Kavgalı Çiftler -1

Kavgalı Çiftler -1

Demek kavga ediyorsunuz? Yani herkes gibi... Yani siz ve eşiniz birbirinden farklı iki zihin ve birbirinden ayrı iki ruhsallık taşıyorsunuz ve bu yüzden de her zaman aynı fikirde değilsiniz. Bu durum birlikte olamazsınız demek değil ki. İlişkinizin zaman zaman acı verici olması çuvalladığınız anlamına da gelmiyor. Hatta durumu iyi yönetirseniz buradan daha iyi bir yere de gidebilirsiniz. Birlikte tabii.

Kavga ilişkinizin tadını kaçırır, evet. Nereden kaynaklandığı bilinmese de soğukluk getirir aranıza. Edilen sözler, kimi zaman tamamen kontrolden çıkmış eylemler, kötü izler bırakır. Bazen sorun yalnızca para, çocuklar, aileler, arkadaşlar ve cinsellik gibi evliliklerde neredeyse her zaman çatışma konusu olan meselelerdir. Bazen de her iki partner de en son niye birbirlerine bağırdıkları konusunda bir tür amnezi yaşar; yani ortada gözle görülür hiç bir neden yoktur anlaşamamak için. Kimi zaman da hatıralar hep canlı tutulur, örneğin her tartışma, yıllar öncesinde bir tarafın annesinin yapmış ya da söylemiş olduğu bir şeye gelir dayanır.

Her çiftin kavgasının kendine özgü bir dokusu vardır. Bazen tartışma hızlı bir biçimde yükselir ve hemen söner, bazen tansiyon yavaş yavaş yükselir; hafta sonunu kaplar ve etkisi günlerce sürer. Hiç fark edilmeden başlayan çatışmalar da vardır. Dil uzatmalarla başlar, sarkastik sözler önce gülerek karşılanır sonraysa şaka kaka olur.

Örüntü nasıl olursa olsun, değişmeyen bir şey vardır ki kavga etmek çifte acı verir. Tartışmalar çok sıklaştığında ve yoğunlaştığında, kalıcı olarak hissedildiğinde, çiftler ayrılığa doğru yolculuk ettiklerini düşünmeye başlayabilirler. Alarm çanları çalmaya başladığında “artık yeter!” demek istenir. Artık bir şeyleri değiştirmenin zamanı gelmiştir.

Bu yazıda, sizlere sürekli kavga halinde olmaktan nasıl çıkılabileceğine dair bazı görüşlerimi iletmeye başlayacağım. Tahmin edebileceğiniz gibi bu oldukça uzun bir konu. Bu nedenle bu yazıyı bir serinin ilki olarak düşünelim.

Elbette çiftlerin kendilerine özgü çatışmalarını oluşturan, ortak bilinçdışı dinamiklerini ortaya çıkarmanın ve bunlar üzerinde birlikte çalışmanın yeri terapi odası. Bu yüzden spesifik konuları konuşmayı seans saatine bırakıp genel bazı noktaları ele alarak başlayalım.

Eşlerden birinin “artık yeter” noktasına gelmesinin nedenleri şunlar olabilir:

İlişkiniz içindeki bir durum, aslında daha iyisini hak ettiğiniz düşüncesini tetikleyebilir. Bir çok kez tartışma yaşamışsınızdır ve ilişkinizin keyfi kaçmıştır. Artık böyle yaşamak istemediğinize karar verebilirsiniz.

Diğer bir neden de ilişkiye dışarıdan bakmanıza neden olacak bir durumdan kaynaklanabilir. Bir arkadaşınız şakayla karışık en sıkı kavga eden çift seçildiğinizi söylemiş olabilir ya da başka çiftlerin birbirinden çok daha fazla zevk aldığını ve bunun size hiç olamayacağını düşünebilirsiniz.

Sebep her ne ise, sonunda bir şeyleri değiştirmeye karar verdiniz. Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız bu konunun sizi ilgilendirildiği anlaşılıyor. Zor zamanlar yaşadınız ve şimdi bu mesele hakkında bir şeyler yapmak istiyorsunuz.

