Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocukların yalan söylemesi ebeveynleri en çok endişelendiren davranışlardan bir tanesidir. Ancak, günümüzdeki araştırmalar bu endişenin yersiz olduğunu göstermenin yanı sıra yalan söylemenin zekâ belirtisi olduğunu kanıtlamaktadır.

Michael Lewis'in 2-4 yaşları arasında çocuklarla yaptığı araştırmada çocukların saklanan bir oyuncağa bakmamaları istenmiştir. Fakat araştırmacı odadan çıkar çıkmaz neredeyse bütün çocukların saklanan oyuncağa baktığı tespit edilmiştir. Araştırmacı odaya geri döndüğünde ise oyuncağa bakan çocukların büyük bir çoğunluğu bu konu hakkında yalan söylerken, çocukların geri kalanının oyuncağa baktığını itiraf ettiği gözlemlenmiştir.

Peki, neden bazı çocuklar yalan söylerken diğerleri söylemez? Lewis'e göre yalan söyleyen çocuklar diğer çocuklara göre daha zekidir. Lewis'in bu kanıya varmasının sebebi araştırmalarının sonucunda yalan söyleyen çocukların diğer çocuklara göre IQ seviyelerinin 10 puan daha yüksek olmasıdır. Bu konuda yapılan başka araştırmalar ise zekânın yanında yalan söyleyen çocuklarda beyindeki yürütücü işlevlerin ve sosyal becerilerinin daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ancak, çocukların 2-3 yaşlarında yalan söyleyememesi ebeveynleri endişelendirecek bir durum olmamalıdır. Yalan söyleme kapasitesi interaktif oyunlar ve rol yapma oyunlarıyla geliştirilebilir.

Çocukların yalan söylemesi ebeveynler için çelişkili bir durum oluşturabilir. Bu çelişkiyi ebeveynlerin çocuklarının hem yalan söyleyebilecek kadar zeki, hem de yalan söylemeyecek kadar ahlaklı olmalarını istemeleri yaratır. İyi yalan söyleyebilen çocukların aynı zamanda yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış bir davranış olduğunu anlaması için yalan söylemenin yanlış olduğunu vurgulamak yerine dürüst olmanın yararları ön plana çıkarılmalıdır. Araştırmalara göre, yalan söyleyen çocukları cezalandırmaktansa doğru söyleyen çocukları ödüllendirmek daha etkili bir yöntemdir.

Her zaman inanılanın tersine, iyi yalan söyleyebilen çocuklar zekidir. Ancak, burada unutulmaması gereken önemli nokta çocuklara yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış olduğunu aşılamaktır.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: The New York Times

86 Hits

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Ebeveynlerin çocuklarına spor yapmakla ilgili verdikleri mesajlar, çocukların spora bakış açılarının şekillenmesini büyük ölçüde etkiler.

Çocuklarınıza verdiğiniz mesajlar sonuç, beklenti ve baskı içerikliyse bazı kötü sonuçlara neden olabilir. İlk olarak, çocuklarınız bu külfetli mesajların ağırlığı altında ezilip, kötü performans gösterebilir ve hedeflerine ulaşamayabilirler. İkincisi, spor yaşantıları çocuklarınızın stres, olumsuzluk ve korku kaynakları haline dönüşebilir. Üçüncüsü, çocuğunuz bu tatsız deneyimleri sizlerle bağdaştırabilir ve sporlarını itici bir hale dönüştürdüğünüz için size karşı öfke, hatta nefret duyguları beslemeye başlayabilirler.

Buna karşılık, aşağıda bahsedilen mesajları çocuğunuza iletirseniz, genç sporcularınızın spor deneyimleri için kesinlikle farklı bir başlangıç noktası oluşturursunuz. Birincisi, korku, şüphe veya endişe olmaksızın cesaret, güven ve taahhüt ile ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. İkinci olarak, spor hayatlarını eğlenceli ve zenginleştirici bir deneyim olarak algılarlar. Üçüncüsü, çocuklarınız bu heyecan verici deneyimleri sizinle paylaşacak, onlara böyle bir fırsat sunduğunuz için sizlere minnet duyacaklardır.

