünde olmayabilirsiniz, ancak yakın durmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun sizi uzaklaştıracağını varsaymayın, pes etmeyin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Aha! Parenting

0
  917 Hits

Çocuğunuz üzgün olduğunda duygu koçluğu yapmak

Çocuğunuz Üzgün Olduğunda Duygu Koçluğu Yapmak

Duygu koçluğu duygusal olarak zeki çocuklar yetiştirmenize, çocuğunuz üzgün olduğunda sakin kalabilmenize ve çözümler üretebilmenize yardımcı olur. Peki duygu koçluğu nasıl yapılır?

1. Önce kendinizi sakinleştirin.

  • Mola düğmenize basın: durun, şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili değil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla, onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

2. Bağlantı kurun ve güvenli bir ortam yaratın.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

3. Empati kurun.

  • Çocuğunuzun sesiyle eşleşin. Çocuklar ne kadar üzgün olduklarını anladığınızı hissettikleri zaman, seslerini daha fazla yükseltmezler
  • Duygularını hoş karşılayın ve yansıtın, çocuğunuzun sesini aynalayın. “Çok kızmış görünüyorsun!” veya “Bu yatıya kalma olayı için biraz endişeli görünüyorsun.”
  • Eğer çocuğunuz size bir problem tanımlıyorsa, duyduğunuz şeyi ona tekrar edin: “Seni açık ve net bir şekilde duydum. Ağabeyinin odana girip sakızını çalmasından bıkmışsın.”
  • Eğer çocuğunuz size öfke gösteriyorsa, ona uygun olmasını söyleme dürtünüze direnç gösterin. Bunun yerine, duygularını kabul edin ve ne ile ilgili üzgün hissettiğini size söylemesi için davet edin. “O şekilde benimle konuşmak için çok üzgün olmalısın. Neler oluyor hadi bana anlat.”
  • Çocuğunuzun ne hissettiğini bilmiyorsanız veya onun duygularını “isimlendirdiğinizde” öfkeleniyorsa, “üzgün” çok amaçlı güzel bir kelimedir: “Bununla ilgili ne kadar üzgün olduğunu duyuyorum.”
  • Çocuğunuzun fiziksel olarak dışa vurduğu şeyi tanımlamak onu duyulmuş ve görünmüş hissettirir ve aynı zamanda duyguları isimlendirme veya kasıtlı olarak kaçınmanıza yardımcı olur: “Dudağını ısırdığını görüyorum. Endişeli görünüyorsun.” veya “Kolların göğsünün üzerinde şöyle bağlı ve kaşların şöyle sıkı. Neler oluyor merak ediyorum?”
  • Çocuğunuzun bakış açısını kabul edin. “Arzu ettiğin şey…” veya “İstediğin şey bu değildi…”
  • Eğer çocuğunuz ağlıyorsa, kelimeler avuntu olabilir. Onları güvenli bir ortam yaratmak ve duyguları hoş görmek için tutumluca kullanın: “Herkes bazen ağlamaya ihtiyaç duyar. Bu gözyaşlarını hissetmek ve gitmelerine izin vermek güzeldir. Ben buradayım ve sen güvendesin.”

4. Çifte kontrol edin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir. 

5. Problemi çözün.

  • Çoğu zaman, çocuklar (ve yetişkinler) duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettiklerinde, duygular yükünü kaybeder ve dağılmaya başlar. Bu problemi çözmek için bir fırsat yaratır.
  • Eğer çocuğunuz hala üzgün ve negatif görünüyorsa ve problemi çözmeye açık değilse bu duygularıyla yeterince çalışmadığını gösterir ve daha önceki adımlara geri dönmeniz gerekir.
  • Çocuğunuz problem çözmeye hazır olduğunda, onlar sizden istemeden problemi çözme dürtünüze karşı gelin; bu onların üstesinden gelme becerilerine güvendiğinizin mesajını verir. Takılıp kalmış hissederlerse, beyin fırtınası yapmalarına ve seçenekleri keşfetmelerine yardım edin: “Hımm sanırım … yapabileceğini düşündün. Daha sonra ne olabilir diye merak ediyorum?”

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

1
  1041 Hits

Dikkat eksikliği olan çocuklar ve evcil hayvanlar

Dikkat Eksikliği Olan Çocuklar ve Evcil Hayvanlar

Dikkat eksikliği için evcil hayvan reçete edilmesi hakkında ne düşünürsünüz? Sonu gelmez okumalar, araştırmalar ve çalışmalar sonunda Dikkat Eksikliği Bozukluğu’nu alt edebilmek için başka bir yol daha keşfedildi. Görünüşe göre Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, evcil hayvanlarla ilgilenmekten ve onlarla oynamaktan son derece fayda sağlayabiliyorlar. Aşağıdaki konuşmayı çocuğunuzla yaptığınızı hayal etsenize:

Baba: “Oğlum, sende Dikkat Eksikliği var ve sana yardımcı olabilmesi için küçük şirin bir yavru köpek almayı düşünüyoruz.
Çocuk: “Yaşasın!”

Çoğu çocuğun kendisine evcil hayvan reçete edilmesi ile ilgili bir problemi olmayacaktır. Çocuğunuzun evcil hayvanına bakarak ve onunla ilgilenerek Dikkat Eksikliği’ni idare etmeyi öğrenmesini sağlayacak birkaç yolu sizinle paylaşıyoruz.

