Dijital Çocukların Geleneksel Anne Babası Olmak

Dijital Çocukların Geleneksel Anne Babası Olmak

""Dijital bir dünyada yaşıyoruz, ancak hepimiz analog canlılarız"

Omar Ahmad

Dijital dünya etrafımızı ve hatta zihnimizi çevrelemiş durumda. Örneğin birisiyle tanışmadan önce onun dijital dünyadaki kimliğiyle tanışıyoruz, düşünmeye ve hayal etmeye izin vermeyecek kadar dijital dünya üzerinden birbirimize maruz kalıyoruz, çoğu zaman etkileşimde gibiyiz ama geçici etkileşimler. Çocuklu ailelerde bu çerçevenin kapsamı biraz daha farklı. Birçok anne baba için dijital medya ve cihazları “ne onlarla ne onsuz” konumunda; çoğu durumda ebeveynler için kurtarıcı işlevi görmekte ancak çocukla çatışılan konuların da başında gelmekte. Sahi dijital dünya kimin için kurtarıcıdır, çocuk için mi yetişkin için mi? Dijital dünya kullanımına hayır diyemeyen çocuk mudur yetişkin midir?

Bu yazıda çocuklu aileler için dijital dünyanın önemli çıkmazlarına değinmeye çalışacağım. Yazı boyunca Uzm. Dr. T. Atilla Ceranoğlu’nun ‘Dijital Çocukların Geleneksel Anne Babası Olmak’ başlıklı konuşmasından da alıntılar yapacağım.

Dijital dünya dost mu düşman mı?

Dijital dünya-çocuk ilişkisindeki yaygın endişeler şiddet eğilimine yol açması ve teknolojiye bağımlı kılarak sosyal ilişkilerden çekilme yaratması yönündedir. Bunlar üzerinden dost veya düşman olarak nitelendirilmeye çalışılır, bu da “ya hep ya hiç, ya tamamen iyi ya tamamen kötü” gibi tanımlama ihtiyacına işaret etmektedir. Aslında şu daha sağlıklı bir değerlendirme olacaktır: Dijital dünya ilişkiler açısından kolaylaştırıcı veya engelleyici olabilir.. Örneğin bir doğum günü partisinde çocuklar Fifa Turnuvası düzenlediyseler veya birbirlerine İnstagram üzerinden fotoğraflar gösterip yorumlar yapıyorsalar, o kadar da endişelenmeye lüzum olmadığı söylenebilir. Çünkü ilişkinin akışı bozulmamaktadır. Kimsenin birbiriyle konuşmadığı ve sosyal medyadaki arkadaşlarıyla yazıştığı bir aile tablosu kesinlikle daha endişe vericidir.

Şiddet içerikli oyunlar, çocukları şiddete eğilimli yapar mı?

Dijital oyunlar şiddete ve erotik içeriğe özendirme, gelişebilecek duyarsızlaşma ve aşırı heyecan, stres gibi aşırı uyarımlar nedeniyle sakıncalı bulunmaktadır. Ebeveynlerin bu tepkisi terapi odasında oyuncak silah gördüklerinde verdikleri tepkiyle oldukça örtüşmektedir. Çoğu anne baba açık veya kapalı şekilde silahlardan ve askerlerden hoşlanmadığını söyleyerek, çocuğun askerli, silahlı, kesmeli sembolik, yani mış gibi, oyunlarını onaylamadığını hissettirir. Halbuki bu sadece bir oyundur, askerler kimi zaman güvenlik görevlisi, kimi zaman toprakları koruyan komutan, kimi zaman da ne kadar güçlü olduğunu hissettirmesine yardım eden savaşçı olurlar. Bu oyunlarda da yetişkinlerin düşündüğü gibi temel amaç çoğu zaman öldürmek veya kan dökmek değildir. Dijital oyunlar için de aynısı geçerlidir. Yaratılan karakter sadece o dünyaya aittir, çocuk o karakterle kendisini ayırt edebildiği sürece oyunda olan oyunda kalacaktır.