İlk yapılması gereken, gerçekçi bir beklenti edinmek, gerçekten neyin mümkün olduğuna bakmaktır. Çatışma tamamen kontrol dışı görünebilir. Çok yoğun negatif duygular vardır, örneğin öfke gibi; tartışmanın nereden başladığı bilinmez, söylenen her söz gerginliği daha da tırmandırır. Bu durum çiftleri büyüsel bir çözüm arayışına götürür. Sihirli bir dokunuş olsun ve her şey düzelsin. Bütün farklılıklar, anlaşmazlıklar, kavgalar, acı veren duygular yok olsun. Ve bunların yerini sonsuza kadar mutlu bir birliktelik alsın.

Ne yazık ki size bunun mümkün olmadığını söylemek zorundayım. Aslına bakarsanız mümkün olsaydı da siz bunu istemezdiniz. Çünkü farklılıkların, kavganın ve acı veren duyguların olmadığı bir ilişki, ferah bir cennet değil, boğucu sıcaklıkta bir cehennem olurdu. Gücün, yürekliliğin ve tutkunun olmadığı, içindekilerin büyüme ve gelişme potansiyeline alan vermeyen boğucu bir hapishane. Umarım kimse böyle bir konumda olmayı istemez.

O halde öncelikle birbirinizin farklı olduğunu kabul ederek işe başlayın. Bütün insanlar, aile öyküleri, yetiştirilme biçimleri, kişilikleri, duyguları, ihtiyaç ve istekleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Aslında ilişkileri işler kılan, benzerlikler değil, tamamlayıcılıklardır. İyi anlaşan çiftler, birbirlerinin zayıflıklarını dengelerler.

Hepimiz birbirimizden farklıyız. Tartışmalar da bu farklılıkların kaçınılmaz sonucudurlar. Herkesin dünyaya bakışı farklılar taşır ve kişiler her zaman bir noktada anlaşmazlık yaşayacaktır. Tartışma olmamasının tek yolu, eşlerden birinin sürekli olarak ihtiyaçlarını yok sayması ve bir fikri yokmuş gibi davranmasıdır.

Eğer anlaşmazlıklar varsa bunlar üzerine kavga etmek de kaçınılmaz olacaktır. Sorun, kavganın yapıcı mı yoksa yıkıcı biçimlerde mi ele alındığıdır. Konular üzerinde konuşmak her iki tarafın da ihtiyacının duyulmasının tek yoludur.

Duygular kontrolümüzde değildir. İstemeseniz de bir yerlerden gelirler. Kontrol edebileceğiniz ise bu duygularla ilgili farkındalığınız ve bunları nasıl ifade edeceğinizdir. Acı veren duygular, bir şeylerin halledilmesi gerektiğinin işareti gibidir. Ateşin temasını hissedip elinizi çekmezseniz eliniz yanar. Size iyi gelmeyen duyguları yok sayarsanız problemlerin varlığını da görmezden gelirsiniz. Ta ki kendilerini iyice görünür kılana kadar.

Bu yazıda en temel kuraldan bahsettim. Bu da eşinizle aranızdaki farklılıkların varlığını olumlu bir faktör olarak algılamanız gerektiği. Çiftler birbirlerinden ne kadar farklıysalar birbirlerine sunacakları da o kadar fazladır. Birbirinizle aynı fikirde olmamayı öğrenmelisiniz. Yalnızca tartışırken sarkastik, küçümseyici ve tacizkar olmayın yeter. İhtiyaçlarınızın karşılanmasını istemeye hakkınız olduğuna inanmayı öğrenmelisiniz.

Çatışmayı yapıcı bir biçimde anlamayı öğrenen çiftler, farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını düşmanca değil dostça ele almayı da becerirler. Birbirinizin yaklaşımlarını ve fikirlerini ilişkinize entegre edebilirlerseniz, birbirinizin güçlü yanlarından yararlanmayı ve zayıflıklarınızı nötralize etmeyi de öğrenmiş olursunuz. Kişisel gelişim açısından bundan daha iyisi düşünülebilir mi? Daha keyifli bir çift ilişkisi de cabası.

Gülenbaht Şentürk
Uzman Klinik Psikolog

Yazar: Gülenbaht ŞentürkE-Posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Bağlantılar

Nesil Aile Danışma Merkezi


Çalışma Saatlerimiz

  • Hafta İçi: 9:00 - 18:00
  • Cmt: 9:00 - 18:00
  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120

Adresimiz

Süleyman Seba Cd. No:62 Spor Ap. Kat:1 Daire:2
Vişnezade / Beşiktaş/ İstanbul




  • 0212 225 0444
  • 0533 472 6120


0
Paylaşım