  • Evcil hayvanlar Dikkat Eksikliği olan çocuğunuza ileriyi planlayarak program yapmayı öğretebilir. Evcil hayvanlar beslenme, gezme, yıkanma vb. işler için önceden ayarlanmış bir program gerektirir. Çocuğunuz evcil hayvanın programını takip edebilmeye başladığında, ödevler, ev işleri veya başka faaliyetler için de program takip edebilmesi kolaylaşır.
  • Çocuğunuz fazladan enerjisi varsa, bir evcil hayvan ile oynamak bu sorunu çözebilir. Çocuğunuz köpek gezdirirken veya yavru bir kediyle koşuştururken fazla enerjisini atabilir ve gün içinde daha rahat hissedebilir.
  • DEHB’li çocuklar ebeveynlerin kendilerini sakinleştirmeye çalışmalarına veya azarlamalarına alışıktırlar. Evcil hayvanlar karşılıksız sevgi verirken aynı zamanda çocuğunuzu fazla enerjisi hakkında eleştirmezler. Hayvanlar çok iyi dinleyicilerdir ve çocukların kendine güvenlerini geliştirebilirler.
  • Çocuk psikiyatrları DEHB’li çocuklarla terapi yaparken evcil hayvan kullanabilirler. Örneğin, ebeveyn ve çocuklara davranış değiştirme teknikleri öğretilirken köpekler kullanılabilir.
  • Başkalarının beklentilerine göre yaşamak çocuğunda strese yol açabilir. Bir hayvan sevmek, okşamak veya sadece yakınında oturmak stresi azaltabilir.
  • DEHB’li çocuklar sosyal etkileşimde sıkıntı yaşayabilirler. Çocuğunuz dışarıda evcil hayvanıyla oynarken, diğer çocuklar otomatik bir şekilde katılmak isteyeceklerdir. Evinize arkadaşlık etmesi için bir çocuk çağırdığınızda, evcil hayvan aradaki buzları eritecek çok güzel bir araçtır.
  • DEHB’li çocuklar için açıkhava aktiviteleri çok yararlı olabilir. Temiz hava ve aerobik egzersizlerinden sağlanan iyi dolaşım beyne giden kan akışındaki oksijen miktarını arttırır. Çocuğunuz köpeğini okula gitmeden önce sabah yürüyüşe çıkarırsa sınıfta dikkatini toplama ve odaklanmada daha başarılı olacaktır.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: PsychologyToday: “Pets & Kids with ADD” (Jeff Hamilton)

0
  1640 Hits

Çocukları brokoli yemeye zorlamalı mısınız?

Çocukları brokoli yemeye zorlamalımısınız?

Yemek masasında bir tür savaşta gibi hissedebilirsiniz. Brokoli yemeği tabaktadır. Çocuğunuz gözlerinizin içine bakıyor ve kararlılıkla gözlerini aşağıya indiriyor ve size açıkça bir mesaj veriyor. Bu sebzeler zorlanmadan yenmeyecek !!! Günümüzde sağlıklı beslenme üzerine odaklanılması, ebeveynlerin çocuklarının ne yediğiyle ilgili daha fazla baskı ve endişe hissetmelerine neden olabilir. Soru o zaman şu : Ne kadar zorlarsanız o yemeği yer? Yemek saatlerinde çocuklarınızı ne kadar sıkıştırıyorsunuz?

Aşağıdakiler, sağlıklı beslenmeyi hayatımızda öncelikli olmasına yardımcı olabilecek, ancak akşam yemeğini mutlu bir yerde tutabilecek bazı önerilerdir.

Zorlamayın:

Kendinizi yemek sırasında çocuklarınızın gözünde korkutucu buluyorsanız, geri çekilme zamanı geldi. Yemek masasını bir savaş alanına çevirmek, daha sonraki yaşamında yemekle ilgili sorunlara yol açabilir. Doğru gıdaları yemeyi, bir emir değil keyifli bir deneyim haline getirmek daha uygundur. Bu konuda hayal kırıklığınızı ve kaygılarınızı azaltın ve çocuklarınıza daha rahat ve daha iyi davranma şansı verin.

Yeni Gıdaları Tanıtmaya Devam Edin:

Çocukların, sağlıklı yemek yemeye alışmalarından önce birçok yeni yiyecekler sunun. İlk etapta bir şeyden hoşlanmazlarsa vazgeçmeyin. Sebzeden bir iki ısırık  bile sizin için bir zafer olabilir, çünkü çocuk yavaş yavaş bu tadı kabul eder.

Sağlıklı Yemek Ödülü:

Bazı ebeveynler yemek yeme olayını rüşvete çevirirler. Bunu doğru değildir. Çocuğunuzun sağlıklı gıdaları tüketme davranışının desteklenmesini istiyorsanız bunu olumlu takviye olarak adlandırın.

En iyi ödüllerden birinin övgü olduğunu unutmayın. Onlara sağlıklı ve güçlü olmasını sağlayacak lezzetli yemek yemeleri için, kendilerinden gurur duymalarına yardımcı olun.

Çocuklara Kontrol ve Seçim Duygusu Verin:

Zihinsel sağlık uzmanları arasında popüler bir görüş, çocuklara ayrı yemek önerilmemesi gerektiğidir. Herkesin yemesi gereken yemeği yemeliler. Sonuçta, tüm aile için ayrı yemekler hazırlamak pratik  olmayabilir. Ancak, bu stratejiyi ılımlılıkla uygulanmalı.

