Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Gençlerle İletişim: Pozitif Ebeveynlik

Bu günlerde çocuğunuz üzerinde pek fazla etkiniz yokmuş gibi hissedebilirsiniz, ancak gençlerin davranışları ebeveynleriyle olan bağlarının gücü ile büyük oranda ilişkilidir. Gençler ve ebeveynleri arasındaki iyi ilişkiler, okul başarısı ve bireylerin genel mutluluklarıyla pozitif ilişkilidir.

1. Unutmayın siz bir ebeveyn ve arkadaşsınız.

Gençler, ebeveynlerinin onları anlamalarını, takdir etmelerini ve koşulsuz sevmelerini bekliyorlar; yani aslında ilişkilerinin bir dostluk formunda olmasını istiyorlar. Ama aynı zamanda biraz bağımsızlıkları olsun da isterler, bu yüzden bazı zamanlar kendinizi dışarda kalmış hissedebilirsiniz. Ebeveyn rolünüzü, çocuğunuza ne yapacağınızı söylemek için değil de çocuğunuzla yakınlık kurmak için kabul edilebilir bir şekilde kullanırsanız, size kendini daha fazla açıp, paylaşmaya daha yatkın olacaktır.

Yakın arkadaşlığınız çocuğunuzun size olan saygısını azaltır mı? Hayır. Arkadaşlarınıza saygı duymuyor musunuz? Duygusal olarak gerçekten yanınızda olanlara değer vermiyor musunuz? Eğer çocuğunuza saygı, düşünce ve özgünlük sunarsanız karşılığında sizde aynılarını çocuğunuzdan alacaksınız.

Çocuğunuza olmak istediğiniz kadar yakın olduğunuz da bazen otoritenizi kullanıp, hayır demeniz gerekir. Eğer sık sık yapıyorsanız, bu bir şeylerin yanlış olduğunun göstergesidir. Ancak bazen gençlerin kendileri için belirleyemedikleri sınırları belirlemek için sizlere ihtiyaçları olacaktır. Bazen değerlerinize sadık kalmaya ve hayır demeye ihtiyacınız olacaktır.

2. Güvenli paylaşım zamanı belirleyin.

Her akşam yemeğinden sonra masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce birkaç dakika baş başa görüşme yapmak, birbirinizden haberdar olmanıza ve açık iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Günde 23 saat boyunca anne ve babalarının kim olduğunu unutan gençler bile, iyi geceler sarılması ve gece konuşmasına güzel karşılık verirler. Kısa, günlük konuşmalara ek olarak, genç çocuğunuzla özel bir şeyler yapmak için haftalık düzenli bir rutin oluşturun; bu dondurma yemek için dışarı çıkmak ve ya birlikte kısa bir yürüyüş yapmak bile olabilir.

3. Aktif bir ebeveyn olun.

Oğlunuzun veya kızınızın büyüdüğünü ve daha fazla özgürlüğe ihtiyacı olduğunu kabul etmeyi ret ederek, çocuğunuzu isyan ettirmeyin. Ancak çocuklarınızın nereye gideceğini, kimin yanında olacağını ve ne yapacaklarını sormaya çekinmeyin. Çocuklarınızın arkadaşlarını ve ebeveynlerini tanımaya çalışın, böylece yaptıkları aktiviteler konusunda daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

4. Çocuğunuza hedeflerini belirlerken destek olun.

Genç çocuğunuz, elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor. Ebeveyn olarak işimiz gençlerimizi desteklemektir. Ancak çocuğunuzun, onlar için belirlediğiniz hedeflere ulaşmasını beklemeyin. Çocuğunuz, kendisini olduğu gibi seven ve amaçladığı her şeyi yapabileceğine inanan bir ebeveynin desteği ile kendi hedeflerini kendi belirlemelidir. Kendi sesini bulmaya çalışırken, çocuğunuzun tutkularını ve araştırmalarını destekleyin.

5. Çocuğunuz hazır olana kadar onu bağımsızlığa zorlamayın.

Her gencin bağımsız bir bireye dönüşmek için kendi zaman çizelgesi vardır. Gerçek bağımsızlık, başkalarıyla olan yakın ilişkileri içerir. Çocuğunuzun onu, bağımsızlığa ittirdiğinizi hissetmesi sağlıklı DEĞİLDİR – bu çocuğunuzu onaylandığını, değer gördüğü akran grubuna fazlasıyla bağımlı hale getirir. Genç çocuğunuz er ya da geç, bağımsız hale gelecek, onun zaman çizelgesine saygı gösterin.

