Bencillikten Kurtulun

Bencillikten Kurtulun: Çocuklarda Bencillik ve Çözüm Önerileri

Çocuklar belli dönemlerde bencil bir döngüye girerler. Bazen bu döngüler oldukça uzun olabilir. Çocukların oyuncakları veya özel eşyaları için mesafeli bir sınır koymaları son derece normaldir; fakat çocuklar davranışlarının ve seçimlerinin akranları ve kardeşleri üzerinde etkisi olabileceğini anlamaları gereklidir.

Çoğu çocuk bencilliğin ne olduğunu bilmezler. Kullandıkları kelimelerin başkalarının duygularını etkileyebileceğini düşünmezler. Çocuklar hangi oyunları oynayacaklarını kararlaştırırken sinirlenebilirler, bağırabilirler veya tepinebilirler; fakat bu davranışlarının bencilce olduğunun ve başkalarını duygusal olarak etkilediğinin farkına varmazlar.

Nedenini sorgulayın.

Çocuklar çeşitli sebeplerden ötürü bencil dönemlerden geçerler. Bu dönemdeki davranışların altında yatan sebepleri anlamak yararlı olacaktır. Bu davranış yeni mi? Çocuğunuz kardeşleriyle anlaşamıyor mu? Evde konulan sınırlar keskin değil mi? Okulda sorunlar mı yaşanıyor? Son zamanlarda stresi artıran veya başka bir şekilde bencil davranışlara neden olabilecek değişen olayların listesini oluşturun.

Etiketleyin

Çocuğunuz bencilliğin ne olduğunu bilmiyorsa ona “Bu bencilce davranış hoşuma gitmiyor.” gibi bir cümle kurmanız anlamsız olacaktır. Bir davranışı düzeltmeyi amaçlarken çocuğunuz ebeveynlerinin söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. Bencil olmak başkalarını incitecek bile olsa kendini onların önüne koymaktır. Bu tanımı küçük çocukların anlaması biraz zor olabilir. O nedenle onlara somut örnekler vermek yararlı olacaktır. Bencillik hakkında sakin zamanlarda konuşun, bencil bir davranış yapılırken değil. Çocuklar sakin zamanlarda yeni bilgileri daha verimli anlayıp içselleştirebilirler. Evde bencilce bir davranış yapıldığında sakin kalın ve davranışı etiketleyin. Sakin kalmak, duygusal tepkileri önler ve çocuğunuzun daha iyi öğrenmesine olanak sağlar.

Sınırları belirleyin

Çocuklarınız kendilerinden ne beklendiğini bilmezlerse o beklentilere bağlı kalamazlar. Koyduğunuz kurallar sıkça değişiyorsa veya sınırlara uyması zorunlu kılınmıyorsa çocuğunuzun kurallara uymasını bekleyemezsiniz. Evinizde yaşa uygun spesifik kurallar belirleyin. Koyduğunuz sınırları ve kuralları zaman zaman gözden geçirmeniz gerekir ve yaptığınız değişiklikleri nedenleri ile birlikte çocuğunuza açıklamanız gerekir. Sınırları keskince dayatmak zor olabilir. Bazen bazı kurallardan ödün vermek gerekecek sebepler olduğunu düşünebilir veya taviz vermenin güç savaşına girmekten daha cazip geldiğini hissedebilirsiniz. Tutarlılık çok önemlidir. Tutarlılık olmadığı zamanlar çocuklar kafa karışıklığı yaşarlar. Çocuğunuzun pozitif davranışları içselleştirmesi için sınır ve kuralları tutarlı ve sakin bir tutumla uygulayın.

Başkalarını düşünerek davranmaya teşvik edin.