Bazı günler aile yemekleri olarak belirlenir, ancak bazıları serbest günlerdir. Aile yemek günlerinde, çocukların kesinlikle nefret etmediği bir kaç şeyi yapmaya ve mümkün olduğunca çok seçenek sunmaya çalışın. Atıştırmalıklarda, çocuklar için seçim yapabileceğiniz çeşitli sağlıklı seçenekler sunun.

Çocuklarınızla sağlıklı yemek yeme savaşını kazanmanın gerçek yolu ,yemeği onun kendisinin yemesidir. Yemek yemesinde tutarlı davranırsanız, sonunda yemek yiyecektir. Yavaş olacak. Sabrınız sınanacak, ancak sağlıklı yemek yeme gerçekleşecektir.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychyology Today

0
  866 Hits

Diğer Çocuklardan Gelen Öfke

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Bir anne danışmanına “Birkaç gün önce iki tane kız büyükanneleriyle yürüyüp geçerken 2 yaşındaki çocuğum ve ben su birikintilerinde sıçrıyorduk. 3 yaşında olan oğluma doğru yürüdü ve “seni öldüreceğiz” dedi. Kızın su birikintilerinin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüğü açıktı ve düşmanlıkla bağırıyordu Ya öfkeli olan sizin kendi çocuğunuz değil de başka çocuklarsa? diye sordu.” Danışman ise “Diğer 3 yaşındaki zor bir zamandan geçiyor gibi görünüyor. Ve tabi ki bu sizin çocuğunuz için travmatik bir deneyim olabilir. Hepimiz çocuklarımızı bu gibi olaylardan korumayabilmeyi dileriz. Fakat bunu yapamayacağımız için, haydi çocuklarımıza seslerini çıkartıp diğerlerine saldırmadan kendilerini savunmaları için yardım edelim. Hepimizin kaçınılmaz olarak yolumuz çıkan mutsuz insanlarla baş ederken kendi oturmuş haysiyetimiz ve merhametimizle kalmayı öğrenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde hem biz hem de çocuklarımız acı yerine sevgi ekleyerek yaşadığımız dünyanın dönüşmesine yardım edebiliriz.

1. Diğer çocuğa verilebilecek uygun bir tepki için model olun

“Delirdin mi! Diğer çocukların su birikintilerinde oynamalarını istemediğini mi söylüyorsun?”

Besbelli ki, genellikle öfkeli bir yabancıyla etkileşimde bulunmayacaksınız. Fakat kaba insanların çoğu pozisyonlarının kabul edilmesini ister. Bir kez onların endişelerini anladığını belli ettiğinizde, genellikle daha az tehdit edilmiş hissederler ve bu nedenle daha az tehditkâr olurlar. Mutsuz hissetmesi için bir nedeni varmış gibi görünen bir çocukla konuşuyor olduğunuzdan, onun bakış açısını kabul ederek bir şeyleri basitçe çözümleyebilirsiniz.

“Sanırım su birikintilerini paylaşmak zor olmalı, değil mi? Merak etme, hepimizin eğlenmesi için bol bol su birikintisi var!”

Siz daha kibar ve empatik olabildikçe, diğer çocuk daha da yumuşayacaktır. Kim bilir hatta belki gülümseyebilir ve beraber oynamaya başlayabilir. En sonunda çoğu çocuk omuz silkip devam eder.

2. Çocuğunuzun güvende olduğuna dair güvenini tazeleyin.

Çocuğunuza dönün ve “O kız su birikintilerinde oynadığımız için kızgın, merak etme, ben herkesi güvende tutacağım, herkes için bol bol su birikintisi var.” gibi bir şey söyleyin. Eğer diğer çocuk buna kulak misafiri olduysa bu çok iyi. O çocuk için de bu kadar kendi öfkesinin kurbanı gibi hissetmek muhtemelen korkutucudur.

3. Eğer diğer çocuk “Hayır! Bunlar BİZİM su birikintilerimiz!” gibi uygunsuz bir şey söylerse veya çocuğunuza doğru fiziksel olarak hareket ederse,

Aralarına girerek çocuğunuzu korumalısınız. Model yüksek sesle sınırınızı yeniden ifade etmenizle güçleniyor. Örneğin, kesin bir dille “Paylaşmak zor biliyorum, fakat bunlar HERKESİN su birikintileri. Biz burada kalacağız böylece sen de o su birikintilerine sahip olabilirisin.” diye söyleyebilirsiniz.

4.Çocuğunuzu sesini çıkartması için destekleyin.

Başka bir çocuğun, sizin çocuğunuzu iterek, ondan bir şey çekip alarak hak ihlali gerçekleştirdiği durumlarda, acil bir durummuş gibi davranmayarak, kendisi adına konuşması için açıkça izin verin. Nazikçe çocuğunuza “Sen iyi misin?” diye sorduktan sonra “Bedenimi itme” veya” Hey, bununla ben oynuyorum, benim işim bittiğinde bunu sana vereceğim” demesi için destekleyebilirsiniz.

