Bencillikten Kurtulun

Bencillikten Kurtulun: Çocuklarda Bencillik ve Çözüm Önerileri

Çocuklar belli dönemlerde bencil bir döngüye girerler. Bazen bu döngüler oldukça uzun olabilir. Çocukların oyuncakları veya özel eşyaları için mesafeli bir sınır koymaları son derece normaldir; fakat çocuklar davranışlarının ve seçimlerinin akranları ve kardeşleri üzerinde etkisi olabileceğini anlamaları gereklidir.

Çoğu çocuk bencilliğin ne olduğunu bilmezler. Kullandıkları kelimelerin başkalarının duygularını etkileyebileceğini düşünmezler. Çocuklar hangi oyunları oynayacaklarını kararlaştırırken sinirlenebilirler, bağırabilirler veya tepinebilirler; fakat bu davranışlarının bencilce olduğunun ve başkalarını duygusal olarak etkilediğinin farkına varmazlar.

Nedenini sorgulayın.

Çocuklar çeşitli sebeplerden ötürü bencil dönemlerden geçerler. Bu dönemdeki davranışların altında yatan sebepleri anlamak yararlı olacaktır. Bu davranış yeni mi? Çocuğunuz kardeşleriyle anlaşamıyor mu? Evde konulan sınırlar keskin değil mi? Okulda sorunlar mı yaşanıyor? Son zamanlarda stresi artıran veya başka bir şekilde bencil davranışlara neden olabilecek değişen olayların listesini oluşturun.

Etiketleyin

Çocuğunuz bencilliğin ne olduğunu bilmiyorsa ona “Bu bencilce davranış hoşuma gitmiyor.” gibi bir cümle kurmanız anlamsız olacaktır. Bir davranışı düzeltmeyi amaçlarken çocuğunuz ebeveynlerinin söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. Bencil olmak başkalarını incitecek bile olsa kendini onların önüne koymaktır. Bu tanımı küçük çocukların anlaması biraz zor olabilir. O nedenle onlara somut örnekler vermek yararlı olacaktır. Bencillik hakkında sakin zamanlarda konuşun, bencil bir davranış yapılırken değil. Çocuklar sakin zamanlarda yeni bilgileri daha verimli anlayıp içselleştirebilirler. Evde bencilce bir davranış yapıldığında sakin kalın ve davranışı etiketleyin. Sakin kalmak, duygusal tepkileri önler ve çocuğunuzun daha iyi öğrenmesine olanak sağlar.

Sınırları belirleyin

Çocuklarınız kendilerinden ne beklendiğini bilmezlerse o beklentilere bağlı kalamazlar. Koyduğunuz kurallar sıkça değişiyorsa veya sınırlara uyması zorunlu kılınmıyorsa çocuğunuzun kurallara uymasını bekleyemezsiniz. Evinizde yaşa uygun spesifik kurallar belirleyin. Koyduğunuz sınırları ve kuralları zaman zaman gözden geçirmeniz gerekir ve yaptığınız değişiklikleri nedenleri ile birlikte çocuğunuza açıklamanız gerekir. Sınırları keskince dayatmak zor olabilir. Bazen bazı kurallardan ödün vermek gerekecek sebepler olduğunu düşünebilir veya taviz vermenin güç savaşına girmekten daha cazip geldiğini hissedebilirsiniz. Tutarlılık çok önemlidir. Tutarlılık olmadığı zamanlar çocuklar kafa karışıklığı yaşarlar. Çocuğunuzun pozitif davranışları içselleştirmesi için sınır ve kuralları tutarlı ve sakin bir tutumla uygulayın.

Başkalarını düşünerek davranmaya teşvik edin.

Olumlu seçimlere ve davranışlara dikkat çekerek çocukların olumlu temel inançlara sahip olmasını ve gelecekte olumlu seçimlere eğilmesini sağlarsınız.Bencil olmayan davranışlar hakkında konuşun, tartışın ve neşelendirin. Başkalarını düşünerek davranmasının digger insanlara nasıl olumlu etkileri olduğunu anlamasına yardımcı olun. Bu şekilde davranışları ile duygular arasında bir bağlantı kurabilecek ve davranışlarından sonuç çıkarabilecektir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Everyday Family “Got Selfish Kids? Tips to Break the Habit” (Katie Hurley)

52 Hits

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Destek Olmak İçin 5 Öneri

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Yardımcı Olmak İçin 5 Öneri

İlk defa okula başlamak büyük bir dönüm noktasıdır. Anaokulu veya ilkokul olmasına bakılmaksızın, ilk okul deneyimi heyecan verici olabilir- ve belki biraz da korkutucu. Bu ebeveynler için de büyük bir değişim olabilir! Okula başlamak hakkında konuşun. Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğin de neler yapacağınız hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

1. Okula başlamak hakkında konuşun.

Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğin de neler yapacağınız hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

2. Birlikte alışverişe gidin

Okulu daha heyecanlı hale getirmek için sırt çantası, kıyafet gibi ihtiyaçlarınız için birlikte alışverişe gidebilirsiniz. Alınan çantalar, kıyafetler okul başlayana kadar bir yer de tutulmalı ve okula başlandığı zaman kullanılmalı ki o eşyaların çok daha özel olduğu bilinsin.