Olumlu seçimlere ve davranışlara dikkat çekerek çocukların olumlu temel inançlara sahip olmasını ve gelecekte olumlu seçimlere eğilmesini sağlarsınız.Bencil olmayan davranışlar hakkında konuşun, tartışın ve neşelendirin. Başkalarını düşünerek davranmasının digger insanlara nasıl olumlu etkileri olduğunu anlamasına yardımcı olun. Bu şekilde davranışları ile duygular arasında bir bağlantı kurabilecek ve davranışlarından sonuç çıkarabilecektir.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: Everyday Family “Got Selfish Kids? Tips to Break the Habit” (Katie Hurley)

52 Hits

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Destek Olmak İçin 5 Öneri

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Yardımcı Olmak İçin 5 Öneri

İlk defa okula başlamak büyük bir dönüm noktasıdır. Anaokulu veya ilkokul olmasına bakılmaksızın, ilk okul deneyimi heyecan verici olabilir- ve belki biraz da korkutucu. Bu ebeveynler için de büyük bir değişim olabilir! Okula başlamak hakkında konuşun. Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğin de neler yapacağınız hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

1. Okula başlamak hakkında konuşun.

Hazırlanmak için neler yapacağınız, çocuğunuzun nasıl okula gideceği, okulda ne yapacağı, okul gününün nasıl sona ereceği ve eve geldiğin de neler yapacağınız hakkında konuşun. Okula başlamakla ilgili kitapları birlikte okuyun ve en önemlisi olumlu ve destekleyici olun.

2. Birlikte alışverişe gidin

Okulu daha heyecanlı hale getirmek için sırt çantası, kıyafet gibi ihtiyaçlarınız için birlikte alışverişe gidebilirsiniz. Alınan çantalar, kıyafetler okul başlayana kadar bir yer de tutulmalı ve okula başlandığı zaman kullanılmalı ki o eşyaların çok daha özel olduğu bilinsin.

3. Çocuğunuzun okul zamanı için bir uyku programı hazırlayın

Bu çok önemli bir konu ancak birçok aile bu programı yapmaya çok geç başlıyor (ya da hiç yapmıyor). Çocuğunuz tercihen her gece dokuz ila 10 saat uyumalıdır. Bu yüzden, okula gitmek için kaçta kalkması gerektiğine karar verip, 10 saat geri sayılmalı ve 1 saat öncesinden ekranlar kapatılmalı ve sakinleştirici rutinlere başlanmalıdır. Örneğin, çocuğunuzun sabah 7'de kalkması gerekiyorsa, en geç saat 9'da yatakta olunmalıdır – yani saat 7.30’dan sonra tüm ekranlar kapalı olmalı ve sadece hikâye okumak, sessizce oynamak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapılmalıdır. Çocuğunuzun bu rutine alışılabilmesi için okul başlamadan en az bir, tercihen iki veya daha fazla hafta önce bu programı uygulamaya başlamalısınız.

4. Rutininizdeki tüm değişiklikleri önceden planlayın.

Oturun ve her şeyi detaylıca düşünün. Bir haftanızı ne kadar çok planlarsanız ve o haftaya dair hazırlıklar yaparsanız, okul günleri de o kadar kolay olur. Olası tüm senaryoları düşünmek zorunda değilsiniz, ancak bazen ileri düzey planlamalar yapmak büyük farklar yaratabilir.

4. Çocuğunuzun (ya da kendinizin) üzerine çok fazla etkinlik yüklemeyin

Çocuğunuzu bir sürü etkinliğe kaydettirmek kulağa cazip geliyor olabilir. Etkinlikler faydalı ve eğlenceli olabilir ancak özellikle okulun ilk zamanlarında aşırı yükleme yapmak çocuğunuzun yıpranmasına neden olabilir. Çocukların dinlenmesi gerektiği gerçeğinin yanı sıra, okula geçiş, her zaman stresli bir süreç olabilir. Herkes bulunduğu yere ve duruma alışıncaya kadar programınızı olabildiğince hafif tutmaya çalışın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Deborah Gilboa, Everyday Family

211 Hits

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Çocukların Gözünden Ölümü Anlamak ve Yardım Etmek

Yetişkinler genellikle çocuklarla ölüm hakkında konuşmaktan rahatsızlık duyarlar. Bu ağır kavramı anlamak için yaşları çok küçük olanları koruduklarını varsayarak, bilinçli veya bilinciz olarak gözyaşlarına ya da diğer duygularına ket vurabilirler. Ancak ölümle ilgili yaşa uygun konuşmalar, çocukların tanıdıkları bir kişi öldükten sonra kaçınılmaz olarak sahip olduğu duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verir. Bunları normalize etmelerini sağlamak için çeşitli gelişim basamaklarında çocukların ölümü nasıl algıladıklarını bilmemiz gerekir.