5. Eğer gerekliyse, diğer çocuğa eşlik eden yetişkinden yardım isteyin.

Başka bir yetişkinle kavga eden bir duruma düşmeyi veya kötü bir iş yaptıklarını ima etmek istemezsiniz. Bunun yerine onlara gülümseyin, direkt olarak adım atmaları için yardımlarını isteyin ve şöyle bir şey söyleyin ”Kızınız bu su birikintilerini seviyor ve kendine özel bir su birikintisine ihtiyaç duyuyor gibi! Bizim ailemiz şuanda bu su birikintisini kullanıyor. Bu su birikintisinde bizim işimiz biter bitmez kızının kullanmasına mutlu oluruz.” Bu noktada, yetişkinlerin çoğu çocuklarını başka bir su birikintisine doğru hareket ettirecektir.

Başka bir yetişkine ebeveynlik konusunda nasıl daha iyi iş çıkaracaklarını “öğretmeli” misiniz? Evet! Modelleme her zaman en güçlü öğretme yoludur. Sevgi ise her zaman en güçlü öğretmendir.

6. Duygularını çalışması için çocuğunuza yardım edin.

Başka birinin öfkesinin nesnesi gibi hissetmek çocuğunuz için korkutucu bir durum. Diğer aile gittiği zaman, “Bu zordu, değil mi? Bence o kız zorlu bir gün geçiriyor olmalı. Sen ne düşündün?” diye konuşun. Eğer üzgün görünüyorsa, “Affedersin, bu su birikintisinde ben oynuyordum! Ben bitirir bitirmez sen bununla oynayabilirsin.” diye konuşma deneyimi yaşaması için birazcık rol yapma oyunu oynamayı isteyebilirsiniz. Yüksek ve kuvvetli bir ses kullanması için onu teşvik edin.

Ya sonra? Şakacı bir şekilde ona su birikintisini paylaşıp paylaşmayacağını sorarak veya kendinizinkini paylaşmak için onu davet ederek ikinizin de hissettiği kaygıyı gidermek için çocuğunuzu olayla ilgili güldürün.

Derleyen: Dily Celasun
Kaynak: Psychology Today

0
  975 Hits

Ödev Motivasyonuna Sahip Olmak İçin 10 Strateji

Ödev Motivasyonuna Sahip Olmak İçin 10 Strateji

Ev ödevi söz konusu olduğunda, ‘Şu ana kadar ödev vermediler.’, "Okulumda yaptım", "Bugün ödev vermediler", "Ödevler, benim notumu etkilemiyor.", "Öğretmenim hiç bakmıyor" dediler. Anne-babalar olarak, bu kelimeleri çocuğunuzdan dinlemek sizi sinir etmek için yeterlidir. Aşağıdaki stratejiler çocuğunuza yardımcı olmak veya çocuğunuzun ödevlerle ilgili bir noktada sıkışıp kalmamasına yardımcı olmak içindir.

1. Eleştirmeyin

Çocuğunuza destekleyici bir biçimde "Seni öfkeli görüyorum." Ödevler ve okul çalışmalarını yapmana yardımcı olacak birlikte yeni yollar düşünelim "diyerek çocuğu nazikçe güçlendirin.

2. İyi Yapacağına Dair Çocuğunuzu Teşvik Edin

Çocuklar,bazen "Bunu yapamam" gibi kendi kendileriyle olumsuz konuşmaya girebilirler. Çocuklar gerçekten bu şekilde düşündükleri zaman, dışarıdan ebeveynler "Bundan nefret ediyorum" gibi yorumları çocuklarından dinleyebilir, veya "Bu saçmalık." gibi. Çocuğunuza en iyi çaba harcamanın hiç yapmamaktan daha iyi olduğunu hatırlatın.

3. Öncelikler

Ödevin aciliyet, karmaşıklık ve zorluk temelinde düzenlendiğine koçluk edin ve teşvik edin.Aynı zamanda, bazı öğrencilerin daha kolay görevlerle başlayarak daha iyi yaptıklarını ve bunun daha zorlayıcı görevleri üstlenmelerine de yardımcı olabileceğini unutmayın.

4. Molalar

Ödev süresinin yönetilebilir parçalara bölünmesinin önemi ve mola vermeye teşvik edilmesi. Mola verdiğinizde hareket etmeye teşvik edin,çevrede dolaşın ve biraz uzaklaşın

5. Zorlayıcı 15 Dakika

Çocuğunuzun 15 dakika zaman tutmasına izin verin.Zorlayıcı da olsa o ödeve 15 dakika devam etmesini ,15 dakika sonra mola verebileceğini söyleyin.Yaşamda da bu böyledir,biri bazen arkadan destekler bizi itekler ve bir şekilde başladığımız şeye devam ederiz, bu kötü bir yöntem değildir.

6. Sert Davranma

Ödevlerin yapılmamasından dolayı olumsuz sonuçları çocuğa karşı uygulamak, çocuğun meydan okuyan davranışlarıyla geri tepebilir. Sonuçları uygularken, sonuçları bağırmayla sunmayın. Onları mantıklı tutun ve öğrenciden, ödüllere doğru hareket edebilmesine yardımcı olmasını ve olumsuz sonuçları en aza indirgemesine yardım etmesini isteyin. Unutmayın ki gerçek, doğal sonuçlar en iyi motivasyon kaynağıdır.