3. Çocuğunuzun okul zamanı için bir uyku programı hazırlayın

Bu çok önemli bir konu ancak birçok aile bu programı yapmaya çok geç başlıyor (ya da hiç yapmıyor). Çocuğunuz tercihen her gece dokuz ila 10 saat uyumalıdır. Bu yüzden, okula gitmek için kaçta kalkması gerektiğine karar verip, 10 saat geri sayılmalı ve 1 saat öncesinden ekranlar kapatılmalı ve sakinleştirici rutinlere başlanmalıdır. Örneğin, çocuğunuzun sabah 7'de kalkması gerekiyorsa, en geç saat 9'da yatakta olunmalıdır – yani saat 7.30’dan sonra tüm ekranlar kapalı olmalı ve sadece hikâye okumak, sessizce oynamak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapılmalıdır. Çocuğunuzun bu rutine alışılabilmesi için okul başlamadan en az bir, tercihen iki veya daha fazla hafta önce bu programı uygulamaya başlamalısınız.

4. Rutininizdeki tüm değişiklikleri önceden planlayın.

Oturun ve her şeyi detaylıca düşünün. Bir haftanızı ne kadar çok planlarsanız ve o haftaya dair hazırlıklar yaparsanız, okul günleri de o kadar kolay olur. Olası tüm senaryoları düşünmek zorunda değilsiniz, ancak bazen ileri düzey planlamalar yapmak büyük farklar yaratabilir.

4. Çocuğunuzun (ya da kendinizin) üzerine çok fazla etkinlik yüklemeyin

Çocuğunuzu bir sürü etkinliğe kaydettirmek kulağa cazip geliyor olabilir. Etkinlikler faydalı ve eğlenceli olabilir ancak özellikle okulun ilk zamanlarında aşırı yükleme yapmak çocuğunuzun yıpranmasına neden olabilir. Çocukların dinlenmesi gerektiği gerçeğinin yanı sıra, okula geçiş, her zaman stresli bir süreç olabilir. Herkes bulunduğu yere ve duruma alışıncaya kadar programınızı olabildiğince hafif tutmaya çalışın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Deborah Gilboa, Everyday Family

211 Hits

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Yetişkinler genellikle çocuklarla ölüm hakkında konuşmaktan rahatsızlık duyarlar. Bu ağır kavramı anlamak için yaşları çok küçük olanları koruduklarını varsayarak, bilinçli veya bilinciz olarak gözyaşlarına ya da diğer duygularına ket vurabilirler. Ancak ölümle ilgili yaşa uygun konuşmalar, çocukların tanıdıkları bir kişi öldükten sonra kaçınılmaz olarak sahip olduğu duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verir. Bunları normalize etmelerini sağlamak için çeşitli gelişim basamaklarında çocukların ölümü nasıl algıladıklarını bilmemiz gerekir.

Ölümü Anlamak

1948 yılında psikolog Maria Nagy’nin yaptığı bir araştırmada çocukların yaşlarına göre ölümü algılayışları incelenmiştir. Buna göre: 3-5 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu inkâr ederken, ölümü birinin geri döneceği bir seyahatle ilişkilendirme eğilimindedir; 5-9 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu anlarken bu bilgiyi uzakta bir yerde tutmaktadır. Eğer bu konuda zeki olurlarsa, ölümü kandırabileceklerini ve ölümden kaçınabileceklerini düşünmektedirler; 9-10 yaş arası çocuklar ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kendileri dâhil herkesi etkilediğini anlamaktadır. Nagy’nin araştırması Jean Piaget’in çocukların düşünme süreçlerini anlamak için ortaya çıkardığı Bilişsel Gelişim Evreleriyle (Duyusal Motor Dönem (0-2 yaş), İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş), Somut İşlem Dönemi (6-7 ile 11-12 yaş), Soyut İşlem Dönemi (11-12 yaş ve üstü) yakından ilgilidir.

Çocukların Ölümü İşlemelerine Yardımcı Olmak

Kayıp yaşamış çocukların ebeveynleriyle ölümlerinin ertesi yılında bağlantılarını nasıl sürdürdüklerini inceleyen bir araştırmada, çocukların%74’ü ebeveynlerinin cennet adı verilen yerde olduğuna inandıkları bulunmuştur. Bu sonuç çocukların ölen kişiyle ilişkisinin kopması konusunda teşvik edilmeleri yerine ölen kişiyle ilişkilerine yeni bir açıdan bakılmasının önemini göstermiştir. Çocuğun ölen ebeveynini yeniden yapılandırması için ölen kişinin yerinin bilinmesi (yerleştirilmesi), ölen kişinin deneyimlenmesi, ölen kişiye ulaşılması ve bağlantı nesnelerinin kullanılması gibi bağlantı stratejileri gerekmektedir.

Ebeveynlerin yapmaları gereken iki önemli şey vardır:

  1. Ölümle ilgili gerçek çocuğa gelişimsel dönemi ve anlayışı göz önünde bulundurarak söylenmelidir. Örneğin; “Genelde insanlar çok çok yaşlandıkları zaman veya çok çok hastalandıkları zaman veya vücutlarında doktorların ve hastanelerin iyileştiremedikleri yaralar olduğunda ölürler ve bu durumda kişinin vücudu çalışmayı durdurur.” Eğer çocuk çok küçük yaştaysa yas sürecini engelleyen klişelerden kaçınarak somut bir dil ve görseller kullanmak yararlı olacaktır. Eğer biz küçük bir çocuğa anneannesinin uzun bir seyahate çıktığını söylersek, anneannesinin geri döneceğini hayal edebilir veya neden vedalaşmadığını sorgulayabilir.
  2. Çocukların tanınan bir yas tutucu olmalarına, cenazelere ve anma törenlerine katılmalarına izin verilmelidir. Bir araştırmaya göre cenazeye katılmak çocukların ölümü kabullenmelerine ve ölen ebeveyniyle gurur duymalarına yardımcı olmaktadır.

