Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocuğunuz Size Yalan Mı Söylüyor? Endişelenmeyin…

Çocukların yalan söylemesi ebeveynleri en çok endişelendiren davranışlardan bir tanesidir. Ancak, günümüzdeki araştırmalar bu endişenin yersiz olduğunu göstermenin yanı sıra yalan söylemenin zekâ belirtisi olduğunu kanıtlamaktadır.

Michael Lewis'in 2-4 yaşları arasında çocuklarla yaptığı araştırmada çocukların saklanan bir oyuncağa bakmamaları istenmiştir. Fakat araştırmacı odadan çıkar çıkmaz neredeyse bütün çocukların saklanan oyuncağa baktığı tespit edilmiştir. Araştırmacı odaya geri döndüğünde ise oyuncağa bakan çocukların büyük bir çoğunluğu bu konu hakkında yalan söylerken, çocukların geri kalanının oyuncağa baktığını itiraf ettiği gözlemlenmiştir.

Peki, neden bazı çocuklar yalan söylerken diğerleri söylemez? Lewis'e göre yalan söyleyen çocuklar diğer çocuklara göre daha zekidir. Lewis'in bu kanıya varmasının sebebi araştırmalarının sonucunda yalan söyleyen çocukların diğer çocuklara göre IQ seviyelerinin 10 puan daha yüksek olmasıdır. Bu konuda yapılan başka araştırmalar ise zekânın yanında yalan söyleyen çocuklarda beyindeki yürütücü işlevlerin ve sosyal becerilerinin daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ancak, çocukların 2-3 yaşlarında yalan söyleyememesi ebeveynleri endişelendirecek bir durum olmamalıdır. Yalan söyleme kapasitesi interaktif oyunlar ve rol yapma oyunlarıyla geliştirilebilir.

Çocukların yalan söylemesi ebeveynler için çelişkili bir durum oluşturabilir. Bu çelişkiyi ebeveynlerin çocuklarının hem yalan söyleyebilecek kadar zeki, hem de yalan söylemeyecek kadar ahlaklı olmalarını istemeleri yaratır. İyi yalan söyleyebilen çocukların aynı zamanda yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış bir davranış olduğunu anlaması için yalan söylemenin yanlış olduğunu vurgulamak yerine dürüst olmanın yararları ön plana çıkarılmalıdır. Araştırmalara göre, yalan söyleyen çocukları cezalandırmaktansa doğru söyleyen çocukları ödüllendirmek daha etkili bir yöntemdir.

Her zaman inanılanın tersine, iyi yalan söyleyebilen çocuklar zekidir. Ancak, burada unutulmaması gereken önemli nokta çocuklara yalan söylemenin ahlaki olarak yanlış olduğunu aşılamaktır.

Derleyen: Vanessa Toledo
Kaynak: The New York Times

89 Hits

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Sporcu Çocuklarınıza Verebileceğiniz 6 Önemli Mesaj

Ebeveynlerin çocuklarına spor yapmakla ilgili verdikleri mesajlar, çocukların spora bakış açılarının şekillenmesini büyük ölçüde etkiler.

Çocuklarınıza verdiğiniz mesajlar sonuç, beklenti ve baskı içerikliyse bazı kötü sonuçlara neden olabilir. İlk olarak, çocuklarınız bu külfetli mesajların ağırlığı altında ezilip, kötü performans gösterebilir ve hedeflerine ulaşamayabilirler. İkincisi, spor yaşantıları çocuklarınızın stres, olumsuzluk ve korku kaynakları haline dönüşebilir. Üçüncüsü, çocuğunuz bu tatsız deneyimleri sizlerle bağdaştırabilir ve sporlarını itici bir hale dönüştürdüğünüz için size karşı öfke, hatta nefret duyguları beslemeye başlayabilirler.

Buna karşılık, aşağıda bahsedilen mesajları çocuğunuza iletirseniz, genç sporcularınızın spor deneyimleri için kesinlikle farklı bir başlangıç noktası oluşturursunuz. Birincisi, korku, şüphe veya endişe olmaksızın cesaret, güven ve taahhüt ile ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. İkinci olarak, spor hayatlarını eğlenceli ve zenginleştirici bir deneyim olarak algılarlar. Üçüncüsü, çocuklarınız bu heyecan verici deneyimleri sizinle paylaşacak, onlara böyle bir fırsat sunduğunuz için sizlere minnet duyacaklardır.