7. İlişkiyi Cesaretlendirin

Öğrenciyi öğretmeniyle bağlantı kurmaya veya yeniden ilişkilerini geliştirmelerine teşvik edin. Öğretmenleriyle iyi bir ilişkiye sahip olması çocuğu olumlu yönde etkileyecektir.

8. Ödev ve Çalışma Ortamını Değiştirin:

Masanıza ilham verici bir posteri koymayı, farklı bir odaya geçmeyi veya cep telefonunu susturmayı deneyin. Yeni değişiklikler daha fazla olumlu değişiklik yaratabilir.

9. Ortak Çalışma Alanları

Ortak çalışma alanı kullanımı için çocuğunuzu teşvik edip,cesaretlendirin. Okulda yaptıklarından ya da evde yaptıklarından daha fazla performans gösterebiliyorlar.

10. Biraz Eğleneceye İzin Verin

Öğrencinizin veya çocuğunuzun ödevlerini yaparken sadece eğlenmek için yarıştığına dikkat edin. Eğlence; TV, telefon saati veya web'de gezinme gibi eğlenceli vakit geçirmek hoş karşılanıyor, ancak sınır koyduğunuzdan emin olun.

Derleyen. Duygu Ballı
Kaynak. Psychology Today

0
  1270 Hits

Bencillikten Kurtulun

Bencillikten Kurtulun: Çocuklarda Bencillik ve Çözüm Önerileri

Çocuklar belli dönemlerde bencil bir döngüye girerler. Bazen bu döngüler oldukça uzun olabilir. Çocukların oyuncakları veya özel eşyaları için mesafeli bir sınır koymaları son derece normaldir; fakat çocuklar davranışlarının ve seçimlerinin akranları ve kardeşleri üzerinde etkisi olabileceğini anlamaları gereklidir.

Çoğu çocuk bencilliğin ne olduğunu bilmezler. Kullandıkları kelimelerin başkalarının duygularını etkileyebileceğini düşünmezler. Çocuklar hangi oyunları oynayacaklarını kararlaştırırken sinirlenebilirler, bağırabilirler veya tepinebilirler; fakat bu davranışlarının bencilce olduğunun ve başkalarını duygusal olarak etkilediğinin farkına varmazlar.

Nedenini sorgulayın.

Çocuklar çeşitli sebeplerden ötürü bencil dönemlerden geçerler. Bu dönemdeki davranışların altında yatan sebepleri anlamak yararlı olacaktır. Bu davranış yeni mi? Çocuğunuz kardeşleriyle anlaşamıyor mu? Evde konulan sınırlar keskin değil mi? Okulda sorunlar mı yaşanıyor? Son zamanlarda stresi artıran veya başka bir şekilde bencil davranışlara neden olabilecek değişen olayların listesini oluşturun.

Etiketleyin

Çocuğunuz bencilliğin ne olduğunu bilmiyorsa ona “Bu bencilce davranış hoşuma gitmiyor.” gibi bir cümle kurmanız anlamsız olacaktır. Bir davranışı düzeltmeyi amaçlarken çocuğunuz ebeveynlerinin söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. Bencil olmak başkalarını incitecek bile olsa kendini onların önüne koymaktır. Bu tanımı küçük çocukların anlaması biraz zor olabilir. O nedenle onlara somut örnekler vermek yararlı olacaktır. Bencillik hakkında, bencil bir davranış yapılırken değil, sakin zamanlarda konuşun. Çocuklar sakin zamanlarda yeni bilgileri daha verimli anlayıp içselleştirebilirler. Evde bencilce bir davranış yapıldığında sakin kalın ve davranışı etiketleyin. Sakin kalmak, duygusal tepkileri önler ve çocuğunuzun daha iyi öğrenmesine olanak sağlar.

Sınırları belirleyin

Çocuklarınız kendilerinden ne beklendiğini bilmezlerse o beklentilere bağlı kalamazlar. Koyduğunuz kurallar sıkça değişiyorsa veya sınırlara uyması zorunlu kılınmıyorsa çocuğunuzun kurallara uymasını bekleyemezsiniz. Evinizde yaşa uygun spesifik kurallar belirleyin. Koyduğunuz sınırları ve kuralları zaman zaman gözden geçirmeniz gerekir ve yaptığınız değişiklikleri nedenleri ile birlikte çocuğunuza açıklamanız gerekir. Sınırları keskince dayatmak zor olabilir. Bazen bazı kurallardan ödün vermek gerekecek sebepler olduğunu düşünebilir veya taviz vermenin güç savaşına girmekten daha cazip geldiğini hissedebilirsiniz. Tutarlılık çok önemlidir. Tutarlılık olmadığı zamanlar çocuklar kafa karışıklığı yaşarlar. Çocuğunuzun pozitif davranışları içselleştirmesi için sınır ve kuralları tutarlı ve sakin bir tutumla uygulayın.

Başkalarını düşünerek davranmaya teşvik edin.