Bu aralar genç çocuğunuzun listesinin en üstünde olmayabilirsiniz, ancak yakın durmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun sizi uzaklaştıracağını varsaymayın, pes etmeyin.

Derleyen: Ezgi Emiroğlu
Kaynak: Aha! Parenting

84 Hits

Çocuğunuz üzgün olduğunda duygu koçluğu yapmak

Çocuğunuz Üzgün Olduğunda Duygu Koçluğu Yapmak

Duygu koçluğu duygusal olarak zeki çocuklar yetiştirmenize, çocuğunuz üzgün olduğunda sakin kalabilmenize ve çözümler üretebilmenize yardımcı olur. Peki duygu koçluğu nasıl yapılır?

1. Önce kendinizi sakinleştirin.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

2. Bağlantı kurun ve güvenli bir ortam yaratın.

  • Mola düğmenize basın: durun, sadece şimdilik gündeminizi bırakın ve çocuğunuzla meşgul olmadan önce derin bir nefes alın.
  • Amacınızın çocuğunuzun fırtınasını arttırmak değil de dindirmek olduğunu kendinize hatırlatın.
  • Çocuğunuzun duygularını kişisel olarak algılamayın. Bu sizinle ilgili eğil, çocuğunuz “Senden nefret ediyorum!” diye bağırsa bile bu onunla ilgili: onun karışık hisleri ve halen gelişmekte olan beyniyle ilgili.
  • Kendinizi şöyle teskin edin: “Bu acil bir durum değil” veya “Bu çocuğum üzgün olduğunda onun için orada olabilmem için bir fırsat”.
  • Bedeninizdeki hisleri fark edin.
  • Rahatsızlık hissediyor musunuz veya çocuğunuzun duygularının uzaklaşmasını sağlamak için bir dürtünüz var mı diye fark etmeye çalışın. Bu fırsatı çocuğunuzla daha yakın bir ilişki kurmak ve ona duygularını kabul etme ve yanıtlama konusunda faydalı dersler öğretmeniz için kullanacağınızı hedefleyin.

3. Empati kurun.

  • Çocuğunuzun sesiyle eşleşin. Çocuklar ne kadar üzgün olduklarını anladığınızı hissettikleri zaman kızıştırmaya ihtiyaç duymazlar.
  • Duygularını hoş karşılayın ve yansıtın, çocuğunuzun sesini aynalayın. “Çok kızmış görünüyorsun!” veya “Bu yatıya kalma olayı için biraz endişeli görünüyorsun.”
  • Eğer çocuğunuz size bir problem tanımlıyorsa, duyduğunuz şeyi ona tekrar edin: “Seni açık ve net bir şekilde duydum. Ağabeyinin odana girip sakızını çalmasından bıkmışsın.”
  • Eğer çocuğunuz size öfke gösteriyorsa, ona uygun olmasını söyleme dürtünüze direnç gösterin. Bunun yerine, duygularını kabul edin ve ne ile ilgili üzgün hissettiğini size söylemesi için davet edin. “O şekilde benimle konuşmak için çok üzgün olmalısın. Neler oluyor hadi bana anlat.”
  • Çocuğunuzun ne hissettiğini bilmiyorsanız veya onun duygularını “isimlendirdiğinizde” öfkeleniyorsa, “üzgün” çok amaçlı güzel bir kelimedir: “Bununla ilgili ne kadar üzgün olduğunu duyuyorum.”
  • Çocuğunuzun fiziksel olarak dışa vurduğu şeyi tanımlamak onu duyulmuş ve görünmüş hissettirir ve aynı zamanda duyguları isimlendirme veya kasıtlı olarak kaçınmanıza yardımcı olur: “Dudağını ısırdığını görüyorum. Endişeli görünüyorsun.” veya “Kolların göğsünün üzerinde şöyle bağlı ve kaşların şöyle sıkı. Neler oluyor merak ediyorum?”
  • Çocuğunuzun bakış açısını kabul edin. “Arzu ettiğin şey…” veya “İstediğin şey bu değildi…”
  • Eğer çocuğunuz ağlıyorsa, kelimeler avuntu olabilir. Onları güvenli bir ortam yaratmak ve duyguları hoş görmek için tutumluca kullanın: “Herkes bazen ağlamaya ihtiyaç duyar. Bu gözyaşlarını hissetmek ve gitmelerine izin vermek güzeldir. Ben buradayım ve sen güvendesin.”