1. Elinden gelenin en iyisini yap
Genç sporcularınıza bir alışkanlık kazandırmak istiyorsanız bu, sıkı çalışmak ve her fırsatta elinden gelen her şeyi yapmaya çalışmak olmalıdır. Bu basit alışkanlık, spor ve yaşamda başarı için gereklidir.
2. İyi bir sporcu ol
Atletik hayatlarında bir derece, başarı elde etmelerinin yanı sıra çocuklarınızın spor yaşamlarından güzel değerler edinmelerini istersiniz; kurallara uymak ve başkalarına saygılı olmak gibi
3. İyi Eğlenceler
Çocuklarınız sporla ilgilenmekten hoşlanmıyorsa, onları kendilerini daha çok besleyecek başka bir etkinlik bulmaları için teşvik etmelisiniz.
4. Takım arkadaşlarını destekle
Bir takımın parçası olma; sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek anlamına gelir. Çocuklarınızın iyi bir takım arkadaşı olmaktan öğrenecekleri.
5. Kazanmak sporun getirilerinden sadece bir tanesidir
Genç sporcularınızın başarılı olması herkes için keyif verici ve değerli olsa da kazanmak sporun amacı değildir. Bu nedenle, kazanmayı önemsememelisiniz. Çocuklarınızın spor yapmaktan öğrenebilecekleri güzel değerler, tutumlar, inançlar, beceriler ve alışkanlıklara odaklanmalısınız ki bunlar da hayatlarının her alanında onlara çok şey kazandıracaktır.
6.Seni seviyoruz!
Asla yeteri kadar "Seni seviyorum" diyemezsiniz. Yarışmalardan önce ve sonra, kazansalar da kaybetseler de çocuklarınıza sevginizi ifade edin. Bu mesaj tek başına, onların kendilerine olan güvenlerini arttıracak ve kendilerini güvende hissetmelerine neden olacaktır.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

82 Hits

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Söz oyuncaklara gelince, gelişim ve yaratıcılık açısından, azı karar çoğu zarar denilebilir. Tatiller anılar oluşturma zamanıdır fakat çoğu evde tatiller çocukların dilek listelerinde bulunan mutlaka alınması gereken heves duyduğu bir şeyi, oyuncağı veya herhangi bir şeyi aceleyle kapmak anlamına gelir.

Alışveriş merkezlerindeki uzun kuyruklardan ve tuhaf kalabalıklardan bıkan ebeveynlere iyi bir haber var. Ohio'daki Toledo Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre oyuncaklardaki bolluk çocukların oyun kalitesini azaltıyor. Daha az sayıda oyuncağa sahip olmak küçük çocuğun odaklanmasını ve daha yaratıcı bir şekilde, hayali oyuna angaje olmasını sağlayabiliyor. Bebek Davranış ve Gelişimi adlı dergide yayınlanan Ortamda Bulunan Oyuncak Sayısının Çocukların Oyununa Etkisini inceleyen çalışmaya göre daha az sayıda oyuncağa sahip olmak daha mutlu bir oyun ve en sonunda da daha derin bir bilişsel gelişimle sonuçlanıyor.

Araştırmacılar, yaşları 18 ila 30 ay arasında bulunan 36 çocuk katılımcıyı serbest oyun seanslarında gözlemlemişlerdir. Çocuklara ya 4 ya da 16 oyuncak verilmiştir. Çalışmanın sonucunda iki oyuncak grubu arasında çocukların oyunlarının kalitesinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Sürdürülebilir oyun ve diğer çeşitli oyun tavırlarıyla değerlendirildiğinde, 4 oyuncak grubunda yer alan çocukların 16 oyuncak grubunda yer alan çocuklara göre daha kaliteli bir oyuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Esasen, daha az sayıda oyuncak verildiğinde, çocuklar onlarla daha çeşitli biçimlerde ve daha uzun zaman dilimlerinde oynamışlardır.