1. Elinden gelenin en iyisini yap
Genç sporcularınıza bir alışkanlık kazandırmak istiyorsanız bu, sıkı çalışmak ve her fırsatta elinden gelen her şeyi yapmaya çalışmak olmalıdır. Bu basit alışkanlık, spor ve yaşamda başarı için gereklidir.
2. İyi bir sporcu ol
Atletik hayatlarında bir derece, başarı elde etmelerinin yanı sıra çocuklarınızın spor yaşamlarından güzel değerler edinmelerini istersiniz; kurallara uymak ve başkalarına saygılı olmak gibi
3. İyi Eğlenceler
Çocuklarınız sporla ilgilenmekten hoşlanmıyorsa, onları kendilerini daha çok besleyecek başka bir etkinlik bulmaları için teşvik etmelisiniz.
4. Takım arkadaşlarını destekle
Bir takımın parçası olma; sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek anlamına gelir. Çocuklarınızın iyi bir takım arkadaşı olmaktan öğrenecekleri.
5. Kazanmak sporun getirilerinden sadece bir tanesidir
Genç sporcularınızın başarılı olması herkes için keyif verici ve değerli olsa da kazanmak sporun amacı değildir. Bu nedenle, kazanmayı önemsememelisiniz. Çocuklarınızın spor yapmaktan öğrenebilecekleri güzel değerler, tutumlar, inançlar, beceriler ve alışkanlıklara odaklanmalısınız ki bunlar da hayatlarının her alanında onlara çok şey kazandıracaktır.
6.Seni seviyoruz!
Asla yeteri kadar "Seni seviyorum" diyemezsiniz. Yarışmalardan önce ve sonra, kazansalar da kaybetseler de çocuklarınıza sevginizi ifade edin. Bu mesaj tek başına, onların kendilerine olan güvenlerini arttıracak ve kendilerini güvende hissetmelerine neden olacaktır.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

82 Hits

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Daha Az Oyuncak Neden İyi Bir Seçenektir?

Söz oyuncaklara gelince, gelişim ve yaratıcılık açısından, azı karar çoğu zarar denilebilir. Tatiller anılar oluşturma zamanıdır fakat çoğu evde tatiller çocukların dilek listelerinde bulunan mutlaka alınması gereken heves duyduğu bir şeyi, oyuncağı veya herhangi bir şeyi aceleyle kapmak anlamına gelir.

Alışveriş merkezlerindeki uzun kuyruklardan ve tuhaf kalabalıklardan bıkan ebeveynlere iyi bir haber var. Ohio'daki Toledo Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre oyuncaklardaki bolluk çocukların oyun kalitesini azaltıyor. Daha az sayıda oyuncağa sahip olmak küçük çocuğun odaklanmasını ve daha yaratıcı bir şekilde, hayali oyuna angaje olmasını sağlayabiliyor. Bebek Davranış ve Gelişimi adlı dergide yayınlanan Ortamda Bulunan Oyuncak Sayısının Çocukların Oyununa Etkisini inceleyen çalışmaya göre daha az sayıda oyuncağa sahip olmak daha mutlu bir oyun ve en sonunda da daha derin bir bilişsel gelişimle sonuçlanıyor.

Araştırmacılar, yaşları 18 ila 30 ay arasında bulunan 36 çocuk katılımcıyı serbest oyun seanslarında gözlemlemişlerdir. Çocuklara ya 4 ya da 16 oyuncak verilmiştir. Çalışmanın sonucunda iki oyuncak grubu arasında çocukların oyunlarının kalitesinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Sürdürülebilir oyun ve diğer çeşitli oyun tavırlarıyla değerlendirildiğinde, 4 oyuncak grubunda yer alan çocukların 16 oyuncak grubunda yer alan çocuklara göre daha kaliteli bir oyuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Esasen, daha az sayıda oyuncak verildiğinde, çocuklar onlarla daha çeşitli biçimlerde ve daha uzun zaman dilimlerinde oynamışlardır.

Toledo çalışmasının araştırmacılarından biri olan Alexia Metz, her katılımcının her iki grupta da - 4 oyuncak ve 16 oyuncak- farklı günler ve rastgele sıra ile oynadıklarını böylece farkın sadece ortamdaki değişiklikten (oyuncak sayısı) kaynaklandığını ve çocuklardaki çeşitliliği bir ölçüde kontrol ettiklerini belirtmiştir. Çocuklara 16 oyuncak verildiğinde, Metz ve diğer araştırmacılar dikkatin dağılmasını ve dezavantajı doğrulayabilmiştir. Bu çalışmanın sonucu oyuncak sayısındaki bolluğun ne tarz bir dikkat dağılımı yarattığını göstermiştir. Daha az oyuncak verildiğinde katılımcılar daha uzun süreli bir şekilde oyun oynamışlardır.