Olumlu seçimlere ve davranışlara dikkat çekerek çocukların olumlu temel inançlara sahip olmasını ve gelecekte olumlu seçimlere eğilmesini sağlarsınız. Bencil olmayan davranışlar hakkında konuşun, tartışın ve neşelendirin. Başkalarını düşünerek davranmasının digger insanlara nasıl olumlu etkileri olduğunu anlamasına yardımcı olun. Bu şekilde davranışları ile duygular arasında bir bağlantı kurabilecek ve davranışlarından sonuç çıkarabilecektir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Everyday Family “Got Selfish Kids? Tips to Break the Habit” (Katie Hurley)

1
  3695 Hits

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Destek Olmak İçin 5 Öneri

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Yardımcı Olmak İçin 5 Öneri

İlk defa okula başlamak büyük bir dönüm noktasıdır. Anaokulu veya ilkokul olmasına bakılmaksızın, ilk okul deneyimi hem heyecan verici, hem korkutucu olabilir. Bu başlangıç ebeveynler için de büyük bir değişim olabilir! Çocuğunuzla, okula başlamak hakkında konuşun. Diğer okul hazırlıkları şu şekilde olabilir:

1. Okula başlamak hakkında konuşun.

Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğinde neler yapacağı hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

2. Birlikte alışverişe gidin

Okulu daha heyecanlı hale getirmek için sırt çantası, kıyafet gibi eşyaları beraber alabilirsiniz. Alınan çantalar, kıyafetler okul başlayana kadar bir yerde tutulmalı ve okula başlandığı zaman kullanılmalıdır ki, çocuk o eşyaların daha özel olduğunu fark edebilsin.

3. Çocuğunuzun okul zamanı için bir uyku programı hazırlayın

Bu çok önemli bir konudur ancak birçok aile bu programı yapmaya çok geç başlıyor (ya da hiç yapmıyor). Çocuğunuz tercihen her gece 9 ila 10 saat uyumalıdır. Bu yüzden, okula gitmek için kaçta kalkması gerektiğine karar verip, 10 saat geri sayılmalı ve 1 saat öncesinden ekranlar kapatılmalı ve sakinleştirici rutinlere başlanmalıdır. Örneğin, çocuğunuzun sabah 7'de kalkması gerekiyorsa, en geç saat 9'da yatakta olunmalıdır – yani saat 7.30’dan sonra tüm ekranlar kapalı olmalı ve sadece hikâye okumak, sessizce oynamak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapılmalıdır. Çocuğunuzun bu rutine alışılabilmesi için okul başlamadan en az bir, tercihen iki veya daha fazla hafta önce bu programı uygulamaya başlamalısınız.

4. Rutininizdeki tüm değişiklikleri önceden planlayın.

Oturun ve her şeyi detaylıca düşünün. Bir haftanızı ne kadar çok planlarsanız ve o haftaya dair hazırlıklar yaparsanız, okul günleri de o kadar kolay olur. Olası tüm senaryoları düşünmek zorunda değilsiniz, ancak bazen ileri düzey planlamalar yapmak büyük farklar yaratabilir.

4. Çocuğunuzun (ya da kendinizin) üzerine çok fazla etkinlik yüklemeyin

Çocuğunuzu bir sürü etkinliğe kaydettirmek kulağa cazip geliyor olabilir. Etkinlikler faydalı ve eğlenceli olabilir ancak özellikle okulun ilk zamanlarında aşırı yükleme yapmak çocuğunuzun yıpranmasına neden olabilir. Çocukların dinlenmesi gerektiği gerçeğinin yanı sıra, okula geçiş, her zaman stresli bir süreç olabilir. Herkes bulunduğu yere ve duruma alışıncaya kadar programınızı olabildiğince hafif tutmaya çalışın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Deborah Gilboa, Everyday Family

0
  1273 Hits

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Yetişkinler genellikle çocuklarla ölüm hakkında konuşmaktan rahatsızlık duyarlar. Bu ağır kavramı anlamak için yaşları çok küçük olanları koruduklarını varsayarak, bilinçli veya bilinciz olarak gözyaşlarına ya da diğer duygularına ket vurabilirler. Ancak ölümle ilgili yaşa uygun konuşmalar, çocukların tanıdıkları bir kişi öldükten sonra kaçınılmaz olarak sahip olduğu duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verir. Bunları normalize etmelerini sağlamak için çeşitli gelişim basamaklarında çocukların ölümü nasıl algıladıklarını bilmemiz gerekir.

Ölümü Anlamak

1948 yılında psikolog Maria Nagy’nin yaptığı bir araştırmada çocukların yaşlarına göre ölümü algılayışları incelenmiştir. Buna göre: 3-5 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu inkâr ederken, ölümü birinin geri döneceği bir seyahatle ilişkilendirme eğilimindedir; 5-9 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu anlarken bu bilgiyi uzakta bir yerde tutmaktadır. Eğer bu konuda zeki olurlarsa, ölümü kandırabileceklerini ve ölümden kaçınabileceklerini düşünmektedirler; 9-10 yaş arası çocuklar ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kendileri dâhil herkesi etkilediğini anlamaktadır. Nagy’nin araştırması Jean Piaget’in çocukların düşünme süreçlerini anlamak için ortaya çıkardığı Bilişsel Gelişim Evreleriyle (Duyusal Motor Dönem (0-2 yaş), İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş), Somut İşlem Dönemi (6-7 ile 11-12 yaş), Soyut İşlem Dönemi (11-12 yaş ve üstü) yakından ilgilidir.