Toledo çalışmasının araştırmacılarından biri olan Alexia Metz, her katılımcının her iki grupta da - 4 oyuncak ve 16 oyuncak- farklı günler ve rastgele sıra ile oynadıklarını böylece farkın sadece ortamdaki değişiklikten (oyuncak sayısı) kaynaklandığını ve çocuklardaki çeşitliliği bir ölçüde kontrol ettiklerini belirtmiştir. Çocuklara 16 oyuncak verildiğinde, Metz ve diğer araştırmacılar dikkatin dağılmasını ve dezavantajı doğrulayabilmiştir. Bu çalışmanın sonucu oyuncak sayısındaki bolluğun ne tarz bir dikkat dağılımı yarattığını göstermiştir. Daha az oyuncak verildiğinde katılımcılar daha uzun süreli bir şekilde oyun oynamışlardır.

4 oyuncak grubunda olan çocuklar oyuncaklarla 1 buçuk kat daha fazla etkileşime sergilemiştir. Bu durum, küçük çocukların daha az oyuncak verildiğinde daha karmaşık, daha gelişmiş şekillerde oynama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oyuncağa karşı artmış bir ilgi gelişimin pek çok yönüne (Örneğin hayali ve mış gibi oyun oynama, kendini ifade etme, ince motor koordinasyonu gibi fiziksel özelliklere ve problem çözme becerilerine) pozitif olarak etki etmektedir.

Çocuklarınıza hediye olarak oyuncak alırken, özellikle de küçük yaştaki çocuklarınıza, kendinize şu soruları sormanızda fayda var: Çocuğumun gerçekten bu oyuncağa ihtiyacı var mı? Bu oyuncak onun oyun zamanını zenginleştirecek mi yoksa sadece öylesine bir iki hafta kullanılacak ve sonra yok sayılacak mı?

Tatil alışverişinizi yaparken yeni bir oyuncak yerine yaratıcı ve bağ kurabileceğiniz ritüeller yaratmayı bir düşünün. Yıllık film izleme tarihleri belirlemek, yılda bir pişirilen bir kurabiye hazırlamak veya tatil menüsünü birlikte hazırlamak gibi planları uygulayabilirsiniz. Araştırmalar ailelerin materyal veya eşyalar yerine aktivitelere yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Psikolog Thomas Gilovich, insanların geriye dönüp baktıklarında satın aldıkları materyallerden çok deneyimlerini daha büyük bir doyumla hatırladıklarını bulmuştur. Deneyimsel şeyleri satın alan insanların, örneğin kayak pistine giriş kartı veya konser bileti gibi, maddesel şeylere para harcayan insanlara oranla daha fazla mutlu olduklarını göstermiştir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

138 Hits

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin öğle uykusu sizin için günün en huzurlu ve sessiz saati olabilir. Bu öğle uykusu, kendinize ayırabileceğiniz çok değerli birkaç saat olabilir. Çocuğunuzla ilgilenmeniz gerekmeyen bu süre zarfı, dinlenebileceğiniz, yarım kalan işlerinizi bitirebileceğiniz veya keyif alacağınız aktiviteleri yapabilmek için güzel bir fırsattır.

Fakat bir gün bebeğinizin sabah veya öğle uykusuna artık ihtiyacı kalmayacaktır. Yürümeye yeni başlayan çoğu çocuk sabah uykusunu bıraksa da hala öğle uykusuna yatar. 3-4 yaşlarına geldiklerinde uyumamaya başlayabilirler.

Bebeğiniz uyumamaya başladığında bu durumla başa çıkabilmek için birkaç önerimizden yararlanabilirsiniz:

1. Uyku vaktini düzenleyin

Artık gün içindeki uykular kesildiğinde çocuğunuzun akşam uyku saatini normalden daha erkene çekmeniz işine yarayabilir. Bu şekilde hem çocuğunuz yeterince uykusunu alabilecek hem de siz kendinize gün içerisinde daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

2. “Sessizlik Vakti”ni kullanın.

Bebeğiniz eğer gün içinde uyumak istemiyorsa, uyku vakti yerine “sessizlik vakti”ni devreye sokabilirsiniz. Bu “sessizlik vakti”nde bebeğiniz sessizce yatağında uzanabilir veya ses çıkarmayan oyuncaklarla oynayabilir. Bu şekilde çocuğunuz sakinleşecek ve günün kalanı için enerji toplayabilecektir ve siz bu süre içinde kendi istediklerinizi yapabileceksiniz.