Ölümü Anlamak

1948 yılında psikolog Maria Nagy’nin yaptığı bir araştırmada çocukların yaşlarına göre ölümü algılayışları incelenmiştir. Buna göre: 3-5 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu inkâr ederken, ölümü birinin geri döneceği bir seyahatle ilişkilendirme eğilimindedir; 5-9 yaş arası çocuklar ölümün kesin bir son olduğunu anlarken bu bilgiyi uzakta bir yerde tutmaktadır. Eğer bu konuda zeki olurlarsa, ölümü kandırabileceklerini ve ölümden kaçınabileceklerini düşünmektedirler; 9-10 yaş arası çocuklar ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kendileri dâhil herkesi etkilediğini anlamaktadır. Nagy’nin araştırması Jean Piaget’in çocukların düşünme süreçlerini anlamak için ortaya çıkardığı Bilişsel Gelişim Evreleriyle (Duyusal Motor Dönem (0-2 yaş), İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş), Somut İşlem Dönemi (6-7 ile 11-12 yaş), Soyut İşlem Dönemi (11-12 yaş ve üstü) yakından ilgilidir.

Çocukların Ölümü İşlemelerine Yardımcı Olmak

Kayıp yaşamış çocukların ebeveynleriyle ölümlerinin ertesi yılında bağlantılarını nasıl sürdürdüklerini inceleyen bir araştırmada, çocukların%74’ü ebeveynlerinin cennet adı verilen yerde olduğuna inandıkları bulunmuştur. Bu sonuç çocukların ölen kişiyle ilişkisinin kopması konusunda teşvik edilmeleri yerine ölen kişiyle ilişkilerine yeni bir açıdan bakılmasının önemini göstermiştir. Çocuğun ölen ebeveynini yeniden yapılandırması için ölen kişinin yerinin bilinmesi (yerleştirilmesi), ölen kişinin deneyimlenmesi, ölen kişiye ulaşılması ve bağlantı nesnelerinin kullanılması gibi bağlantı stratejileri gerekmektedir.

Ebeveynlerin yapmaları gereken iki önemli şey vardır:

  1. Ölümle ilgili gerçek çocuğa gelişimsel dönemi ve anlayışı göz önünde bulundurarak söylenmelidir. Örneğin; “Genelde insanlar çok çok yaşlandıkları zaman veya çok çok hastalandıkları zaman veya vücutlarında doktorların ve hastanelerin iyileştiremedikleri yaralar olduğunda ölürler ve bu durumda kişinin vücudu çalışmayı durdurur.” Eğer çocuk çok küçük yaştaysa yas sürecini engelleyen klişelerden kaçınarak somut bir dil ve görseller kullanmak yararlı olacaktır. Eğer biz küçük bir çocuğa anneannesinin uzun bir seyahate çıktığını söylersek, anneannesinin geri döneceğini hayal edebilir veya neden vedalaşmadığını sorgulayabilir.
  2. Çocukların tanınan bir yas tutucu olmalarına, cenazelere ve anma törenlerine katılmalarına izin verilmelidir. Bir araştırmaya göre cenazeye katılmak çocukların ölümü kabullenmelerine ve ölen ebeveyniyle gurur duymalarına yardımcı olmaktadır.

Yas sürecinde olan çocukların gösterebileceği yaygın tepkilerin (normal gözükmeyi istemek, tekrar ve tekrar hikâyelerini anlatmak, sevdikleriyle ilgili konuşmak ve onların sağlıklarından endişe duymak gibi) farkında olmak önemlidir.

Ebeveynler çocuklarını yaslarını çalışabilmeleri için bazı alışkanlıklara teşvik edebilirler. Dua okuyabilirler, bir balon uçurabilirler, şarkı söyleyebilirler, çiçek ekebilirler, şiir yazabilirler veya bir köpek kemiği gömebilirler. Yas tutan çocuklar kendilerini anı kitaplarıyla, anı kutularıyla, fotoğraflarla ve hatta anı e-mailleriyle ifade edebilirler.