Çocukların Ölümü İşlemelerine Yardımcı Olmak

Kayıp yaşamış çocukların ebeveynleriyle ölümlerinin ertesi yılında bağlantılarını nasıl sürdürdüklerini inceleyen bir araştırmada, çocukların%74’ü ebeveynlerinin cennet adı verilen yerde olduğuna inandıkları bulunmuştur. Bu sonuç çocukların ölen kişiyle ilişkisinin kopması konusunda teşvik edilmeleri yerine ölen kişiyle ilişkilerine yeni bir açıdan bakılmasının önemini göstermiştir. Çocuğun ölen ebeveynini yeniden yapılandırması için ölen kişinin yerinin bilinmesi (yerleştirilmesi), ölen kişinin deneyimlenmesi, ölen kişiye ulaşılması ve bağlantı nesnelerinin kullanılması gibi bağlantı stratejileri gerekmektedir.

Ebeveynlerin yapmaları gereken iki önemli şey vardır:

  1. Ölümle ilgili gerçek çocuğa gelişimsel dönemi ve anlayışı göz önünde bulundurarak söylenmelidir. Örneğin; “Genelde insanlar çok çok yaşlandıkları zaman veya çok çok hastalandıkları zaman veya vücutlarında doktorların ve hastanelerin iyileştiremedikleri yaralar olduğunda ölürler ve bu durumda kişinin vücudu çalışmayı durdurur.” Eğer çocuk çok küçük yaştaysa yas sürecini engelleyen klişelerden kaçınarak somut bir dil ve görseller kullanmak yararlı olacaktır. Eğer biz küçük bir çocuğa anneannesinin uzun bir seyahate çıktığını söylersek, anneannesinin geri döneceğini hayal edebilir veya neden vedalaşmadığını sorgulayabilir.
  2. Çocukların yas tutmalarına, cenazelere ve anma törenlerine katılmalarına izin verilmelidir. Bir araştırmaya göre cenazeye katılmak çocukların ölümü kabullenmelerine ve ölen ebeveyniyle gurur duymalarına yardımcı olmaktadır.

Yas sürecinde olan çocukların gösterebileceği yaygın tepkilerin (normal gözükmeyi istemek, tekrar ve tekrar hikâyelerini anlatmak, sevdikleriyle ilgili konuşmak ve onların sağlıklarından endişe duymak gibi) farkında olmak önemlidir.

Ebeveynler çocuklarını yaslarını çalışabilmeleri için bazı alışkanlıklara teşvik edebilirler. Dua okuyabilirler, bir balon uçurabilirler, şarkı söyleyebilirler, çiçek ekebilirler, şiir yazabilirler veya bir köpek kemiği gömebilirler. Yas tutan çocuklar kendilerini anı kitaplarıyla, anı kutularıyla, fotoğraflarla ve hatta anı e-mailleriyle ifade edebilirler.

Çocuklar duygularını paylaşmak için kısıtlı sözel ifadeye sahip olabilirler ve kaybın acısını tolere etmek onlar için zor olabilir fakat duygularını, isteklerini ve korkularını oyun yoluyla iletebilirler. Oyun terapisi hayal gücünü kullanmayı ve oyuncaklarla iletişime geçmeyi sağlamaktadır. Örneğin; oyuncak bir telefon çocuğun sevdiği kişiyle diyaloğunu sembolize edebilir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: The Conversation

0
  1110 Hits

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

"Herhangi bir ilişkideki en önemli 7 kelime:
Seni seviyorum. Seni duyuyorum. Beni affet lütfen."

Çoğu ebeveyn, çocuklarının kardeşlerinden, arkadaşlarından veya bir yetişkinden özür dilemeleri konusunda ısrar etmiştir. Buna rağmen, çocuklarından özür dilemek çoğu ebeveyne garip geliyor olabilir. Bazen çocuklardan özür dilememe konusunu, bize karşı saygılarının azalacağını söyleyerek savunabiliriz. Ancak tam tersi! İnsanlar hata yaptıklarında ve bunu kabullenip, hatalarını düzeltmeye çalıştıklarında başkalarına daha fazla saygı duymaz mısınız? Kendi hatalı davranışınız için özür dilemek, gerektiğinde çocuğunuzu uyaramayacağınız veya düzeltemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Çocuğunuzdan özür dilediğiniz de çocuğunuz bundan ne gibi mesajlar almış olur?

  • Hepimiz bazen hata yaparız ve işleri düzeltmeye çalışabiliriz.
  • Hepimiz bazen başkalarına istemeden de olsa zarar veriyoruz. Önemli olan hata yaptığımızın farkına varıp, ilişkimizi düzeltmek için çaba göstermek.
  • Özür dilediğiniz de, diğer kişi sizin hakkınızda daha iyi düşünür ve hisseder.

Peki, o zaman çocuğunuzdan ne zaman özür dilemeli ve özür dilerken ne söylemelisiniz?

1. Sıklıkla ve kolaylıkla özür dilenmeli.
Sadece büyük hatalar yapıldığın da değil, yaşamın bir parçası olan küçük "hata" anlarında da özür dilenmeli. Çocuğunuzun hoşuna gitmeyen herhangi bir şekilde davrandığınızda, özür dilemelisiniz.

2. Eğer çocuğunuz için önemliyse, size göre önemsiz bir şey olsa bile özür dileyin.
"Size dükkâna gittiğimde yeni bir defter alacağımı söylemiştim ve sonra tamamen unuttum, çok üzgünüm, söz verdiğimi biliyorum, ama bir dahakine unutmamak için elimden geleni yapacağım.".