3. Birlikte bir aktivite yapın.

Çocuğunuz uyumak istemediğinde, çocuğunuza uygun ve çocuğunuzun hoşuna giden bir kitabı birlikte oturup birkaç bölümünü ona okuyabilirsiniz.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: EverydayFamily

125 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

240 Hits

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Çocuklar ve Ekran Zamanı

Amerikan Pediatri Akademisi, 2011 yılında 2 yaşın altındaki çocukların hiçbir şekilde televizyon izlememesini ve biraz daha büyük çocukların ekran zamanının günde 2 saat ile sınırlandırılması gerektiğini önermiştir. Ebeveynlere göre bu öneri gerçekçi bulunmamıştır. Öyle ki, Amerikan Pediatri Akademisi önerisini yakın bir tarihte yeniden düzenlemiş ve ebeveynlerin mümkün olabildiğince, akrabalarla görüntülü görüşmeler dışında, 18 ayın altındaki çocuklarını ekranlardan uzak tutmasını önermiştir. Bu önerinin yeniden düzenlenmesi, ekranların günlük yaşantımızın bir parçası olduğu gerçeğini kabul etmemizi ve çocukların ne zaman ve nasıl ekran zamanı kullanması gerektiğinin yönetilmesi gerektiğini gündeme getirmiştir.

Araştırmalara göre:

  • 1.Ekranlar, içerik öğretici olduğunda çocuklar için bir öğrenme aracıdır. Fakat bu sadece büyük çocuklar için geçerlidir ve 2 yaşın altındaki çocukların ekranlardan öğrendiklerini gösteren çok az bulgu vardır ki bu durum Amerikan Pediatri Akademisi’nin Bebekler için Ekran Zamanına Hayır prensibinin harekete geçmesine neden olmuştur. Aslında bebeklerin ve küçük çocukların ekranlarda gördükleri şeylerin içeriklerini bile anlayıp anlamadıkları konusunda şüpheler vardır. Dolayısıyla, bebeklerinize nasıl okuması gerektiğini öğretmesini beklemediğiniz sürece çok az ekran zamanına izin verebilirsiniz.
  • 2.Ekranlar aslında çocuklarınız için kötü değildir. Televizyon izleme eyleminin veya Ipad ile oynamanın çocukları daha aptal yaptığına, kelime veya okuma becerilerine zarar verdiğine veya matematikte başarısız olmalarına sebep olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Eğer çocuğunuz dışarıda oynamak yerine veya ödevini yapmak yerine sadece televizyon izliyorsa bu durum ekran zamanın başka eylemlerin yerine geçerek zararlı olabileceği anlamına gelmektedir. Uzun bir araba yolculuğunda, kardeş ile potansiyel bir kavganın yerine ekran zamanı kullanılıyorsa bu iyi bir araç olabilir. Fakat eğer çocuğunuzun arkadaşlarıyla dışarıda oynama zamanının yerine geçiyorsa büyük ihtimalle iyi bir araç değildir. Sözün özü, aktif oyun her zaman ekran kullanımından iyidir. O yüzden eğer ekran zamanı oyun zamanının yerine geçiyorsa Ipad’i kaldırmanın zamanı gelmiştir.
  • 3. Ekranlar arka planda açık bırakıldığında çocukların dikkatini dağıtabilir. Bir araştırmaya göre arka planda açık bırakıldığında çocukların diğer aktiviteleri sergilerken (örneğin oyuncaklarla oynamak veya ebeveynlerle konuşmak gibi) dikkatleri dağılmaktadır. Ekranların dikkat dağıtıcı doğası çocuğun oyunun kalitesini düşürmektedir. Eğer çocuğunuz o anda özellikle oturup bir şey izlemiyorsa, televizyonu kapatmak en iyisidir.
  • 4. Ekranlar çocuğunuza sizden daha fazla bir şey öğretemez. Çocukların ekran zamanından veya eğitimsel televizyon programlarından da bir şeyler öğrenebildiklerini gösteren araştırmalar olmasına rağmen, çocukların ebeveynleriyle, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle etkileşimlerinde çok daha iyi öğrendiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Ayrıca çocuklar sizinle birlikte izledikleri zaman ekranlardan daha fazla şey öğrenmektedir.
  • 5. Çocukların ekran zamanının içeriği önemlidir. Şiddet içerikli medya (hem televizyon ve hem de bilgisayar oyunları) ile meşgul olan çocukların agresif davranışlarının arttığı güçlü bir şekilde kanıtlanmıştır. Günümüzde çocuklara uygun pek çok eğitimsel program ve uygulama varken, yetişkin odaklı programları özellikle de şiddet içerikli olan şeyleri izlemeleri için herhangi bir neden yoktur.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

