Davetsiz Gelen Misafir: Kardeş

Davetsiz Gelen Misafir: Kardeş

Evlilikte eşlerden birinin diğerine, “seni o kadar çok seviyorum ki, senden bir tane daha buldum” deyip koltuğunun altına taktığı yeni sevgiliyi eve getirmesine benzer, ailenin tek çocuğuna getirilen yeni bebek.. Yetişkinler çocuklarına artık hayatının tümünü yeni doğacak bir kardeşle paylaşması gerekeceği haberini verdiklerinde nedense bunun (kendilerine olduğu gibi) çocukları için harika bir haber olacağı yanılgısına kapılabilirler. Halbuki bu haber çocuğun iç dünyasında farklı ve birbiriyle çelişecek onlarca duyguyu aynı anda uyandırabilecek kadar büyük bir güce sahiptir. Kıskançlık, haset ve suçluluk, çocukların doğal olarak hissedecekleri, anne-babaların ise anlamakta en zorlanacakları duyguların başlıcalarıdır.

Peki çocuklarına kardeş geleceği haberini veren ebeveynlerin niçin bu kadar korktukları ve sakındıkları bir duygudur kıskançlık? Anne babalar özellikle kıskanma olasılığını çocuklarıyla yapacakları konuşmada dile getirirlerse bu düşünceyi çocuklarının zihinlerine getireceklerini, bunun konuşulmadığında ise gelecekte hiç hissedilmeyecek bir duygu olarak kalacağını hayal edebilirler. Halbuki çatışmaların, üzüntülerin ve rekabetin var olduğu bir hayatta kıskançlık ve haset de yetişkinlerin olduğu kadar çocukların da en doğal ve gerçek duygularıdır. Çocukların bu duyguları hiç hissetmemeleri umulur, bu duygularını ifade ettiklerinde de anne-babaları tarafından taşınıp kabul edilmezlerse, izin verilmeyen bu duyguları hissetmeleri onlarda büyük bir suçluluk duygusuna sebep olup, çocuğun taşımakta zorlanacağı büyük bir yüke dönüşebilir.

Peki anne-babalar yeni bebeğin gelişi ile çocukların yüklerini nasıl hafifletebilirler?

Öncelikle hatırlanmalıdır ki her çocuk biriciktir. Dolayısıyla sıkıntılarını ifade etme biçimi de her çocukta farklılık gösterecektir. Çocuğun yaşı, mizacı, ve gelişimsel olarak nerede bulunduğu bu önemli yaşam olayını nasıl karşılayacağı ve nasıl tepkiler geliştireceğini belirler. Özellikle 1-3 yaş arasındaki çocuklarda ebeveynlerinin sevgisini kaybetme korkusu, yeni bebeğin gelişi ile artık daha gerçek bir hal alabilir. Örneğin iki yaşındaki bir çocuk artık istediği şeyler için daha uzun süre beklemek zorundadır ve yalnız vakit geçirmeyi artık daha sık deneyimleyecektir. Çocuğun sevdiği ve kardeş gelmeden önce zevkle yaptığı aktiviteler (yüzme, parka gitme, en sevdiği oyunu anne-baba ile oynama gibi) büyük olasılıkla sekteye oynayacak ya da ertelenecektir. Çünkü artık evde yaşamsal olarak anne-babasına gereksinim duyan, bağımlı bir bebek vardır ve planlar bebeğin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecektir.

Evdeki tahtını yeni gelene kaptırma endişesiyle bu yaş aralığındaki çocukların çevrenin dikkatini üzerine çekmek için yeniden bebek konumuna dönmeleri söz konusu olabilir. Çocuk bu noktada şunu hayal eder: Eğer bebek anne-babamın ilgisini daha çok çekebiliyorsa, o halde ben de bebekliğime geri dönerek anne-babamın ilgi ve sevgisini geri kazanabilirim. Kardeş gelmeden önce gayet güzel konuşan fakat kardeş ile konuşması bebekleşen, ya da tuvalet becerisini tamamlamasına rağmen beze geri dönen ya da emziklerine sarılan çocuklara işte bu yüzden rastlarız. Yenidoğanın hayata girmesiyle ilk çocuklarda sıklıkla yaşanan gelişimsel gerilemelerin altında anne-babayı geri kazanma arzusu yatmaktadır. Burada anne ve babalara düşen en önemli görev çocuklarının kıskanma ve rekabet duygularını fark edip, bunu onlar adına dile dökmeleri ve bunu konuşulabilir kılmalarıdır. Anne babası tarafından duygularının anlaşıldığını ve kabul edildiğini hisseden çocuk, zamanla bebek kalmaya çalışarak büyümenin avantaj ve rahatlığını kaçırdığını fark edecek ve bu yöntemden vazgeçecektir.