Yas sürecinde olan çocukların gösterebileceği yaygın tepkilerin (normal gözükmeyi istemek, tekrar ve tekrar hikâyelerini anlatmak, sevdikleriyle ilgili konuşmak ve onların sağlıklarından endişe duymak gibi) farkında olmak önemlidir.

Ebeveynler çocuklarını yaslarını çalışabilmeleri için bazı alışkanlıklara teşvik edebilirler. Dua okuyabilirler, bir balon uçurabilirler, şarkı söyleyebilirler, çiçek ekebilirler, şiir yazabilirler veya bir köpek kemiği gömebilirler. Yas tutan çocuklar kendilerini anı kitaplarıyla, anı kutularıyla, fotoğraflarla ve hatta anı e-mailleriyle ifade edebilirler.

Kızlar ve erkekler duygularını paylaşmak için kısıtlı sözel ifadeye sahip olabilirler ve kaybın acısını tolere etmek için kısıtlı duygusal kapasiteye sahip olabilirler fakat duygularını, isteklerini ve korkularını oyun yoluyla iletebilirler. Oyun terapisi hayal gücünü kullanmayı ve oyuncaklarla iletişime geçmeyi sağlamaktadır. Örneğin; oyuncak bir telefon çocuğun sevdiği kişiyle diyaloğunu sembolize edebilir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: The Conversation

146 Hits

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

"Herhangi bir ilişkideki en önemli 7 kelime:
Seni seviyorum. Seni duyuyorum. Beni affet lütfen."

Çoğu ebeveyn, çocuklarının kardeşlerinden, arkadaşlarından veya bir yetişkinden özür dilemeleri konusunda ısrar etmiştir. Buna rağmen, çocuklarından özür dilemek çoğu ebeveyne garip geliyor olabilir. Bazen çocuklardan özür dilememe konusunu, bize karşı saygılarının azalacağını söyleyerek savunabiliriz. Ancak tam tersi! İnsanlar hata yaptıklarında ve bunu kabullenip, hatalarını düzeltmeye çalıştıklarında başkalarına daha fazla saygı duymaz mısınız? Kendi hatalı davranışınız için özür dilemek, gerektiğinde çocuğunuzu uyaramayacağınız veya düzeltemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Çocuğunuzdan özür dilediğiniz de çocuğunuz bundan ne gibi mesajlar almış olur?

  • Hepimiz bazen hata yaparız ve işleri düzeltmeye çalışabiliriz.
  • Hepimiz bazen başkalarına istemeden de olsa zarar veriyoruz. Önemli olan hata yaptığımızın farkına varıp, ilişkimizi düzeltmek için çaba göstermek.
  • Özür dilediğiniz de, diğer kişi sizin hakkınızda daha iyi düşünür ve hisseder.

Peki, o zaman çocuğunuzdan ne zaman özür dilemeli ve özür dilerken ne söylemelisiniz?

1. Sıklıkla ve kolaylıkla özür dilenmeli.
Sadece büyük hatalar yapıldığın da değil, yaşamın bir parçası olan küçük "hata" anlarında da özür dilenmeli. Çocuğunuzun hoşuna gitmeyen herhangi bir şekilde davrandığınızda, özür dilemelisiniz.

2. Eğer çocuğunuz için önemliyse, size göre önemsiz bir şey olsa bile özür dileyin.
"Size dükkâna gittiğimde yeni bir defter alacağımı söylemiştim ve sonra tamamen unuttum, çok üzgünüm, söz verdiğimi biliyorum, ama bir dahakine unutmamak için elimden geleni yapacağım.".

3. Neler olduğunu açıklayın.
"Hepimiz çok üzüldük, değil mi? Sen bağırıyordun, sonra ben bağırmaya başladım ve sen ağlamaya başladın. Eğer seni korkuttuysam özür dilerim, çok üzgünüm. Bağırmak sevdiğiniz biri ile bir şeyler düzeltmek için hiç de iyi bir yol değil."

4. Davranışınızı açıklayın ama buna bahane bularak iyi bir özrü mahvetmeyin.
"Zor bir gün geçirdim ve bir şeylerin daha yanlış gitmesiyle baş edemeyip sana bağırdım. Ama bu bir mazeret olmamalı, kimse bağırılmayı hak etmez."

5. Durumu düzeltmek için bir plan yapın.
"Sana ne diyeceğim, not defterini almak için sabah okula giderken mağazaya gidelim." Bu özrün önemli bir parçasıdır: "Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim?"

6. Bir dahaki sefere bir plan yapın.
Çocuğunuza bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğiniz sorar ve sakince neler yapılabileceğini konuşursanız, çocuğunuz bu durumdan birçok şey öğrenebilir. Ardından kendinize bir söz verin. "Bir dahaki sefere sakinleşmek için önce duracağım, sonar da derin bir nefes alacağım." Sevdiğiniz biri sürekli size zarar verir ve her defasında özür dilerse, er ya da geç özürlere inanmayı bırakırsınız. Kişinin gerçekten davranışı tekrarlamamaya çalışacağına inanırsanız, işte o zaman özürler daha anlamlı hale gelir.