283 Hits

Bakıcıya Veda Etmek

Dadıya Veda Etmek

Bakıcıya veda etmek bütün aileyi derinden etkileyebilir.

Artık evde görevli bakıcınızın gitmesi gerektiğinde, çocuğunuzun deneyimleyeceği duygular bakıcı/ebeveyn ilişkisinin sağlığıyla yakından ilgilidir. Ebeveynler bakıcının rolü konusunda kararsız olduğunda, çocuklarının bakıcı ile olan ilişkisinin etkisini azımsayabilir. Birçok ebeveynden “Bakıcımıza veda etme vakti geldiğinde, aslında kendisinin nasıl da ailemizin bir parçası haline gelmiş olduğunu fark ettim.” gibi cümleler duymak mümkün.

Eğer ebeveynler bakıcının ayrılışıyla fazlasıyla strese girmişler ise çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilirler. Araştırmalar, çocuğunuzun ayrılığı sırasındaki duygusal ihtiyaçlarına cevap verirken kendi duygularına hakim olmalarını tavsiye ediyor. Çocuğunuzun hüznüne empati yaptığınızda çocuğunuz daha güvende ve önemsenmiş hisseder. Bunun için de ebeveynin, çocuğun duygusal yaşamında bakıcının ne ölçüde odakta olduğu konusunda rahat hissetmelidir.

Ayrılığa hazırlanmak için bu öneriler yardımcı olacaktır:

“Valizinizi” değerlendirin.

Bakıcı/Ebeveyn ilişkisini karmaşıklaştıran etkenler şu şekildedir; çocuğunuzu bırakmak zorunda kalmanın verdiği suçluluk duygusu, acımasız şartları olan işinize olan öfke, ekonomik sıkıntılardan doğan dargınlıklar, çocuğunuzun bakıcısını sizi sevdiğinden daha çok sevmesinden korkmak ve kendinizin çocukluğunuzda yaşadığınız ayrılık travmaları. Eğer bu sorunlar çözülemezse, “valizinizde” taşıdıklarınız ortaya çıkabilir ve gerçekçi olmayan beklentilere girebilirsiniz.

Adil işe alım gerçekleştirin.

İş verenler ve çocuk bakımı çalışanları beklentileri konusunda açık olmalılar. İki tarafa da saygılı olacak şekilde yazılı bir anlaşma yapılmalıdır. Karşılıklı güven ve saygı olduğunda birlikte çalışmanız daha kolay olacaktır.

İletişiminiz açık ve direkt olsun.

Çalışanınızın iş memnuniyeti ve ihtiyaçları konusunda sizinle açıkça konuşabileceği rahat bir ortam sağlayın. Zor sorular sormaktan veya artık bir bakıcıya ihtiyacınız olmadığını söylemekten çekinmeyin. Artık bakıcınız işten ayrılacağı vakit geldiğinde, kendisinden çocuğunuza nasıl destek olabileceğiniz konusunda tavsiyeler alın.

Geçiş dönemlerinde bakıcılar, ebeveynler ve çocuklar rekabet, suçluluk, rahatlama, terk edilmişlik ve sevgi gibi çeşitli duygular deneyimleyebilir. Herkesi içine alan açık ve yansıtmalı diyaloglar vedaları kolaylaştırabilir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: “The Emotional Impact of a Nanny’s Leaving” (Alexandra Sacks, M.D.)