4. Çifte kontrol edin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir.

5. Konuşmayı derinleştirin.

  • Çocuğunuzun söylediklerinizi anladığından emin olmak için kontrol edin. Bu şekilde, çocuğunuzun duygularını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığınızla ilgili endişelenmenize gerek kalmaz. Sadece sorun: “Bu doğru mu?, Bana söylediğin şey bu mu? Anlıyor muyum?”
  • Çocuğunuz size katılabilir- “Tabi ki çok sinirliyim!”- ve detaylandırabilir.
  • Çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Hayal kırıklığına uğramadım, çok sinirliyim!” Bu durumda, yeniden deneyin. Eğer mümkünse çocuğunuzun tam kelimelerini kullanın ki dinlediğinizi bilsinler: “Üzgünüm, ne kadar kızgın olduğunu görüyorum. Neden böyle olduğunu bana biraz daha anlat.”
  • Veya çocuğunuz sizi düzeltebilir: “Ben sinirli DEĞİLİM!” Algınızda doğru olduğunuz açık olsa bile böyle diyebilirler. Bu çocuğunuzun anlaşılmış hissetmek yerine yargılanmış veya analiz edilmiş hissettiğinin bir işaretidir. Düzeltmeyi kabul edin ve yeniden başlayın, çocuğunuzun bakış açısını tanımlayarak daha çok bağlantı kurun: “Seni duydum. Kızgın değilsin. Bakalım anlayabilmiş miyim … İstiyorsun. Bu doğru mu?” çocuğunuzun gerçekte ne hissettiğiyle ilgili mücadele vermeyin. Önemli olan onun anlaşılmış hissetmesi. Duygularıyla hareket ettikçe ne hissettiğiyle ilgili farkındalığı değişecektir.

6. Problemi çözün.

  • Çoğu zaman, çocuklar (ve yetişkinler) duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettikleri zaman, duygular yükünü kaybeder ve dağılmaya başlar. Bu problem çözmek için bir açılış yaratır.
  • Eğer çocuğunuz hala üzgün ve negatif görünüyorsa ve problemi çözmeye açık değilse bu duygularıyla yeterince çalışmadığını gösterir ve daha önceki adımlara geri dönmeniz gerekir.
  • Çocuğunuz problem çözmeye hazır olduğunda, onlar sizden istemeden problemi çözme dürtünüze karşı gelin; bu onların üstesinden gelme becerilerine güvendiğinizin mesajını verir. Takılıp kalmış hissederlerse, beyin fırtınası yapmalarına ve seçenekleri keşfetmelerine yardım edin: “Hımm sanırım … yapabileceğini düşündün. Daha sonra ne olabilir diye merak ediyorum?”

Derleyen: Dilay Celasun
Kaynak: Psychology Today

147 Hits

Dikkat eksikliği olan çocuklar ve evcil hayvanlar

Dikkat Eksikliği Olan Çocuklar ve Evcil Hayvanlar

Dikkat eksikliği için evcil hayvan reçete edilmesi hakkında ne düşünürsünüz? Sonu gelmez okumalar, araştırmalar ve çalışmalar sonunda Dikkat Eksikliği Bozukluğu’nu alt edebilmek için başka bir yol daha keşfedildi. Görünüşe göre Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, evcil hayvanlarla ilgilenmekten ve onlarla oynamaktan son derece fayda sağlayabiliyorlar. Aşağıdaki konuşmayı çocuğunuzla yaptığınızı hayal etsenize:

Baba: “Oğlum, sende Dikkat Eksikliği var ve sana yardımcı olabilmesi için küçük şirin bir yavru köpek almayı düşünüyoruz.
Çocuk: “Yaşasın!”

Çoğu çocuğun kendisine evcil hayvan reçete edilmesi ile ilgili bir problemi olmayacaktır. Çocuğunuzun evcil hayvanına bakarak ve onunla ilgilenerek Dikkat Eksikliği’ni idare etmeyi öğrenmesini sağlayacak birkaç yolu sizinle paylaşıyoruz.