7. Çocuğunuza uzlaşmaya hazır olup olmadığını sorun.
Bu "Umarım beni affedersin" kadar basit bir cümle olabilir. Bu çocuğa, kızgınlık duygusunu gidermesi ve yeniden duygusal olarak size bağlanabilmesine yardımcı olur. Çocuğunuzu buna zorlamamalısınız, çocuklar kendilerini hazır hissetmeden önce "affetme" konusunda baskı hissetmemelilerdir. Bazı ebeveynler, böyle yaparak gücü çocuklarına verdiğini düşünerek bu adıma direnirler. Oysaki çocuğunuz affetmeye hazır değilse, bunu bilmek; onun hala sizden uzak durmasına neden olan konuyu öğrenmenize ve birlikte çözmeye çalışmanıza yardımcı olur.

8. Suçlu hissetmek ve ya utanç duymak yerine, çocuğunuzla daha iyi şeyler yapmaya odaklanın.
Hata yaptığını Kabul etmek ve özür dilemek cesaret ister. Ancak bu sizi daha iyi bir ebeveyn yapar ve ilişkileri değerlendirecek ve sorumluluk alabilecek daha sağlıklı çocukların yetişmesinde önemli rol oynar.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

157 Hits

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma çocuklara zarar vermez. Boşanma, sevgiyle başlayan bir evlilik sonrasında biten üzücü bir şey olsa da, boşanmanın çocuklara zarar vermesi gerekmez. Boşanmış ebeveynlerin bu şiddetli, fırtınalı denizlerde çocuklarına yardımcı olmak için yapabilecekleri en önemli 10 şey.

1. Çocuğunuzun bir ebeveyne karşı taraf tutmasına izin vermeyin.

2. Karşıtlığınızı çocuğunuzun yanında frenleyin. Boşanan ebeveynler, çocukların karşılaştığı en yaygın problemin bu olduğunu iddia ediyor.

3. Boşanmadan sonra sağlıklı bir ebeveynlik ilişkisi üzerinde ,yeniden konuşun. Eski eşinizle en yakın arkadaş olmak zorunda değilsiniz, ancak sizin devam eden öfkeniz altında çocuğunuzun sorumluluk hissetmemesi için medeni bir ilişkinizin olması gerekiyor.

4. Eski eşinizi çocuğunuzun önünde kötülemeyin. Hatta , çocuğunuza diğer ebeveyn hakkında iyi şeyler söyleyin.

5. Çocuklarınızla ilgili tüm kurallar hakkında eski eşinizle aynı tutumda olun – yatma zamanı, ödev, bilgisayar zamanı, vb.

6. Çocuğunuzla ilgili koyulan kurallar ve bu kuralların sonucunda doğacak sonuçlar hakkında anlaşmaya varma konusunda sorun yaşıyorsanız, aile terapisine katılın .Eski eşinize karşı kızgınlığınızı doğru yönetmeniz için uzmanlardan yardım alın.

7. Eski eşinizin babası veya diğer aile fertlerini şiddetle eleştirmeyin. Çocuklar dedelerini, teyzelerini ve amcalarını severler; eğer bir ebeveyn onlar hakkında olumsuz şeyler söylerse çocuk bu çatışmayı hissedecektir.

8. Çocuğunuza karşı çocuğun bu boşanmaya sebep olmadığına dair ona güven verin. Anne-babalar boşandıklarında çoğu zaman çocuklar kendilerini suçlu hissediyorlar ve ebeveynlerin, çocukların bu boşanmada bir hatası olmadıklarına dair ikna etmeleri gerekiyor.

9. Çocuğunuza, her iki ebeveynin de onu sevmeye devam edeceğini ve onunla zaman geçireceğini söyleyin.

10. Çocuğunuza, onun kendisini iyi ve mutlu hissetmeye devam etmesini beklediğinizi söyleyin.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychology Today

856 Hits

Çocuğunuza 4 Adımda Özür Dilemeyi Öğretin!

Çocuğunuza 4 Adımda Özür Dilemeyi Öğretin!

Sadece özür dilemiş olmak için, özür dilemek aslında pek de karşı tarafın gönlünü almaz.

Karşı tarafı incittiğinizde özür dilemek gerektiğini çoğu çocuk bilir; fakat çocuğunuzu anında özür dilemeye zorlamak, onların sadece yükümlülükten kurtulmak için içi boş özür dilemeye teşvik eder. Bir özüre mana katabilmek için çocuğunuza olan durumu tartışma fırsatı verin ve duygularını gözden geçirmesine yardımcı olun.

Ebeveynler çocuklarına genelde özür dilemeleri gereken zamanlarda küçük işaretler verir ve onları özür dilemeye teşvik ederler. Oysa hızlı bir özür çocuğunuzun durumu analiz edip ders çıkarmasını zorlaştırır. Zamanında olumsuz olayları değerlendirip sonuç çıkarmadığı için gelecekte aynı davranışlar tekrarlar.

Sadece 4 yöntem ile çocuğunuza kalpten gelerek özür dilemeyi öğretin!

Gözden geçirin

Çocuklar akranlarıyla tartıştıklarında öfkelenirler. Bu tamamen doğan bir tepkidir. Tartışmayı başlatan sizin çocuğunuz da olsa, birtakım duygular hissedebilir. Çocuğunuz içsel bazı duyguları beraberinde taşıyor olabilir ve tartışma anında bir şey bu duyguları tetiklemiş olabilir.Olumsuz duygularla sonuçlanan olayları gözden geçirin. Olayı parçalara bölerek neler olduğunu ve tartışmadaki her iki tarafın hisleri hakkında konuşun. Önemli bir nokta ise birini suçlamaktan veya sorunu çözmekten kaçının.