261 Hits

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Bu günlerde çocuğunuz üzerinde pek fazla etkiniz yokmuş gibi hissedebilirsiniz, ancak gençlerin davranışları ebeveynleriyle olan bağlarının gücü ile büyük oranda ilişkilidir. Gençler ve ebeveynleri arasındaki iyi ilişkiler, okul başarısı ve bireylerin genel mutluluklarıyla pozitif ilişkilidir.

1. Unutmayın siz bir ebeveyn ve arkadaşsınız.

Gençler, ebeveynlerinin onları anlamalarını, takdir etmelerini ve koşulsuz sevmelerini bekliyorlar; yani aslında ilişkilerinin bir dostluk formunda olmasını istiyorlar. Ama aynı zamanda biraz bağımsızlıkları olsun da isterler, bu yüzden bazı zamanlar kendinizi dışarda kalmış hissedebilirsiniz. Ebeveyn rolünüzü, çocuğunuza ne yapacağınızı söylemek için değil de çocuğunuzla yakınlık kurmak için kabul edilebilir bir şekilde kullanırsanız, size kendini daha fazla açıp, paylaşmaya daha yatkın olacaktır.

Yakın arkadaşlığınız çocuğunuzun size olan saygısını azaltır mı? Hayır. Arkadaşlarınıza saygı duymuyor musunuz? Duygusal olarak gerçekten yanınızda olanlara değer vermiyor musunuz? Eğer çocuğunuza saygı, düşünce ve özgünlük sunarsanız karşılığında sizde aynılarını çocuğunuzdan alacaksınız.

Çocuğunuza olmak istediğiniz kadar yakın olduğunuz da bazen otoritenizi kullanıp, hayır demeniz gerekir. Eğer sık sık yapıyorsanız, bu bir şeylerin yanlış olduğunun göstergesidir. Ancak bazen gençlerin kendileri için belirleyemedikleri sınırları belirlemek için sizlere ihtiyaçları olacaktır. Bazen değerlerinize sadık kalmaya ve hayır demeye ihtiyacınız olacaktır.

2. Güvenli paylaşım zamanı belirleyin.

Her akşam yemeğinden sonra masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce birkaç dakika baş başa görüşme yapmak, birbirinizden haberdar olmanıza ve açık iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Günde 23 saat boyunca anne ve babalarının kim olduğunu unutan gençler bile, iyi geceler sarılması ve gece konuşmasına güzel karşılık verirler. Kısa, günlük konuşmalara ek olarak, genç çocuğunuzla özel bir şeyler yapmak için haftalık düzenli bir rutin oluşturun; bu dondurma yemek için dışarı çıkmak ve ya birlikte kısa bir yürüyüş yapmak bile olabilir.

3. Aktif bir ebeveyn olun.

Oğlunuzun veya kızınızın büyüdüğünü ve daha fazla özgürlüğe ihtiyacı olduğunu kabul etmeyi ret ederek, çocuğunuzu isyan ettirmeyin. Ancak çocuklarınızın nereye gideceğini, kimin yanında olacağını ve ne yapacaklarını sormaya çekinmeyin. Çocuklarınızın arkadaşlarını ve ebeveynlerini tanımaya çalışın, böylece yaptıkları aktiviteler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

4. Çocuğunuza hedeflerini belirlerken destek olun.

Genç çocuğunuz, elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor. Ebeveyn olarak işimiz gençlerimizi desteklemektir. Ancak çocuğunuzun, onlar için belirlediğiniz hedeflere ulaşmasını beklemeyin. Çocuğunuz, kendisini olduğu gibi seven ve amaçladığı her şeyi yapabileceğine inanan bir ebeveynin desteği ile kendi hedeflerini kendi belirlemelidir. Kendi sesini bulmaya çalışırken, çocuğunuzun tutkularını ve araştırmalarını destekleyin.

5. Çocuğunuz hazır olana kadar onu bağımsızlığa zorlamayın.

Her gencin bağımsız bir bireye dönüşmek için kendi zaman çizelgesi vardır. Gerçek bağımsızlık, başkalarıyla olan yakın ilişkileri içerir. Çocuğunuzun onu, bağımsızlığa ittirdiğinizi hissetmesi sağlıklı DEĞİLDİR – bu çocuğunuzu onaylandığını, değer gördüğü akran grubuna fazlasıyla bağımlı hale getirir. Genç çocuğunuz er ya da geç, bağımsız hale gelecek, onun zaman çizelgesine saygı gösterin.