Bebek olmayı deneyen çocuk bunun uzun süre mümkün olmadığını anlayınca bu sefer de “bebeğe sahip olma” rolünü benimseyebilir. Yenidoğan kardeşe anne-baba gibi bakım verme telaşında olan bu çocuklar çoğunlukla ebeveynlerinde olumlu duygular uyandıracaklarından, kardeşe aşırı ilgilerinin altında yatan kıskançlık duygularını yetişkine daha az hissettireceklerdir. Çocuğun anne baba ile bu aşırı özdeşleşme ve bebeğe sahip olduğunu düşünme hali de yetişkinler tarafından yardım çağrısı olarak görülmelidir! Çocuğun görevi yalnızca çocuk olmaktır. Hızlıca olgunlaşıp kardeşe bakım verme arzusuna kapılmak, çocuk için altından kalkması güç bir yük olacaktır. Kaygı ve endişeleri de beraberinde getirecektir.

Ebeveynlerin küçük kardeşi doğan çocuklara yapabilecekleri çok değerli bir diğer iyilik ise onlara suçluluk duygusu yaşatmamaktır. Anne-babanın çocuğuna kardeşe karşı ne hissedip, ne hissedemeyeceğini söylemesi (Kardeşini nasıl sevmezsin? Bundan utanmıyor musun? Küçük bir kardeşin olduğu için sevinmelisin gibi) çocukta suçluluk duygusu uyandırır. Çünkü yetişkin bunu istese de istemese de, çocukta bu duyguların tümü vardır. Bu duyguları taşımanın yasak olması da çocuğu sıkıntıya sokacaktır. Çocuklarının küçük kardeşlerine karşı öfke ve nefretlerini hisseden ebeveynler çocuklarına bebeği sevmeme hakkına sahip olduğunu fakat ona zarar vermesine izin veremeyeceklerini anlatmalılar ve kendisini çok sevdikleri gibi kardeşini de çok seveceklerini hatırlatmalılardır.

Çocuklara verilecek en önemli mesajlardan biri de anne ve babanın kucaklarında yeni bebeğe de çocuğa da yetecek kadar yer olduğudur.

Kendinize ve çocuklarınıza ait her duyguyu kucaklayabileceğiniz güzel bir yıl dileklerimle....


Bunları biliyor muydunuz?

  • Yetişkinlerin romantik ilişkilerinde ya da iş hayatlarında kendilerinden daha iyi birine yerlerini kaptırma kaygılarının köklerinin hayatın erken dönemindeki kardeş meselelerine dayandığı düşünülebilir.
  • Erken dönem kardeş meselelerinin yansımaları yetişkinlikte eş ilişkilerimizde ya da çocuklarımızla ilişkilerimizde şekil değiştirip yine karşımıza çıkabiliyor. Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, anne-baba arasındaki anlaşmazlıkların çoğu zaman anne babaların erken dönemde kendi kardeşleri ile çatışmaları ile ilişkili olduklarını göstermektedir. Benzer şekilde ebeveyn-çocuk arası çatışmaların da kaynaklarının çoğunlukla ebeveynin kendi kardeşi ile erken dönemdeki meselelerine dayandığı düşünülmektedir.

Nil Ertürk
Uzman Psikolog

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cumartesi: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul


  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Profilimiz
  • Psikoloji Blogu

  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120
Whtasapp eBülten Aboneliği

Güncel psikoloji haberleri ve makalelerini ücretsiz takip etmek için telefon numaranızı yazın.