  • Evcil hayvanlar Dikkat Eksikliği olan çocuğunuza ileriyi planlayarak program yapmayı öğretebilir. Evcil hayvanlar beslenme, gezme, yıkanma vb. işler için önceden ayarlanmış bir program gerektirir. Çocuğunuz evcil hayvanın programını takip edebilmeye başladığında, ödevler, ev işleri veya başka faaliyetler için de program takip edebilmesi kolaylaşır.
  • Çocuğunuz fazladan enerjisi varsa, bir evcil hayvan ile oynamak bu sorunu çözebilir. Çocuğunuz köpek gezdirirken veya yavru bir kediyle koşuştururken fazla enerjisini atabilir ve gün içinde daha rahat hissedebilir.
  • DEHB’li çocuklar ebeveynlerin kendilerini sakinleştirmeye çalışmalarına veya azarlamalarına alışıktırlar. Evcil hayvanlar karşılıksız sevgi verirken aynı zamanda çocuğunuzu fazla enerjisi hakkında eleştirmezler. Hayvanlar çok iyi dinleyicilerdir ve çocukların kendine güvenlerini geliştirebilirler.
  • Çocuk psikiyatrları DEHB’li çocuklarla terapi yaparken evcil hayvan kullanabilirler. Örneğin, ebeveyn ve çocuklara davranış değiştirme teknikleri öğretilirken köpekler kullanılabilir.
  • Başkalarının beklentilerine göre yaşamak çocuğunda strese yol açabilir. Bir hayvan sevmek, okşamak veya sadece yakınında oturmak stresi azaltabilir.
  • DEHB’li çocuklar sosyal etkileşimde sıkıntı yaşayabilirler. Çocuğunuz dışarıda evcil hayvanıyla oynarken, diğer çocuklar otomatik bir şekilde katılmak isteyeceklerdir. Evinize arkadaşlık etmesi için bir çocuk çağırdığınızda, evcil hayvan aradaki buzları eritecek çok güzel bir araçtır.
  • DEHB’li çocuklar için açıkhava aktiviteleri çok yararlı olabilir. Temiz hava ve aerobik egzersizlerinden sağlanan iyi dolaşım beyne giden kan akışındaki oksijen miktarını arttırır. Çocuğunuz köpeğini okula gitmeden önce sabah yürüyüşe çıkarırsa sınıfta dikkatini toplama ve odaklanmada daha başarılı olacaktır.

Derleyen: Talia Molina
Kaynak: PsychologyToday: “Pets & Kids with ADD” (Jeff Hamilton)

118 Hits

Çocukları brokoli yemeye zorlamalı mısınız?

Çocukları brokoli yemeye zorlamalımısınız?

Yemek masasında savaşın bir birleşimini hissedebilirsiniz. Brokoli yemeği tabaktadır. Çocuğunuz gözlerinizin içine bakıyor ve kararlılıkla gözlerini aşağıya indiriyor ve size bir mesaj verdiği açıktır. Bu sebzeler zorlamadan yenmiyorlar. Günümüzde sağlıklı beslenme üzerine odaklanılması, ebeveynlerin çocuklarının ne yediğiyle ilgili daha fazla baskı ve endişe hissetmelerine neden olabilir. Soru o zaman şu : Ne kadar zorlarsan onu yapar? Yemek saatlerinde çocuklarınızı ne kadar sıkıştırıyorsunuz?

Aşağıdakiler, sağlıklı beslenmeyi hayatımızda öncelikli olmasına yardımcı olabilecek, ancak akşam yemeğini mutlu bir yerde tutabilecek bazı önerilerdir.

Zorlamayın:

Kendinizi yemek sırasında çocuklarınızın gözünde korkutucu buluyorsanız, geri çekilme zamanı geldi. Yemek masasını bir savaş istasyonuna çevirmek, daha sonra yaşam boyu yemekle ilgili diğer sorunlara yol açabilir. Doğru gıdaları yemeyi, bir emir değil keyifli bir deneyim olarak görmek istersiniz. Bu konuda hayal kırıklığınızı ve kaygılarınızı azaltın ve çocuklarınıza daha rahat ve daha iyi davranma şansı verin.

Yeni Gıdaları tanıtmaya devam edin:

Çocukların, sağlıklı yemek yemeğe alışmalarından önce birçok yeni yiyecekler sunuldu. İlk etapta bir şeyden hoşlanmazlarsa vazgeçmeyin. Bir veya iki sebze ısırıkları bile sizin için bir zafer olabilir, çünkü çocuk yavaş yavaş bu tadı kabul eder.