Bu aralar genç çocuğunuzun listesinin en üstünde olmayabilirsiniz, ancak yakın durmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun sizi uzaklaştıracağını varsaymayın, pes etmeyin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Aha! Parenting

236 Hits

Çocuğunuz üzgün olduğunda duygu koçluğu yapmak

Çocuğunuz Üzgün Olduğunda Duygu Koçluğu Yapmak

Duygu koçluğu duygusal olarak zeki çocuklar yetiştirmenize, çocuğunuz üzgün olduğunda sakin kalabilmenize ve çözümler üretebilmenize yardımcı olur. Peki duygu koçluğu nasıl yapılır?

1. Önce kendinizi sakinleştirin.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

2. Bağlantı kurun ve güvenli bir ortam yaratın.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

3. Empati kurun.

  • Çocuğunuzun sesiyle eşleşin. Çocuklar ne kadar üzgün olduklarını anladığınızı hissettikleri zaman kızıştırmaya ihtiyaç duymazlar.
  • Duygularını hoş karşılayın ve yansıtın, çocuğunuzun sesini aynalayın. “Çok kızmış görünüyorsun!” veya “Bu yatıya kalma olayı için biraz endişeli görünüyorsun.”
  • Eğer çocuğunuz size bir problem tanımlıyorsa, duyduğunuz şeyi ona tekrar edin: “Seni açık ve net bir şekilde duydum. Ağabeyinin odana girip sakızını çalmasından bıkmışsın.”
  • Eğer çocuğunuz size öfke gösteriyorsa, ona uygun olmasını söyleme dürtünüze direnç gösterin. Bunun yerine, duygularını kabul edin ve ne ile ilgili üzgün hissettiğini size söylemesi için davet edin. “O şekilde benimle konuşmak için çok üzgün olmalısın. Neler oluyor hadi bana anlat.”
  • Çocuğunuzun ne hissettiğini bilmiyorsanız veya onun duygularını “isimlendirdiğinizde” öfkeleniyorsa, “üzgün” çok amaçlı güzel bir kelimedir: “Bununla ilgili ne kadar üzgün olduğunu duyuyorum.”
  • Çocuğunuzun fiziksel olarak dışa vurduğu şeyi tanımlamak onu duyulmuş ve görünmüş hissettirir ve aynı zamanda duyguları isimlendirme veya kasıtlı olarak kaçınmanıza yardımcı olur: “Dudağını ısırdığını görüyorum. Endişeli görünüyorsun.” veya “Kolların göğsünün üzerinde şöyle bağlı ve kaşların şöyle sıkı. Neler oluyor merak ediyorum?”
  • Çocuğunuzun bakış açısını kabul edin. “Arzu ettiğin şey…” veya “İstediğin şey bu değildi…”
  • Eğer çocuğunuz ağlıyorsa, kelimeler avuntu olabilir. Onları güvenli bir ortam yaratmak ve duyguları hoş görmek için tutumluca kullanın: “Herkes bazen ağlamaya ihtiyaç duyar. Bu gözyaşlarını hissetmek ve gitmelerine izin vermek güzeldir. Ben buradayım ve sen güvendesin.”

4. Çifte kontrol edin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir.

5. Konuşmayı derinleştirin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir.

6. Problemi çözün.

  • Çoğu zaman, çocuklar (ve yetişkinler) duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettikleri zaman, duygular yükünü kaybeder ve dağılmaya başlar. Bu problem çözmek için bir açılış yaratır.
  • Eğer çocuğunuz hala üzgün ve negatif görünüyorsa ve problemi çözmeye açık değilse bu duygularıyla yeterince çalışmadığını gösterir ve daha önceki adımlara geri dönmeniz gerekir.
  • Çocuğunuz problem çözmeye hazır olduğunda, onlar sizden istemeden problemi çözme dürtünüze karşı gelin; bu onların üstesinden gelme becerilerine güvendiğinizin mesajını verir. Takılıp kalmış hissederlerse, beyin fırtınası yapmalarına ve seçenekleri keşfetmelerine yardım edin: “Hımm sanırım … yapabileceğini düşündün. Daha sonra ne olabilir diye merak ediyorum?”