Tartışın

Duygular hakkında konuşun. Çocuğunuza olumsuz etkileşimi sırasında neler hissettiğini sorun. Çocuğunuzun kendi duygularının neler olduğuna ve bu duyguların ne anlama geldiğine odaklanmasına yardımcı olun. Çocuğunuzun duygularını değerlendirdikten sonra, empati konusuna geçebilirsiniz. Çocuğunuzdan diğer çocuğun ne hissetmiş olabileceğini düşünmesini isteyin. Diğer çocuk öfkeli mi, üzgün mü görünüyordu? Çocuğunuzun davranışları digger çocuğu etkiledi mi?

Canlandırma yapın

Küçük çocuklar için özür dilemek çok zor olabilir. Utanabilirler. Duygularını dile getirecek doğru kelimeleri bulamayabilirler. Bazen ise olayın tamamen hafızasından yok olmasını dileyebilirler.

Özür dileme çalışmaları ile çocuğunuzun arkadaşının duygularını göz önünde bulundurarak onunla nasıl barışabileceğini öğrenmesine yardımcı olur. Özür dileme çalışmalarına örnek olarak Söylediğim sözlerden ötürü üzgünüm., Bu konuda öfkeli/üzgün hissediyordum., Başka bir sefere... gibi cümleleri kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun rahat hissedeceği bir cümle bularak, arkadaşlarına karşı kalpten konuşmasına teşvik edin.

Modelleyin

Muhtemelen siz de evde bir tartışma sırasında karşı tarafı terslemişsinizdir. Çocuklarımızdan, eşimizden, akrabalarımızdan özür dilediğimiz zaman çocuklarıma iyi örnek oluruz. Bu şekilde çocuklarımıza bizim de hatalar yapabileceğimizi ve bu hataların sorumluluklarını üstlendiğimizi gösteririz.

Önemli bir şey unuttuğunuzda veya sabırsız olduğunuz bir andaki sözleriniz için çocuğunuzdan özür dilediğiniz zaman çocuğunuz kelimelerin gücünü görecektir. Bir hata yaptıklarında başkalarını düşünmeyi ve kalpten özür dilemeyi öğreneceklerdir.

Çocuklarımıza her şeyi kontrol edebilen süper ebeveynler olarak görünmek yerine zaman zaman hata yapabilen insan ebeveynler olduğunuzu göstermek daha yararlıdır.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Everyday Family: “Teach Your Kids to Apologize in 4 Easy Steps” (Katie Hurley)

257 Hits

Orta Yaş Döneminde Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmek

Orta Yaş Döneminde Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmek

Psikolojik dayanıklılık (zorlayıcı deneyimlerden sonar tekrar ayağa kalkabilme yeteneğimiz) üzerine yapılan bilimsel araştırmaların birçoğu çocuklardaki psikolojik dayanıklılık nasıl sağlanır konusuna odaklanmıştır. Peki ya yetişkinler?

Dayanıklılık, sağlıklı bir çocukluk gelişimi için gerekli bir beceriyken, araştırmalar, yetişkinlerin de ota yaş döneminde en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri olan dayanaklılığı artırmak için adımlar atabileceğini göstermektedir. Orta yaş, boşanma, ebeveynin ölümü, kariyerdeki duraksama ve emeklilik endişeleri gibi her türlü stres faktörünü yaratabilir, ancak çoğumuz bu zorluklarla baş etmek için ihtiyaç duyduğumuz dayanıklılık becerilerini geliştirmiyoruz.

İyi haber; orta yaşın niteliklerinden bazıları – daha iyi duygu düzenleme, yaşam deneyimlerinden kazanılan bakış açıları ve gelecek nesiller için taşınan endişeler- orta yaştaki insanlara, gençlere nazaran dayanıklılık geliştirmek açısından daha fazla avantaj sağlayabilir. Stres ve psikolojik dayanıklılık üzerine çalışan bilim insanları, dayanıklılığı her zaman güçlendirilebilen duygusal bir kas olarak düşünmenin önemli olduğunu söylüyor. Büyük veya küçük çaplı bir krizle karşılaşmadan önce dayanıklılığı geliştirmek yararlı olsa da, duygusal iyileşmenizi hızlandırmak için de kriz sırasında ve sonrasında atabileceğiniz bazı adımlar var.

Orta yaş döneminde psikolojik dayanıklılığınızı arttırmanın bazı yolları şunlardır;

İyimser olmaya çalışın.

İyimserlik kısmen genetik olarak aktarılmış, kısmen de öğrenilmiştir. İyimserlik, korkunç bir durumun gerçeğini görmezden gelmek anlamına gelmez. Örneğin bir iş kaybı sonrasında birçok kişi yenilgiye uğramış hissedebilir ve "Bunun üstesinde asla gelemeyeceğim" diye düşünebilir. İyimser biri ise, meydan okumayı daha umutlu bir şekilde kabul eder ve "Bu zor olacak, ancak bu durum hedeflerimi gözden geçirme ve beni gerçekten mutlu eden bir iş bulmak için de büyük bir şans olabilir.” diye düşünebilir. Önemsiz gibi görünse de olumlu düşünmek ve olumlu insanlarla birlikte olmak gerçekten pozitif kalmamıza yardımcı oluyor.

Hikayenizi yeniden yazın.