4 oyuncak grubunda olan çocuklar oyuncaklarla 1 buçuk kat daha fazla etkileşime sergilemiştir. Bu durum, küçük çocukların daha az oyuncak verildiğinde daha karmaşık, daha gelişmiş şekillerde oynama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oyuncağa karşı artmış bir ilgi gelişimin pek çok yönüne (Örneğin hayali ve mış gibi oyun oynama, kendini ifade etme, ince motor koordinasyonu gibi fiziksel özelliklere ve problem çözme becerilerine) pozitif olarak etki etmektedir.

Çocuklarınıza hediye olarak oyuncak alırken, özellikle de küçük yaştaki çocuklarınıza, kendinize şu soruları sormanızda fayda var: Çocuğumun gerçekten bu oyuncağa ihtiyacı var mı? Bu oyuncak onun oyun zamanını zenginleştirecek mi yoksa sadece öylesine bir iki hafta kullanılacak ve sonra yok sayılacak mı?

Tatil alışverişinizi yaparken yeni bir oyuncak yerine yaratıcı ve bağ kurabileceğiniz ritüeller yaratmayı bir düşünün. Yıllık film izleme tarihleri belirlemek, yılda bir pişirilen bir kurabiye hazırlamak veya tatil menüsünü birlikte hazırlamak gibi planları uygulayabilirsiniz. Araştırmalar ailelerin materyal veya eşyalar yerine aktivitelere yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Psikolog Thomas Gilovich, insanların geriye dönüp baktıklarında satın aldıkları materyallerden çok deneyimlerini daha büyük bir doyumla hatırladıklarını bulmuştur. Deneyimsel şeyleri satın alan insanların, örneğin kayak pistine giriş kartı veya konser bileti gibi, maddesel şeylere para harcayan insanlara oranla daha fazla mutlu olduklarını göstermiştir.

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

138 Hits

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin Uyku Problemiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Bebeğinizin öğle uykusu sizin için günün en huzurlu ve sessiz saati olabilir. Bu öğle uykusu, kendinize ayırabileceğiniz çok değerli birkaç saat olabilir. Çocuğunuzla ilgilenmeniz gerekmeyen bu süre zarfı, dinlenebileceğiniz, yarım kalan işlerinizi bitirebileceğiniz veya keyif alacağınız aktiviteleri yapabilmek için güzel bir fırsattır.

Fakat bir gün bebeğinizin sabah veya öğle uykusuna artık ihtiyacı kalmayacaktır. Yürümeye yeni başlayan çoğu çocuk sabah uykusunu bıraksa da hala öğle uykusuna yatar. 3-4 yaşlarına geldiklerinde uyumamaya başlayabilirler.

Bebeğiniz uyumamaya başladığında bu durumla başa çıkabilmek için birkaç önerimizden yararlanabilirsiniz:

1. Uyku vaktini düzenleyin

Artık gün içindeki uykular kesildiğinde çocuğunuzun akşam uyku saatini normalden daha erkene çekmeniz işine yarayabilir. Bu şekilde hem çocuğunuz yeterince uykusunu alabilecek hem de siz kendinize gün içerisinde daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

2. “Sessizlik Vakti”ni kullanın.

Bebeğiniz eğer gün içinde uyumak istemiyorsa, uyku vakti yerine “sessizlik vakti”ni devreye sokabilirsiniz. Bu “sessizlik vakti”nde bebeğiniz sessizce yatağında uzanabilir veya ses çıkarmayan oyuncaklarla oynayabilir. Bu şekilde çocuğunuz sakinleşecek ve günün kalanı için enerji toplayabilecektir ve siz bu süre içinde kendi istediklerinizi yapabileceksiniz.

3. Birlikte bir aktivite yapın.

Çocuğunuz uyumak istemediğinde, çocuğunuza uygun ve çocuğunuzun hoşuna giden bir kitabı birlikte oturup birkaç bölümünü ona okuyabilirsiniz.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: EverydayFamily

125 Hits

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Anneler, Babalar Şu Telefonlarınızı Artık Kapatın!

Ebeveynlerin sürekli telefonlarıyla meşgul olmaları, çocukların rahatsız eder ve olumsuzluklara karşı dayanıklılıklarını azaltır.