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

310 Hits

Dikkat eksikliği olan çocuklar ve evcil hayvanlar

Dikkat Eksikliği Olan Çocuklar ve Evcil Hayvanlar

Dikkat eksikliği için evcil hayvan reçete edilmesi hakkında ne düşünürsünüz? Sonu gelmez okumalar, araştırmalar ve çalışmalar sonunda Dikkat Eksikliği Bozukluğu’nu alt edebilmek için başka bir yol daha keşfedildi. Görünüşe göre Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, evcil hayvanlarla ilgilenmekten ve onlarla oynamaktan son derece fayda sağlayabiliyorlar. Aşağıdaki konuşmayı çocuğunuzla yaptığınızı hayal etsenize:

Baba: “Oğlum, sende Dikkat Eksikliği var ve sana yardımcı olabilmesi için küçük şirin bir yavru köpek almayı düşünüyoruz.
Çocuk: “Yaşasın!”

Çoğu çocuğun kendisine evcil hayvan reçete edilmesi ile ilgili bir problemi olmayacaktır. Çocuğunuzun evcil hayvanına bakarak ve onunla ilgilenerek Dikkat Eksikliği’ni idare etmeyi öğrenmesini sağlayacak birkaç yolu sizinle paylaşıyoruz.

  • Evcil hayvanlar Dikkat Eksikliği olan çocuğunuza ileriyi planlayarak program yapmayı öğretebilir. Evcil hayvanlar beslenme, gezme, yıkanma vb. işler için önceden ayarlanmış bir program gerektirir. Çocuğunuz evcil hayvanın programını takip edebilmeye başladığında, ödevler, ev işleri veya başka faaliyetler için de program takip edebilmesi kolaylaşır.
  • Çocuğunuz fazladan enerjisi varsa, bir evcil hayvan ile oynamak bu sorunu çözebilir. Çocuğunuz köpek gezdirirken veya yavru bir kediyle koşuştururken fazla enerjisini atabilir ve gün içinde daha rahat hissedebilir.
  • DEHB’li çocuklar ebeveynlerin kendilerini sakinleştirmeye çalışmalarına veya azarlamalarına alışıktırlar. Evcil hayvanlar karşılıksız sevgi verirken aynı zamanda çocuğunuzu fazla enerjisi hakkında eleştirmezler. Hayvanlar çok iyi dinleyicilerdir ve çocukların kendine güvenlerini geliştirebilirler.
  • Çocuk psikiyatrları DEHB’li çocuklarla terapi yaparken evcil hayvan kullanabilirler. Örneğin, ebeveyn ve çocuklara davranış değiştirme teknikleri öğretilirken köpekler kullanılabilir.
  • Başkalarının beklentilerine göre yaşamak çocuğunda strese yol açabilir. Bir hayvan sevmek, okşamak veya sadece yakınında oturmak stresi azaltabilir.
  • DEHB’li çocuklar sosyal etkileşimde sıkıntı yaşayabilirler. Çocuğunuz dışarıda evcil hayvanıyla oynarken, diğer çocuklar otomatik bir şekilde katılmak isteyeceklerdir. Evinize arkadaşlık etmesi için bir çocuk çağırdığınızda, evcil hayvan aradaki buzları eritecek çok güzel bir araçtır.
  • DEHB’li çocuklar için açıkhava aktiviteleri çok yararlı olabilir. Temiz hava ve aerobik egzersizlerinden sağlanan iyi dolaşım beyne giden kan akışındaki oksijen miktarını arttırır. Çocuğunuz köpeğini okula gitmeden önce sabah yürüyüşe çıkarırsa sınıfta dikkatini toplama ve odaklanmada daha başarılı olacaktır.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: PsychologyToday: “Pets & Kids with ADD” (Jeff Hamilton)

277 Hits

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120
Whtasapp eBülten Aboneliği

Güncel psikoloji haberleri ve makalelerini ücretsiz takip etmek için telefon numaranızı yazın.