Araştırmalar, dünyaya ve kendimize bakış açımızı şekillendiren kişisel hikayemizi yeniden şekillendirmenin yarar sağlayabileceğini gösteriyor. Yazılı anlatım çalışmalarında, üniversite öğrencileri üniversite mücadelelerini büyüme fırsatı olarak yeniden yapılandırmayı öğrendiler; sonrasında öğrenciler daha iyi dereceler elde ettiler ve okuldan ayrılma ihtimalleri azaldı. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, stresin performansı artırmanın bir yolu olarak gören kişilerin testlerde daha iyi sonuç aldığını ve fizyolojik olarak stresle, stresi görmezden gelenlere göre daha iyi baş ettiklerini buldu.

Kişiselleştirmeyin.

Başımıza gelen terslikler için kendimizi sorumlu tutma ve neyi farklı yapmalıydık konusunda tekrar tekrar düşünme eğilimindeyiz. Zor bir durumdayken sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelebiliyor. Psikolojik dayanaklılığınızı güçlendirmek için bir hata yapmış olsanız bile, soruna büyük olasılıkla birden çok faktörün de katkıda bulunmuş olabileceğini ve atmanız gereken sonraki adımlara odaklanmanız gerektiğini kendinize hatırlatın.

Güçlüklerle nasıl başa çıktığınızı hatırlayın.

Zor zamanlarda sıklıkla kendimize, savaş mültecilerini veya kanserli bir arkadaşımız gibi daha zor durumda olan diğer insanları hatırlatırız. Bu doğru olsa da, şahsen kendi başınızdan geçen ve üstesinden geldiğiniz güçlükleri hatırlatarak daha büyük bir dayanıklılık artışı sağlayabilirsiniz. Geçmişe dönüp ben nelerin üstesinden gelmedim ki, bununla da baş edebileceğimi biliyorum demek, her zaman size daha çok yardımcı olur.

Başkalarını destekleyin.

Araştırmalar, krizle baş etmelerine yardımcı olmak için güçlü arkadaş ve aile destek ağlarına sahip olan insanların psikolojik olarak daha dayanıklı olduğunu göstermektedir. Fakat sizin için anlamlı olan bir şeye, birilerine destek vererek daha büyük bir dayanıklılık artışı elde edebilirsiniz.

Stres molaları verin.

Yönetilebilir stres zamanları, size dayanıklılığınızı arttırma fırsatı sunar. Buradaki asıl olay, hayatınızdaki stresi hiçbir zaman ortadan kaldıramayacağınızı anlamanızdır. Bunun yerine, vücudunuzun stresten arınması için düzenli fırsatlar yaratın- tıpkı ağırlık kaldırma tekrarları arasında kaslarınızı dinlendireceğiniz gibi. Yürüyüş molası vermek, meditasyon yapmak için beş dakika vakit ayırmak veya iyi bir arkadaşınızla öğle yemeği yemek, aklınızı ve bedeninizi stresten arındırmanın farklı yollarıdır.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Tara Parker Pope, The New York Times

148 Hits

Çocukluk Çağı Travmaları Yetişkinlikteki İlişkileri Nasıl Etkiler?

Çocukluk Çağı Travmaları Yetişkinlikteki İlişkileri Nasıl Etkiler?

Çocukluk dönemindeki duygusal travmalar büyüdüğünüzde bile sizi ve ilişkilerinizi etkilemeye devam eder.

Çocukluk dönemi deneyimleri bağlanma stillerini etkiler ve bu stiller erişkinlik dönemindeki ilişkilere taşınır. Ebeveyn ya da bakıcılarının duygusal olarak erişilebilir olduğu, ihtiyaçlarına duyarlı ebeveynler tarafından bakılan, mutlu, sağlıklı, sağlam ve istikrarlı bir ev ortamında büyüyen çocuklar güvenli bağlanma geliştirirler. Bu çocuklar yetişkinlik döneminde partnerini geri çeviren ya da ona yapışan bir tutum sergilemezler. Sorun yaşasalar bile bunun kaynağı bağlanmakla ilgili meseleler değildir.

Ebeveyn & bakıcı çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız kalır ya da bunları reddederse güvensiz-kaçınmacı bağlanma stili gelişebilir. Bu bağlanma stilinde yetişkin, yakın ilişki kurmaktan kaçınabilir. Yakınlık kurmaktan kaçınan, kendilerini yalnız hisseden bu kişilerin aslında ihtiyaç duydukları en temel şey ilişki kurmaktır.

Sürekli olarak ihmal ve istismara maruz kalan çocuklar korkulu-kaçınmacı ya da disorganize bağlanma stili geliştirebilirler. Çocukluk döneminde sevgi ve ilginin kaynağı olması beklenen kişi (ebeveyn) aynı zamanda acının da kaynağıysa çocuk için yakınlık kurmak korkutucu olabilir. Yetişkinlik döneminde bu bağlanma stilindeki bireyler başkalarına güvenmekte, duygusal olarak yakınlık kurmakta zorlanırlar. Başkasına karşı sevgi göstermek, yakınlık duymak bu kişileri rahatsız edebilmekle birlikte bu kişiler için reddedilmek de kaygı vericidir.

Eğer bakıcı çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı olmakta istikrarlı değilse, bazen ilgili bazen ihmalkarsa, kaygılı-saplantılı ya da güvensiz-ikircikli bağlanma stili gelişebilir. Bu bağlanma stilinde kişi karşıdaki kişiye tam anlamıyla yapışır. Yakınlığa fazlaca ihtiyaç duyar, kendini karşıdaki kişi için feda edebilir. Duygularını düzenleme becerisi çok düşüktür.