Kızlar ve erkekler duygularını paylaşmak için kısıtlı sözel ifadeye sahip olabilirler ve kaybın acısını tolere etmek için kısıtlı duygusal kapasiteye sahip olabilirler fakat duygularını, isteklerini ve korkularını oyun yoluyla iletebilirler. Oyun terapisi hayal gücünü kullanmayı ve oyuncaklarla iletişime geçmeyi sağlamaktadır. Örneğin; oyuncak bir telefon çocuğun sevdiği kişiyle diyaloğunu sembolize edebilir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: The Conversation

147 Hits

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

Çocuğunuzdan nasıl ve ne zaman özür dilemelisiniz?

"Herhangi bir ilişkideki en önemli 7 kelime:
Seni seviyorum. Seni duyuyorum. Beni affet lütfen."

Çoğu ebeveyn, çocuklarının kardeşlerinden, arkadaşlarından veya bir yetişkinden özür dilemeleri konusunda ısrar etmiştir. Buna rağmen, çocuklarından özür dilemek çoğu ebeveyne garip geliyor olabilir. Bazen çocuklardan özür dilememe konusunu, bize karşı saygılarının azalacağını söyleyerek savunabiliriz. Ancak tam tersi! İnsanlar hata yaptıklarında ve bunu kabullenip, hatalarını düzeltmeye çalıştıklarında başkalarına daha fazla saygı duymaz mısınız? Kendi hatalı davranışınız için özür dilemek, gerektiğinde çocuğunuzu uyaramayacağınız veya düzeltemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Çocuğunuzdan özür dilediğiniz de çocuğunuz bundan ne gibi mesajlar almış olur?

  • Hepimiz bazen hata yaparız ve işleri düzeltmeye çalışabiliriz.
  • Hepimiz bazen başkalarına istemeden de olsa zarar veriyoruz. Önemli olan hata yaptığımızın farkına varıp, ilişkimizi düzeltmek için çaba göstermek.
  • Özür dilediğiniz de, diğer kişi sizin hakkınızda daha iyi düşünür ve hisseder.

Peki, o zaman çocuğunuzdan ne zaman özür dilemeli ve özür dilerken ne söylemelisiniz?

1. Sıklıkla ve kolaylıkla özür dilenmeli.
Sadece büyük hatalar yapıldığın da değil, yaşamın bir parçası olan küçük "hata" anlarında da özür dilenmeli. Çocuğunuzun hoşuna gitmeyen herhangi bir şekilde davrandığınızda, özür dilemelisiniz.

2. Eğer çocuğunuz için önemliyse, size göre önemsiz bir şey olsa bile özür dileyin.
"Size dükkâna gittiğimde yeni bir defter alacağımı söylemiştim ve sonra tamamen unuttum, çok üzgünüm, söz verdiğimi biliyorum, ama bir dahakine unutmamak için elimden geleni yapacağım.".

3. Neler olduğunu açıklayın.
"Hepimiz çok üzüldük, değil mi? Sen bağırıyordun, sonra ben bağırmaya başladım ve sen ağlamaya başladın. Eğer seni korkuttuysam özür dilerim, çok üzgünüm. Bağırmak sevdiğiniz biri ile bir şeyler düzeltmek için hiç de iyi bir yol değil."

4. Davranışınızı açıklayın ama buna bahane bularak iyi bir özrü mahvetmeyin.
"Zor bir gün geçirdim ve bir şeylerin daha yanlış gitmesiyle baş edemeyip sana bağırdım. Ama bu bir mazeret olmamalı, kimse bağırılmayı hak etmez."

5. Durumu düzeltmek için bir plan yapın.
"Sana ne diyeceğim, not defterini almak için sabah okula giderken mağazaya gidelim." Bu özrün önemli bir parçasıdır: "Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim?"

6. Bir dahaki sefere bir plan yapın.
Çocuğunuza bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğiniz sorar ve sakince neler yapılabileceğini konuşursanız, çocuğunuz bu durumdan birçok şey öğrenebilir. Ardından kendinize bir söz verin. "Bir dahaki sefere sakinleşmek için önce duracağım, sonar da derin bir nefes alacağım." Sevdiğiniz biri sürekli size zarar verir ve her defasında özür dilerse, er ya da geç özürlere inanmayı bırakırsınız. Kişinin gerçekten davranışı tekrarlamamaya çalışacağına inanırsanız, işte o zaman özürler daha anlamlı hale gelir.