3. Neler olduğunu açıklayın.
"Hepimiz çok üzüldük, değil mi? Sen bağırıyordun, sonra ben bağırmaya başladım ve sen ağlamaya başladın. Eğer seni korkuttuysam özür dilerim, çok üzgünüm. Bağırmak sevdiğiniz biri ile bir şeyler düzeltmek için hiç de iyi bir yol değil."

4. Davranışınızı açıklayın ama buna bahane bularak iyi bir özrü mahvetmeyin.
"Zor bir gün geçirdim ve bir şeylerin daha yanlış gitmesiyle baş edemeyip sana bağırdım. Ama bu bir mazeret olmamalı, kimse bağırılmayı hak etmez."

5. Durumu düzeltmek için bir plan yapın.
"Sana ne diyeceğim, not defterini almak için sabah okula giderken mağazaya gidelim." Bu özrün önemli bir parçasıdır: "Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim?"

6. Bir dahaki sefere bir plan yapın.
Çocuğunuza bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğiniz sorar ve sakince neler yapılabileceğini konuşursanız, çocuğunuz bu durumdan birçok şey öğrenebilir. Ardından kendinize bir söz verin. "Bir dahaki sefere sakinleşmek için önce duracağım, sonar da derin bir nefes alacağım." Sevdiğiniz biri sürekli size zarar verir ve her defasında özür dilerse, er ya da geç özürlere inanmayı bırakırsınız. Kişinin gerçekten davranışı tekrarlamamaya çalışacağına inanırsanız, işte o zaman özürler daha anlamlı hale gelir.

7. Çocuğunuza uzlaşmaya hazır olup olmadığını sorun.
Bu "Umarım beni affedersin" kadar basit bir cümle olabilir. Bu çocuğa, kızgınlık duygusunu gidermesi ve yeniden duygusal olarak size bağlanabilmesine yardımcı olur. Çocuğunuzu buna zorlamamalısınız, çocuklar kendilerini hazır hissetmeden önce "affetme" konusunda baskı hissetmemelilerdir. Bazı ebeveynler, böyle yaparak gücü çocuklarına verdiğini düşünerek bu adıma direnirler. Oysaki çocuğunuz affetmeye hazır değilse, bunu bilmek; onun hala sizden uzak durmasına neden olan konuyu öğrenmenize ve birlikte çözmeye çalışmanıza yardımcı olur.

8. Suçlu hissetmek ve ya utanç duymak yerine, çocuğunuzla daha iyi şeyler yapmaya odaklanın.
Hata yaptığını Kabul etmek ve özür dilemek cesaret ister. Ancak bu sizi daha iyi bir ebeveyn yapar ve ilişkileri değerlendirecek ve sorumluluk alabilecek daha sağlıklı çocukların yetişmesinde önemli rol oynar.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

0
  1678 Hits

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma çocuklara zarar vermez. Boşanma, sevgiyle başlayan bir evlilik sonrasında biten üzücü bir şey olsa da, boşanmanın çocuklara zarar vermesi gerekmez. Boşanmış ebeveynlerin bu şiddetli, fırtınalı denizlerde çocuklarına yardımcı olmak için yapabilecekleri en önemli 10 şey.

1. Çocuğunuzun bir ebeveyne karşı taraf tutmasına izin vermeyin.

2. Karşıtlığınızı çocuğunuzun yanında frenleyin. Boşanan ebeveynler, çocukların karşılaştığı en yaygın problemin bu olduğunu iddia ediyor.

3. Boşanmadan sonra sağlıklı bir ebeveynlik ilişkisi üzerinde ,yeniden konuşun. Eski eşinizle en yakın arkadaş olmak zorunda değilsiniz, ancak sizin devam eden öfkeniz altında çocuğunuzun sorumluluk hissetmemesi için medeni bir ilişkinizin olması gerekiyor.

4. Eski eşinizi çocuğunuzun önünde kötülemeyin. Hatta , çocuğunuza diğer ebeveyn hakkında iyi şeyler söyleyin.

5. Çocuklarınızla ilgili tüm kurallar hakkında eski eşinizle aynı tutumda olun – yatma zamanı, ödev, bilgisayar zamanı, vb.

6. Çocuğunuzla ilgili koyulan kurallar ve bu kuralların sonucunda doğacak sonuçlar hakkında anlaşmaya varma konusunda sorun yaşıyorsanız, aile terapisine katılın .Eski eşinize karşı kızgınlığınızı doğru yönetmeniz için uzmanlardan yardım alın.

7. Eski eşinizin babası veya diğer aile fertlerini şiddetle eleştirmeyin. Çocuklar dedelerini, teyzelerini ve amcalarını severler; eğer bir ebeveyn onlar hakkında olumsuz şeyler söylerse çocuk bu çatışmayı hissedecektir.

8. Çocuğunuza karşı çocuğun bu boşanmaya sebep olmadığına dair ona güven verin. Anne-babalar boşandıklarında çoğu zaman çocuklar kendilerini suçlu hissediyorlar ve ebeveynlerin, çocukların bu boşanmada bir hatası olmadıklarına dair ikna etmeleri gerekiyor.

9. Çocuğunuza, her iki ebeveynin de onu sevmeye devam edeceğini ve onunla zaman geçireceğini söyleyin.

10. Çocuğunuza, onun kendisini iyi ve mutlu hissetmeye devam etmesini beklediğinizi söyleyin.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychology Today

0
  2503 Hits

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120


0
Paylaşım