Küçük çocuklar sürekli anne-babalarının dikkatlerini çekmeye çalışırlar. Hayatta kalmaları için onların ilgilerine ihtiyaçları olduğu gibi, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimleri içinde buna gereksinimleri vardır. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ebeveynler fiziksel olarak orada olsalar da telefonlarıyla meşgul olduklarından dolayı dikkatleri dağılabiliyor, çocuklarına daha az tepki veriyor ve bu nedenle de çocuklarına farklı şekillerde zarar verebiliyorlar.

1. Cep telefonlarıyla meşgul annelerin çocukları daha kötümser ve dayanıklılığı daha düşük olabiliyor.

Bir çalışmada, 7 aydan 2 yaşına kadar olan bebekler; mizaç, sosyal katılım, keşif ve ayrılma sonrası yeniden birleşme konularında değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, anneleri cep telefonlarıyla meşgulken, çocukların daha fazla sıkıntı yaşadıklarını ve çevrelerini keşfetme ihtimallerinin daha düşük olduğunu belirtmiştir. Annenin duygusal olarak uzaklaşmasının ve çocuğuna tepki vermemesinin yarattığı olumsuz etkiler gibi telefon kullanımının da bebeklerin sosyal-duygusal işlevleri ve ebeveyn-çocuk etkileşimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır.

2. Çocuklar kendilerini ebeveynlerin dikkatini çekmek için akıllı telefonlarla rekabet etmek zorunda ve önemsiz hissederler.

13 yaşındaki 6008 çocukla yapılan geniş çaplı uluslararası bir araştırmada; ebeveynleri yemek, sohbet veya diğer aile zamanlarında cep telefonlarını kullandıklarında, çocukların %32’si kendilerini önemsiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için teknoloji ile rekabet ettiklerini ifade etmişlerdir. Çalışmadaki çocukların yarısından fazlası ebeveynlerinin telefonlarında çok fazla zaman harcadıklarından şikayetçi olmuşlardır.

3. Dikkati dağılmış ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin yetersizliği çocukların sosyal ve duygusal gelişimine zarar verir.

Dikkati dağıtmış anneler daha az güvenilir ve daha az özenli olma eğilimindedirler. Araştırmacılar, dağınık ve düzensiz bakımın, ileriki zamanlarda duygusal bozukluklara dönüşebilecek olan, beyin gelişiminde bozulmalara neden olduğu sonucuna vardı: "Duygusal sistemin gelişmesi için öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyacımız vardır".

4. Ebeveynleri cep telefonunu kullandıklarında çocuklar, üzgün, kızgın ve yalnız hissediyorlar.

Yine bir araştırmacı, 4 ila 18 yaş arasındaki 1000 çocukla röportaj yaparak ebeveynlerinin mobil cihaz kullanımını sormuş. Anne-babalarının cihazlarında olduklarında çoğu çocuğun kendilerini "üzgün, kızgın ve yalnız" olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Birkaç küçük çocuk, ebeveynlerinin cep telefonlarına zarar verdiklerini veya onları sakladıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynler, çocuklarıyla birlikteyken telefonlarını ellerine almadan önce iki kez düşünmelidirler. Bu şekilde davranarak çocuklarımıza; onların bizim için önemli olmadıklarını, bizim ilgimizi yeterince çekmediklerini ve gelen bir mesaj sesinin birlikte geçirdiğimiz zamanı bölmesinde bir sakınca olmadığını söylemiş oluyoruz.

Tutarlı, güvenilir ve onlara odaklanan ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı gelişim gösterirler.

Çocuğunuz yanınızdayken telefonla ilgilenmek, bir tür psikolojik uzaklaşma ve yanıt vermeme biçimidir. Telefonunuzu hiç kullanmamaktan bahsetmiyoruz. Acil bir mesaja cevap vermek veya hızlı bir şekilde görüşme yapmak, özellikle de çocuğunuzla ilgiliyse, kabul edilebilir.. Çocuğunuzla birlikte olduğunuzda mümkün olduğunca, onunla birlikte olun. Telefonu ve diğer elektronik cihazları uzaklaştırın. Çocuğunuzun büyümesine, mutlu bir yetişkine dönüşmesine yardımcı olacak kısa anların keyfini çıkarın.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Psychology Today

240 Hits

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120
Whtasapp eBülten Aboneliği

Güncel psikoloji haberleri ve makalelerini ücretsiz takip etmek için telefon numaranızı yazın.