Ceranoğlu da, kanıtlanmış bilimsel araştırmalar üzerinden şiddet içerikli oyunların şiddet eğilimine neden olduğu inanışını doğrulayacak yeterli bilgi olmadığını belirtmiştir. Aile içinde şiddetin olup olmadığı, çocuğun o oyuna başlamadan önceki davranışlarını da hesaba katmak önemlidir. Aile içi şiddetin veya iletişimsizliğin olduğu ailelerde, çocukların bu stresten uzaklaşmak için dijital dünyaya sığındığı bilinmektedir.

Dijital dünya ve uyku arasındaki ilişki

2015 yılında 8-15 yaş aralığındaki çocuklarla yapılan bir araştırmada, çocukların %50’sinden fazlasının toplamda 5-8 saat kadar ekran başında zaman geçirdikleri bulunmuştur. Ceranoğlu bu zamanın uyku zamanından çalındığını vurgulamaktadır ve asıl endişelenmemiz gereken konunun uyku kaybı olduğuna dikkat çekmektedir: “Uykunun bize ne yaptığını tam bilemesek de, uykusuzluğun ne yaptığını net şekilde görebiliyoruz”. Özellikle akşam saatlerinde dijital medya kullanımının uyku sorunlarına yol açtığı kanıtlanmıştır. Beynin kendini kapatamadığı, uyku haline geçemediği görülmüştür, bu da uykuya geçmekte gecikmeye, uyku sürelerinin kısaltmasına ve/veya bölünmesine yol açmaktadır.

Sağlıklı gelişim için ideal uyku saati 2 yaş için 10-15 saat iken, 12 yaş ve üzerindeki çocuklar için 8-10 saattir. Uykudan önceki 2 saat içinde dijital oyun oynayan 10-17 yaş arası çocuklar 12 ay arayla takip edildiklerinde, yoğun şekilde uyku eksikliği ve yorgunluk şikayetleri saptanmıştır. Bu da çocukları ve gençleri uyku borcuyla yaşamaya itmektedir, uykusuz kalınan hafta içi ardından hafta sonu daha fazla uyunsa dahi, aradaki farkın kapanmadığı görülmektedir. Ceranoğlu bu durumu açken abur cubur yendiğinde, gelen tokluk hissinin geçiciliğine benzetmektedir.

Uyku, dijital medyanın zihinsel beceriler (dikkat, akademik başarı, öğrenme) üzerindeki etkisinde de önemli belirleyicilerden biridir. Örneğin gün içinde öğrenilenlerin hatırlanmasında en önemli faktör o geceki uykunun kalitesine bağlıdır. Uyku, gün içinde öğrenilenlerin tekrar edilmesi, önemli ve önemsizlerin ayrılması, önemlilerin uygun yere depolanması gibi önemli görevlere sahiptir. Akşam 8’den sonra dijital oyun oynayan çocukların, ertesin gün dikkat becerilerinde ve sözel performansında düşüklük yaşandığı ortaya çıkmıştır. Uyku ve açlık gibi ihtiyaçların çocukların duygu regülasyonundaki rolü de düşünüldüğünde, uyku öncesindeki 2 saatte dijital aletlerin kapatılması elzemdir. Çocukların bunu yaparken, ebeveynlerin de bu kurala uyması atlanmamalıdır.

Kim, Nerede, Ne Kadar Kuralı

Kim: Uzmanlar 2 yaşına kadar ekran kullanılmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Tisseron gibi kimi uzmanlar alt sınır olarak 3 yaşı kabul etmektedir. Ceranoğlu 2 yaş civarında dijital cihazların sadece iletişim amaçlı kullanılmasını önermektedir. Anne, baba veya uzakta olan aile üyeleriyle telefonda konuşmak yerine görüntülü konuşma yapmanın ilişkide olumlu etkiye sahip olduğunu aktarmıştır. 2-5 yaş aralığında kesinlikle bir yetişkin gözetiminde nitelikli içeriklerin kullanabileceğini, ancak bunun 1 saatin geçilmemesi gerektiğini belirtmiştir.