Güvenli bağlanma stili geliştirmeyen bireyler partnerlerinin duygularını tanımakta ve uygun şekilde tepki vermekte zorlanabilirler. Partneriniz üzgün olduğunda ya da sinirlendiğinde nasıl davranacağınızı bilemeyebilirsiniz. Peki neler yapılabilirsiniz?

    • Hangi bağlanma stiline sahip olduğunuz konusunda farkındalığınızın olması size yardımcı olabilir.
    • Partnerinizle bağlanma stilleri hakkında konuşmak faydalı olabilir. Böylece karşılıklı olarak farkındalık kazandıkça duyguların üstesinden gelmek kolaylaşacaktır.
    • Çocukluk çağı travmalarının kalıcı olmadığını bilmek önemlidir. Farkındalık kazanmak, terapiye gitmek travmanın üstesinden gelmek için yardımcı olabilir.

Derleyen: Sevde Amil
Kaynak: PsychologyToday

128 Hits

Çocukların Evcil Hayvanlarıyla Aralarındaki Bağlanma Ne Kadar Güçlü?

Çocukların Evcil Hayvanlarıyla Aralarındaki Bağlanma Ne Kadar Güçlü?

Bağlanma bize bakım veren kişilerle duygusal bir bağ oluşturabilmemiz anlamına gelir. Güvenli bağlanma çocukların gelişimi ve zihinsel sağlıkları için iyidir ve çocuk suçları ile kaygı bozukluklarına karşı koruyucu bir etkisi vardır. Çoğu araştırma çocukların ebeveynleriyle olan bağlanmasına odaklanıyor ancak pek çok çocuk evcil hayvanlarıyla da bir bağlanma yaşadığından Roxanne Hawkins (Edinburgh Üniversitesi) bu konu üzerinde bir araştırma yapmaya karar vermiştir. Araştırma örnekleminde İskoçya’dan 6-8 yaşları arasında evcil hayvanları olan çocuklar bulunmaktadır ve köpekler (%35) ile kedilere (%22) yaygın olarak sahip olunurken küçük memeliler, balık, sürüngenler ve kuşlar da çocukların sahip olduğu diğer hayvanlar arasındadır.

Çocuklar evcil hayvanları hakkında nasıl hissediyorlar?

Evde hayvanları olan çocukların %83’ü hayvanlarının kendilerini mutlu ettiğini söylemiş, %80’i hayvanlarını sevdiklerini söylemiş ve %76’sı hayvanlarının en yakın arkadaşları olduklarını söylemişlerdir. Bu çocukların evcil hayvanlarıyla olan bağlanmasını incelemenin önemini kanıtlamaktadır. Çocuklar köpek ve kedilere karşı, özellikle de köpeklere, diğer hayvanlara oranla daha güçlü bağlanma geliştirmekteler. Bunun sebebi bu hayvanlarla olan değişik tarzda bir ilişki ve çocukların duygularına daha fazla cevap verebilirlik olabilir ve köpeklerin genelde çocuklarla birlikte mekânlara gidebiliyor olması da belki de bu bağlanmayı açıklayabilir.

İlgilenme davranışları bağlanmayla ilişkilendirilebilir mi?

Çocuklara evcil hayvanlarıyla ne kadar ilgilendikleri sorulmuştur. İlgilenme davranışları okşama, sarılma, oyun oynama ve tarama, yürüyüşe çıkarma, birlikte vakit geçirme ve odalarında kalmasına izin vermedir. Çocukların evcil hayvanlarına karşı arkadaşlık davranışları ona yemek veya su vermek, onunla konuşmak, ona sırlarını anlatmak ve üzgün hissettiklerinde onlarla beraber ağlamaktır. Araştırmacılar hayvanlara karşı ilgilenme, arkadaşlık davranışları ile şefkat göstermenin evcil hayvanlara bağlanmanın gücüyle ilişkili olduğunu bulmuşlardır. Dolayısıyla evcil hayvanlarıyla güçlü bir bağlanması olanlar hayvanlara karşı daha olumlu tutumlar sergilemektedirler..

Genel anlamda kızlar erkeklere oranla evcil hayvanlarına daha güçlü bir şekilde bağlanıyorlar ve ayrıca daha fazla ilgilenme, arkadaşlık davranışları ile şefkat gösteriyorlar. Hal ve Herzog, yaptıkları araştırmada evcil hayvanları olan çocukların (veya önceden olmuş olanlar) bağlanma maddelerinden evcil hayvanları olmayan ya da hiç olmamış çocuklara oranla daha yüksek skor aldıklarını bulmuştur. Evcil hayvanlarla büyüyen çocuklar evcil hayvanlarına bağlanmak için, doğrudan bir deneyimle hayvanlarına duygusal olarak bağlanmak için, evcil hayvanlarıyla kaliteli vakit geçirmek için ve anlamlı anları paylaşmak için erken bir fırsata sahipler..

Derleyen: Dilay Celasun 
Kaynak: Hawkins, R. D., & Williams, J. M. (2017). Childhood attachment to pets: associations between pet attachment, attitudes to animals, compassion, and humane behaviour. International journal of environmental research and public health, 14(5), 490.

208 Hits

Çocuklarınızla Eğlenceli Bir Yaz Geçirmek İçin 11 Fikir

Çocuklarınızla Eğlenceli Bir Yaz Geçirmek İçin 11 Fikir

Yaz dönemi aileler için zor bir zaman olabilir. Çocuklarınızın günleri tamamen boş ve tamamen serbest olduğunda çocuklarınızla ne yapacaksınız? Kamp bulamıyor veya bütçeniz yetmiyorsa ne olacak? Ya öğrendikleri her şeyi unuttuysalar? Çocuk eğitim psikolojisi uzmanı ve UCLA profesörü Charlotte Reznick'e göre, ebeveynlerin yapabileceği en iyi şey eğlenceye odaklanmaktır. Yaz dönemi,ebeveynlerin çocuklarıyla bağlarını sürdürebilmeleri ve çocukların gerçek bir tatile çıkmaları için iyi bir fırsat.