Sağlıklı Yemek Ödülü:

Bazı ebeveynler yemek yeme olayını rüşvete çevirirler. Bunu savunmuyorum. Çocuğunuzun sağlıklı gıdaları tüketme davranışının desteklenmesini istiyorsanız bunu olumlu takviye olarak adlandırın.

En iyi ödüllerden birinin övgü olduğunu unutmayın. Onlara sağlıklı ve güçlü olmasını sağlayacak lezzetli yemek yemeleri için, kendilerinden gurur duymalarına yardımcı olun.

Çocuklara Kontrol ve Seçim Duygusu Verin:

Zihinsel sağlık uzmanları arasında popüler bir görüş, çocuklara ayrı yemek önerilmemesi gerektiğidir. Herkesin yemesi gereken yemeği yemeliler. Sonuçta, tüm aile için ayrı yemekler hazırlamak pratik ve hoşgörülü olmayabilir. Ancak, ben bu stratejiyi ılımlılıkla uygulanmalı.

Bazı günler aile yemekleri olarak belirlenir, ancak bazıları serbest günlerdir. Aile yemek günlerinde, çocukların kesinlikle nefret etmediği bir kaç şeyi yapmaya ve mümkün olduğunca çok seçenek sunmaya çalışın.Atıştırmalıklar için, çocuklar için seçim yapabileceğiniz çok çeşitli sağlıklı seçenekler sunun.

Çocuklarınızla sağlıklı yemek yeme savaşını kazanmanın gerçek yolu ,yemeği onun kendisinin yemesidir. Yemek yemesinde tutarlı davranırsanız, sonunda yemek yiyecektir. Yavaş olacak. Olağandışı olacak. Sabrınızı son derece deneyecek, ancak gerçekleşecektir.

Derleyen: Duygu Ballı
Kaynak: Psychyology Today

159 Hits

Diğer Çocuklardan Gelen Öfke

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Çocuğunuzun Sesini Çıkarmasına 6 Adımda Yardımcı Olun

Bir anne danışmanına “Birkaç gün önce iki tane kız büyükanneleriyle yürüyüp geçerken 2 yaşındaki çocuğum ve ben su birikintilerinde sıçrıyorduk. 3 yaşında olan oğluma doğru yürüdü ve “seni öldüreceğiz” dedi. Kızın su birikintilerinin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüğü açıktı ve düşmanlıkla bağırıyordu Ya öfkeli olan sizin kendi çocuğunuz değil de başka çocuklarsa? diye sordu.” Danışman ise “Diğer 3 yaşındaki zor bir zamandan geçiyor gibi görünüyor. Ve tabi ki bu sizin çocuğunuz için travmatik bir deneyim olabilir. Hepimiz çocuklarımızı bu gibi olaylardan korumayabilmeyi dileriz. Fakat bunu yapamayacağımız için, haydi çocuklarımıza seslerini çıkartıp diğerlerine saldırmadan kendilerini savunmaları için yardım edelim. Hepimizin kaçınılmaz olarak yolumuz çıkan mutsuz insanlarla baş ederken kendi oturmuş haysiyetimiz ve merhametimizle kalmayı öğrenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde hem biz hem de çocuklarımız acı yerine sevgi ekleyerek yaşadığımız dünyanın dönüşmesine yardım edebiliriz.

1. Diğer çocuğa verilebilecek uygun bir tepki için model olun

“Delirdin mi! Diğer çocukların su birikintilerinde oynamalarını istemediğini mi söylüyorsun?”

Besbelli ki, genellikle öfkeli bir yabancıyla etkileşimde bulunmayacaksınız. Fakat kaba insanların çoğu pozisyonlarının kabul edilmesini ister. Bir kez onların endişelerini anladığını belli ettiğinizde, genellikle daha az tehdit edilmiş hissederler ve bu nedenle daha az tehditkâr olurlar. Mutsuz hissetmesi için bir nedeni varmış gibi görünen bir çocukla konuşuyor olduğunuzdan, onun bakış açısını kabul ederek bir şeyleri basitçe çözümleyebilirsiniz.