Nerede kuralı: Ceranoğlu dijital aletlerin kesinlikle yatak odası içinde bulunmasına karşıdır. Bunun nedeni, dijital aletlerin sayısının uyku üzerindeki olumsuz etkiyi arttırmasıdır. Çocuklara dijital cihazların, yetişkinlerin oralarda olduğu ortak kullanım alanlarında verilmesini önermektedir. Sosyal medyayı denetlemek, yaşına uygun olmayan içerik kullanımını önlemek ve gölge hesaplardan korumak için bu önerinin yerinde olduğu kanaatindeyim. Çünkü çocuklar oldukça meraklı, etraflarında duydukları bir şeyi hemen googlelama veya YouTube ta aratma eğilimindeler, yaşlarına uygun olmayan yoğun içeriğe maruz kaldıklarında bunları işlemeleri oldukça zor olmaktadır.

Ne kadar kuralı: Ceranoğlu’na göre dijital cihaz kullanmada idealin günde 2 saatin aşılmaması olduğunu söylemektedir. Aralıksız uzun bir kullanım yerine 2 saati gün içine bölüştürmeyi önermektedir. Ancak burada erken yaşta eline dijital cihaz verilen ve günde 6 saat kullanımı olan bir çocuk ve ailesi için hemen uygulamaya konulabilecek bir şey olmayacağının farkında, “yine de oraya ulaşmaya çalışılmalı” demektedir.

Ebeveynlere düşen roller

1.Ebeveyn tutumu: Dijital medya kullanımında çocukların ve gençlerin bilinçli eşlikçilere ihtiyaçları vardır. Ceranoğlu, küçük yaş çocuklarında sınırlayıcı ebeveyn tutumunun daha ağırlıkta olabileceği, ancak ergenlerde paylaşımcı bir tutumun daha yerinde olacağını aktarmıştır. “Ben ne yaparsam yapayım bırakmayacak” gibi pessimist tutumun ve “büyüyünce kendiliğinden bırakır” gibi iyimser tutumun değişimin önündeki iki engel olduğuna dikkat çekmektedir ve ebeveynleri sorumluluk almaya davet etmektedir.

2.Net ve tutarlı kurallar: Ceranoğlu ebeveynlere çocuklarını dijital dünya ile tanıştırma konusunda direnebildiğiniz kadar direnmenizin önemli olduğunu savunmaktadır. Dijital cihazların günlük hayata dahil olduğu ilk günden itibaren sınırlar net ve tutarlı olmalıdır. Bunun için modemlerin ara yüzüne girerek (kullandığınız internet tarayıcısının websitesi adı kısmına 192.168.1.1 yazarak arayüze ulaşabilirsiniz) belli cihazlar için kısıtlamalar ve haklar tanımlamak, telefon ve tabletlerin ayarlar kısmında yer alan ekran süresinden herbir uygulama için zamanı tanımlamak alınabilecek somut önlemlerden bazılarıdır.

3.Kontrollü esneme: 40 dklık oyun süresi başladığında saati kurunuz, zamanın dolmasına beş dakika kala çocuğunuza haber veriniz. Saat çaldığında “Anlaştığımız gibi 40 dk doldu, hadi bakalım oyununu kaydet ve kapat” deyiniz. O anlarda çocuklardan gelen cevap sıklıkla “ama daha bu bölüm bitmedi ki” olur. Ceranoğlu o anlar için “elbet bitecek olan maçın uzatma dakikaları” benzetmesini yapmaktadır, çocuğunuza o bölümü tamamlaması ancak yeni bölüme başlamaması şeklinde bir esneklik göstermeyi tavsiye etmektedir.


Kaynakça

BaHammam, A., Bin Saeed, A., Al-Faris, E., & Shaikh, S. (2006). Sleep duration and its correlates in a sample of Saudi elementary school children. Singapore medical journal, 47(10), 875.
Ceranoğlu, T. A. (2020). Dijital Çocukların Geleneksel Anne Babası Olmak semineri.
Hale, L., & Guan, S. (2015). Screen time and sleep among school-aged children and adolescents: a systematic literature review. Sleep medicine reviews, 21, 50-58.
Peterson, S. (2019). Is Your Child a Digital Addict? Here’s What You Can Do. Nyt Parenting. https://parenting.nytimes.com/childrens-health/child-screen-time
Rosenfeld, D. (2015). Ruh, Zihin ve Psikanalist-Bilgisayar Oyunlarına Psikotik Bağımlılık. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Tisseron, S. https://en.wikipedia.org/wiki/Serge_Tisseron

Yazar: Cansu TorunE-Posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120


0
Paylaşım