Anneler ve Kızları

Anneler ve Kızları

İnsan kendini ve yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışır. Bu anlamlandırma sürecinde ebeveynler mercek altındadır doğal olarak. İnsan, ebeveyniyle geçmişte kalanlar için değil sadece, bu gün de devam etmekte olan ilişkilerini sorgular, yolunda gitmeyen ilişkileri için bazen onları, bazen kendini suçlar, affetmeye, affedilmeye çalışır. Sevgiler, öfkeler, kırmalar, onarmalar şeklinde devam eder hayat sarmalı…

 

Bu yazının amacı; anneler ve kızları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişki içindeki olası sorunları kısaca irdelelemek olacak.

 

Anne bir bebek için önce her şey anlamına gelir. Yani hem kendini hem dünyayı onun üzerinden tanımladığı varlık. Hem nesne hem de tüm çevre. Bu duygu bazen ideal, tam, mükemmel olma zorlantısını, sürekli hata yapıyor ya da yapacak olma kaygısını beraberinde getirebiliyor anneye. Oysa şu da bilinen bir gerçektir ki, ideal insan olamayacağı gibi ideal, tam, mutlak doğru bir anne de yoktur. Winnicott “yeterince iyi anne” kavramından bahseder, elinden geleni yapan, bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayan anne… Başlangıçta anne ve çocuk dış dünyadan farklı, ikili bir dünya içindedir. Baba, anne ve çocuk arasında yaşanan neredeyse iç içe geçmiş bu yakınlıkta bir tampon görevi görür-görmelidir (Babanın olmadığı yerde annenin dışındaki diğeri de aynı fonksiyonda olabilir). Annenin de desteği ile baba da çocuğun ilgi alanına girer. Sonra yavaş yavaş açılan bu yoldan, diğerlerine yönelir; kardeşlerine, büyüdükçe arkadaşlarına, okul arkadaşlarına, iş arkadaşlarına ve en sonunda eşine.

 

 

Kadınlar ve erkekler duygusal, fiziksel, hormonal olarak farklı iki cinstir ve belki de bu farklılık dünyayı ilginçleştirir. Ayrıca iki ayrı cinsin anneleriyle kurdukları ilişki biçiminde de kendine özgü farklılıklar vardır. Kız çocuğu doğal olarak babalarından çok annelerine benzer. Ve kız çocukların anneden ayrılıp bağımsızlaşma süreci erkek kardeşinden biraz daha zorlu olabilir. Erkek çocuk kendine benzemeyen birinden ayrılıp, kendine benzeyen birine yaklaşır, babasına. Oysa kız çocuklarını annelerine yakınlaştıran güçlü bir çekim vardır. Onun, annesinin yörüngesinden ayrılıp dış dünyaya açılabilmesi için işi erkek kardeşinden daha zordur. Burada babanın görevi (oğlunun olduğu gibi) kızının, anne yörüngesinden çıkıp, önce babayı ve bu kanaldan dış dünyayı tanımasına yardım etmektir. Fakat burada yine önemli bir anne faktörü vardır ki o da; babanın bu ikili ilişkiye yaklaşması, kendi arzusu kadar annenin müsaade etmesiyle, o alanı babaya açmasıyla mümkündür. Bu nedenle, pek çok kadın için annesinden ayrılıp bağımsızlaşma süreci zordur.

 

Empati kurma konusunda kadınlar erkeklerden daha yeteneklidirler. İki tarafı keskin kılıç olan bu yetenek bazen engelleyici bir etkiye sahiptir. Kadın annesinin arzusunu bazen kendininkinden daha fazla önemseyebilir, farkında olmadan kendini onu rahatlatmaya, korumaya, mutlu etmeye adayabilir. Ve nihayetinde bu davranışsal kalıbı öteki ilişkilerine de taşıyabilir.

 

Yine annenin, baba ve diğerleriyle olan ilişkisi, hayat karşısındaki duruşu, etkinliği, sorun çözebilmesi özellikle model olduğu için kız çocuğuna aktaracağı davranış kalıplarıdır ve onun bağımsızlaşmasında, çevresiyle, arkadaşlarıyla ve giderek yetişkin hayatında eşiyle ilişkilerini etkileyebilecektir.

 

Aynı cins olmanın getirdiği özdeşleşme dışında kültürel özelliklerin de etkisi ile, anneler bazen kız çocuklarına daha fazla bağlanırlar. Aile içinde yaşanan sorunlar karşısında küçük yaştan itibaren kız çocuğunun annenin dert ortağı olduğu, olayların içine çokça çekildiği sıklıkla görülen bir durumdur. Ve küçük kız büyüyüp yeni ilişkiler kurmaya başlayınca “en iyi arkadaşını” yani annesini yalnız bırakmaktan dolayı suçluluk duyar.

 

Annenin kendi ayrılık kaygılarını çocuğuna, sıklıkla da kızına aktarması, ona bağımsızlığı öğretmekte yetersiz kalması yetişkinlikte kadının pek çok sorun yaşamasına sebep olabilmektedir.

 

Herkes yaşamındaki en önemli kişi olan annesiyle mutlu, bağımlı değil ama iyi bağlara dayalı bir ilişki kurmak ister. Ama gerçekte ideal olana erişmek zor bazen olanaksızdır. Çoğu zaman da çatışmalar şu andaki anneyle değil, geçmişteki anneyle yaşanır. Onları değiştirerek şu anda yaşanan sorunlara çözüm bulunacağı zannedilir. Oysa yetişkin düzeyinde artık yapılması gereken geçmişteki ilişkilerin dinamiğini ve bunun şu andaki etkilerini, ilişki kalıplarını anlamaya çalışarak bunları daha sağlıklı olanla değiştirmek, dönüştürmek olmalıdır. Yetişkin sorumluluğunda kişi artık eksik olduğunu gördüğü şey her neyse onu tamamlamanın yollarını bulmayı amaçlar. Yanlışların ya da eksiklerin bıraktığı izlerin iyileşebilmesi için bağışlamak ve gözlem yapmak, kendi hayatı üzerinde denetimi ele alacak davranışlar geliştirmek yoluna gider. İnsan bu aşamada kitaplardan, filmlerden, başkalarının deneyimlerinden, özellikle yakın dostlarından alacağı desteklerden bazen de profesyonellerden yardım alır.

 

Yetişkin kadın, içindeki küçük kız çocuğuna dair yetersizlikleri onarabilecek yaratıcı güçlerini, üreticiliğini, diğerleriyle olan yapıcı ilişkilerini devreye sokarak onarımını gerçekleştirebilir. Farkındalık kazanmak ve bu gücü devreye sokmak her zaman mümkündür. Kadın bu bilgilerini ve bilgeliğini kendi kızına ve çevresindeki diğer kadınlara aktarıp model ve rehber olabilir.

 

Gülay Öter
Uzman Psikolojik Danışman

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul



  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120
0
Paylaşım
Whtasapp eBülten Aboneliği

Güncel psikoloji haberleri ve makalelerini ücretsiz takip etmek için telefon numaranızı yazın.