“Sanırım su birikintilerini paylaşmak zor olmalı, değil mi? Merak etme, hepimizin eğlenmesi için bol bol su birikintisi var!”

Siz daha kibar ve empatik olabildikçe, diğer çocuk daha da yumuşayacaktır. Kim bilir hatta belki gülümseyebilir ve beraber oynamaya başlayabilir. En sonunda çoğu çocuk omuz silkip devam eder.

2. Çocuğunuzun güvende olduğuna dair güvenini tazeleyin.

Çocuğunuza dönün ve “O kız su birikintilerinde oynadığımız için kızgın, merak etme, ben herkesi güvende tutacağım, herkes için bol bol su birikintisi var.” gibi bir şey söyleyin. Eğer diğer çocuk buna kulak misafiri olduysa bu çok iyi. O çocuk için de bu kadar kendi öfkesinin kurbanı gibi hissetmek muhtemelen korkutucudur.

3. Eğer diğer çocuk “Hayır! Bunlar BİZİM su birikintilerimiz!” gibi uygunsuz bir şey söylerse veya çocuğunuza doğru fiziksel olarak hareket ederse,

Aralarına girerek çocuğunuzu korumalısınız. Model yüksek sesle sınırınızı yeniden ifade etmenizle güçleniyor. Örneğin, kesin bir dille “Paylaşmak zor biliyorum, fakat bunlar HERKESİN su birikintileri. Biz burada kalacağız böylece sen de o su birikintilerine sahip olabilirisin.” diye söyleyebilirsiniz.

4.Çocuğunuzu sesini çıkartması için destekleyin.

Başka bir çocuğun, sizin çocuğunuzu iterek, ondan bir şey çekip alarak hak ihlali gerçekleştirdiği durumlarda, acil bir durummuş gibi davranmayarak, kendisi adına konuşması için açıkça izin verin. Nazikçe çocuğunuza “Sen iyi misin?” diye sorduktan sonra “Bedenimi itme” veya” Hey, bununla ben oynuyorum, benim işim bittiğinde bunu sana vereceğim” demesi için destekleyebilirsiniz.

5. Eğer gerekliyse, diğer çocuğa eşlik eden yetişkinden yardım isteyin.

Başka bir yetişkinle kavga eden bir duruma düşmeyi veya kötü bir iş yaptıklarını ima etmek istemezsiniz. Bunun yerine onlara gülümseyin, direkt olarak adım atmaları için yardımlarını isteyin ve şöyle bir şey söyleyin ”Kızınız bu su birikintilerini seviyor ve kendine özel bir su birikintisine ihtiyaç duyuyor gibi! Bizim ailemiz şuanda bu su birikintisini kullanıyor. Bu su birikintisinde bizim işimiz biter bitmez kızının kullanmasına mutlu oluruz.” Bu noktada, yetişkinlerin çoğu çocuklarını başka bir su birikintisine doğru hareket ettirecektir.

Başka bir yetişkine ebeveynlik konusunda nasıl daha iyi iş çıkaracaklarını “öğretmeli” misiniz? Evet! Modelleme her zaman en güçlü öğretme yoludur. Sevgi ise her zaman en güçlü öğretmendir.

6. Duygularını çalışması için çocuğunuza yardım edin.

Başka birinin öfkesinin nesnesi gibi hissetmek çocuğunuz için korkutucu bir durum. Diğer aile gittiği zaman, “Bu zordu, değil mi? Bence o kız zorlu bir gün geçiriyor olmalı. Sen ne düşündün?” diye konuşun. Eğer üzgün görünüyorsa, “Affedersin, bu su birikintisinde ben oynuyordum! Ben bitirir bitirmez sen bununla oynayabilirsin.” diye konuşma deneyimi yaşaması için birazcık rol yapma oyunu oynamayı isteyebilirsiniz. Yüksek ve kuvvetli bir ses kullanması için onu teşvik edin.

Ya sonra? Şakacı bir şekilde ona su birikintisini paylaşıp paylaşmayacağını sorarak veya kendinizinkini paylaşmak için onu davet ederek ikinizin de hissettiği kaygıyı gidermek için çocuğunuzu olayla ilgili güldürün.

Derleyen: Dily Celasun
Kaynak: Psychology Today

198 Hits

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120
Whtasapp eBülten Aboneliği

Güncel psikoloji haberleri ve makalelerini ücretsiz takip etmek için telefon numaranızı yazın.