İşte çok para ve zaman harcamınıza gerekyemen 11 ipucu:

1.Ailen için uygun olanı yap:

Reznick'in dediği gibi, "Her aile benzersiz" ve aileler ,kendi ailelerin ihtiyaçlarına uygun etkinlikleri biliyorlar. Örneğin, bir aile oyunu yastık kavgasına bağlayabilir veya başka bir aile için bu tür oyunlar gerçek kavgaya neden olabilir dedi.

2.Birlikte beyin fırtınası yapmak:

Çocuğunuza bu yaz yapmak istedikleri eğlenceleri sorun. Reznick, "Çocuğunuzun Hayal Gücünün Gücü" başlıklı yazısında, "Stres ve Kaygı Nasıl Sevinç ve Başarıya Dönüştürülür?" Dedi. Fikirlerinizi bir karatahta veya silinebilir tahtada listeleyin dedi. Fikirlerinizle birlikte bir zihin haritası bile oluşturabileceğinizi de ekledi.

3. Oyun zamanını öncelik haline getirin:

Reznick "Her gün eğlendiğinden emin ol" dedi. Günde sadece 30 dakika olsa bile, zamanınızı en iyi şekilde kullanın.

4. Yaşadığınız yerin avantajlarından faydalanın:

Reznick, dışarıda olmak için yaz dönemi mükemmel bir zaman, dedi. Bulunduğunuz bölgenin bir plajı varsa, güneşlenin ve kumlardan şatoyu birlikte inşa edin. Eğer gölleri varsa, gidip suyun tadını çıkarın. Yaşadığınız bölge, fuarlara ev sahipliği yapıyorsa, bir sonraki tarihi öğrenin. Çünkü birçok şehirde parkta ücretsiz konserler veya müzelerdeki ve kütüphanelerde çocuk dostu etkinlikler sunuluyor.

5. Günlük aktiviteleri eğlenceli hale getirin:

Ebeveyn olarak şüphesiz evde yapılan onarımlar ve evde pişirilen yemekler de dahil olmak üzere uzun bir iş listesine sahip olursunuz. Çocuklarınızı bu gündelik etkinliklere katın.

Bir rafı düzeltmem gerekiyor mu? Reznick, bunu sıkıcı bir yük olarak sunmaktan ziyade, "Vay be, birlikte bir raf yapacağız" gibi bir şey söylemeyi önerdi. Hangi renkleri seçmeliyiz? Bana boyamaya yardım edebilirsin. "Yaratıcı tarifleri birlikte arayın ya da her gün ya da haftada bir tema gecesi yapın. Çocuklarınızın markette size katılmalarını sağlayın ve yemek hazırlamanıza yardımcı olsun.” dedi.

6. Spontane olun:

Reznick, ‘Normalde yapmayacağınız bir şey yapın.’ dedi.Örneğin, günü tamamen kendize ayırın (veya eve birkaç saat erken gelip) “Plaja gidelim diyerek çocuklarınızı şaşırtın.”dedi. “Ya da sıcak yağmurda bir yürüyüşe çıkın ve su birikintileriyle oynayın.” dedi.

7. Kendi kampınızı oluşturun:

Reznick'e göre, pek çok aile, anne ve baba kamplarına katılıyor. Her ebeveyn sırayla kendi çocuğunu ve diğer çocukları alıp,gezdiriyor.Ebeveynlerin sırası geldiğinde, diğer ebeveynlerin çocuklarını farklı geziler için alırlar. Böylelikle, çocuklar eğlenir ve dışarıda zaman geçirirler bu sırada da her ebeveyn dinlenir.

8. Evinizi önemseyin:

Eviniz,eğlencenin tadını çıkarmak için harika bir yer ve ücretsiz! – Örneğin; etkinlikler. Tahta oyunları oynayın (sadece rekabetin değil eğlenmenin odağını tutun); Müziği koyup dans et; Kendi şovunu yarat; Böylelikle çocuklar güzel bir gün geçirirler.

9. Kendi iç çocukluğunuza bağlanın.

Reznick, "Kendiniz çocukken nasıl olduğunuzu ve eğlenmek için yaptığınız şeyleri hatırlayın" dedi.

10. Çocuklarınızı sanatsal aktivitelere dahil edin:

Yaratıcılık koçu Gail McMeekin; ailelerin aile fotoğrafları, okul kağıtları, ödüller, hatıralıklar veya videolarla birlikte , duvar vitrini, dijital kitaplar veya multimedya ürünleri oluşturmalarını önerdi.

Bu sayede , çocuklar kendi projelerini oluşturabilir ve en mutlu aile anlarını veya hayatlarındaki en önemli günleri yakalar.

11. Çocuklarınızı küçük işletmeler kurmaları için teşvik edin:

McMeekin, "Pek çok genç gelecekte girişimci olacak, limonata stantları veya oyuncak alışverişleri gibi küçük işletmeleri kurmalarına ya da sevdikleri bir şey satmaları ilham verici ve öğrenme için mükemmel bir fırsatları olabilir" dedi.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: PsychCentral

174 Hits

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120