7. Çocuğunuza uzlaşmaya hazır olup olmadığını sorun.
Bu "Umarım beni affedersin" kadar basit bir cümle olabilir. Bu çocuğa, kızgınlık duygusunu gidermesi ve yeniden duygusal olarak size bağlanabilmesine yardımcı olur. Çocuğunuzu buna zorlamamalısınız, çocuklar kendilerini hazır hissetmeden önce "affetme" konusunda baskı hissetmemelilerdir. Bazı ebeveynler, böyle yaparak gücü çocuklarına verdiğini düşünerek bu adıma direnirler. Oysaki çocuğunuz affetmeye hazır değilse, bunu bilmek; onun hala sizden uzak durmasına neden olan konuyu öğrenmenize ve birlikte çözmeye çalışmanıza yardımcı olur.

8. Suçlu hissetmek ve ya utanç duymak yerine, çocuğunuzla daha iyi şeyler yapmaya odaklanın.
Hata yaptığını Kabul etmek ve özür dilemek cesaret ister. Ancak bu sizi daha iyi bir ebeveyn yapar ve ilişkileri değerlendirecek ve sorumluluk alabilecek daha sağlıklı çocukların yetişmesinde önemli rol oynar.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

158 Hits

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanan Ebeveynler İçin En İyi 10 Öneri

Boşanma çocuklara zarar vermez. Boşanma, sevgiyle başlayan bir evlilik sonrasında biten üzücü bir şey olsa da, boşanmanın çocuklara zarar vermesi gerekmez. Boşanmış ebeveynlerin bu şiddetli, fırtınalı denizlerde çocuklarına yardımcı olmak için yapabilecekleri en önemli 10 şey.

1. Çocuğunuzun bir ebeveyne karşı taraf tutmasına izin vermeyin.

2. Karşıtlığınızı çocuğunuzun yanında frenleyin. Boşanan ebeveynler, çocukların karşılaştığı en yaygın problemin bu olduğunu iddia ediyor.

3. Boşanmadan sonra sağlıklı bir ebeveynlik ilişkisi üzerinde ,yeniden konuşun. Eski eşinizle en yakın arkadaş olmak zorunda değilsiniz, ancak sizin devam eden öfkeniz altında çocuğunuzun sorumluluk hissetmemesi için medeni bir ilişkinizin olması gerekiyor.

4. Eski eşinizi çocuğunuzun önünde kötülemeyin. Hatta , çocuğunuza diğer ebeveyn hakkında iyi şeyler söyleyin.

5. Çocuklarınızla ilgili tüm kurallar hakkında eski eşinizle aynı tutumda olun – yatma zamanı, ödev, bilgisayar zamanı, vb.

6. Çocuğunuzla ilgili koyulan kurallar ve bu kuralların sonucunda doğacak sonuçlar hakkında anlaşmaya varma konusunda sorun yaşıyorsanız, aile terapisine katılın .Eski eşinize karşı kızgınlığınızı doğru yönetmeniz için uzmanlardan yardım alın.

7. Eski eşinizin babası veya diğer aile fertlerini şiddetle eleştirmeyin. Çocuklar dedelerini, teyzelerini ve amcalarını severler; eğer bir ebeveyn onlar hakkında olumsuz şeyler söylerse çocuk bu çatışmayı hissedecektir.

8. Çocuğunuza karşı çocuğun bu boşanmaya sebep olmadığına dair ona güven verin. Anne-babalar boşandıklarında çoğu zaman çocuklar kendilerini suçlu hissediyorlar ve ebeveynlerin, çocukların bu boşanmada bir hatası olmadıklarına dair ikna etmeleri gerekiyor.

9. Çocuğunuza, her iki ebeveynin de onu sevmeye devam edeceğini ve onunla zaman geçireceğini söyleyin.

10. Çocuğunuza, onun kendisini iyi ve mutlu hissetmeye devam etmesini beklediğinizi söyleyin.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychology Today

857 Hits

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120